Nevevî Kırk Hadis · 19
النص العربي
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: "كُنْت خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم يَوْمًا، فَقَالَ: يَا غُلَامِ! إنِّي أُعَلِّمُك كَلِمَاتٍ: احْفَظْ اللَّهَ يَحْفَظْك، احْفَظْ اللَّهَ تَجِدْهُ تُجَاهَك، إذَا سَأَلْت فَاسْأَلْ اللَّهَ، وَإِذَا اسْتَعَنْت فَاسْتَعِنْ بِاَللَّهِ، وَاعْلَمْ أَنَّ الْأُمَّةَ لَوْ اجْتَمَعَتْ عَلَى أَنْ يَنْفَعُوك بِشَيْءٍ لَمْ يَنْفَعُوك إلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ لَك، وَإِنْ اجْتَمَعُوا عَلَى أَنْ يَضُرُّوك بِشَيْءٍ لَمْ يَضُرُّوك إلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَيْك؛ رُفِعَتْ الْأَقْلَامُ، وَجَفَّتْ الصُّحُفُ" . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ [رقم:2516] وَقَالَ: حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ. وَفِي رِوَايَةِ غَيْرِ التِّرْمِذِيِّ: "احْفَظْ اللَّهَ تَجِدْهُ أمامك، تَعَرَّفْ إلَى اللَّهِ فِي الرَّخَاءِ يَعْرِفُك فِي الشِّدَّةِ، وَاعْلَمْ أَنَّ مَا أَخْطَأَك لَمْ يَكُنْ لِيُصِيبَك، وَمَا أَصَابَك لَمْ يَكُنْ لِيُخْطِئَك، وَاعْلَمْ أَنَّ النَّصْرَ مَعَ الصَّبْرِ، وَأَنْ الْفَرَجَ مَعَ الْكَرْبِ، وَأَنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
Ebu’l-Abbas Abdullah bin Abbas (ra) anlatıyor: Bir gün Peygamber'in (ﷺ) arkasındaydım (aynı binek üzerinde), bana şöyle buyurdu: "Ey genç! Sana bazı kelimeler öğreteceğim: Allah’ı (emir ve yasaklarını) koru ki Allah da seni korusun. Allah’ı koru ki O’nu karşında bulasın. Bir şey istediğinde Allah’tan iste; yardım dilediğinde Allah’tan dile. Bil ki, bütün ümmet sana bir fayda sağlamak için toplansa, Allah’ın senin için yazdığından başka bir fayda veremezler. Eğer sana bir zarar vermek için toplansalar, Allah’ın senin aleyhine yazdığından başka bir zarar veremezler. Kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur." [Tirmizi]. Başka bir rivayette ise şöyledir: "Allah’ı bollukta tanı ki, O da seni darlıkta tanısın. Bil ki, sana isabet etmeyecek olan şey başına gelmezdi; başına gelen şey ise seni atlayıp geçmezdi. Bil ki, zafer sabırla, kurtuluş darlıkla ve kolaylık da zorlukla beraberdir