Fetva Meclisi
Question
Hocam az ama iyi arkadaşlarım vardı. Günahta ısrar edenlere kınamadan, sert olmadan ve direkt uyarmadan, dinimizden örnekler vererek günahlardan sakındırmaya çalışıyordum. Mesela, eskiden içki içen birinin Hz. Ömer’in mektubuyla bundan vazgeçtiğini veya gıybetin, kardeşinin leş etini yemek gibi olduğunu örneklerle anlattım. Bu şekilde, “senin yaptıkların günah” şeklinde direkt uyarılarda bulunmadan, nezaketle ve hadislerle/Kur’an’la anlatmaya çalıştım. Ancak, arkadaşlarım sadece kötü günlerinde yanıma geliyor, şikâyetlerini anlatıyorlardı ve bu durumdan fayda görmedim; sadece negatiflik yaşadım. Dindar görünüp başkalarını kınarken kendileri zina ve içki gibi günahlarla devam ediyorlardı. Zinayı anlatırken kelimelerim eksik kaldı ve bu davranışlara karşı soğudum. Bu cesareti nereden bulduklarını kendime sordum ve nezaketle, Allah’ın büyüklüğünden bahsedip tövbe etmelerini söyledim. Arkadaşlarımdan geçmiş güzel günlerin hatırına rağmen yavaşça uzaklaştım çünkü midem bunları kaldıramıyordu. Bir gün ben de düşerim, büyük konuşmak istemem, dünya bu, bir kararla günah çukuruna düşmek mümkündür. İletişimleri kırmadan kestim, ileride aileler olduğunda böyle arkadaşlıkların olmamasını istediğim için. Yanlışım var mı? Şimdi iyi dostlar beni bayramda bile aramıyorlar. Hiç mi hal hatır hak kalmadı, hocam?