Fetva Meclisi
Soru
Bu ümmet neden sessiz ve uyuşuk? Bir hareket yapalım desek biz ne yapalım bahaneleri ile dolu. Hocam biz Allah'ın şeriatını yaşamak istiyorsak ne yapacağız?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsanlık bu cevabı en az on bin senedir arıyor, sen de arayabilirsin. İnşaallah bütün cevaplar cennette bulunacak, oraya hazır olmalıyız.
Biz bir ümmetiz. Peygamber aleyhisselam efendimiz bizi bir vücudun parçaları gibi görmek istiyor. Yeryüzünün neresinde olursa olsunlar, mü'min kardeşlerimizle ilgilenmemiz, acılarını acımız bilmemiz imanımızın gereğidir. Bu bir hakikattir. Bu hakikat kadar önemli bir hakikat daha vardır ki o da sizin sorunuzun asıl cevabıdır. Bizim acıyan bir yerimiz, diğer organların sağlam olması veya olmaması ile de alakalıdır. Bugün Müslümanlar olarak, bulunduğumuz her yerde ümmet olarak bulunuyoruz. Bir yerde güç zâfiyetimiz oluşursa o yeryüzünün başka bir köşesinde yara olarak ortaya çıkabilir. Sadece bir yerde bile mü'min kalitesinde güçlü olabilsek, bu, diğer yerlerin sıkıntısının giderilmesi olabilir biiznillah. Bundan da anlaşılıyor ki, yaralı bölgemiz kadar biz de bir yara hissetmiyor olsak bile kendimizi güçlü kılmaya mecburuz. Bugün Türkiyeli mü'minler olarak, ayakta durmayı becerebilsek bu diğer bölgelerin de kurtuluşu demek olacaktır. Bu nedenle öncelikli vazifemiz acılarımıza ve acılılarımıza ağlamak hatta dua etmek değil bulunduğumuz yerde mü'min kıvamına ulaşmak için uğraşmaktır. Bu dua ile olabilir, sadaka ile olabilir, gayretle olabilir ama cihat şuurlu mü'min olmak diye de özetleyebiliriz bu düşünceyi.
Kesinlikle bu sözünüz boşunadır ve yersizdir. Bu bir umutsuzluktur, adeta kanserdir. Beyninizden bu hücreyi sökün atın. Şeytan sizi en umulmaz noktadan bitirmeye çalışıyor. Allah Teâlâ muhafaza buyursun. Doğrudur, bizim Nuh aleyhisselam kadar ömrümüz yoktur ki büyük ve çok ibadetler yapalım. Bu doğrudur. Bir başka doğru da mü'min kalmanın çok zorlaştığı bir zamanda yaratılmış olmamızdır. Her şeye rağmen unutmamamız gereken büyük hakikatler de vardır. Şunları da unutmamalıyız: • Dünya ve ahiretin efendisi Muhammed aleyhisselamın ümmetiyiz. Elhamdülillah. Bu durum bizim için bir elimizde güneşi tutmamız kadar büyük bir lütuftur. Biiznillah kıyamet günü bunu bir fark olarak bulacağız. Böyle büyük bir gerçek unutulabilir mi? Bu büyük nimete sahip olan bir neslin elbette imtihanı da ağır ve uzun olacaktır. Dert etmeye gerek yoktur. Sabır ve gayretle geçiririz bu imtihanları Allah’ın izni ile. • Allah Teâlâ imtihanımızın ağır ve uzun olacağını biliyordu, o yazdı bunu bize zaten. O nedenle de az işle çok ecir kazanma fırsatı da verdi bize. Düşünebiliyor musunuz, ahlâk bile terazimize konacak kıyamet günü. Nazik bir tebessümün bile sevap olarak yazılmasını düşünebiliyor musunuz? • Umutsuz olmaya gerek yoktur. Umutsuzluk şeytanın sebep olduğu bir kanserdir. Umutsuzluk yerine çokça namaz kılarak, istiğfar ederek ve benzeri Rabbimizin razı olacağı işler yaparak cennete hazırlanmalıyız. Sadece SEYYİDÜLİSTİĞFAR okuyarak neler kazanabileceğimizi düşünmemiz bile umutlu olmamız için yeterlidir. Saliha bir kadına vaat edilen cennet müjdelerini düşününce dahi umut dolmamız için yeterli sebep var demektir. Şeytanın propagandalarına takılacak yerde Allah’ın vaatlerine bakarız ve yürürüz biiznillah.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz şekilde yapılan faaliyetler sadece bir avuntu değildir. Yeri geldiğinde mukaddes değerleri basitleştirme noktasına da varabilir. Yapmamız gerekenleri bulmaya mecburuz. Allah yardımcımız olsun.
Aleykümselam.Mücadele bu sıkıntının adıdır. Her şeye rağmen hayat sürecek ve biz şartlarımızı unutmadan yaşayacağız. Mesele budur. Yılmak yok, bıkmak yok, oturmak yok.
Âmin. Hepimiz için âmin. Akıbetimiz hayır olsun. Duanızın devamını umarım.