Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.
Nâziât سُورَةُ النَّازِعَاتِ · 31
Arapça metin
أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا
Okunuşu
ahrace minhâ mâehâ vemer'âhâ.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Yerden suyunu ve otlağını çıkardı,
Oradan suyunu, otlağını çıkarıp meydana getirdi.
Tefsir
Öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenlerin dikkatleri, yeri ve göğü ile evrene çevrilerek, böylesine geniş ve kompleks olan, düzenli ve uyumlu işleyen varlıklar dünyasını yaratan kudretin insanları da öldükten sonra tekrar diriltebileceğine işaret edilmiştir. Başka bir âyette göklerin ve yerin yaratılmasının insanların…
Nâziât 27-33. ayetlerin tam tefsirini okuyun<i>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 548-549</i>
Nâziât suresi 31. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Nâziât suresinde yer alır. Bu sayfada Nâziât 31. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Nâziât suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 46 ayetten oluşur.
Meali: "Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Nâziât suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Nâziât suresi 31. ayetin meali (anlamı) nedir?
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.
Nâziât 31. ayetin okunuşu nasıldır?
ahrace minhâ mâehâ vemer'âhâ. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Nâziât suresi kaç ayettir?
Nâziât suresi toplam 46 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Nâziât suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Nâziât suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Nâziât 31. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
مِّن وَرَآئِهِۦ جَهَنَّمُ وَيُسْقَىٰ مِن مَّآءٍۢ صَدِيدٍۢ
Ardında cehennem vardır; orada kendisine irinli su içirilecektir.
فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌۭ
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ
Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü.
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهْدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ
Onun hakkında şöyle yazılmıştır: O kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli azaba götürür.
فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.