De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
Vâkıa سُورَةُ الوَاقِعَةِ · 50
Arapça metin
لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ
Okunuşu
lemecmû'ûne ilâ mîkâti yevmim ma'lûm.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!
Elbette bilinen günün muayyen ve mukadder vaktinde toplanacaksınız.
Tefsir
Bu defa, âhireti inkâr ederek dünya hayatını boşa geçirenlerin acı âkıbeti ve içine düşecekleri vahim durumlar canlı bir anlatımla tasvir edilmektedir (cehennem hakkında bilgi için bk. Ömer Faruk Harman-Bekir Topaloğlu, “Cehennem”, DİA, VII, 225-233). 45. âyetteki mütrefîn kelimesi –Kur’an’da aynı kökten gelen…
Vâkıa 41-56. ayetlerin tam tefsirini okuyun\N
Vâkıa suresi 50. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Vâkıa suresinde yer alır. Bu sayfada Vâkıa 50. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Vâkıa suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 96 ayetten oluşur.
Meali: "De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır.""
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Vâkıa suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Vâkıa suresi 50. ayetin meali (anlamı) nedir?
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
Vâkıa 50. ayetin okunuşu nasıldır?
lemecmû'ûne ilâ mîkâti yevmim ma'lûm. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Vâkıa suresi kaç ayettir?
Vâkıa suresi toplam 96 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Vâkıa suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Vâkıa suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Vâkıa 50. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.
إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ
Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.
قُلْ يَوْمَ ٱلْفَتْحِ لَا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِيمَٰنُهُمْ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
De ki: "Hükmün verileceği gün inkarcılara ne inanmaları fayda verir ve ne de ertelenirler."
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.