İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Muvatta (İmam Mâlik) · 1820

Speech

Arapça metin

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَيَّادٍ، أَنَّ الْمُطَّلِبَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبَ الْمَخْزُومِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَجُلاً سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا الْغِيبَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَنْ تَذْكُرَ مِنَ الْمَرْءِ مَا يَكْرَهُ أَنْ يَسْمَعَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَإِنْ كَانَ حَقًّا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا قُلْتَ بَاطِلاً فَذَلِكَ الْبُهْتَانُ ‏"‏ ‏.‏

Mahzum kabilesinden Abdullah b. Hattab'ın oğlu Muttalib derki: Bir zat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: «— Ğıybet nedir?» diye sorunca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Bir kişinin duyduğu zaman hoşlanmayacağı şeyleri anlatmandır.» buyurdu. Adam: «—Ya Resulallah gerçek olursa da mı?» diye sordu. Resulul­lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Asılsız bir şey söylersen bu iftira olur.» buyurdu

Muvatta (İmam Mâlik), 1820

Benzer hadisler

HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، حَدَّثَنَا مُغِيثُ بْنُ سُمَىٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قِيلَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَىُّ النَّاسِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ كُلُّ مَخْمُومِ الْقَلْبِ صَدُوقِ اللِّسَانِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا صَدُوقُ اللِّسَانِ نَعْرِفُهُ فَمَا مَخْمُومُ الْقَلْبِ قَالَ ‏"‏ هُوَ التَّقِيُّ النَّقِيُّ لاَ إِثْمَ فِيهِ وَلاَ بَغْىَ وَلاَ غِلَّ وَلاَ حَسَدَ ‏"‏ ‏.‏

Abdullah bin Amr (bin el-As) (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: (Ya Resulallah)! İnsanların hangisi daha faziletlidir? diye soruldu. O: Kalb'i mahmum ve dili çok doğru olan her (mu'min) kişi, buyurdu. Sahabîler: (Ya Resulallah>! Dili çok doğru olanı (n ne demek olduğunu) biliriz. Mahmum kalb nedir? diye sordular. O: (Mahmum kalb), Allah'tan korkan, tertemiz, içinde ne günah, ne zulüm ile yaratıklara kötülük etmek, ne kin ne de hased (çekemezlik) olan (kalb) dir, buyurdu. Not: Zevaid de; bu Hadis’in sahih, ravilerinin sika olduğu bildirilmiştir

Sünen-i İbn Mâce, 4216
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سُوقَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ رَفَعَتِ امْرَأَةٌ صَبِيًّا لَهَا إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي حَجَّتِهِ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلِهَذَا حَجٌّ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ وَلَكِ أَجْرٌ ‏"‏ ‏.‏

Câbir bin Abdillah (r.a.)'dan Şöyle demi§tir: Bir hac (yolculuğun) da bir kadın bir çocuğunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arz ederek: Yâ Resulallah! Bu çocuk için hac (fazileti) var mı? diye sordu. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet. Senin için de bir sevâb vardır,» buyurdu

Sünen-i İbn Mâce, 2910
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُتِيتُ بِقَدَحِ لَبَنٍ، فَشَرِبْتُ مِنْهُ، حَتَّى إِنِّي لأَرَى الرِّيَّ يَخْرُجُ مِنْ أَطْرَافِي، فَأَعْطَيْتُ فَضْلِي عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ مَنْ حَوْلَهُ فَمَا أَوَّلْتَ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الْعِلْمَ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Uyuduğum bir sırada bana süt dolu bir kadeh verildi. Bu kadehten o kadar içtim ki kamp doymayı ta parmak uçlarımdan çıkarken duyuyordum. Sonra artanım Ömer b. el-Hattab'a verdim." Resulullah'ın etrafında bulunan sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. O da "ilim ile" diye cevap verdi

Sahîh-i Buhârî, 7007
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ وَاقِدِ بْنِ مُحَمَّدٍ، سَمِعْتُ أَبِي قَالَ عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ ‏"‏ أَلاَ أَىُّ شَهْرٍ تَعْلَمُونَهُ أَعْظَمُ حُرْمَةً ‏"‏‏.‏ قَالُوا أَلاَ شَهْرُنَا هَذَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَلاَ أَىُّ بَلَدٍ تَعْلَمُونَهُ أَعْظَمُ حُرْمَةً ‏"‏‏.‏ قَالُوا أَلاَ بَلَدُنَا هَذَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَلاَ أَىُّ يَوْمٍ تَعْلَمُونَهُ أَعْظَمُ حُرْمَةً ‏"‏‏.‏ قَالُوا أَلاَ يَوْمُنَا هَذَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَدْ حَرَّمَ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ، إِلاَّ بِحَقِّهَا، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا، فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏‏.‏ ـ ثَلاَثًا كُلُّ ذَلِكَ يُجِيبُونَهُ أَلاَ نَعَمْ ـ قَالَ ‏"‏ وَيْحَكُمْ ـ أَوْ وَيْلَكُمْ ـ لاَ تَرْجِعُنَّ بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem veda haccında şöyle buyurmuştur: "Dikkat edin! Hürmetçe en büyük bildiğiniz ay hangisidir?" Sahabiler "Bu hac ayımız değil midir?" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hürmetçe en büyük bildiğiniz belde hangisidir?" diye sordu. Sahabiler "Bu Mekke beIdemiz değil midir?" diye cevap verdiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hürmetçe en büyük bildiğiniz gün hangisidir?" diye sordu. Sahabiler "Bu hac günlerimiz değil midir?" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Şüphesiz Allahu Teala sizlere bu gününüzün, bu beldenizin ve bu ayınızın haram olduğu gibi karılannızı, mallarınızı ve namuslarınızı dokunulmaz kılmıştır. Ancak bir hak karşılığında olmak müstesnadır. Dikkat edin bunlan sizlere tebliğ ettim mi?" Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu soruyu üç kere sordu. Sahabiler her defasında ona "Evet, tebliğ ettinı" diye cevap verdiler. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Sizlere yazık -yahut- sizlere veyl olsun sakın benden sonra birbirlerinin boyunlarını vuran kafirler almayınız." Fethu'l-Bari Açıklaması: Bir mu'minin sırtının dokunulmaz olması, ona eziyet verilmekten korunmuş olduğu anlamına gelir. "Bir hak veya şer't bir ceza olması hariç" Yani bir Müslümanın sırtına onu tedib etmek maksadıyla had ve tazir cezası yoluyla olanı hariç vurulmaz ve o kişi aşağılanmaz. "Benden sonra ... dönmeyiniz" emriyle ilgili olarak ileride "Fiten" bölümünde gerekli açıklama yapılacaktır

Sahîh-i Buhârî, 6785
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ الْجَزَرِيِّ، عَنْ زِيَادِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنِ ابْنِ مَعْقِلٍ، قَالَ ‏:‏ دَخَلْتُ مَعَ أَبِي عَلَى عَبْدِ اللَّهِ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏:‏ ‏"‏ النَّدَمُ تَوْبَةٌ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ أَبِي ‏:‏ أَنْتَ سَمِعْتَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏:‏ ‏"‏ النَّدَمُ تَوْبَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏:‏ نَعَمْ ‏.‏

(Abdullah) bin Ma'kil (bin Mukrin) (r.a.)'dan; Şöyle demiştir:Ben babam (Ma'kil) ile beraber Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'ın yanına girdik de ben onu (yani îbn-i Mes'ud'u) şöyle söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): (Günahtan) pişmanlık duymak, bir tevbe dir, buyurdu. Bunun üzerine babam (Ma'kil), Abdullah (İbn-i Mes'ud)a: "(Günahtan) pişmanlık duymak bir tevbedir" hadîsini Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sen işittin (mi)? dedi. Abdullah (îbn-i Mes'ud): Evet, diye cevap verdi

Sünen-i İbn Mâce, 4252
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، ح وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، - رضى الله عنه - يَقُولُ قَدْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِينِي الْعَطَاءَ فَأَقُولُ أَعْطِهِ أَفْقَرَ إِلَيْهِ مِنِّي ‏.‏ حَتَّى أَعْطَانِي مَرَّةً مَالاً فَقُلْتُ أَعْطِهِ أَفْقَرَ إِلَيْهِ مِنِّي ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خُذْهُ وَمَا جَاءَكَ مِنْ هَذَا الْمَالِ وَأَنْتَ غَيْرُ مُشْرِفٍ وَلاَ سَائِلٍ فَخُذْهُ وَمَا لاَ فَلاَ تُتْبِعْهُ نَفْسَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hârûn b. Ma'arûf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. H. Bana Harmeletü'bnu Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâd'dan, o da Salim b. Abdillâh b. Ömer'den, o da babasından naklen haber verdi. Abdullah b. Ömer şöyle demiş: Ben Ömerü'bnu'l-Hattâb (Radiyallahu anh)'i şöyle derken işittim, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bâzan bana (Beytü'l mâl'den) bir şeyler verir, ben de: Bunu benden daha fakirine ver, derdim. Hattâ bir defa bana bir mal verdi de: Onu benden fakir birine ver dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Sen bunu al! bu kabilden göz dikmediğin ve istemediğin halde sana gelen malı da al. Böyle olmayan bir malı ise canın çekmesin.» buyurdular

Sahîh-i Müslim, 2405

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.