"Ölüm bize o haldeyken geldi."
Müddessir سُورَةُ المُدَّثِّرِ · 47
Arapça metin
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
Okunuşu
hattâ etânelyekîn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Sonunda bize ölüm geldi çattı.
Bize ölüm gelip çatıncaya dek.
Tefsir
Bu kümedeki âyetlerde iman veya inkâr konusunda yapılan tercihin sonuçları anlatılmakta, kişinin tercihine göre cennetteki nimetlere kavuşacağı veya cehennemdeki azaba sürükleneceği bildirilmektedir. 38. âyetle her nefsin yaptıklarına karşılık rehin olarak tutulması, sorumluluğun ferdî olduğunu, her insanın dünyadaki…
Müddessir 38-48. ayetlerin tam tefsirini okuyun\N
Müddessir suresi 47. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Müddessir suresinde yer alır. Bu sayfada Müddessir 47. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Müddessir suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 56 ayetten oluşur.
Meali: ""Ölüm bize o haldeyken geldi.""
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Müddessir suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Müddessir suresi 47. ayetin meali (anlamı) nedir?
"Ölüm bize o haldeyken geldi."
Müddessir 47. ayetin okunuşu nasıldır?
hattâ etânelyekîn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Müddessir suresi kaç ayettir?
Müddessir suresi toplam 56 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Müddessir suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Müddessir suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Müddessir 47. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ
"Hayır ama, babalarımızı da bu şekilde ibadet ederken bulduk" demişlerdi.
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
"Firavun'a git, doğrusu o azmıştır."
فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ
"Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık".
وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْءَاخَرِينَ
İşte oraya, geridekileri de yaklaştırdık.
ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًۭا
"Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır."
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ
"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."