Muvatta (İmam Mâlik) · 1699
Arapça metin
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، كَانَ يَأْكُلُ خُبْزًا بِسَمْنٍ فَدَعَا رَجُلاً مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ فَجَعَلَ يَأْكُلُ وَيَتَّبِعُ بِاللُّقْمَةِ وَضَرَ الصَّحْفَةِ فَقَالَ عُمَرُ كَأَنَّكَ مُقْفِرٌ . فَقَالَ وَاللَّهِ مَا أَكَلْتُ سَمْنًا وَلاَ رَأَيْتُ أَكْلاً بِهِ مُنْذُ كَذَا وَكَذَا . فَقَالَ عُمَرُ لاَ آكُلُ السَّمْنَ حَتَّى يَحْيَا النَّاسُ مِنْ أَوَّلِ مَا يَحْيَوْنَ .
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, Ömer b. Hattab yağ ve ekmek yerken bedevi bir adamı davet etti. Adam da yemeğe başladı ve tabağın içindeki yağı bir lokma ekmeğe aldırdı. Bunun üzerine Ömer: "Sen katığı olmayan birine benziyorsun" deyince adam: "Vallahi şu kadar zamandan beri yağ yemiyorum ve onun yenmesini de görmedim" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Halk bolluğa kavuşuncaya kadar yağ yemeyeceğim" dedi. (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatla'ında geçmektedir)
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَرْحَبِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي الْيَعْفُورِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ دَخَلَ عَلَيْهِ عُمَرُ وَهُوَ عَلَى مَائِدَتِهِ فَأَوْسَعَ لَهُ عَنْ صَدْرِ الْمَجْلِسِ فَقَالَ بِسْمِ اللَّهِ . ثُمَّ ضَرَبَ بِيَدِهِ فَلَقِمَ لُقْمَةً ثُمَّ ثَنَّى بِأُخْرَى ثُمَّ قَالَ إِنِّي لأَجِدُ طَعْمَ دَسَمٍ مَا هُوَ بِدَسَمِ اللَّحْمِ . فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ إِنِّي خَرَجْتُ إِلَى السُّوقِ أَطْلُبُ السَّمِينَ لأَشْتَرِيَهُ فَوَجَدْتُهُ غَالِيًا فَاشْتَرَيْتُ بِدِرْهَمٍ مِنَ الْمَهْزُولِ وَحَمَلْتُ عَلَيْهِ بِدِرْهَمٍ سَمْنًا فَأَرَدْتُ أَنْ يَتَرَدَّدَ عِيَالِي عَظْمًا عَظْمًا . فَقَالَ عُمَرُ مَا اجْتَمَعَا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَطُّ إِلاَّ أَكَلَ أَحَدَهُمَا وَتَصَدَّقَ بِالآخَرِ . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ خُذْ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ فَلَنْ يَجْتَمِعَا عِنْدِي إِلاَّ فَعَلْتُ ذَلِكَ . قَالَ مَا كُنْتُ لأَفْعَلَ .
İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir gün kendisi sofrası üstünde (yemekte) iken Ömer (bin el-Hattâb) (r.a.) onun yanına giriyor. Abdullah sofranın baş kısmında Ömer için yer açıyor. Ömer de: Bismillah diyerek elini vurup bir lokma alıyor. Sonra diğer bir lokma ile ikiliyor, (yâni ikinci bir lokmayı alıyor). Sonra Ömer (r.a.): Ben bir yağ tadını cidden buluyorum. Bu, et yağı değildir, deyince Abdullah (r.a.): Ey mu'minlerin emîri, ben çarşıya çıkıp satınalayım diye semiz et aradım. Fakat bunu pahalı bulunca bir dirhem ile zayıf et aldım ve üstüne bir dirhemlik yağ koydum. Böylece aile ferdlerimin kemiklerden yararlanmasını istedim, diyor. Bunun üzerine Ömer (r.a.) : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında et ve yağ birleştiği her zaman O. mutlaka birini yemiş, diğerini de sadaka etmiş (ikisini yediği kat'iyen vâki olmamıştır), diyor. Abdullah (r.a.): Ey mu'minlerin emîr'i (bu defa) al. Bundan sonra et ve yağ benim yanımda birleştiğinde mutlaka bunu yapacağım, diyor. Fakat Ömer (r.a.): Ben yapacak değilim (Yâni bu yemeği yemem), diyor. Not: ZevA.id'de şöyle denilmiştir: Bu, hasen bIr seneddlr. Bu senedde Yahya bin Abdirrahman bin Ubeyd bulunur
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَالَ إِيَّاكُمْ وَاللَّحْمَ فَإِنَّ لَهُ ضَرَاوَةً كَضَرَاوَةِ الْخَمْرِ .
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, Ömer b. Hattab şöyle demiştir: "Et yemekten sakının çünkü et şarap alışkanlığına benzer bir alışkanlık meydana getirir." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatla'ında geçmektedir)
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ، يَقُولُ كَانَتْ عِنْدَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ امْرَأَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَوَلَدَتْ لَهُ عَاصِمَ بْنَ عُمَرَ ثُمَّ إِنَّهُ فَارَقَهَا فَجَاءَ عُمَرُ قُبَاءً فَوَجَدَ ابْنَهُ عَاصِمًا يَلْعَبُ بِفِنَاءِ الْمَسْجِدِ فَأَخَذَ بِعَضُدِهِ فَوَضَعَهُ بَيْنَ يَدَيْهِ عَلَى الدَّابَّةِ فَأَدْرَكَتْهُ جَدَّةُ الْغُلاَمِ فَنَازَعَتْهُ إِيَّاهُ حَتَّى أَتَيَا أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ فَقَالَ عُمَرُ ابْنِي . وَقَالَتِ الْمَرْأَةُ ابْنِي . فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ خَلِّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُ . قَالَ فَمَا رَاجَعَهُ عُمَرُ الْكَلاَمَ . قَالَ وَسَمِعْتُ مَالِكًا يَقُولُ وَهَذَا الأَمْرُ الَّذِي آخُذُ بِهِ فِي ذَلِكَ .
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Kasım b. Muhammed' den işittim şöyle diyordu: "Ömer b. Hattab ensardan bir kadınla evliydi. Ondan Asım isminde bir oğlu oldu. Sonra ondan ayrıldı. Ömer Kuba'ya geldiğinde oğlu Asım'ı mescidin avlusunda oynarken gördü. Onu kucakladı. Hayvanının önüne onu oturttu. Bunun üzerine nenesi yetişti, çocuğu Ömer'den almak istedi. Oda vermedi, münakaşa ettiler. İkisi birlikte Ebu Bekir'in yanına geldiler. Ömer: "Bu çocuk benim oğlum" dedi. Kadında: "Torunum" dedi. Ebu Bekir ise Ömer' e: "Çocukla ninesinin arasına girme" dedi. Ravi diyor ki: "Ömer bu işin üzerine düşmedi." * Yahya dedi ki: "Malik'den işittim şöyle diyordu: "Benimde uygulamam aynen böyledir." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عَاتِكَةَ ابْنَةَ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ، - امْرَأَةَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ - كَانَتْ تُقَبِّلُ رَأْسَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ وَهُوَ صَائِمٌ فَلاَ يَنْهَاهَا .
Yahya b. Saîd'den: Ömer b. Hattab'm hanımı Atike, Hz. Ömer oruçlu iken onun başını öper, Ömer de ona mani olmazdı
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَالَ لِرَجُلٍ مَا اسْمُكَ فَقَالَ جَمْرَةُ . فَقَالَ ابْنُ مَنْ فَقَالَ ابْنُ شِهَابٍ . قَالَ مِمَّنْ قَالَ مِنَ الْحُرَقَةِ . قَالَ أَيْنَ مَسْكَنُكَ قَالَ بِحَرَّةِ النَّارِ . قَالَ بِأَيِّهَا قَالَ بِذَاتِ لَظًى . قَالَ عُمَرُ أَدْرِكْ أَهْلَكَ فَقَدِ احْتَرَقُوا . قَالَ فَكَانَ كَمَا قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رضى الله عنه .
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, Ömer b. Hattab bir kimseye: "Adın ne?" diye sordu. O da: "Cemre" diye cevap verdi. Ömer: "Kimin oğlusun?" diye sordu. "Şihab'ın oğluyum" dedi. "Kimlerdensin?" diye sordu. "Hurakadanım diye" cevap verdi. "Evin nerededir?" diye sorunca "Harratünnar'da" diye cevap verdi. Ömer: "Hangisi?" diye sorunca adam: "Alevlisi" diye cevap verdi. Ömer öyleyse ailene yetiş yandılar" dedi. Adam: "Ömer b. Hattab'ın dediği gibi oldu" dedi. (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اِئْتَدِمُوا بِالزَّيْتِ وَادَّهِنُوا بِهِ فَإِنَّهُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ " .
Ömer (bin el-Hattâb) (r.a.)'dtn rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Zeytin yağını ekmeğe katık ediniz ve bu yağı kullanınız. Çünkü bu, yağ mübarek bir ağaçtan alınmadır