Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
Sâffât سُورَةُ الصَّافَّاتِ · 138
Arapça metin
وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Okunuşu
vebilleyl. efelâ ta'kilûn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Ve geceleyin. Hala akıllanmayacak mısınız?
Ve akşamları; hala mı akıl etmezsiniz?
Tefsir
Lût’un ülkesi Araplar’ın kuzeye doğru ticaret yolculuğu yaptıkları güzergâhta olduğu için bu kavme ait kalıntıları görmeleri ve bunlardan ibret almaları gerektiğine işaret edilmektedir (bk. Hicr 15/78). “Yaşlı kadın”, Lût’a iman etmeyen eşidir (bk. Tahrîm 66/10).
Sâffât 137-138. ayetlerin tam tefsirini okuyun<i>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 551</i>
Sâffât suresi 138. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Sâffât suresinde yer alır. Bu sayfada Sâffât 138. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Sâffât suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 182 ayetten oluşur.
Meali: "Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?"
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Sâffât suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Sâffât suresi 138. ayetin meali (anlamı) nedir?
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
Sâffât 138. ayetin okunuşu nasıldır?
vebilleyl. efelâ ta'kilûn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Sâffât suresi kaç ayettir?
Sâffât suresi toplam 182 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Sâffât suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Sâffât suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Sâffât 138. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
وَمِنْهُم مَّن يَنظُرُ إِلَيْكَ ۚ أَفَأَنتَ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَلَوْ كَانُوا۟ لَا يُبْصِرُونَ
Aralarında sana bakan vardır. Sen körleri, görmezlerken doğru yola iletebilir misin?
وَمَن نُّعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى ٱلْخَلْقِ ۖ أَفَلَا يَعْقِلُونَ
Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi?
وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ ۚ أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا۟ لَا يَعْقِلُونَ
Aralarında sana kulak veren vardır. Sen, sağırlara, üstelik akılları da almazsa, işittirebilir misin?
وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَسْمَعُوا۟ ۖ وَتَرَىٰهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ
Onları doğru yola çağırırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün, oysa görmezler.
وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍۢ مِّن قَبْلِكَ ٱلْخُلْدَ ۖ أَفَإِي۟ن مِّتَّ فَهُمُ ٱلْخَٰلِدُونَ
Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı?