Muvatta (İmam Mâlik) · 1026
Arapça metin
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ حَفْصِ بْنِ عُمَرَ بْنِ خَلْدَةَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ أَبَا لُبَابَةَ بْنَ عَبْدِ الْمُنْذِرِ، حِينَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَهْجُرُ دَارَ قَوْمِي الَّتِي أَصَبْتُ فِيهَا الذَّنْبَ وَأُجَاوِرُكَ وَأَنْخَلِعُ مِنْ مَالِي صَدَقَةً إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُجْزِيكَ مِنْ ذَلِكَ الثُّلُثُ " .
İbn Şihab'dan: Bana gelen rivayetlere göre Ebu Lübabe b. Abdulmünzir'in tevbesini Allah kabul ettiği zaman Nebi s.a.v.'e gelerek: «— Ya Resulallah! Günaha duçar olduğum kabilemin ülkesinden hicret ediyorum, sana komşu olacağım. Allah ve Resulü uğruna mallarımın hepsini tasadduk ederek onlardan vazgeçiyorum» dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: «— Hepsini değil de üçte birini tasadduk etmen yeterlidir» buyurdu
Benzer hadisler
حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَوْ أَبُو لُبَابَةَ أَوْ مَنْ شَاءَ اللَّهُ : إِنَّ مِنْ تَوْبَتِي أَنْ أَهْجُرَ دَارَ قَوْمِي الَّتِي أَصَبْتُ فِيهَا الذَّنْبَ، وَأَنْ أَنْخَلِعَ مِنْ مَالِي كُلِّهِ صَدَقَةً . قَالَ : " يُجْزِئُ عَنْكَ الثُّلُثُ " .
Kâ'b b. Mâlik'den rivayet edildiğine göre; O veya Ebû Lübâbe ya da Allah'ın dilediği birisi, Hz. Peygamber (s.a.v.)'e: İçerisinde günaha girdiğim, kavmimin bu yurdunu terketmek ve malımın tümünden sadaka olarak soyulmak benim tevbemdendir, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): “Üçte birini vermen yeter" buyurdu
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ قَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، فِي قِصَّتِهِ قَالَ قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ مِنْ تَوْبَتِي إِلَى اللَّهِ أَنْ أَخْرُجَ مِنْ مَالِي كُلِّهِ إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ صَدَقَةً . قَالَ : " لاَ " . قُلْتُ : فَنِصْفَهُ . قَالَ : " لاَ " . قُلْتُ : فَثُلُثَهُ . قَالَ : " نَعَمْ " . قُلْتُ : فَإِنِّي سَأُمْسِكُ سَهْمِي مِنْ خَيْبَرَ .
Kâ'b b. Mâlik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ya Rasûlallah! Şüphesiz malımın tümünü Allah ve Rasûlü'ne sadaka olarak çıkarmam, benim Allah'a tevbemdendir, dedim. Hz. Nebi: "Hayır" buyurdu. Yarısını, dedim. “Hayır" buyurdu. Üçte birini, dedim. "Evet" karşılığını verdi. Ben de; Hayber'deki sehmimi alıkoyacağım, dedim
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ،. وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ كَعْبٍ، أَنَّ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، تَقَاضَى ابْنَ أَبِي حَدْرَدٍ دَيْنًا كَانَ لَهُ عَلَيْهِ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ، فَارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُهُمَا حَتَّى سَمِعَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ فِي بَيْتٍ، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَيْهِمَا حَتَّى كَشَفَ سِجْفَ حُجْرَتِهِ، فَنَادَى كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ فَقَالَ " يَا كَعْبُ ". فَقَالَ لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَأَشَارَ بِيَدِهِ أَنْ ضَعِ الشَّطْرَ. فَقَالَ كَعْبٌ قَدْ فَعَلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قُمْ فَاقْضِهِ ".
Abdullah İbn Ka'b'dan nakledilmiştir: Ka'b İbn Malik ona şöyle anlatmıştır: Ka'b, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken mescitte İbn Ebı Hadred'deki alacağını tahsil etmek istemişti. Aralarında konuyu tartışırken sesleri yükseldi ve Allah Resulü odasından bu konuşmaları duydu. Resulullah odasının perdesini aralayarak onların yanına çıktı. "Ka'bi" diye seslendi. Ka'b: "Buyur, Ey Allah'ın Resulü!" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem alacağının yarısından vazgeçmesini eliyle işaret etti. Bunun üzerine Ka'b "Ey Allah'ın Resulü' Tamam öyle yapıyorum" dedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem, (İbn Ebı Hadred'e) "Haydi, şimdi öde" buyurdu
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بُعِثْتُ بِجَوَامِعِ الْكَلِمِ وَنُصِرْتُ بِالرُّعْبِ وَبَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُتِيتُ بِمَفَاتِيحِ خَزَائِنِ الأَرْضِ فَوُضِعَتْ فِي يَدَىَّ " . قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنْتُمْ تَنْتَثِلُونَهَا .
Bana Ebu't-Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, ibni Şihâb'dan, o da Said b. El-Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben Cevâmiü'l-Kelim ile gönderildim. (Düşmanlarıma) korku (verilmek) ile mansur oldum. Bir defa ben uyurken bana yer hazînelerinin anahtarları getirilerek önüme konuldu.» buyurdular. Ebu Hureyre: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dünyâdan gitti (şimdi) o hazîneleri siz çıkarıyorsunuz.» demiş
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ قَالَ مَا نَحَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْهُ وَعَنْ أَهْلِ بَيْتِهِ إِلاَّ بَدَنَةً وَاحِدَةً أَوْ بَقَرَةً وَاحِدَةً . قَالَ مَالِكٌ لاَ أَدْرِي أَيَّتَهُمَا قَالَ ابْنُ شِهَابٍ .
İbn-i Şihab (r.a)'dan rivayete göre, şöyle demiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne kendi adına, ne de ailesi adına deve ve sığırdan başka bir şey kesmemiştir." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir.) * Malik der ki: "Ravi İbn-i Şihab'ın deve mi yoksa sığır mı dediğini bilmiyorum
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي مَحْمُودُ بْنُ الرَّبِيعِ، أَنَّ عِتْبَانَ بْنَ مَالِكٍ، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا مِنَ الأَنْصَارِ أَنَّهُ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
İbn Şihab: Bana Mahmud b. er-Rabi'in haber verdiğine göre "İtban b. Malik --ki Nebi s.a.v.'in sahabesidir, Bedre katıldı ve Ensari idi-- ResuIullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti