Sünen-i Ebû Dâvûdسنن أبي داود
5274 حديث
مؤلفه أبو داود سليمان بن الأشعث السجستاني (202-275 هـ). اعتنى في كتابه بأحاديث الأحكام الفقهية، فصار مرجعاً للفقهاء.
اشتهر أبو داود بتنبيهه غالباً على ما في الأحاديث من ضعف. وسننه معدودٌ من الكتب الستة الصحيحة.
- المؤلف
- أبو داود السجستاني
- العصر
- 202-275 هـ
- النوع
- سنن (الكتب الستة)
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3581
Adiyy b. Amîre el-Kindî'den, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Ey insanlar, sizden birisi bizim bir işimizin başına getirilir de o işten (hasıl olan) bir iğneyi veya daha küçüğünü bizden gizlerse bu (gizlediği şey onun boynuna geçecek) bir bukağıdır.…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3582
Ali (r.a.)'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) beni Yemen'e hâkim olarak göndermişti. (Kendisine); Ey Allah'ın Rasûlu, sen beni gönderiyorsun ama ben daha çok küçüğüm ve nasıl hüküm vereceğimi bilmiyorum, dedim. Bunun üzerine Hz. Nebi şöyle buyurdu: "Allah senin…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3583
Ummü Seleme'den, demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben ancak bir insanım. Siz davalarınıza bakmam için bana müracaat ediyorsunuz. Bir kısmınız (hakkı savunurken) delilini ifade etme hususunda bir kısmınızdan daha güçlü olabilir, ben de ondan dinlediklerime göre…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3584
Ümmü Seleme (r.anhe)'den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Kendijerim ait bir miras hususunda ihtilâfa düşen iki kişi Rasûlullah (s.a.v.)'e geldiler. (Davalarını isbata yarayacak) bir belgeleri yoktu, sadece (kendilerine göre) bir iddiaları vardı. (Bunun üzerine) Nebi (s.a.v.)…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3585
Abdullah b. Râfi'den; dedi ki: Ben Ümmü Seleme'yi, Nebi (s.a.v.) den şu (bir önceki) hadisi (rivayet ederken) işittim. (Abdullah b. Râfî' sözlerine devamla şöyle) dedi: Miras ve kaybolup gitmiş bir takım mallar hususunda (iki şahıs Hz. Nebi'e müracaat ederek birbirlerinden)…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3586
Ömer b. el-Hattâb (r.a) minber üzerinde iken şöyle demiştir: Ey insanlar, ancak Rasûlullah (s.a.v.)'in içtihadında kesin isabet yardır. Çünkü Allah ona (doğruyu bizzat kendisi) göstermiştir. Bizden (çıkan) içtihad (lar ise, doğruyu çıkarmak için gücümüz nisbetinde ortaya konmuş…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3587
Muaz b. Muaz dedi ki: (Şu bir 3586. önceki hadisi) bana Ebû Osman eş-Şâmî de haber verdi. Ben ondan yani (Ebû Osman eş-Şâmî künyesiyle tanınan) Harîz b. Osman'dan daha faziletli birini gördüğümü sanmıyorum
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3588
Abdullah b. ez-Zübeyr'den, (şöyle) dediği rivayet olunmuştur: Rasûlullah (s.a.v.), davacı ile davalının hâkimin önünde oturmalarını emretti
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3589
Abdurrahman b. Ebî Bekre'nin, babası (Ebû Bekre)'den naklettiğine göre; Ebû Bekre, (Sicistan'da hâkimlik görevinde bulunan Ubeydullah isimli) oğluna bir mektup yazarak, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Hâkim öfkeli iken iki kişi arasında hüküm veremez
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3590
İbn Abbas'tan, şöyle dediği rivayet olunmuştur: "Sana gelirlerse ister aralarında hükmet, ister onlara yüz çevir"[Mâide 42] (âyeti kerimesi) neshedilmiştir. (Çünkü Yüce Allah daha sonra indirdiği başka bir âyet-i kerimesinde): "Ve aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet"…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3591
İbn Abbas'tan rivayet olunmuştur; dedi ki: "Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver ister onlardan yüz çevir"[Mâide 42] âyet(i ile) bunun devamı (olan), "Ve eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hüküm ver. Çünkü Allah adalet yapanı sever." âyet(i) indiği sırada Nadîr…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3592
Hıms halkından ve Muaz b. Cebel (r.a)'in arkadaşlarından (olan) bir takım insanlardan rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) Muaz'ı Yemen'e göndermek istediği zaman ona şöyle sormuştur: "Bir dava ile karşılaşırsan nasıl hüküm vereceksin?" Muaz da şöyle cevap vermiştir:…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3593
Muaz b. Cebel'den, diğer bir rivayete göre de; Hz. Nebi onu Yemen'e göndereceği zaman... (aralarında geçen konuşmayı anlatırken) bir önceki (3592.) hadisin manasını zikretmiştir
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3594
Ebû Hureyre'den rivayet olunduğuna göre Rasûllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Müslümanlar arasında sulh caizdir." Ahmed (b. Abdulvahid ed-Dımışkî bu hadise) ilâve (olarak şu cümleyi de rivayet) etmiştir: "Ancak bir haramı helâl kılan ya da bir helâli haram kılan sulh…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3595
Kâ'b b. Mâlik'in haber verdiğine göre; Kendisi, Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında, İbn Ebî Hadred'de olan alacağını, (ondan) mescidde sert bir şekilde istemiş, ikisinin sesleri de evinde bulunan Rasûlullah (s.a.v.) işitecek kadar yükselmiş. Bunun üzerine…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3596
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Size şahitlerin en hayırlısını haber vereyim mi? (Kendisinden şahitlik etmesi) istenmeden önce şahitlik (görev)ini (yerine) getiren -ya da gördüğünü haber veren- kimsedir." (Ravi) Abdullah…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3597
Abdullah b. Ömer (r.a.)'den, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu duyduğu rivayet edilmiştir: "Aracılığı Allah'ın cezalarından bir cezanın yerine getirilmesine engel olan kimse Allah'a savaş açmış olur. Bile bile haksız bir davayı savunan kimse bu davadan dönünceye kadar,…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3598
İbn Ömer de Hz. Nebi (s.a.v.)'den (bir önceki 3597. hadis'in) manasını (rivayet etmiştir. İbn Ömer'in bu rivayetinde Hz. Peygamber) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir davada zulme yardımcı olursa, kuşkusuz Aziz ve Celîl olan Allah'ın gazabına uğrar.”
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3599
Hureym b. Fâtik'den; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), (bir gün) sabah namazını kıldı, (namazı) bitince ayağa kalkarak üç defa: "- Yalan şahitliği Allah'a şirk koşmaya denk tutulmuştur." buyurdu.Sonra, "Artık -siz Allah'ı birleyen ve O'na şirk koşmayan kimseler olarak -o pis…
- Sünen-i Ebû Dâvûd, 3600
Amr b. Şuayb'in dedesinden şöyle dediği rivayet olunmuştur: Rasûlullah, (emanete) hiyanet eden erkek ve kadın ile kardeşine kin besleyen kimsenin şahitliğini kabul etmedi (ği gibi, geçimini temin etmekte) bir ev halkına bağımlı olan kimsenin şahitliğini de reddetti. (Fakat bu…