Sahîh-i Buhârî · 841
Arabic text
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّ أَبَا مَعْبَدٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَفْعَ الصَّوْتِ بِالذِّكْرِ حِينَ يَنْصَرِفُ النَّاسُ مِنَ الْمَكْتُوبَةِ كَانَ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كُنْتُ أَعْلَمُ إِذَا انْصَرَفُوا بِذَلِكَ إِذَا سَمِعْتُهُ.
Abdullah İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediği nakledilmiştir: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında insanlar farz namazların ardından yüksek sesle Allah'ı zikrederlerdi." İbn Abbas (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir: Ben ashab-ı kiram'ın namaz'ı bitirdiklerini bu şekilde seslerini yükseltmelerinden anlardım