Fetva Meclisi
Soru
Bebeğime hastanede yanlış iğne vurulmasından dolayı hastane ve yetkililerine maddi tazminat davası açmamda İslam’a göre bir sakınca var mıdır? Bebekte -şu an için- yanlış iğneden kaynaklı herhangi bir sorun gözükmüyor. Fakat kontrol eden doktorlar ileri yaşlarda bundan dolayı sorun olabileceğinin ihtimal dâhilinde olduğunu söylüyorlar. Fakat hiçbir şey olmama ihtimali de var. Adli tıp, %100 hastane ve yetkilisini hatalı buldu. Mahkememiz devam etmektedir.
Cevap
Benzer fetvalar
Mutemet bir tıp raporuyla sizin bir daha doğum yapmanızın hayati bir tehlike taşıyacağı tespit edilmedikçe kalıcı bir uygulama yapmanız yani doğurma yeteneğinizi köreltmeniz haramdır. Allah'tan korkun, tıbbî bir neden yoksa sakın böyle bir işe tevessül etmeyin. Bir süre doğum yapmamayı düşünüyorsanız ve eşiniz de uygun görüyorsa, kalıcı olmayan tedbirler alın. Bebeğiniz mübarek olsun. Allah'a emanet olun.
Böyle bir şeyin dini dayanağı yoktur. Bebek de annesi de sağlıkla ilgili bir sorun olmadıkça çıkabilirler.
Aleykümselam. Öyle düşünmeyin. Eğer Allah Teâlâ bir sıkıntı vermiş ardından da şifa yaratmış ise onu aramak da vazifemizdir. Olmuyor denecek bir zamanı geçirip geçirmediğinizi iyi tespit edin, gerekiyorsa da helal olan yöntemlere başvurun. Allah yardımcınız olsun.
Baba, doğumuna sebep olduğu çocuğun velisidir. Bu velilik onun kendi kazanımı değil Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır. Bu hak ona belli sorumluluklar yükler. İstediği zaman bu hakkı iptal edemez, o veya çocuk yaşadıkça bu hak onun üzerinde sabittir. Bu hakkın mahkeme kararı gibi beşeri bir müdahale ile ispatı da gerekmez. Çocuk, çocuk olarak yaşadığı sürece veliye muhtaç olduğu her işte baba onun velisi olmaya mecburdur. Hastalık ve tedavi de buna dahildir. Babanın bu velilik görevi Müslüman, akıllı olduğu sürece geçerlidir. Gücü yetmediği bir durum söz konusu olursa dinimiz hiçbir insana zaten gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bir de farklı bir konu olarak günahları açık bir şekilde işleyen ve çevresinde ‘acaba Müslüman mıdır?’ sorusunun sorulmasına sebep olan fasık bir babanın da velilik hakkı düşebilir. Çocuk reşit oluncaya kadar ya da akli melekesinde bir eksiklik olmadığı sürece babanın veliliği zorunlu olarak devam eder. Bugünkü rüşt çağı olan on sekiz yaşını son nokta olarak kabul edebiliriz ve o yaştan sonra babanın görevi beter deriz. Sadece kız çocuğu baba kız evlenene kadar himayesinde tutmak zorundadır. Zorunlu aşılar, erkeğin sünnet ettirilmesi, doktor, ilaç temin edilmesi, ilacın kullanılması esnasında gerekebilecek yardım, ameliyat gibi olağanüstü durumlar bir yandan babanın sorumluluğunda bir yandan da yetkisi sınırları içindedir. Mesela bir ameliyata o izin verir ve gerekeni yapar. Baba sorumlu olmakla beraber annenin baba ile beraber olması, babanın anneyi yok kabul etmemesi Kur'an’ımızın ‘güzel geçim’ olarak koyduğu üstün İslam ahlâkının gereklerindendir.
Allah Teâlâ size sabırlar versin. Akıbetinizi hayır etsin. Öyle demeyin de şöyle deyin: “Şu anda Allah Teâlâ bize çocuk yazmadı.” Yarını sadece Allah biliyor. Biz bekliyoruz, sabrediyoruz.
Bir hediyeleşme, mutluluk paylaşımı şeklinde olmasında sakınca olmaz. Bir ibadet mantığı ile yapılırsa yani bunun yapılmasının bir sevap çeşidi olduğuna inanılarak yapılmasında ise sakınca vardır.