"Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler.
Enbiyâ سُورَةُ الأَنبِيَاءِ · 14
Arapça metin
قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
Okunuşu
kâlû yâ veylenâ innâ künnâ zâlimîn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
"Vay başımıza gelenlere! dediler; gerçekten biz zalim insanlarmışız."
Yazıklar olsun bize derler, gerçekten de zulmetmiştik biz.
Tefsir
Allah Teâlâ, sahip oldukları maddî imkânlara aldanarak şımaran, azgınlaşan ve günahlara boğulan toplumların başlarına gelen felâketleri hatırlatarak Hz. Peygamber’i yalancılık ve sihirbazlıkla itham eden müşrikleri uyarmaya devam etmektedir. Bu âyetlerin muhatabı Mekke müşrikleri olmakla birlikte, yaşayışlarıyla…
Enbiyâ 11-15. ayetlerin tam tefsirini okuyun<i>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 669</i>
Enbiyâ suresi 14. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Enbiyâ suresinde yer alır. Bu sayfada Enbiyâ 14. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Enbiyâ suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 112 ayetten oluşur.
Meali: ""Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Enbiyâ suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Enbiyâ suresi 14. ayetin meali (anlamı) nedir?
"Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler.
Enbiyâ 14. ayetin okunuşu nasıldır?
kâlû yâ veylenâ innâ künnâ zâlimîn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Enbiyâ suresi kaç ayettir?
Enbiyâ suresi toplam 112 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Enbiyâ suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Enbiyâ suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Enbiyâ 14. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
فَمَا كَانَ دَعْوَىٰهُمْ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
Baskınımıza uğradıklarında, sözleri, "Gerçekten biz haksızdık" demekten ibaret kalmıştır.
وَلَئِن مَّسَّتْهُمْ نَفْحَةٌۭ مِّنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa: "Vah bize! Doğrusu biz haksızdık" derler.
قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ
Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik."
قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ
İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler.
فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ بِٱلْحَقِّ فَجَعَلْنَٰهُمْ غُثَآءًۭ ۚ فَبُعْدًۭا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!
فَقُلْنَا ٱذْهَبَآ إِلَى ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَدَمَّرْنَٰهُمْ تَدْمِيرًۭا
"Ayetlerimizi yalanlayan millete gidin" dedik. Sonunda o milleti yerle bir ettik.