Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Namaz kılınması mekruh olan vakitlerde tavaf yapılabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Hanefî mezhebine göre tavaf yapıldıktan sonra kerahet vakti değilse ara vermeden tavaf namazı kılmak efdaldir. Mekruh vakitlerde ise daha sonraya tehir edilir. (Haddâd, el-Cevhera, 1/70) Şâfiî mezhebine göre tavaf namazının kerahet vaktinde kılınmasında hiçbir sakınca yoktur. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/57)
Tavaf namazı, Hanefîlere göre vaciptir. Ancak bu namaz, tavafın vâcibi olmadığı için kılınmaması tavafın sıhhatine mâni değildir. Peş peşe birden fazla tavaf yapan kimsenin, her bir tavafın arkasından iki rek‘at tavaf namazı kılması gerekir. Tavaf namazı kılmadan iki tavafı peş peşe yapmak, Hanefîlere göre mekruhtur. (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/356) Şâfiîlere göre ise bunun bir sakıncası yoktur. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/54)
Hanefî mezhebine göre namaz kılınması mekruh olan vakitlerde tavaf namazı kılmak mekruhtur. Dolayısıyla sabah namazından sonra tavaf namazı kılmak mekruhtur. Tavaf namazını kılmak için güneş doğduktan sonra kerahet vaktinin çıkması beklenmelidir. (Serahsî, el-Mebsût, 1/150; Merğînânî, el-Hidâye, 1/42) Diğer mezheplere göre her an tavaf namazı kılınabilir. Hanefî olanlar, bu konuda diğer mezheplerin görüşüyle amel edebilirler.
Tavaf namazının Makām-ı İbrâhim’de kılınması efdal olmakla birlikte tavaf edenlere eziyet vermemek bakımından imkân nispetinde Mescid-i Harâm’ın içinde uygun bir yerde kılınması da mümkündür. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/148) Buna imkân bulunamazsa bu namaz, Mescid-i Harâm’ın dışında da kılınabilir. Bu itibarla tavaf namazını Makām-ı İbrâhim’de kılmaya çalışarak tavaf edenlere engel teşkil etmekten sakınılmalıdır.
İster farz isterse nâfile olsun her tavaftan sonra iki rek‘at tavaf namazı kılmak, Hanefî ve Mâlikîlere göre vacip; Şâfiî ve Hanbelîlere göre sünnettir. (Serahsî, el-Mebsût, 4/12; Râfiî, el-‘Azîz, 3/396; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/348; Hattâb, Mevâhib, 3/111) Bu namazın kılınmaması hâlinde Mâlikîlere göre dem (koyun veya keçi kesmek) gerekirken (Karâfî, ez-Zahîre, 3/242) diğer mezheplere göre herhangi bir ceza gerekmez. (Aynî, el-Binâye, 4/201) Şâfiî ve Hanbelîlere göre tavaftan sonra kılınan farz namaz, tavaf namazının yerine geçerken Hanefî ve Mâlikîlere göre tavaf namazının müstakil olarak kılınması gerekir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/52; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/348; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/226; Sahnûn, el-Müdevvene, 1/426) Öte yandan tavaf namazının Makām-ı İbrâhim’de kılınması efdal olmakla birlikte tavaf edenlere eziyet vermemek bakımından Mescid-i Harâm’ın içinde müsait bir yerde kılınması daha uygundur. Buna da imkân bulunamazsa tavaf namazı Harem’in dışında da kılınabilir.
Takkesiz namaz kılmak namaz açısından sakıncalı değildir. Ama hafife almak gibi bir nedene dayanıyorsa beraberinde başka sakıncalar da getirebilir.
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Tavafın tamamı veya çoğu geri geri yürüyerek yapılırsa iade edilmelidir. İade edilmezse Hanefîlere göre bir dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Şâfiî mezhebine göre ise bu şekilde yapılan tavaf geçerli olmaz; yeniden yapılması gerekir. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/280) Bazı şavtlarda böyle yapılırsa bu şavtların iadesi yeterlidir. (Dimyâtî, Hâşiye, 2/336)
Hanefî mezhebine mensup olan bir kişinin tavaf esnasında bir yerinin kanaması hâlinde abdesti bozulur. Bu durumda yapması gereken şey, tekrar abdest alıp kaldığı yerden veya baştan başlayarak tavafını tamamlamaktır. Şayet umre veya ziyaret tavafına abdestsiz olarak devam edecek olursa kendisine bir dem; küçükbaş hayvan kesmesi gerekir; abdest alıp tavafı yeniden yaparsa ceza düşer. Hastalık, yaşlılık veya aşırı izdiham gibi sebeplerle yeniden abdest almanın zor olduğu durumlarda Hanefî olan kimse, Şâfiî mezhebini taklit ederek tavafına devam edebilir.