Fetva Meclisi
Soru
Ben Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim. Bölümün mahiyeti hakkında bilgim yoktu seçerken. Tamamen Hz. Ömer’i çok sevdiğim için ve onun adalet anlayışından etkilendiğim için bu bölümü seçmiştim. Ama şu an düşüncelerim değişti, sonuçta İslam hukukuyla değil İslam olmasın da ne olursa olsun anlayışıyla yapılmış bir hukuk sistemimiz var. Ben elime ateş topunu almaktan korkuyorum, hukuk bir ateş topu, dikenli bir yol. Ancak gel gelelim ki bizim gibi dindar insanlar olmazsa hukukta zalim ve dinsizler mi olsun anlayışıyla muhatap oluyorum sürekli. Ben bu düşünceler içinde bu yıl YÖK'ün yeni kabul ettiği bir sistem dahilinde psikolojik danışmanlık bölümüne başvurdum ve kabul edildim. Ama iş ciddiye binince düşünceler içinde kıvranmaya başladım, sürekli ikilemdeyim. Nasıl bırakırım diye sürekli düşünüyorum. Annem, babam, kardeşlerim hukukta kalmamı istiyor. Onların ısrar etme sebebi; hukukun yüksek, makamlı ve parasal yönden daha cazip olması. Ne yapmalıyım hocam? Kaderimle mi oynuyorum? Allah'ın bana nasip ettiği hukuku bırakmak, başka arayışlara girmek asilik olmuş olur mu? Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, iki tercih arasında kalırsanız kolay olanını tercih ediniz buyuruyor. Benim ezberim güçlü değil, hukuk da iyi bir ezber istiyor, bu yüzden başarısız da oluyorum. Ne yapmalıyım hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Taktiğiniz güzel. Cedelleşmeyin, nazik olun ama kendinizi de ezdirmeyin.
İstiharenizi ve rüyanızı bilemem ama siz eş seçiminde acele etmişsiniz, onun karakteri bu imiş zaten, siz geç öğrendiniz. Size tavsiyem şudur: Eşinizin bu yapısını maddeler halinde bir psikologla istişare edin. Psikolog sizi nasıl yönlendirirse onu yapın, ayrılmak veya devam etmek konusunda bilimsel destek almış olun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bayanın yeri evi olmalıdır. Mesleğiniz fena bir meslek değil ama sizin muhakkak memur olmanız gerekmez. Mesleğinizde ilerleyin, kapasitenizi artırın, insanlığa sivil alanda faydanız dokunsun. Evlenmeye, anne olmaya hazırlanın. Kalbiniz size doğruyu söylüyor. Kalbinizi zorlamayın.
Öncelikle geçmiş olsun. Ailenin senin iyiliğini düşündüğünü ve senin daha iyi tanıdıklarını unutma. Anne-babanla cedelleşme, dualarını almadan bir yola çıkma. Yeni boşanmışsın. Bir travma yaşamışsın. Bunun sıcaklığı sebebiyle doğru karar verme kabiliyetin zayıflamış olabilir. Ayrıca bir işi yapmayı sevmek ve istemek başka bir durum, karakterinin o işe uygun olup olmadığı farklı bir durum. Ciddi bir emek sarf edeceksin. Bunun için seni yakından tanıyan bu işin uzmanlarıyla çeşitli oturumlar yap. Tabi duygusal baskı yapmadan, senin üzülmen pahasına bile olacak doğru söyleyebilecek kimselerle toplantı yapabilirsin. Allah yardımcın olsun.
Böyle bir tereddütlü durumda anne baban ya da onların yerindeki bir büyüğünle karar vermelisin. Sen de bir tür öyle bir teklif bekliyordun ki kestirip atamıyorsun. Bu nedenle bir büyüğünle istişare ederek karar ver.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ sizi emellerinize kavuştursun, kalbinizi huzur ile doldursun. Çocuklarınızı İHL vermenizi tavsiye ederim. Başka bir alternatifiniz de yoktur zaten. Şu kadar ki, İHL vermeniz, elinizi kollunuzu sallayabileceğiniz bir rahatlık nedeniniz olursa pişman olabilirsiniz. İHL, diğer okullar gibidir; muhakkak takviye edeceksiniz dışarıdan. Her gün olmasa da haftada bir ahlâki gidişatını, bilgi birikimini, arkadaş çevresini kontrol edeceksiniz. Öğretmenlerine, çocuğunuzu takip ettiğinizi hissettireceksiniz. Gayet esefle beyan etmeliyim ki, bugün gelinen noktada İHLiseleri, DIŞI SENİ İÇİ BENİ YAKAN duruma gelmiştir. Korkarım çok geçmez mü'minler, çocuklarını İHL'den korumaya çalışacaklardır. Maaşını bile dert etmeyecek kadar vurdumduymaz bir eğitim kadrosu ile ne kadar imamlık eğitimi verilebileceğini merak ediyorum doğrusu. Bu sorun hepimizin sorunudur; çocuklarımızı İHL'ne salmayı, üzerimize düşeni yapmak olarak anlayınca bu kadar oluyor. Bir anne ve bir baba, kendisi ya da çocuğu ölmeden mesuliyetten kurtulamayacağını, öğretmenin, hocanın 'elin çocuğunu okutan biri' olacağını bilmelidir. Çocuklar, bizim cennet veya cehennemimizdirler. Babalar ve anneler, çocuklarını hangi okula veriyorlarsa kendilerini de adeta o okula vermelidirler. Öğretmen kadrosu, devletten çok vatandaştan çekinmelidir ki, meleklerin yardımını hak edeceğimiz bir iş yapmış olalım. Lütfen dualaşalım; bize dua edin, biz size dua edelim. Yavrularımızı, ümmetimizin yüzünü güldürecek büyüklerden biri olacak şekilde yetiştirelim. Bizim Kudüs’ümüz de budur. Davamız budur. Cihadımız budur. Lütfen çok dua edin.