İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 1202

Actions while Praying

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَبْدِ الصَّمَدِ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا حُصَيْنُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا نَقُولُ التَّحِيَّةُ فِي الصَّلاَةِ وَنُسَمِّي، وَيُسَلِّمُ بَعْضُنَا عَلَى بَعْضٍ، فَسَمِعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ قُولُوا التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، فَإِنَّكُمْ إِذَا فَعَلْتُمْ ذَلِكَ فَقَدْ سَلَّمْتُمْ عَلَى كُلِّ عَبْدٍ لِلَّهِ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏"‏‏.‏

Abdullah İbn Mes'ud r.a. şöyle demiştir: Biz namaz kılarken "ettahiyyat"ı okur, bu sırada selam vereceğimiz meleklerin isimlerini söyler, birbirimize selam verirdik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu işitince şöyle buyurdu: "Şöyle deyiniz: et-Tahiyyatu lillahi ve's-salevatu ve't-tayyibat. Esselamu aleyke eyyuhe'nnebiyyu ve rahmetullahi ve berakatuhu. es-selamu aleyna ve ala ibadillahi's-salihin. Şayet bunu söylerseniz Allah'ın gökte ve yerde bulunan bütün salih kullarına selam vermiş olursunuz

Sahîh-i Buhârî, 1202

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ الأَعْمَشِ، حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا إِذَا كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الصَّلاَةِ قُلْنَا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ مِنْ عِبَادِهِ، السَّلاَمُ عَلَى فُلاَنٍ وَفُلاَنٍ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَقُولُوا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ‏.‏ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ، وَلَكِنْ قُولُوا التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ‏.‏ فَإِنَّكُمْ إِذَا قُلْتُمْ أَصَابَ كُلَّ عَبْدٍ فِي السَّمَاءِ أَوْ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، ثُمَّ يَتَخَيَّرُ مِنَ الدُّعَاءِ أَعْجَبَهُ إِلَيْهِ فَيَدْعُو ‏"‏‏.‏

İbn Mesûd'un şöyle dediği nakledilmiştir: "Biz Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında namaz kıldığımız zaman son teşehhüdde şöyle derdik: 'Kullarından Allah'a selâm olsun; şu meleğe, şu meleğe selâm olsun.'Bunun üzerine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize dönerek şöyle buyurdu: "Allah'a selâm olsun demeyin. Şüphesiz Selam olan sadece Allah'tır. Fakat bunun yerine şu duayı okuyun: التحيات لله، والصلوات، والطيبات، السلام عليك أيها النبي ورحمة الله وبركاته، السلام علينا وعلى عباد الله الصالحين [Et’Tehiyatu Lillahi ve’s-selevatu ve’t-teyyibatu es-selamun aleyke eyyuhennebiyyu ve Rahmetullahi ve berekatuhu. Es-Selamun aleyna ve ala ibadillahi’s-salihin.} Çünkü siz bu şekilde Allah'ın salih kullarına selâm dilediğiniz zaman, bu dua gökteki veya gök ile yer arasındaki Allah'ın her salih kuluna ulaşır. Bundan sonra ise hoşuna giden dilediği herhangi bir duayı okumakta serbesttir." (Buradaki Tehiyyat’ın meali 459.sayfada var)

Sahîh-i Buhârî, 835
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قُلْنَا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ قَبْلَ عِبَادِهِ السَّلاَمُ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَعَلَى فُلاَنٍ وَفُلاَنٍ ‏.‏ يَعْنُونَ الْمَلاَئِكَةَ ‏.‏ فَسَمِعَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَقُولُوا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ فَإِذَا جَلَسْتُمْ فَقُولُوا التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ فَإِنَّهُ إِذَا قَالَ ذَلِكَ أَصَابَتْ كُلَّ عَبْدٍ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏.‏ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، وَحُصَيْنٍ، وَأَبِي، هَاشِمٍ وَحَمَّادٍ عَنْ أَبِي وَائِلٍ، وَعَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَأَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَمَنْصُورٍ، وَحُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، وَالأَسْوَدِ، وَأَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُعَلِّمُهُمُ التَّشَهُّدَ. فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Abdullah bin Mes'ud (r.a.j'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kıldığımız zaman (teşehhüd için oturduğumuzda) «Selam Allah'ın kullarına olsun» demeden önce «Selam Allah'a olsun, Selam Cebrail'e, Mikail'e, falan ve falan'a olsun» derdik. İbn-i Mes'ud ve arkadaşları (falan ve falan sözü ile) melekleri kasdederler. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim böyle dediğimizi işitti bunun üzerine: «Selam Allah'a olsun demeyiniz. Çünkü şüphesiz Allah selamın kendisidir. Bunun için (teşehhüde) oturduğunuz zaman; التحيات للّه والصلوات والطيبات. السلام عليك أيها النبي ورحمة اللّه وبركاته. السلام علينا وعلى عباد اللَّه الصالحين. deyiniz. Çünkü kişi bunu söylediği zaman selam cümlesi gökte ve yerde bulunan her salih kula isabet eder.» أشهد أن لا إله إلا اللَّه، وأشهد أن مُحَمَّدأً عبده ورسوله "... Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine yöre: Kendisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellein)'den bunun mislini rivayet etmiştir." "... Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara teşehhüdü öğretirdi. Abdullah (r.a.) bu hadisin mislini zikretmiştir

Sünen-i İbn Mâce, 899
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا خَلْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَا السَّلاَمُ عَلَى جِبْرِيلَ وَمِيكَائِيلَ، السَّلاَمُ عَلَى فُلاَنٍ وَفُلاَنٍ‏.‏ فَالْتَفَتَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ، فَإِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ‏.‏ فَإِنَّكُمْ إِذَا قُلْتُمُوهَا أَصَابَتْ كُلَّ عَبْدٍ لِلَّهِ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏‏.‏

Abdullah İbn Mesud (Radiyallahu anh) şöyle demiştir: "Biz Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında namaz kıldığımız zaman şöyle derdik: Cebrail'e, Mîkâîl'e selâm olsun, şu meleğe, şu meleğe selâm olsun. 'Bunun üzerine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize dönerek şöyle buyurdu: "Şüphesiz Selâm olan sadece Allah'tır. Siz'den biri salauât okuyacağı zaman şu duayı etsin:

Sahîh-i Buhârî, 831
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نَقُولُ فِي الصَّلاَةِ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ السَّلاَمُ عَلَى فُلاَنٍ ‏.‏ فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ فَإِذَا قَعَدَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَقُلِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ فَإِذَا قَالَهَا أَصَابَتْ كُلَّ عَبْدٍ لِلَّهِ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ثُمَّ يَتَخَيَّرُ مِنَ الْمَسْأَلَةِ مَا شَاءَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Zuheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve îshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk bize haber verdi tâbirini kullandı. Ötekiler; Bize Cerîr Mansur'dan, o da Ebu Vâil'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti, dediler. Abdullah şunu söylemiş: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kılarken «Allah'a selam, filan’a selam» derdik. Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize şunları söyledi: «Hiç şüphe yok ki; selam Allah’ın kendisidir. Binaenaleyh biriniz namazda oturduğu vakit; Bütün tehiyyeler, salavat ve tayyibat Allah'adır selam sana ey Nebiy Allah'ın rahmet ve bereketleri de senin üzerine olsun. Selâm bize ve Allah'ın sâlih kullarına!... [Ettehiyatu lillahi ve's-Salevatu ve't-Tayyibatu es-Selamu aleyke eyyuhe'n-Nebiyyu ve Rahmetullâhi ve berekâtuhû es-Selâmu aleyna ve alâ ibadillâhi's-Salihîn ] desin Çünkü bunu Dedikii, bu söz gökte ve yerde Allah'ın her salih kuluna isabet eder Bundan sonra; Ben Allahtan başka ilâh olmadığına şahadet ederim. Ben Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna da şahadet ederim: [ Eşhedu en la ilahe illallah ve Eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu ] (desin) bundan sonra dilediğini istemekte muhayyerdir

Sahîh-i Müslim, 897
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ قَبْلَ عِبَادِهِ، السَّلاَمُ عَلَى جِبْرِيلَ، السَّلاَمُ عَلَى مِيكَائِيلَ، السَّلاَمُ عَلَى فُلاَنٍ، فَلَمَّا انْصَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ، فَإِذَا جَلَسَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَقُلِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ‏.‏ فَإِنَّهُ إِذَا قَالَ ذَلِكَ أَصَابَ كُلَّ عَبْدٍ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ‏.‏ ثُمَّ يَتَخَيَّرْ بَعْدُ مِنَ الْكَلاَمِ مَا شَاءَ ‏"‏‏.‏

Abdullah (İbn Mes'ud)'dan dedi ki; "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte namaz kıldığımızda es-selamu alallahi Ka'ble ibadih, es-selamu ala Cibrll, es-selamu ala Mikail, es-selamu ala fulanin ve fulan: (Kullarından önce Allah'a selam, Cibri\'e selam, Mikail'e selam, filana ve filana selam olsun) derdik Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirince, bize yüzünü dönerek: Şüphesiz es-selam Allah'tır. Bu sebeple sizden herhangi bir kimse namazda oturdu mu; et-Tahiyyatu lillahi ve's-salavatu ve't-tayyibatu es-selamu aleyke eyyuhe'n-nebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuhu. es-selamu aleyna ve ala ibadillahi's-salihin: (Bütün selamlar, dualar, hoş ve temiz dilekler yalnız Allah'ındır. Selam sana ey Nebii Allah'ın rahmeti ve bereketleri de. Selam bize ve Allah'ın salih kullarına olsun), desin. Çünkü bir kimse bunları söyledi mi gökte ve yerde bulunan salih her bir kula da selam vermiş olur. (Devamla:) Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Rasuluh: (Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve Rasulüdür), desin. Bundan sonra da hayır gördüğü sözlerden dilediğini söyler." Fethu'l-Bari Açıklaması: "es-Selam yüce Allah'ın isimlerinden bir isimdir." es-Selam eksikliklerden uzak, kurtulmuş olan demektir. Kullarına selamet ve esenlik veren, gerçek dostlarına selam veren diye de açıklanmıştır. es-Selam'ın anlamı hakkında görüş ayrılığı vardır. lyad'ın naklettiğine göre Allah'ın ismi olarak, Allah'ın koruması ve koruyuculuğu senin üzerinde olsun demektir. Tıpkı Allah seninle beraber, Allah seninle birlikte olsun, denilmesine benzer. Bir başka görüşe göre: Şüphesiz Allah senin neler yaptığını görendir, demektir. Anlamının: Allah'ın adı ameller üzerine, amellerde çeşitli hayırların anlamlarının bulunup onları ifsad edecek arızı hallerin de söz konusu olmaması ümit edilerek zikredilir. Bir diğer açıklamaya göre bunun anlamı yüce Allah'ın: "Yemin ashabından sana selam olsun."(Vakıa, 91) buyruğunda olduğu gibidir. Sanki Müslüman selam verdiği kimseye, kendisinden yana esenlikte olacağını ve kendisinden ona korkulacak bir şeyin gelmeyeceğini bildirmiş gibi olur. İbn Dakiki'l-'Id de Şerhu'l-İlmam adlı eserinde şunları söylemektedir: Selam, çeşitli anlamları ifade etmek için kullanılır. Esenlik, selam vermek, yüce Allah'ın isimlerinden bir isim olması gibi. Selam, bazen sadece selam vermek anlamında, bazen katıksız esenlik dileği anlamında, bazen de her iki anlama da gelebilecek şekilde kullanılabilir. Yüce Allah: "Size selam verene dünya hayatının menfaatini arayarak sen mu'mindeğilsin, demeyin."(Nisa, 94) buyruğunda olduğu gibi. Bu buyrukta hem selam vermek, hem de esenlik dilemek anlamına gelme ihtimali vardır. Yüce Allah'ın: " ... ve istedikleri her şey vardır. Çok merhametli bir Rab den de selam denir. "(Yasin, 57-58) "Bir selamla selamlandığınızda siz de ondan daha güzeli ile selamı alın yahut aynısıyla karşılık verin."(Nisa, 86) buyruğu." Bu ayetin bu başlıkta zikredilmesinin sebebi, birinci başlıkta işaret olunan hadislerin delalet ettiği üzere genelolan selam verme emrinin "es-selam" özel lafzı ile verileceğine işaret etmektir ilim adamları bu hususta ittifak etmişlerdir Ancak ibnu't-Tın'in, ibn Huveyzimendad'dan, onun Malik'ten naklettiği müstesnadır. Buna göre ayet-i kerime'de "tahiyye (selam verme)"den maksat hediyedir Yine ilim adamlarının ittifak ettiklerine göre selam lafzı ile selam veren kimsenin selamı ancak, yine es-selamu lafzı ile alınır Selamın alınışı için, sana da hayırlı sabahlar, mutlu sabahlar ve buna benzer cevaplar vermek yeterli olmaz. Selam verirken "es-selamu" lafzından başkasını kullanan kimseye cevap vererek selamını almak gerekip gerekmediği hususunda görüş ayrılığı vardır Selamı almanın vacip olmasını gerektirecek asgari miktar, selamı verenin selam verdiği kimseye sesini işittirmesidir işte o vakit selamının alınmasını hak eder. işaretle selamı almak yeterli değildir. Hatta bunun yapılmamasına dair emir de varid olmuştur. Bu da Nesai'nin ceyyid bir sened ile Cabir'den diye naklettiği şu merfu hadiste sözkonusudur: "Yahuoilerin selamlaşmaları gibi selam vermeyiniz. Çünkü onların selamlaşmaları başlarla, ellerle ve işaret iledir." Nevevı der ki: Esma bint Yezid'in rivayet ettiği şu hadis bu görüşü reddetmez: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidden geçerken bir grup kadın da oturuyor idi. Selam vermek üzere eli ile işaret buyurdu." Bu hadis, Nebi efendimizin lafız (sözlü selamı) ve işareti bir arada yaptığı şeklinde yorumlanır. Nitekim Ebu Davud da aynı şekilde Esma bint Yezid'den: "Bize selam verdi" lafzı ile de rivayet etmiştir. --- Nevevı'nin açıklamaları burada sona erınektedir. --- işaret ile selam vermenin yasaklanışı ise, fiilen ve şer'an lafız ile selam verme gücü yeten kimseler hakkında özeldir. Aksi takdirde namaz kılan, uzakta bulunan ve dilsiz kimsenin halinde olduğu gibi, selamı lafız ile cevap vermek suretiyle alma imkanına sahip olamayan kimseler için işaretle selamı almak meşrudur. Aynı şekilde sağır kimseye selam vermek de böyledir. Eğer Arapça olmayan bir lafızia selam verilecek olursa, cevabı hak eder mj? Bu hususta ilim adamlarının üç görüşü vardır. Üçüncüsü Arapça güzelce selam verebileninkini almak vaciptir, şeklindedir. Mektupla yazılan ve elçi ile gönderilen selama da cevap vermek gerekir. Küçük çocuk, ergenlik yaşındaki birisine selam verecek olursa selamını alması icap eder. Aralarında küçük çocuğun bulunduğu bir topluluğa selam verecek olup çocuk da selamı alacak. olursa, bir görüşe göre aldığı selam, hepsi adına yeterlidir

Sahîh-i Buhârî, 6230
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، سَمِعَ يَزِيدَ، قَالَ أَخْبَرَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَخَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ ذَاتَ لَيْلَةٍ إِلَى شَطْرِ اللَّيْلِ ثُمَّ خَرَجَ عَلَيْنَا، فَلَمَّا صَلَّى أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ النَّاسَ قَدْ صَلَّوْا وَرَقَدُوا، وَإِنَّكُمْ لَنْ تَزَالُوا فِي صَلاَةٍ مَا انْتَظَرْتُمُ الصَّلاَةَ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, namaz'ı gecenin ortasına kadar geciktirmişti. Sonra mescid'e gelip bize namaz kıldırdı. Namaz bittikten sonra yüzünü bize çevirip şöyle buyurdu: "İnsanların bir kısmı namazlarını kılıp yattılar. Siz ise namaz'ı beklediğiniz süre boyunca zaten namaz kılıyorsunuz demektir

Sahîh-i Buhârî, 847

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.