Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
Nebe' سُورَةُ النَّبَإِ · 30
Arapça metin
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
Okunuşu
fezûkû felen nezîdeküm illâ azâbâ.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.
Artık tadın, ancak azabınızı arttırırız sizin.
Tefsir
Ağırlıklı yoruma göre 29. âyette kayıt altına alındığı bildirilen “ her şey” ile insanların sorumluluğu gerektiren inanç ve amelleri, iyilik ve kötülükleri; bunların kaydedildiği “kitap ” ile de amel defteri veya levh-i mahfûz kastedilmiştir. Âyet, insanların dünyada yaptıklarından hiçbir şeyin Allah’a gizli…
Nebe' 29-30. ayetlerin tam tefsirini okuyun<em>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 537-538</em>
Nebe' suresi 30. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Nebe' suresinde yer alır. Bu sayfada Nebe' 30. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Nebe' suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 40 ayetten oluşur.
Meali: "Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız.""
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Nebe' suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Nebe' suresi 30. ayetin meali (anlamı) nedir?
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
Nebe' 30. ayetin okunuşu nasıldır?
fezûkû felen nezîdeküm illâ azâbâ. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Nebe' suresi kaç ayettir?
Nebe' suresi toplam 40 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Nebe' suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Nebe' suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Nebe' 30. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
لَا تَجْـَٔرُوا۟ ٱلْيَوْمَ ۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ
Onlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz."
قُل لَّا تُسْـَٔلُونَ عَمَّآ أَجْرَمْنَا وَلَا نُسْـَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ
De ki: "İşlediğimiz suçlardan siz sorumlu olmazsınız, sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu olmayız"
وَقَالَتْ أُولَىٰهُمْ لِأُخْرَىٰهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۢ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın" derler.
وَقَالُوا۟ نَحْنُ أَكْثَرُ أَمْوَٰلًۭا وَأَوْلَٰدًۭا وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
Ve dediler ki: "Malları ve çocukları en çok olan bizleriz, azaba uğratılacak da değiliz"
وَقَالُوٓا۟ إِنْ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ
"Hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz" dediler.
لَّقَدْ كُنتَ فِى غَفْلَةٍۢ مِّنْ هَٰذَا فَكَشَفْنَا عَنكَ غِطَآءَكَ فَبَصَرُكَ ٱلْيَوْمَ حَدِيدٌۭ
Ona: "And olsun ki, sen, bundan gafildin; işte senden gaflet perdesini kaldırdık, bugün artık görüşün keskindir" denir.