Muvatta (İmam Mâlik) · 605
Arapça metin
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ، قَالَ لَوْ مَنَعُونِي عِقَالاً لَجَاهَدْتُهُمْ عَلَيْهِ .
İmam Malik'ten: Ebu Bekr es-Sıddık: «Şayet Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e zekat olarak verdikleri bir devenin yularını dahi bana vermezlerse bundan dolayı onlarla savaşırım.» dedi. "Belaga" tabiriyle nakledilen bu eseri (rivayet), Buhari (Zekat) ve Müslim (İman), Zührî yoluyla rivayet ederler
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ يَرْجِعُ الْمُصَدِّقُ إِلاَّ عَنْ رِضًا " .
Cerir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Zekat memuru (mal sahiplerinden) ancak razı olarak döner (dönmelidir.)» Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de bunu benzer lafızIarla rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُغِيرَةَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ فَرْقَدٍ السَّبَخِيِّ، عَنْ مُرَّةَ الطَّيِّبِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ سَيِّئُ الْمَلَكَةِ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَيْسَ أَخْبَرْتَنَا أَنَّ هَذِهِ الأُمَّةَ أَكْثَرُ الأُمَمِ مَمْلُوكِينَ وَيَتَامَى قَالَ " نَعَمْ فَأَكْرِمُوهُمْ كَكَرَامَةِ أَوْلاَدِكُمْ وَأَطْعِمُوهُمْ مِمَّا تَأْكُلُونَ " . قَالُوا فَمَا يَنْفَعُنَا فِي الدُّنْيَا قَالَ " فَرَسٌ تَرْتَبِطُهُ تُقَاتِلُ عَلَيْهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مَمْلُوكُكَ يَكْفِيكَ فَإِذَا صَلَّى فَهُوَ أَخُوكَ " .
Ebu Bekr-i Sıddık (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mülkiyet altındakilere kötü davranan kimse cennet'e giremeyeek.» buıyurdu. Sahabiler: Ya Resulallah! Memluk olanları ve yetimleri en çok bulunan ümmetin bu ümmet (yani senin ümmetin) olduğunu sen bize haber vermedinmi ? dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet, artık evladınıza değer verdiğiniz gibi onlara da ikramda bulununuz ve yediğiniz yemeklerden onlara da yediriniz.» buyurdu. Sahabiler: Peki memluk bize dünyada ne menfaat sağlar? dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bağlayıp beslediğin at üstünde Allah yolunda savaşırsın. Senin memlükün senin ihtiyacını giderir. Namaz kıldığı zaman artık o senin kardeşindir.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle söylenmiştir: Bunun senedinde Ferkad es-Sebehi vardır. İbn-i Main onu bir rivayette güvenilir saymış ise de, diğer bir rivayette onu zayıf saymıştır. Buhari ve başkası da onu zayıf saymışlardır
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، . أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلِّمْنِي دُعَاءً أَدْعُو بِهِ فِي صَلاَتِي . قَالَ " قُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ " .
Ebu Bekr-i Sıddık (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Ya Resulallah! Bana namazım(ın sonun)da okuyacağım bir duayı öğret, diye ricada bulunmuş. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «''Allahumme inni zalemtu nefsi zulmen kesiren ve la yağfiru'z-zunube illa ente fağfirli mağfireten min indike verhamni inneke ente'l-ğafuru'r-Rahim.'' duasını oku.» buyurdu. Dua'nın meali: Allahım! Şüphesiz ben kendi nefsime çok zulüm ettim. Senden başka hiçbir kimse günahları bağışlayamaz. Bu itibarla katından (ikram olarak) bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet et. Şüphesiz Ğafur sensin, Rahim sensin. Diğer tahric edenler: Buhari, sıfatu’s-salat, Müslim zikir, Tirmizi, deavat; Nesai, sehv BUHARİ RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ مَرِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاشْتَدَّ مَرَضُهُ فَقَالَ " مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ " . فَقَالَتْ عَائِشَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا بَكْرٍ رَجُلٌ رَقِيقٌ مَتَى يَقُمْ مَقَامَكَ لاَ يَسْتَطِعْ أَنْ يُصَلِّيَ بِالنَّاسِ فَقَالَ " مُرِي أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ فَإِنَّكُنَّ صَوَاحِبُ يُوسُفَ " . قَالَ فَصَلَّى بِهِمْ أَبُو بَكْرٍ حَيَاةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti (Dediki): Bize Hüseyin b. Ali, Zâide'den, o da Abdülmelik b. Ümeyr'den, o da Ebu Bürde'den, o da Ebu Musa'dan naklen rivayet etti. Ebu Musa şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalandı ve hastalığı şiddetlendi, bunun üzerine: «Ebu Bekir'e emredin de cemaata namazı kıldırıversin» buyurdular. Âişe: — Yâ Resulullah, Ebu Bekir yufka yürekli bir zâttır. Senin yerine geçerse halka namaz kıldıramaz, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : (Sana) Ebu Bekir'e emretde cemaata namazı kıldırsın (diyorum) Siz muhakkak Yusuf (A.S.) zamanının kadınlarısınız.» buyurdular. Artık bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in yaşadığı günler de cemaata namazı Ebu Bekir kıldırdı
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا غَزَا بِنَا.
(Yukarıdaki hadis bir rivayette şöyle gelmiştir) Enes İbn Malik dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi bir kabileye karşı savaşa çıkardığı zaman
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُصْعَبٌ، - وَهُوَ ابْنُ الْمِقْدَامِ - حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عِلاَقَةَ، - وَفِي رِوَايَةِ أَبِي بَكْرٍ قَالَ قَالَ زِيَادُ بْنُ عِلاَقَةَ - سَمِعْتُ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، يَقُولُ انْكَسَفَتِ الشَّمْسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ مَاتَ إِبْرَاهِيمُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ لاَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُمَا فَادْعُوا اللَّهَ وَصَلُّوا حَتَّى يَنْكَشِفَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Muhammedü'bnü Abdillâh b. Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Mus'ab yâni İbni Mikdâm rivayet etti. (Dediki): Bize Zaide rivayet etti. (Dediki): Bize Ziyâdü'bnü Ilâka rivayet etti. (Ebû Bekir'in rivayetinde: Dediki: Ziyâdü'bnü Ilâka şunları söyledi, denilmektedir.) (Ziyad demiş ki:) Ben, Mugîratü'bnü Şu'be'yi şunları sâylerken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde (oğlu) İbrahim'in vefat ettiği gün güneş tutuldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Şüphesiz ki güneşle ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettirler, onlar hiç bir kimsenin memâtı veya hayâtı için tutulmazlar; siz onları (tutulmuş) gördünüzmü hemen Allah'a duâ edin ve namaz kılın, tâ bu hâl açılıncaya kadar (buna devam edin.) buyurdular.» İzah için buraya tıklayın