İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Uçakla seyahat eden oruçlu kişi iftarını nereye göre yapar?

Cevap

Seyahate çıkan kişilerin, imsak ve iftarları o anda bulundukları yere göre yapmaları gerekir. Uçakla seyahat eden oruçlu kişiler de uçuş esnasında varsa uçak yetkilisinin vereceği bilgiye göre, böyle bir uygulama yoksa uçağın üzerinde bulunduğu yere göre imsak ve iftar yapmalıdırlar. Ancak çok hızlı uçaklarla kıtalararası yolculuk yapılması durumunda, imsak ile iftar arasında süre, anormal ölçüde kısa veya uzun olabilmektedir. Bu durumda, yolculuk yapacak kişi orucunu kazaya bırakabilir. Ancak oruca başlamış ise bir takdir yaparak (mesela oruç tutmaya başladığı yerin akşam vaktinde) iftar edebilir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güneşle beraber yapılan uçak yolculuğunda yani güneşin batması açısından yol gittikçe batma noktasının yakalanamadığı yolculuklarda oruçlu olan mü'min için iki hüküm söz konusudur: a. Uzun sürecek yolculuk meşakkate dönüşebileceğinden iftar edip orucunu daha sonra kaza edebilir. Bu uygulamada hiçbir sıkıntı olmaz. b. Orucunu bozmayı düşünmeyen mü'min, orucunu ancak ‘güneşin battığını görerek/bilerek’ bozabilir. Orucu bozabilmenin yani iftarın şartı güneşin batmasıdır. Kişinin bulunduğu yerde güneş batınca kişi iftar edebilir. Uçakla gidilirken bu ‘battığı yer’ bir türlü oluşmuyorsa iftar vaktinin gerekçesi de oluşmuyor demektir. Uçağın geçtiği noktalardan birinde güneşin batışını izlemesi ile ancak oruç açabilir. Bu izleme uçakta çıplak gözle olabileceği gibi çıplak gözle görmenin zor olması nedeniyle bilimsel bir yöntemle de olabilir. Uçağın seyri esnasında bir noktada bu batış gerçekleşir ise o esnada iftar eder. Daha sonraki noktalarda batmanın gerçekleşmediği noktalardan geçmesi orucuna zarar vermez.

İstanbul’dan ABD’ye bir Ramazan günü seyahat ederken iftar vakti çok uzun zaman
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Oruçlu bir mü'min yolcu ise yol esnasında akşam ezanını duyduğu ilk noktada orucunu açabilir.

Hocam oruçlu olan bir kişi gittiği yerin iftar saatini mi esas alıp iftar edecek
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişi nerede bulunuyorsa o yere göre iftar eder. Niyet ettiği yere göre diye bir şart yoktur.

Hocam seferi olan bir kimsenin oruca niyet ettiği yere göre iftar etmesinin bir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz, imsak ve iftar vakitlerinin tespitinde takvimlere göre hareket etmek asıldır. Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan takvimlerde namaz vakti gösterilen yerlerin yükseklik ve mesafe farkından dolayı akşam namazı vaktinin girişinde temkin uygulanmaktadır. Söz konusu takvimlerin gösterdiği güneşin batma vaktinden yanlışlıkla iki-üç dakika önce akşam namazına başlanması veya iftar edilmesi hâlinde namaz ve oruç geçerli olur. Ancak daha erken iftar edilirse oruç bozulmuş olur ve kaza edilmesi gerekir.

Akşam ezânının yanlışlıkla bir-iki dakika erken okunmasından dolayı orucunu açan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İftar vakti girince muhakkak orucu açmak gerekir. Yemek yiyerek namazı kılmak veya tersini yapmak ise kişinin durumuna göre değişir. Çocuklar ya da oruçta zorlananların bulunduğu bir ortamda önce yemek yemek daha iyi olur. Her iki durum da serbesttir.

İftarda vakit girince bir hurma ya da suyla orucu açıp akşam namazını kılmak mı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bize orucu emreden Rabbimiz, orucu sıhhatli bulunma şartımıza göre emretmiştir. Sıhhati elvermeyen mü'min, orucunu kazaya bırakabilir. Elvermeme durumu ise mü'min bir doktorun raporu ile belirlenebilir. Sizin tecrübeniz de bunun için yeterli belge olabilir. Şuurunu kaybedecek düzeyde bir baş ağrısı, günlerce uykusuz kalma gibi nedenler de oruç tutmama veya tutarken bozma gerekçesi olabilir. Bu durumlarda sizin imanınız ve Allah korkunuz temel ölçüdür.

Hocam ben depresyonla, kronik uykusuzluk ve ağrılarla savaşıyorum. Almanya’da if

ORUÇ konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Adak sebebiyle vâcip olan oruç bozulursa kaza edilmesi gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/128-129) Nâfile oruç ise kişiye farz veya vâcip olmadığı hâlde, isteğe bağlı olarak Ramazan ayının dışında tutulan oruçtur. Nâfile de olsa, başlanan bir ibadetin tamamlanması gerekir. Bu nedenle diğer nâfile ibadetlerde olduğu gibi bozulan nâfile orucun da kaza edilmesi Hanefîlere göre vâciptir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/125)

Bozulan vacip ve nafile oruçların kazası gerekir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan orucunu tutmakla yükümlü olduğu hâlde tutmamış veya bir mazeretten dolayı tutamamış kimseler; öncelikle tutmadıkları bu oruçların sayısını belirlerler ve bu oruçlarını, oruç tutmanın yasak olduğu bayram günlerinin dışındaki günlerde kaza ederler. Tutulacak her kaza orucuna, “Üzerimde borç olan ilk orucun kazasına...” diye niyet edilmesi uygun olur. Kazaya kalan oruçların hesaplanması konusunda iki durum söz konusu olabilir: a) Kişi mükellef olduğundan beri hiç oruç tutmamış olabilir. Bu durumda ergenlikten itibaren geçen her yıl itibarı ile bir kamerî ay hesabı ile -ki, bu yirmi dokuz veya otuz gündür; ihtiyaten otuz gün tercih edilmesi uygundur- oruçlarını tutar. b) Kişi mükellef olduktan sonra bazı oruçları kazaya bırakmış olabilir. Bu durumda mümkün mertebe tutulmayan oruçların sayısı hesaplanıp gününe gün kaza edilir. Orucunu mazeretsiz olarak terk eden kimselerin kaza yanında tövbe ve istiğfar etmesi de gerekir.

Kişinin çok sayıda kaza orucu varsa nasıl tutmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Orucu kasten, yani mazereti olmadığı hâlde bilerek bozmak, Ramazan’ın hürmetine saygısızlıktır ve büyük günahtır. Hz. Peygamber (s.a.s.), orucunu bu şekilde bozanların keffâret ile yükümlü olacaklarını belirtmiştir. (Buhârî, Savm, 30 [1936]; Müslim, Sıyâm, 81-84 [1111]; Ayrıca bk. Dârekutnî, es-Sünen, 3/167 [2308]; Serahsî, el-Mebsût, 3/73) Oruç keffâreti, iki kamerî ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç tutmaktır. Buna da gücü yetmeyen kişi, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur. Bu keffâretin yanında ayrıca, tövbe edilmesi ve bozulan orucun da kazası gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/122-123)

Orucu kasten bozmanın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan ayında tutulamayan veya başlanıp da bozulan oruçların kaza edilmesi gerekir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar.” (el-Bakara, 2/184) buyrulmaktadır. Kaza oruçlarının peş peşe tutulması hakkında herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu oruçların, geciktirilmeksizin bir an önce tutulması uygun olur. Çünkü bu bir Allah hakkıdır. Kişi ne zaman öleceğini bilemez. Ramazan orucunun kazası, oruç tutmanın haram olduğu günler dışında her zaman yapılabilir. Hz. Peygamber (s.a.s.), iki vakitte oruç tutulmayacağını bildirmiştir ki birisi Ramazan Bayramı’nın birinci günü, diğeri Kurban Bayramı günleridir. (Buhârî, Savm, 66-67 [1990-1991, 1993]; Müslim, Sıyâm, 138-139 [1137-1138]) Hanefîlere göre, Ramazan oruçlarının kazası için bir zaman sınırlaması yoksa da mümkün olan ilk fırsatta bu oruçlar tutulmaya çalışılmalıdır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/104) Şâfiîlere göre ise bir Ramazan’da kazaya kalmış orucun, gelecek Ramazan’a kadar kaza edilmesi gerekir. Bir Ramazan’ın kaza borcu herhangi bir mazeret olmaksızın yerine getirilmeden, öteki Ramazan gelecek olursa, kaza borcuna ilaveten bir de fidye ödeme yükümlülüğü ortaya çıkar. (Nevevî, el-Mecmû’, 6/364; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/175)

Kazaya kalan Ramazan oruçlarının belli bir sürede tutulma zorunluluğu var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Orucun bozulması konusunda hata; kişinin oruçlu olduğunu bildiği hâlde, orucu bozan durumun kasıtsız meydana gelmesidir. Örneğin abdest sırasında ağza ve burna su verilirken istem dışı boğaza su kaçması böyledir. Bu şekilde orucu bozan fiilin hataen yapılması orucu bozar ve yalnızca kazayı gerektirir. Boğaza su kaçması, kişinin oruçlu olduğu hatırda değilken meydana gelirse, unutarak yapılmış olur ve oruç bozulmaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/202) Bir sahabi Resûlullah’a (s.a.s.), “Ey Allah’ın Resulü! Oruçlu iken unutarak yiyip içtim. (Orucum bozuldu mu)?” diye sormuş. Resûlullah (s.a.s.) da; “(Hayır bozulmadı) Allah seni yedirip içirdi.” (Ebû Dâvûd, Savm, 39 [2398]; bk. Buhârî, Savm, 26 [1933]; Müslim, Sıyâm, 171 [1155]) cevabını vermiştir. Şâfiî mezhebine göre; abdest veya gusül alırken ağız ve burna az miktarda alınan su, elde olmayarak (hataen) boğazdan inerse oruç bozulmaz. Çünkü oruçlu iken abdestte ağza ve burna az miktarda su vermek menduptur. Ancak serinlemek veya suyla oynamak ya da abdest ve gusülde gereğinden fazla abartılı bir şekilde ağza ve burna su almak gibi bir sebeple hataen su boğazdan aşağı inerse oruç bozulur. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/158)

Oruçlu kimse abdest alırken hata ile boğazına su kaçırırsa orucu bozulur mu?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.