Fetva Meclisi
Soru
Sayın hocam, ben araştırma görevlisiyim. Yirmi sekiz yaşında bir kızım. Üç sene önce kapandım. Üç dört senedir de bir vakit namaz dahi kaçırmama hassasiyetiyle yaşıyorum. Uzun süredir evlilik muhabbetlerim oluyor ama henüz nasip olmadı. Diyalog kurduğum kişilerde sorduğum ilk şey de namaz. Namaz kılıyorum dediklerinde haliyle detay sorma gereği duyuyorum çünkü kimi kıldığı cumaları düşünerek kılıyorum diyor. Kimisi de dışarıdayken abdesti yoksa kazaya bırakırken kılıyorum diyor. Ben de beş vakit hassasiyeti olmaması sebebiyle en baştan kesiyorum. Bu sefer ailem çok irdelediğimi, namaz kılıyor olmasıyla yetinmem gerektiğini söylüyor. Düşündüğüm zaman ben de tam anlamıyla İslamiyet’i yaşayabilen bir insan değilim. Benim de var bir sürü düzeltme gayretinde olduğum eksiklik. İlk defa namazın beş vakit olmasına bu kadar takıntılı olmamam gerektiğini düşündüm. Şimdi görüştüğüm biri de ona vesile olmamın da büyük sevap olacağından, kendisinin de çok istediğinden falan bahsetti. Ben helalleşip kestim ama aklıma çok takıldı. Diğer huyları ve özellikleri iyiyse bir insanın, namazı da dosdoğru kılmak konusunda niyeti varsa ben bununla yetinmeli miyim? Diyanette uyuşmak gerektiğini biliyorum ancak bunun kapsamına Müslümanca yaşamak mı girer sadece yoksa ibadetlerin de hassasiyetlerin de aynı derecede olması girer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Siz onunla ilgilendikçe o kendini naza aldığına göre siz şimdilik kendinizi geliştirmeye bakın. Onunla özellikle bu konularda ilgilenmeyin. Aranızdaki muhabbet arttıkça sizin etkiniz de artabilir ama bu mantıkla onu kendinizden itmiş oluyorsunuz. Bir de böylesini deneyin.
Aleykümselam.Tesettüre bürünmesi imanını gösteriyor. Sırf namaz ise sorun, namazdan ötürü boşanma kelimesini kullanmanız hata olur. İmanlı bir insan, namaz kılmadığı için kâfir olmaz. Başka bir neden yoksa iki değil yirmi yıl bile sabırla beklemenizi tavsiye ederim size. Sizi melekler kaç sene bekledi, düşünün!Rica edin, öpün okşayın ama soğutmayın. Ancak sabredenlerin kazanacağı bir dünyada yaşadığımızı unutmayasınız.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Şöyle yapabilirsin kızım, a- Evlilik için akraba veya değil yerine UYGUN VEYA DEĞİL kuralı getir kendin için. Uygunluk da din ve göz beğenisi üzerine kurulu olsun. Bunalır ve eleme kabiliyetini yitirecek olursan maazallah, kurallarını bir bir düşüreceğin bir evlilik yaparsın. b- Dine hizmet konusunda da önce kendi dinini ayakta tutacağın bir evlilik ilkesi peşinde ol. Sen iyi olursan din, bir kale kazanmış olur zaten ve senin bereketin sen göremeden bile çoğalır. c- Evlilik için yaşa değil de ihtiyaca takıl, ne kadar zarurettir senin için ne kadar da normaldir düzeyine bak. d- Memur olman için senin aile şartlarını bilemediğimden ne ol ne de olma diyebilirim sana. Ama bir harama bulaşmadığın sürece görev yapabilirsin derim. Allah yardımcın olsun.
Bacı, derdinizi çok iyi anladım. Sizin gibi pek çok bacı ile bu konuda dertleşiyoruz. Yaşadığımız zamanda güya dindar insanların bile temel ölçüsü para ve cinsellik olmuştur desem abartmış olmam zannederim. Böyle bir zamana geldik. Sabrederek, dik durarak daha çok sevap kazanacağız. Sizin için dua ederim Rabbim sizi muhafaza buyursun. Size şunu söyleyebileceğimi zannediyorum: a. Sizinle önceliği iş olan yani sizin çalışmanızın gerekliliğini hissettiren bir görüşme yapanın aile hayatı emeli olduğunu zannetmem. İkinci bir cümleye gerek bırakmadan konuşmayı terk edebilirsiniz. b. Çok önemli bir konu da yavrunuza ne kadar babalık yapabilecek birinin size geldiğidir. İnsanlar kendi çocuklarına bile babalık yapmaya yanaşmamaktadırlar. Yavrunuzun ezileceği muhtemel bir evlilik yapmayın. c. Sizinle görüşen biri büyük ihtimalle öncesinde bir evlilik yapmış olmalıdır. Boşanma nedenini iyi araştırın. Şüphesiz bu araştırmada adil olun, iftiraya inanmayın ama araştırın. d. Bir harama düşme tehlikeniz maazallah söz konusu olduğu zamanda kurallarınızı gevşetip evlenebilirsiniz. O zamana kadar muhakkak sabredin. Çevrenizin bunaltan dedikodusuna itibar etmeyin. Duymayın insanların sizinle alakalı sözlerini. e. Bu süreci muhakkak ibadetlerinizi ve Kur'an okumanızı yoğunlaştırarak geçirin ki iç huzurunuz yerinde olsun. Aksi takdirde şeytan sizi kemirir, içten içe eriyebilirsiniz Allah göstermesin. Sizin için dua ederim.
a- Kadere iman ettiğimizi unutmayalım. Cennete, cehenneme iman ettiğimiz gibi kadere de iman ediyoruz. Kader şu demektir: Rabbimiz, biz yaratılmadan önce bize ait her şeyi yazmıştır, yazdığı da gerçekleşecektir. O'nun yazısını bozacak bir güç yoktur. Eğer Allah size bir evlilik yazdı ise muhakkak o yazdığı vakitte evleneceksiniz. Yazmadı ise de kesinlikle evlenemezsiniz. Sudan bahanelerle, her tuttuğunuz elinizde kalır, bir türlü düzelmeyen terslikler hiç eksik olmaz. b- Ne evlenmek kurtuluştur ne de bekâr kalmak helâk olmaktır. Herkes imtihan halindedir. Hangi halin kıymetini bilip imtihanı kazanabilirsek bizim için hayırlı olan odur. c- İnsan olarak biz, üzerimize düşeni eksiksiz yapmaya mecburuz. Evlenmemiz gerekiyorsa evlilik yollarını kullanırız. Hasta olursak tedavi sürecini işletiriz. Sonra da kendimizi Rabbimizin koruması altında huzur içinde hissederiz. d- Şüphesiz evlilik, bedenlerin birleşmesinin adıdır. Eşler kesinlikle körü körüne evlenmemelidirler. Beyinlerinin ve gözlerinin doyduğu bir evlilik daha doğru olandır. Sizin, evleneceğiniz eş adayında güzellikten vesaireye kadar bazı şartlar aramanız pek tabiidir. Şu kadar ki, yeri geldiğinde aradığınız şartlar arasında öncelikli ve vazgeçilmez gibi bir düzenleme yapmalısınız. Mesela yaşınız ilerlediğine göre dün aradığınız şartlardan bazılarını hafifletebilirsiniz. e- Kesinlikle kendinizi güzellik ve çekicilik bakımından helallik sınırları içinde bakımlı tutmalısınız. Siz, bazı şartlar aradığınız gibi erkeklerin de aradığı şartlar vardır ve bu şartların önemli bir bölümü sizin elinizle sunulabileceklerdir. Allah'a tevekkül edin, çok dua edin, sabredin; son gülen iyi güler bunu unutmayın.
dini hassasiyet konusundaki diğer fetvalar
Bir kere bu dönüşümün seni bir nebze sarsmasını normal görmelisin. Hayatını öncesine göre aksi bir yöne çevirdiğine göre bir alışma dönemin olmalıdır. Bunun geçici olduğunu bil. İkinci olarak da aşırı gitmen doğru olmaz. Mesela namaza başla ama beşe beş katmayı uzun bir zamana yay. Haramlardan uzak dur ama titizliği uzun bir zamana yay. Sabırlı ol. Sebat et. Anne babanın duasını almaya ihmal etme. Bir yere kilitlenip kalma. Geniş bir çevre edinmeye çalış. İstersen bir de psikoloğa görünüp sana bir tavsiyesinin olup olmadığını öğren. Ve dua ederek yoluna devam et. Allah yardımcın olsun.
Aşırı hassasiyetim oluyor, sürekli takıntı vesvese dediğiniz durumda dini OKB olabilir. Bu konuda bir uzman desteği almanızı tavsiye ederim. Bu durum ister dinden olsun ister olmasın herkesin yaşayabileceği bir şeydir. İnsanın aklına pek çok farklı düşünce gelebilir ancak her düşüncenin bir olmadığını da göz önünde bulundurmalıyız. Dikkate almamız gereken düşünceler ve hiç önemsememeniz gereken düşünceler arasında ayrım yapmalısınız. Bir düşünceye sahip olmak o düşüncenin gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu durumda "ben düşüncelerim değilim" şeklinde bir ilke edinebilirsiniz. Size gelen vesveselerden herhangi biriyle aşırı meşgul olursanız onu zihninizde çok büyütmüş, onu güçlendirmiş olursunuz. Düşünceye odaklanarak onu güçlendirmeyi istemeyiz ve bununla birlikte onu bastırarak, oluşmasını engellemeye çalışarak davranışların değişmesine izin vermeyiz. "Bu düşünce şeytanın vesvesesidir ve bu yüzden reddediyorum. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir ve ben elimden geleni yaptım, bu şekilde devam ediyorum" gibi bir düstur edinip bu değer doğrultusunda hareket etmeye çalışabilirsiniz. Düşünceler geldiğinde bir iki dakikalık nefes egzersizleri yapıp bedeninize yönelebilirsiniz, farkındalığınızı bedeninize ve şimdiki ana verebilirsiniz. Ayrıca vesvesenin zihin düzeyinde olduğunu, kalpte imanın muhafaza edildiğini, kalbinizde taşıdığınız inanca eşdeğer olmadığını bilerek ikisini ayrıştırabilirsiniz. Rabbim hayırlı ve kalıcı şifalar versin.
Bu tür iniş çıkışlar olabilir. İnsanız, insan olarak ibadet ediyoruz. Din açısından sıkıntı oluyorsa mesela Kur'an okuyun. Umreye gidin. Sılayırahim yapın. Ziyaretlere gidin. Kitap okuyun. Vaaz dinleyin ama bıkmayın. Hayatı renkli renkli yaşayın. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Hiç taviz verme. Allah yardımcın olsun. Meryem ve Asiye de tekti. Kalabalıkları izleyecek hâlimiz yoktur. Biz, Allah ile olduktan sonra tek kalmaya razıyız. Sabret ve diren. Asla gevşeme; bekar kalan ölmüyor ya!
Selamünaleyküm. Onun dini kimliği ile ilgili bir karar vermemiz için bu ifade yetersizdir; sizi sınamak için de söylemiş olabilir bu sözü. Siz ise böyle bir mantıkla yola çıkmamayı tercih etmelisiniz.