Fetva Meclisi
Soru
Selamün Aleyküm Hocam, değerli vaktinizi almak istemem ama size bir sorum olacak. Arkadaşlarımdan bir tanesi fakir bir köy için internetten kullanılmış kıyafet yardımı toplamış... Gelen yardımları köylülere dağıtmış ama köylülerin işine yaramayan bazı kıyafetler de gelmiş. Köylüler biz bunları ne yapalım, iyisi mi sen bunları yak ya da kendin kullan diyorlarmış... Bu arkadaş diyor ki; ben bunlardan birkaç bir şey alıp kullansam haram olur mu? selam ve dua ile...
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Elbisenin haram olması namaza mani değildir.
Selamünaleyküm. Serbest kullanıma açılmamış bir ürünü kullanmanız caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Kıyafetiniz sokak kıyafetine yakın bir kıyafet ise ortamda da özel bir sorun yoksa yenebilir. Elleri duadaki gibi tutmamız gerekmez.
Selamünaleyküm. Giyilmesi caiz olan bir şeyi başkasına vermekte sakınca yoktur. Gelinlik, giyilmesi caiz olan bir kıyafet ise onu da verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Bence siz kendinizi korumayı esas alın. O yerler çok riskli alanlardır. Dikkat etmenizi tavsiye ederim.
Selamünaleyküm. En güzelini yapmış olursunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Sizin yerinizde olsam, birikeni yakma pahasına da olsa geri kalan bölümden kendimi kurtarır ayrılırdım.
Selamünaleyküm. Yılmayın; bininci sefer bile olsa tevbeye varın.
Selamünaleyküm. Samimi iseniz hemen onu ve onun bulunduğu diyarı terk edin. 'Edeceğim, yapacağımla’ kendinizi oyalamayın. Şeytan sizi, bir yandan yıpratıyor bir yandan da oyalıyor. Acilen terk edin. Bataklıktan kaçın.
Selamünaleyküm. Altmış gün ceza, oruç bozmanın değil Ramazan'a saygısızlığın cezasıdır. Ramazan dışında o ceza gerçekleşmez.
Selamünaleyküm. Bir süreliğine bulunduğunuz semti, çevrenizi değiştirin, kendinize iş üretin. İyice uykunuz bastırmadan yatağa girmeyin. Yalnız kalmamaya çalışın. Karanlıkta durmayın. Bol bol Kur'an okuyun. Kimsenin ne zaman öleceğini bilmesi, tahmin etmesi asla mümkün değildir.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ, sizi de bizi de rızası üzere olmaya muvaffak kılsın.Yüreğinizdeki yara, size ait değildir. Ümmet olarak o yaranın ağırlığı altındayız. Düşüncelerinizde aşırı olarak itham edebileceğim bir şey yoktur. Fakat ortada şöyle bir durum var: Tarikat erbabı kardeşlerimiz, karşılarında muhalif olarak sahabenin en âlim ismini bile bulsalar onu reddedebilirler, o derece tutucu ve inat içinde bulunabiliyorlar. Bizim konumumuz, son kararı verecek bir Kâdı konumu değildir. Kendimizi Allah'a daveti becermeye çalışan biri olarak ispat etmek istiyoruz. Bu birinci hakikattir. İkinci hakikat de şudur: Bugün tarikat üzerinden yürütülecek bir kavga, tarikatlardan önce din düşmanları tarfından izlenecek ve onların ekmeğine yağ olacaktır. Bu nedenle, anlayanın anlayabileceği hakikatleri gösterip gerisini idraklere bırakmayı yeğliyoruz. Temel umdeler belirtildikten sora herkes yolunu seçebilir. Sizin bu tespitinize rağmen, 'Allah dostlarını incitmek, koyu cahil olmak...' türünden ipe sapa gelemez bir yığın ithama da muhatap oluyoruz. Biiznillah etkileniyor değiliz ama 'Allah'a basiretle çağırmayı' becermemiz şarttır. Alakanıza teşekkür ederim. Dualarınızı beklerim.