Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler.
Secde سُورَةُ السَّجۡدَةِ · 30
Arapça metin
فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَٱنتَظِرْ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ
Okunuşu
fea'rid anhüm ventezir innehüm müntezirûn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.
Artık yüz çevir onlardan ve bekle; şüphe yok ki onlar da beklemedeler.
Tefsir
Allah katından gelen bildirimleri düzmece olarak niteleyen inkârcılara evrendeki olaylar ve bunlara yön veren yüce kudret üzerinde düşünme çağrısı yaparak başlayan sûre, buna paralel bir içerikle, fakat bütün bu uyarı ve yol göstermelere rağmen iman etmemekte ısrar edenler için acı âkıbetin kaçınılmaz olduğu ve…
Secde 25-30. ayetlerin tam tefsirini okuyun<i>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 360-361</i>
Secde suresi 30. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Secde suresinde yer alır. Bu sayfada Secde 30. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Secde suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 30 ayetten oluşur.
Meali: "Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Secde suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Secde suresi 30. ayetin meali (anlamı) nedir?
Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler.
Secde 30. ayetin okunuşu nasıldır?
fea'rid anhüm ventezir innehüm müntezirûn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Secde suresi kaç ayettir?
Secde suresi toplam 30 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Secde suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Secde suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Secde 30. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ
"Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır."
وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver.
لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُندٌۭ مُّحْضَرُونَ
Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler.
فَذَرْهُمْ فِى غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ
Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.