İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

İhramlı iken saç tıraşı olan veya kasık ya da koltuk altlarındaki tüyleri temizleyen kişiye ne gerekir?

Cevap

Hanefî mezhebine göre ihramlı iken saç veya sakalın en az dörtte birini tıraş eden, koltuk altlarından en az birini ya da kasıklardaki tüylerin tamamını temizleyen kişiye ceza olarak dem (bir koyun veya keçi kesmek) gerekir. Bunlardan daha azının tıraş edilmesi durumunda bir sadaka verilmesi yeterlidir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/161-162) Şâfiî mezhebine göre ise en az üç kılın tıraş edilmesi hâlinde kişi dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/247, 367-368, 371, 376; İbn Kudâme, el-Muğnî, 5/381-382)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebine göre ihramlı iken sakalın en az dörtte birini tıraş eden kişiye ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/549) Şâfiî, Hanbelî ve Mâlikî mezheplerine göre böyle bir kişi, dem, üç gün oruç ve altı fakire sadaka vermekten birisini seçmekte muhayyerdir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/247, 367-368, 372; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/429-430)

İhramlı iken sakal tıraşı olan kişinin ne yapması gerekir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hac veya umrede ihramdan çıkma aşamasına gelen bir kimse, kendisi saç tıraşı olup ihramdan çıkmadan ihramlı ya da ihramsız başka birisini tıraş edebilir ve bundan dolayı bir ceza gerekmez. Fakat henüz ihramdan çıkma aşamasına gelmeyen bir kimsenin, ister ihramlı ister ihramsız olsun başka birini tıraş etmesi caiz değildir. Şayet tıraş ederse kendisine bir fitre miktarı sadaka gerekir. Tıraş ettiği kişi, ihramdan çıkma aşamasına gelmemiş ise ona da dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/158) Şâfiî mezhebine göre ihramdan çıkma aşamasına henüz gelmemiş olan bir kimse, ihramsız kimseleri tıraş ettiği takdirde bir şey gerekmez. Fakat ihramlı bir kimseyi tıraş ederse fidye ödemesi gerekir. Eğer tıraş edilen kişi kendisinden talep etmişse fidyeyi tıraş edilen şahıs öder. Fidye hususunda bir dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden biri yerine getirilmelidir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/344-345; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/432)

İhramlı bir kimse, ihramdan çıkma aşamasına gelen bir kimseyi saç tıraşı edebili
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hac veya umrede ihramdan çıkma aşamasına gelen bir kimse, kendisi saç tıraşı olup ihramdan çıkmadan ihramlı ya da ihramsız başka birisini tıraş edebilir ve bundan dolayı bir ceza gerekmez. Fakat henüz ihramdan çıkma aşamasına gelmeyen bir kimsenin, ister ihramlı ister ihramsız olsun başka birini tıraş etmesi caiz değildir. Şayet tıraş ederse kendisine bir fitre miktarı sadaka gerekir. Tıraş ettiği kişi, ihramdan çıkma aşamasına gelmemiş ise ona da dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mergīnânî, el-Hidâye, 1/158) Şâfiî mezhebine göre ihramdan çıkma aşamasına henüz gelmemiş olan bir kimse, ihramsız kimseleri tıraş ettiği takdirde bir şey gerekmez. Fakat ihramlı bir kimseyi tıraş ederse fidye ödemesi gerekir. Eğer tıraş edilen kişi kendisinden talep etmişse fidyeyi tıraş edilen şahıs öder. Fidye hususunda bir dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden biri yerine getirilmelidir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/344-345; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/432)

İhramlı bir kimse, ihramdan çıkma aşamasına gelen bir kimseyi saç tıraşı edebili
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hac için ihrama girdikten sonra hac menâsikinden hiçbirini yapmadan tıraş olan kişi, tıraş olmakla ihramdan çıkmış olmaz; ihram yasağı işlemiş olur. Böyle bir kimse, saçının tamamını veya en az dörtte birini tıraş etmişse dem (koyun veya keçi kesmek); daha azını tıraş etmişse sadaka-i fıtr gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/549) İhrama girdikten sonra diğer hac veya umre görevlerine başlasın veya başlamasın vakti gelmeden önce yapılan bütün tıraşlar bu hükme tâbidir. Şâfiî mezhebine göre ise saçından en az üç kıl koparmış veya tıraş etmişse dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/367-368, 371, 376; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/429)

Hac için ihrama girdikten sonra hac menâsikinden hiçbirini yapmadan saç tıraşı o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İhramdan çıkmak için saç tıraşı olmak gerekir. Bunu yapmadan önce sakalın tıraş edilmesiyle kişi ihramdan çıkmış olmaz; sakalın tamamının veya en az dörtte birinin tıraş edilmesi hâlinde dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/549) Şâfiî mezhebine göre böyle bir kimse, küçükbaş hayvan kurban etme, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/367, 368, 372; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/435)

Vakti geldiğinde sakal tıraşı ile ihramdan çıkılır mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Saç veya sakalın dörtte birini ya da daha fazlasını veya ense, kasık yahut koltuk altlarındaki tüylerin tamamını tıraş eden ihramlı kimseye Hanefîlere göre dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Saç veya sakalın dörtte birinden daha azını ya da ense, kasık veya koltuk altlarındaki tüylerin bir kısmını yahut bacak, göğüs ve diğer uzuvların tamamını tıraş eden ihramlı kişiye ise bir fitre miktarı sadaka verme yeterli olur. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/549-550; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 461-464) Diğer taraftan mazereti olan ihramlı kimse, saçını, sakalını veya vücudunun herhangi bir yerini tıraş edebilir. Ancak ihramlı kimsenin tıraş olması ceza gerektirir. Çünkü mazeretli olmak, tıraş olmayı mubah kılsa da cezayı düşürmez. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/9-10; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/549) Ceza konusunda ise muhayyerlik hakkından yararlanabilir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/159; Zeylaî, Tebyîn, 2/56) Bu itibarla hastalık gibi bir özür nedeniyle saç veya sakalın en az dörtte birini ya da ense, kasık veya koltuk altlarındaki tüylerin tamamını tıraş eden ihramlı kimse, Hanefîlere göre dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire bir fitre miktarı sadaka verme seçeneklerinden birini tercih ederek fidye öder. Saç veya sakalın dörtte birinden daha azını ya da ense, kasık veya koltuk altlarındaki tüylerin bir kısmını yahut bacak, göğüs ve diğer uzuvların tamamını tıraş eden ihramlı kişi ise bir fitre miktarı sadaka verme ya da bir gün oruç tutma seçeneklerinden birini tercih edebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/549-550, 557-558; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 461-464, 472-473)

Hastalık gibi bir özür nedeniyle saçını, sakalını veya vücudundan herhangi bir y

HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm’de geçen veya Hz. Peygamber (s.a.s.) ile sahâbeden rivayet edilegelen duaları okumak, yerinde ve daha uygun olsa da bu duaları aynen okumak zorunlu değildir. Arzu edenler, bu dualardan yararlanabileceği gibi önceden bildiği ve devam etmekte olduğu duaları da okuyabilirler. Arapça okumayı bilmediği için kitaplarda yer alan duaları telaffuz edemeyen veya telaffuzda güçlük çekenler, okumak istedikleri duanın tercümesini de okuyabilirler. Esasen kişinin Yüce Yaratıcı’ya gönlünü açıp yakarmasında en güzel yol, içinden geldiği gibi dua etmesidir.

Hac ve umre görevlerini yaparken belli duaları okumanın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Allah için hacceder de (Allah’ın rızasına uymayan) kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, annesinden doğduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak hacdan) döner.” (Buhârî, Hac, 4 [1521]; Müslim, Hac, 438 [1350]) buyurmaktadır. Bu hadis, muteber hadis kaynaklarında yer almaktadır. Bu ve benzeri hadisleri gerçek anlamında anlamak mümkün olduğu gibi hac ibadetinin önem ve faziletini vurgulamak ve bu vecibeyi ifaya teşvik olarak değerlendirmek de mümkündür. Bir başka hadiste; “Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın (evinin) ziyaretçileridir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, O’ndan bağışlanma dilerlerse onları bağışlar.” (İbn Mâce, Menâsik, 5 [2892]) buyrulmaktadır. Benzer ifadeler başka ibadetlerle ilgili olarak da kullanılmıştır. Mesela “Beş vakit namaz, cumadan cumaya (kılınan cuma namazı), Ramazan’dan Ramazan’a (tutulan Ramazan orucu), büyük günahlardan uzak kalındığı sürece, arada işlenen küçük günahların bağışlanmasına vesiledir.” (Müslim, Tahâret, 16 [233]); “Her kim Ramazan’ı (farz olduğuna) inanarak ve ecrini de umarak oruçla geçirirse daha önce işlediği günahları bağışlanır.” (Buhârî, Îmân, 28 [38]; Savm, 6 [1901]; Fazlü leyleti’l-Kadr, 1 [2014]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 175 [760]) buyrulmuştur. Bu hadislerden anlaşılması gereken; -namaz, oruç, zekât gibi farzları terk etmek; içki, kumar, zina, hırsızlık, adam öldürme gibi haramları işlemek anlamına gelen büyük günahlardan uzak kalındığı sürece- küçük günahların belirtilen iyi ameller vesilesiyle affedileceğidir. Kişilerin namaz, oruç, zekât borçlarını kazâ etmeden, kul haklarını ödemeden veya helalleşmeden bir hac yapmakla tamamen günahsız olacağını düşünmek, çok da doğru görünmemektedir. Ayrıca büyük günahlar ancak tövbe ve istiğfarla bağışlanabilir.

Hac yapan kimsenin bütün günahlarının affedileceğine dair rivayetler sahih midir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zengin olup da hacca gidemeden ölen bir kimse, bıraktığı maldan kendi yerine hac yapılmasını vasiyet etse ve terekenin (ölenin bıraktığı mal) üçte biri bunun için yeterli ise vârisleri tarafından bu vasiyet yerine getirilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/605-606, 609, 610) Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), haccetmeyi adayıp da haccedemeden ölen kadının yerine haccetmek isteyen kızına izin vermiştir. (Buhârî, Cezâü’s-sayd, 22 [1852]) Böyle bir vasiyette bulunmamışsa vârislerinden herhangi birisi kendi malından onun adına hac yapabilir. Bu durumda ölenin hac borcunun düşmesi umulur. (Semerkandî, Tuhfe, 1/426; Kâsânî, Bedâ’i, 2/213)

Hac ibadeti üzerine farz olan bir kimse, bu vazifesini yapmadan vefat ederse, va
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

“Hacc-ı ekber” ifadesi Kur’ân-ı Kerîm’de, “Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resûlü’nden bütün insanlara bir bildiridir.” (et-Tevbe, 9/3) şeklinde geçmektedir. Bu âyetteki hacc-ı ekberin hangi anlamda olduğu konusunda farklı görüşler vardır. (Kur’ân Yolu, 2/724) Genel kabul gören görüşe göre hac mevsimi dışında Kâbe’ye yapılan ziyarete (umreye) hacc-ı asğar; hac mevsiminde yapılan ziyarete de hacc-ı ekber denir. Bayramın birinci gününe de “hacc-ı ekber” denilir. (Zeylaî, Tebyîn, 2/33) Hz. Ali (r.a.), “Resûlullah’a (s.a.s.) ‘el-haccü’l-ekber hangi gündür?’ diye sordum; ‘Bayramın ilk günüdür.’ buyurdular.” demiştir. (Tirmizî, Tefsîrü’l-Kur’ân, 10 [3088]) Halk arasında ve bazı kaynaklarda arefe günü veya kurban bayramının birinci gününün cumaya rastladığı dönemde yapılan hacca, “hacc-ı ekber” denildiğine dair bir anlayış vardır. Ancak bunun güçlü bir dayanağı yoktur.

Hacc-ı ekber ve hacc-ı asğar ne demektir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vedâ haccı, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Medine’ye hicretinin 10. yılında (632) yapmış olduğu ilk ve son haccıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.), yüz bini aşan sahâbîye bu hac sırasında yaptığı konuşma ile vedâ etmiş, İslâm’ın temel ibadetlerinden biri olan hac ibadetinin yapılış şeklini öğretmiştir. Hac sırasında Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ashâbına yaptığı tarihî konuşmasına “Vedâ hutbesi” denir. Temel hak ve hürriyetler açısından, çok önemli olan bu hutbe, hadis kitaplarında bölümler hâlinde nakledilmiştir. (Buhârî, Hac, 132 [1739-1742]; Müslim, Hac, 147 [1218]) İslâm tarihi kaynakları, hadis kaynaklarından bu rivayetleri tek metin şeklinde aktarırlar. (İbn Hişâm, es-Sîre, 2/601-604) Hz. Peygamber (s.a.s.), İslâm’ın özeti olarak sunduğu vedâ hutbesiyle câhiliye devrine ait bütün kötü âdet ve gelenekleri yıkmıştır. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili hükümleri bildirmiştir. Bütün insanların Hz. Âdem’in (a.s.) çocukları olduğunu ifade ederek insan haklarına işarette bulunmuştur. Irk, renk ve sınıf üstünlüğünü reddederek tüm insanlığa rehber olacak örnek bir eşitlik anlayışını tarihe kaydetmiştir. Zinanın ve aile hayatına zarar verecek her şeyin yasaklandığını haber vermiştir. Aile hayatında erkek ve kadının birbirlerine karşı hak ve vazifelerinin bulunduğunu, kadınlara iyilik ve şefkatle muamele edilmesi gerektiğini açıklamıştır. Ekonomik ve sosyal hayatı felce uğratan faizin haram kılındığını, her türlü kan davasının kaldırıldığını ilan etmiştir. Vasiyet, borç ve kefalet, takvim düzeni hakkındaki hükümlerle birlikte nesebin öz babadan başkasına nispet edilmesinin kötülüğünü ifade etmiştir. Herkesin can, mal ve haysiyetinin her türlü tecavüzden korunduğunu, her türlü haksızlığın yasaklandığını ve cezaların şahsî olduğunu belirtmiştir. Kısaca önemli dinî kuralları, temel hak ve görevleri, duygusal, etkili ve veciz bir şekilde orada bulunan insanlara öğütleyerek, kendilerine emanet olarak bıraktığı Kur’ân ve Sünnet’e sarıldıkları müddetçe sapıklığa düşmeyeceklerini müjdelemiştir. En sonunda orada hazır bulunanların, dinlediklerini başkalarına aktarmalarını istemiştir. (İbn Hişâm, es-Sîre, 2/602-604)

Veda haccı ve veda hutbesi nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hac; belli zamanlarda, belli mekânlarda ve belli şekillerde yerine getirilen bir ibadettir. Bu ibadetin kabul edilmesinin şartları, hacca gidecek kişinin Müslüman, ergenlik çağına ulaşmış ve akıl sağlığının yerinde olması, hac mevsiminde Mekke’de bulunmasıdır. Bu şartları yerine getiren kimsenin hac ibadeti fıkhî ölçüler dâhilinde şeklen geçerli olur. Ancak kur‘a yöntemiyle hacca gidemeyenlerin, gereğini yapmayacakları hâlde değişik meslek vizeleri almaları yalan beyan anlamına geleceğinden dinen caiz değildir. Allah’ın emrine uyarak hac ibadetini yerine getirmek ile yine O’nun koyduğu yalan söyleme yasağını çiğnemek, İslâm ahlâkıyla bağdaşmayan açık bir çelişkidir. Ancak şoför veya kasap olarak gidenler, mesleklerini icra ederken hac yapabilirler.

Kur’a sistemi dışında hacca gidebilmek için farklı yöntemlere başvurmak caiz mid

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.