Nevevî Kırk Hadis · 21
Arapça metin
عَنْ أَبِي عَمْرٍو وَقِيلَ: أَبِي عَمْرَةَ سُفْيَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قُلْت: يَا رَسُولَ اللَّهِ! قُلْ لِي فِي الْإِسْلَامِ قَوْلًا لَا أَسْأَلُ عَنْهُ أَحَدًا غَيْرَك؛ قَالَ: قُلْ: آمَنْت بِاَللَّهِ ثُمَّ اسْتَقِمْ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]
Ebu Amr Süfyan bin Abdullah (ra) anlatıyor: "Ey Allah’ın Resulü! Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, senden sonra başka kimseye sormaya ihtiyacım kalmasın" dedim. Şöyle buyurdu: "Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!" [Müslim]
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَاعِزٍ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الثَّقَفِيِّ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ حَدِّثْنِي بِأَمْرٍ أَعْتَصِمُ بِهِ . قَالَ " قُلْ رَبِّيَ اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقِمْ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَخْوَفُ مَا تَخَافُ عَلَىَّ فَأَخَذَ بِلِسَانِ نَفْسِهِ ثُمَّ قَالَ " هَذَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الثَّقَفِيِّ .
Sûfyân b. Abdullah es Sekafî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bana bir iş söyle ona sımsıkı sarılayım” dedim. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Rabbim Allah’tır de sonra dosdoğru ol.” Sûfyân diyor ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Benim için en korkulacak şey nedir?” dedim. Rasûlullah (s.a.v.): Kendi dilini tutarak, “İşte bu” buyurdular. Müslim, İman; İbn Mâce, Fiten Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Sûfyân b. Abdullah es Sekafî’den değişik şekillerde rivâyet edilmiştir
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، وَشُعْبَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَبِيبٌ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَجُلٌ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أُجَاهِدُ. قَالَ " لَكَ أَبَوَانِ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " فَفِيهِمَا فَجَاهِدْ ".
Abdullah İbn Amr'dan, dedi ki: "Bir adam, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Cihada çıkayım mı, diye sordu. Allah Rasulü: Anan-baban var mı, diye sordu. Adam: Evet deyince, Allah Rasulü: O halde sen onlar uğrunda cihad et, buyurdu
عَنْ ابْن عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم بِمَنْكِبِي، وَقَالَ: كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّك غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ . وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا يَقُولُ: إذَا أَمْسَيْتَ فَلَا تَنْتَظِرْ الصَّبَاحَ، وَإِذَا أَصْبَحْتَ فَلَا تَنْتَظِرْ الْمَسَاءَ، وَخُذْ مِنْ صِحَّتِك لِمَرَضِك، وَمِنْ حَيَاتِك لِمَوْتِك. [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ]
Abdullah bin Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: "Dünyada tıpkı bir yabancı veya bir yolcu gibi ol." İbn Ömer (ra) şöyle derdi: "Akşama erdiğinde sabahı bekleme, sabaha erdiğinde de akşamı bekleme. Sağlıklı olduğun zaman hastalık halin için, hayatın boyunca da ölümün için hazırlık yap." [Buhari]
عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْأَنْصَارِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا: أَنَّ رَجُلًا سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم فَقَالَ: أَرَأَيْت إذَا صَلَّيْت الْمَكْتُوبَاتِ، وَصُمْت رَمَضَانَ، وَأَحْلَلْت الْحَلَالَ، وَحَرَّمْت الْحَرَامَ، وَلَمْ أَزِدْ عَلَى ذَلِكَ شَيْئًا؛ أَأَدْخُلُ الْجَنَّةَ؟ قَالَ: نَعَمْ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]
Ebu Abdullah Cabir bin Abdullah el-Ensari (ra) anlatıyor: Bir adam Resulullah’a (ﷺ) sordu: "Ne dersin; farz namazları kılsam, Ramazan orucunu tutsam, helali helal bilip haramı haram saysam ve bunlara hiçbir şey eklemesem cennete girer miyim?" Efendimiz: "Evet" buyurdu. [Müslim]
عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم "لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يَكُونَ هَوَاهُ تَبَعًا لِمَا جِئْتُ بِهِ". حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ، رَوَيْنَاهُ فِي كِتَابِ "الْحُجَّةِ" بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ
Ebu Muhammed Abdullah bin Amr bin el-As (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) şöyle buyurdu: "Arzuları (hevası), benim getirdiğim şeye tabi olmadıkça sizden hiçbiriniz gerçek manada iman etmiş olmaz." [Kitabu'l-Hücce]
عَنْ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَيْضًا قَالَ: بَيْنَمَا نَحْنُ جُلُوسٌ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم ذَاتَ يَوْمٍ، إذْ طَلَعَ عَلَيْنَا رَجُلٌ شَدِيدُ بَيَاضِ الثِّيَابِ، شَدِيدُ سَوَادِ الشَّعْرِ، لَا يُرَى عَلَيْهِ أَثَرُ السَّفَرِ، وَلَا يَعْرِفُهُ مِنَّا أَحَدٌ. حَتَّى جَلَسَ إلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم . فَأَسْنَدَ رُكْبَتَيْهِ إلَى رُكْبَتَيْهِ، وَوَضَعَ كَفَّيْهِ عَلَى فَخِذَيْهِ، وَقَالَ: يَا مُحَمَّدُ أَخْبِرْنِي عَنْ الْإِسْلَامِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم الْإِسْلَامُ أَنْ تَشْهَدَ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَتُقِيمَ الصَّلَاةَ، وَتُؤْتِيَ الزَّكَاةَ، وَتَصُومَ رَمَضَانَ، وَتَحُجَّ الْبَيْتَ إنْ اسْتَطَعْت إلَيْهِ سَبِيلًا. قَالَ: صَدَقْت . فَعَجِبْنَا لَهُ يَسْأَلُهُ وَيُصَدِّقُهُ! قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ الْإِيمَانِ. قَالَ: أَنْ تُؤْمِنَ بِاَللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ، وَتُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ. قَالَ: صَدَقْت. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ الْإِحْسَانِ. قَالَ: أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّك تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاك. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ السَّاعَةِ. قَالَ: مَا الْمَسْئُولُ عَنْهَا بِأَعْلَمَ مِنْ السَّائِلِ. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ أَمَارَاتِهَا؟ قَالَ: أَنْ تَلِدَ الْأَمَةُ رَبَّتَهَا، وَأَنْ تَرَى الْحُفَاةَ الْعُرَاةَ الْعَالَةَ رِعَاءَ الشَّاءِ يَتَطَاوَلُونَ فِي الْبُنْيَانِ. ثُمَّ انْطَلَقَ، فَلَبِثْتُ مَلِيًّا، ثُمَّ قَالَ: يَا عُمَرُ أَتَدْرِي مَنْ السَّائِلُ؟. قُلْتُ: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: فَإِنَّهُ جِبْرِيلُ أَتَاكُمْ يُعَلِّمُكُمْ دِينَكُمْ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]
Yine Ömer (ra) anlatıyor: Bir gün Resulullah'ın (ﷺ) yanında oturduğumuz sırada, elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde yolculuk izi görülmüyordu ve hiçbirimiz onu tanımıyorduk. Peygamber'in (ﷺ) yanına oturdu, dizlerini onun dizlerine dayadı, ellerini uyluklarının üzerine koydu ve: "Ey Muhammed! Bana İslam hakkında bilgi ver" dedi. Resulullah (ﷺ): "İslam; Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna şehadet etmen, namazı kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yetiyorsa Kabe'yi haccetmendir" buyurdu. Adam: "Doğru söyledin" dedi. Biz onun hem soru sorup hem de tasdik etmesine şaşırdık. Sonra: "Bana İmandan haber ver" dedi. Efendimiz: "Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayrı ve şerriyle kadere inanmandır" buyurdu. Adam yine: "Doğru söyledin" dedi ve ekledi: "Bana İhsandan haber ver." Efendimiz: "Allah’a, O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir; zira sen O’nu görmesen de O seni görmektedir" buyurdu. Adam: "Kıyametin ne zaman kopacağını haber ver" dedi. Efendimiz: "Bu konuda kendisine soru sorulan, sorandan daha bilgili değildir" cevabını verdi. Bunun üzerine adam: "Öyleyse alametlerinden haber ver" dedi. Efendimiz: "Cariyenin efendisini doğurması; yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının yüksek binalar yapmada birbirleriyle yarışmalarıdır" buyurdu. Sonra adam gitti. Bir süre sonra Efendimiz: "Ey Ömer, o soru soranın kim olduğunu biliyor musun?" dedi. Ben: "Allah ve Resulü daha iyi bilir" dedim. Şöyle buyurdu: "O Cebrail’di. Size dininizi öğretmek için gelmişti." [Müslim]