Fetva Meclisi
السؤال
Hocam Hilfü’l-Fudûl olayı için Peygamberimiz, eğer İslam’da onun gibi bir sözleşmeye çağrılırsam katılırdım açıklamasında bulunmuştur. Bu kıssada hakların tahakkuku, İslam bir alternatif haline gelip devleti oluşmuş olsa bile mazlumların haklarının korunmasında gerekirse müşriklerle işbirliği yapılabileceğinin açık işareti vardır. Bu kıssada dikkatimizi çeken bir olay, bir şahsın mağduriyeti sebebiyle harekete geçilmesidir. Peygamberimiz maldan ve bir kişinin mağduriyetinden dolayı Dâru’n-Nedve’ye iştirak edip toplantısına katılmıştır. Buna binaen gayrimüslim bir ülkede hakların tahakkuku ve mağduriyetlerin giderilmesi için bu ülkelerde hırsıza, gaspçıya, katile ve tecavüzcüye cezasını vermek için yani onların yasalarına göre ceza vermek için o ülkelerde hâkim ve savcı olmak caiz midir, yoksa kesinlikle haram mıdır? İkinci olarak bu kıssaya bakarak bu ülkelerde mevcut partiler arasında insan hayatını, kendi mallarımızdan toplanarak oluşturulan genel bütçeyi, mallarımızı daha iyi koruyacağına inandığımız bir partiye oy vermek ve bu partide aktif siyaset yapmak caiz olur mu? Allah razı olsun.