Muvatta (İmam Mâlik) · 323
Arapça metin
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ قُنْفُذٍ، عَنْ أُمِّهِ، أَنَّهَا سَأَلَتْ أُمَّ سَلَمَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَاذَا تُصَلِّي فِيهِ الْمَرْأَةُ مِنَ الثِّيَابِ فَقَالَتْ تُصَلِّي فِي الْخِمَارِ وَالدِّرْعِ السَّابِغِ إِذَا غَيَّبَ ظُهُورَ قَدَمَيْهَا .
Kunfuz'un torunu Muhammed b. Zeyd, annesinden naklediyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Ümmü Seleme'ye, «Namaz kılarken kadınların hangi elbiseleri giyeceklerini» sordum. «— Başlarına başörtüsü takarlar, bir de ayaklarının üzerine kadar uzanan entari giyerler,» cevabını verdi. İbn Abdilber el-îstizkar'da der ki: Bu hadis, Muvatta'da mevkuftur. Abdirrahman b. Abdullah b. Dinar, Muhammed b. Zeyd -annesi- Ümmü Seleme senediyle merfu' olarak nakleder. Ebu Davud Salat'ta
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ قُنْفُذٍ، عَنْ أُمِّهِ، أَنَّهَا سَأَلَتْ أُمَّ سَلَمَةَ مَاذَا تُصَلِّي فِيهِ الْمَرْأَةُ مِنَ الثِّيَابِ فَقَالَتْ تُصَلِّي فِي الْخِمَارِ وَالدِّرْعِ السَّابِغِ الَّذِي يُغَيِّبُ ظُهُورَ قَدَمَيْهَا .
Muhammed b. Zeyd'in annesinden rivayet edildiğine göre; Ümmü Seleme (r.anha)'ya; "Kadın hangi elbise ile namaz kılmalıdır?" diye sormuş. O da: "Baş örtüsü ve ayaklarının üstünü de örten uzunca bir fistanla kılar" cevabını vermiştir
حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو تُمَيْلَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمُؤْمِنِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ كَانَ أَحَبَّ الثِّيَابِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْقَمِيصُ . قَالَ وَسَمِعْت مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَعِيلَ يَقُولُ حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ عَنْ أُمِّهِ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أَصَحُّ وَإِنَّمَا يُذْكَرُ فِيهِ أَبُو تُمَيْلَةَ عَنْ أُمِّهِ
Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e elbisenin en sevimlisi gömlekti.” Diğer tahric: Buhârî Libas; Ebû Dâvûd, Libas Tirmizî: Muhammed b. İsmail’den işittim şöyle diyordu: Abdullah b. Büreyde’nin annesinden ve Ümmü Seleme’den rivâyeti daha sahihtir. Ne var ki hadisin senedinde “annesinden” kaydını sadece Ebû Sümeyle zikretmektedir
حَدَّثَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ دِينَارٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ، بِهَذَا الْحَدِيثِ قَالَ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّهَا سَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَتُصَلِّي الْمَرْأَةُ فِي دِرْعٍ وَخِمَارٍ لَيْسَ عَلَيْهَا إِزَارٌ قَالَ " إِذَا كَانَ الدِّرْعُ سَابِغًا يُغَطِّي ظُهُورَ قَدَمَيْهَا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَبَكْرُ بْنُ مُضَرَ وَحَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ وَابْنُ أَبِي ذِئْبٍ وَابْنُ إِسْحَاقَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ عَنْ أُمِّهِ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ لَمْ يَذْكُرْ أَحَدٌ مِنْهُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَصَرُوا بِهِ عَلَى أُمِّ سَلَمَةَ رضى الله عنها .
Ümmü Seleme'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e; Kadın yalnız baş örtüsü ve gömleği ile eteklik olmadan namaz kılabilir mi? diye sordum da, "Gömlek ayaklarının üstünü örtecek şekilde uzun olursa kılabilir" buyurdular. Ebu Davud dedi ki: Bu hadisi Malik b. Enes, bekr b. Mudar, Hafs b. Ğıyas, İsmail b. Ca'fer, ibn Ebî Zi'b ve İbn İshak (gibi kimseler) Muhammed b. Zeyd ve annesi vasıtasıyla Ümmü Seleme'den rivayet etmişler ve bunlardan hiç biri de rivayetlerinde Hz. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) 'den bahsetmeyip Ümmü Seleme'ye ait bir söz olarak zikretmişlerdir. Sadece Ebu Davud rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامِ بْنِ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّهَا ـ رضى الله عنهما ـ قَالَتْ بَيْنَمَا أَنَا مَعَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْخَمِيلَةِ إِذْ حِضْتُ فَانْسَلَلْتُ، فَأَخَذْتُ ثِيَابَ حِيضَتِي فَقَالَ " مَا لَكِ أَنُفِسْتِ ". قُلْتُ نَعَمْ. فَدَخَلْتُ مَعَهُ فِي الْخَمِيلَةِ، وَكَانَتْ هِيَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْتَسِلاَنِ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ، وَكَانَ يُقَبِّلُهَا وَهُوَ صَائِمٌ.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşlerinden Ümmü Seleme'nin kızı Zeyneb annesinin şöyle dediğini nakletmiştir: "Ben, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kadife bir örtünün altında uzanıyordum. Bu sırada benden adet kanı gelmeye başladı. Ben de yavaşça örtünün altından çıkıp adetli iken kullandığım elbiseleri giydim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: 'Ne oldu sana, adet mi oldun?' diye sordu. Ben de: 'Evet' deyip tekrar kadife örtünün altına girdim." Ümmü Seleme ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aynı su kabından boy abdesti alırlardı ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem oruçlu iken Ümmü Seleme'yi öperdi
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، - يَعْنِي حِبِّي - حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ بْنِ نَافِعٍ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ زِيَادٍ، قَالَ حَدَّثَتْنِي الأَزْدِيَّةُ، - يَعْنِي مُسَّةَ - قَالَتْ حَجَجْتُ فَدَخَلْتُ عَلَى أُمِّ سَلَمَةَ فَقُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ إِنَّ سَمُرَةَ بْنَ جُنْدُبٍ يَأْمُرُ النِّسَاءَ يَقْضِينَ صَلاَةَ الْمَحِيضِ . فَقَالَتْ لاَ يَقْضِينَ كَانَتِ الْمَرْأَةُ مِنْ نِسَاءِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقْعُدُ فِي النِّفَاسِ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً لاَ يَأْمُرُهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِقَضَاءِ صَلاَةِ النِّفَاسِ . قَالَ مُحَمَّدٌ يَعْنِي ابْنَ حَاتِمٍ وَاسْمُهَا مُسَّةُ تُكْنَى أُمَّ بُسَّةَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ كَثِيرُ بْنُ زِيَادٍ كُنْيَتُهُ أَبُو سَهْلٍ .
Müsse (r.anha) şöyle demiştir: Hacca gitmiştim, Ümmü Seleme (r.anha)'nın huzuruna girdim ve: Ey mü'minlerin annesi, Semure bin Cündub kadınların hayz günlerindeki namazlarını kaza etmelerini emrediyor dedim. Bunun üzerine Ümmü Seleme: (Hayır) kaza etmezler, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kadınları lohusalıkta kırk gece otururlar (namazı, orucu, terk ederlerdi de) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara lohusalık zamanındaki namazlarını kaza etmelerini emretmezdi, dedi. Muhammed bin Hatim dedi ki, (Senetteki el-Ezdiyye'nin) ismi Müsse, künyesi Ümmü Büsse'dir. Ebu Davud, "(Hadisin senedinde geçen) Kesir bin Ziyad'ın künyesi Ebu Sehl'dir" dedi. Bu Hadisi Kütüb-i Sitte müelliflerinden sadece Ebu Davud rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، أَنَّ عُرْوَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ زَيْنَبَ ابْنَةَ أَبِي سَلَمَةَ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ أَخْبَرَتْهَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ عِنْدَهَا وَفِي الْبَيْتِ مُخَنَّثٌ، فَقَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ أَخِي أُمِّ سَلَمَةَ يَا عَبْدَ اللَّهِ إِنْ فُتِحَ لَكُمْ غَدًا الطَّائِفُ، فَإِنِّي أَدُلُّكَ عَلَى بِنْتِ غَيْلاَنَ، فَإِنَّهَا تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَدْخُلَنَّ هَؤُلاَءِ عَلَيْكُنَّ ". قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ يَعْنِي أَرْبَعَ عُكَنِ بَطْنِهَا، فَهْىَ تُقْبِلُ بِهِنَّ، وَقَوْلُهُ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ. يَعْنِي أَطْرَافَ هَذِهِ الْعُكَنِ الأَرْبَعِ، لأَنَّهَا مُحِيطَةٌ بِالْجَنْبَيْنِ حَتَّى لَحِقَتْ وَإِنَّمَا قَالَ بِثَمَانٍ. وَلَمْ يَقُلْ بِثَمَانِيَةٍ. وَوَاحِدُ الأَطْرَافِ وَهْوَ ذَكَرٌ، لأَنَّهُ لَمْ يَقُلْ ثَمَانِيَةَ أَطْرَافٍ.
Ümmü Selemelnin kızı Zeyneb'den, dedi ki: "Ümmü Seleme'nin kendisine haber verdiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında boIunuyorken evde de muhannes bir kişi bulunuyordu. Bu kişi Ümmü Seleme'nin kardeşi Abdullah'a: Ey Abdullah, eğer yarın Allah size Taifli fethetmeyi nasip ederse, ben sana Gaylan'ın kızını tavsiye ederim. Çünkü o dört büklüm ile gelir, sekiz büklüm ile geri döner, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bu gibi kimseler sizin bulunduğunuz yere girmesinier, buyurdu." Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: "Dört büklüm ile gelir ve ... gider" ifadesi ile karnındaki dört büklümü kastetmektedir. Gelirken o dört büklümü görünerek gelir. "Sekiz ile geri döner" ile kastettiği de bu dört büklümün yanlarda dörder tane oluşudur. Çünkü bu dörder büklüm her iki yanını da kuşatmış ve birbirine katılmıştır. Burada "etraf: taraflar" lafzının tekili müzekker olduğu halde (sekiz anlamında) "semanin" deyip "semaniyeten" dememiş olması, taraf kelimesinin çoğulunu kullanarak "etraf" dememiş olmasından dolayıdır. "Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınlardan erkeklere benzeyenler." Ebu Davud, Yezid b. Ebi Ziyad yoluyla İkrime'den şu fazlalığı eklemektedir: "Ben ona (İbn Abbas)'a el-mutereccilatu mineln-nisa: kadınlardan erkekler gibi görünmek isteyenler ne demektir, diye sordum. O: "Kendilerini erkeklere benzeten kadınlardır, diye cevap verdL" "Evde muhannes birisi vardı." Nikah bölümünün sonlarında bu muhannes kişinin adı ve hadisin yeteri kadar açıklamaları (5235.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Bu hadislerden, bulunduğu yerde insanların kendisinden rahatsız olduğu herbir kimsenin, bu halinden dönünceye yahut tevbe edinceye kadar dışarı Çlkartılmasının (sürgün edilmesinin) meşru olduğu anlaşılmaktadır