Sahîh-i Buhârî · 1558
Arapça metin
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ الْهُذَلِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا سَلِيمُ بْنُ حَيَّانَ، قَالَ سَمِعْتُ مَرْوَانَ الأَصْفَرَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمَ عَلِيٌّ ـ رضى الله عنه ـ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْيَمَنِ فَقَالَ " بِمَا أَهْلَلْتَ ". قَالَ بِمَا أَهَلَّ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم. فَقَالَ " لَوْلاَ أَنَّ مَعِي الْهَدْىَ لأَحْلَلْتُ ". وَزَادَ مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ قَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بِمَا أَهْلَلْتَ يَا عَلِيُّ ". قَالَ بِمَا أَهَلَّ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فَأَهْدِ وَامْكُثْ حَرَامًا كَمَا أَنْتَ ".
Enes İbn Malik r.a. şöyle anlatır: "Ali r.a. Yemen'den Hz.Nebi'in yanına gelmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Ne niyetle ihrama girdin?" diye sorunca Ali, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in girdiği niyetle" diye cevap verdi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Eğer benim yanımda hedy kurbanı olmasaydı ihram'dan çıkardım" buyurdu." Muhammed İbn Bekir, İbn Cüreyc'den naklen şu ilavede bulunmuştur: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali'ye, "Ey Ali! Hangi niyetle ihrama girdin?" diye sorunca Ali r.a., "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in girdiği niyetle" diye cevap verdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem. ona, "O halde hedy kurbanı getir ve şu an olduğun gibi ihramlı olarak kal" buyurmuştur
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، حَدَّثَنَا بَكْرٌ، أَنَّهُ ذَكَرَ لاِبْنِ عُمَرَ أَنَّ أَنَسًا حَدَّثَهُمْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ، فَقَالَ أَهَلَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْحَجِّ، وَأَهْلَلْنَا بِهِ مَعَهُ، فَلَمَّا قَدِمْنَا مَكَّةَ قَالَ " مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ فَلْيَجْعَلْهَا عُمْرَةً ". وَكَانَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَدْىٌ، فَقَدِمَ عَلَيْنَا عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ مِنَ الْيَمَنِ حَاجًّا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بِمَ أَهْلَلْتَ فَإِنَّ مَعَنَا أَهْلَكَ ". قَالَ أَهْلَلْتُ بِمَا أَهَلَّ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم. قَالَ " فَأَمْسِكْ، فَإِنَّ مَعَنَا هَدْيًا ".
Humeyd et-Tavil'den bize Bekr'in anlattığına göre o "İbn Ömer'e şunu nakletmiş: Enes'in kendilerine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir umre ve bir hac yapmak üzere ihrama girdi. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (önce) hac için ihrama girdi, biz de onunla beraber ihrama girdik. Mekke'ye varınca şöyle buyurdu: Beraberinde hediy{elik) kurbanı bulunmayan kimse bunu (ihramını) umre olarak eda etsin. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hediy(elik kurban) bulunuyor idi. Bu sırada Ali b. Ebi Talib yanımıza -Yemen'den hac için ihrama girmiş olarak- geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ne diye ihrama girdin? Çünkü senin ehlin (zevcen Fatıma aleyhesselam) bizimle beraber bulunuyor, dedi. Ali: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne diye ihrama girmiş idiyse ben de aynı şekilde ihrama girdim (dedim) diye cevap verince, Allah Resuıü: Bu halin üzere devam et. Çünkü bizimle beraber hediy{elik kurban) bulunmaktadır, diye buyurdu
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، حَدَّثَنَا بَكْرٌ، أَنَّهُ ذَكَرَ لاِبْنِ عُمَرَ أَنَّ أَنَسًا حَدَّثَهُمْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ، فَقَالَ أَهَلَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْحَجِّ، وَأَهْلَلْنَا بِهِ مَعَهُ، فَلَمَّا قَدِمْنَا مَكَّةَ قَالَ " مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ فَلْيَجْعَلْهَا عُمْرَةً ". وَكَانَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَدْىٌ، فَقَدِمَ عَلَيْنَا عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ مِنَ الْيَمَنِ حَاجًّا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بِمَ أَهْلَلْتَ فَإِنَّ مَعَنَا أَهْلَكَ ". قَالَ أَهْلَلْتُ بِمَا أَهَلَّ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم. قَالَ " فَأَمْسِكْ، فَإِنَّ مَعَنَا هَدْيًا ".
Humeyd et-Tavil'den bize Bekr'in anlattığına göre o "İbn Ömer'e şunu nakletmiş: Enes'in kendilerine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir umre ve bir hac yapmak üzere ihrama girdi. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (önce) hac için ihrama girdi, biz de onunla beraber ihrama girdik. Mekke'ye varınca şöyle buyurdu: Beraberinde hediy{elik) kurbanı bulunmayan kimse bunu (ihramını) umre olarak eda etsin. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hediy(elik kurban) bulunuyor idi. Bu sırada Ali b. Ebi Talib yanımıza -Yemen'den hac için ihrama girmiş olarak- geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ne diye ihrama girdin? Çünkü senin ehlin (zevcen Fatıma aleyhesselam) bizimle beraber bulunuyor, dedi. Ali: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne diye ihrama girmiş idiyse ben de aynı şekilde ihrama girdim (dedim) diye cevap verince, Allah Resuıü: Bu halin üzere devam et. Çünkü bizimle beraber hediy{elik kurban) bulunmaktadır, diye buyurdu
حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ عَطَاءٌ قَالَ جَابِرٌ أَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلِيًّا أَنْ يُقِيمَ عَلَى إِحْرَامِهِ. زَادَ مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ عَطَاءٌ قَالَ جَابِرٌ فَقَدِمَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ رضى الله عنه بِسِعَايَتِهِ، قَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بِمَ أَهْلَلْتَ يَا عَلِيُّ ". قَالَ بِمَا أَهَلَّ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فَأَهْدِ وَامْكُثْ حَرَامًا كَمَا أَنْتَ ". قَالَ وَأَهْدَى لَهُ عَلِيٌّ هَدْيًا.
Ata, Cabir'den rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali'ye ihramlı halini sürdürmesini emretti." Muhammed b. Bekr de Cureyc'den şu fazlalığı rivayet etmektedir: Ata, Cabir'den rivayetle dedi ki: "Ali b. Ebi Talib radıyall"hu anh tahsil etmekle yükümlü olduğu ganimeti n beşte birini alarak geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Ey Ali, ihrama ne diyerek girdin, diye sordu. Ali: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ne diyerek ihrama girdiyse ben de öyle (diyerek ihrama giriyorum, dedim), diye cevap verdi. Allah Resulü: (Zamanı gelince) hediyelik kurbanını kes ve şimdiki gibi ihramlı olarak kalmaya devam et, diye buyurdu. (Cbir): Ali bundan dolayı bir hediye kurbanı kesti, dedi
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ نَاسًا، مِنَ الأَنْصَارِ قَالُوا لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَمْوَالِ هَوَازِنَ مَا أَفَاءَ، فَطَفِقَ يُعْطِي رِجَالاً مِنْ قُرَيْشٍ الْمِائَةَ مِنَ الإِبِلِ فَقَالُوا يَغْفِرُ اللَّهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي قُرَيْشًا وَيَدَعُنَا، وَسُيُوفُنَا تَقْطُرُ مِنْ دِمَائِهِمْ قَالَ أَنَسٌ فَحُدِّثَ رَسُولُ اللَّهِ بِمَقَالَتِهِمْ، فَأَرْسَلَ إِلَى الأَنْصَارِ، فَجَمَعَهُمْ فِي قُبَّةٍ مِنْ أَدَمٍ، وَلَمْ يَدْعُ مَعَهُمْ أَحَدًا غَيْرَهُمْ، فَلَمَّا اجْتَمَعُوا جَاءَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَا كَانَ حَدِيثٌ بَلَغَنِي عَنْكُمْ ". قَالَ لَهُ فُقَهَاؤُهُمْ أَمَّا ذَوُو آرَائِنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَلَمْ يَقُولُوا شَيْئًا، وَأَمَّا أُنَاسٌ مِنَّا حَدِيثَةٌ أَسْنَانُهُمْ فَقَالُوا يَغْفِرُ اللَّهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي قُرَيْشًا وَيَتْرُكُ الأَنْصَارَ، وَسُيُوفُنَا تَقْطُرُ مِنْ دِمَائِهِمْ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي أُعْطِي رِجَالاً حَدِيثٌ عَهْدُهُمْ بِكُفْرٍ، أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالأَمْوَالِ وَتَرْجِعُونَ إِلَى رِحَالِكُمْ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَوَاللَّهِ مَا تَنْقَلِبُونَ بِهِ خَيْرٌ مِمَّا يَنْقَلِبُونَ بِهِ ". قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ رَضِينَا. فَقَالَ لَهُمْ " إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أُثْرَةً شَدِيدَةً، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوُا اللَّهَ وَرَسُولَهُ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْحَوْضِ ". قَالَ أَنَسٌ فَلَمْ نَصْبِرْ.
Enes İbn Malik (r.a.)'den nakledilmiştir: "Allah Teala, Hevazin kabilesinden ele geçirilen malları fey olarak Resulüne lütfedince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kureyş'ten bazı kimselere yüzlerce deve verdi. Bunun üzerine ensardan bir grup Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında: "Allah, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i affetsin. Baksana Kureyş'e o kadar mal veriyor bizi ise bırakıyor. Halbuki kılıçlarımızdan hala onların kanları damlıyor." dediler. Onların bu şekilde ileri geri konuştukları Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verildi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensara bir haberci gönderip onları deriden yapılmış bir çadırın altında topladı. İçeride onlardan başka hiç kimseyi bırakmadı. Ensar toplanınca Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Söylediğiniz sözler bana ulaştı, şimdi ne diyeceksiniz?" diye sordu. Aklı başında olan, bilge kişiler (fukaha) söz alıp şöyle dediler: "Ey Allah'ın Resulü, içimizdeki aklı başında kimseler kesinlikle bir şey söylemediler. Fakat aramızda bazı toy delikanlılar da var. Onlar: "Allah, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i affetsin. Baksana Kureyş'e o kadar mal veriyor Ensarı ise bırakıyor. Halbuki kılıçlarımızdan hala onların kanları damlıyor" dediler." Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben küfürden yeni kurtulmuş bazı kimselere böyle mal veriyorum. Bu insanlar malları alıp giderken siz evinize Resulullah (s.a.v.) ile birlikte dönmeyi istemez misiniz? Allah'a yemin ederim ki, sizin yanınıza alıp götüreceğiniz (Nebi) onların yanlarına ahp götürecekleri (mallardan) daha hayırhdır." Ensar da: "İstemez miyiz ey Allah'ın Resulü, tabi ki buna razıyız" diye cevap verdiler. ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara şöyle dedi: "Siz benden sonra çok aşırı derecede bencillikler göreceksiniz. Siz Allah ile ve havzın başında Resulü ile karşılaşıncaya kadar sabredin!" Ancak biz sabredemedik
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى قَوْمٍ بِالْيَمَنِ فَجِئْتُ وَهْوَ بِالْبَطْحَاءِ فَقَالَ " بِمَا أَهْلَلْتَ ". قُلْتُ أَهْلَلْتُ كَإِهْلاَلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " هَلْ مَعَكَ مِنْ هَدْىٍ ". قُلْتُ لاَ. فَأَمَرَنِي فَطُفْتُ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ أَمَرَنِي فَأَحْلَلْتُ فَأَتَيْتُ امْرَأَةً مِنْ قَوْمِي فَمَشَطَتْنِي، أَوْ غَسَلَتْ رَأْسِي، فَقَدِمَ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ فَقَالَ إِنْ نَأْخُذْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَإِنَّهُ يَأْمُرُنَا بِالتَّمَامِ قَالَ اللَّهُ {وَأَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ} وَإِنْ نَأْخُذْ بِسُنَّةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّهُ لَمْ يَحِلَّ حَتَّى نَحَرَ الْهَدْىَ.
Ebu Mûsa r.a. şöyle nakletmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni Yemen'e göndermişti. Döndüğümde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Batha'da karşılaştık. Bana, "Hangi niyetle ihrama girdin?' diye sorunca ben de, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in girdiği niyetle" diye cevap verdim. Bunun üzerine bana, "Yanında hedy kurbanı var mı?" diye sordu. Ben: "Hayır" dedim. Bunun üzerine bana emir buyurdu, Kabe'yi tavaf ettim. Safa Merve arasını da sa'yettim. Daha sonra yine emir buyurdu, ihram'dan çıktım. Ardından kavmimden bir kadının yanına gittim, saçımı taradı veya yıkadı. Daha sonra Ömer r.a. geldi ve: "Eğer Allah'ın kitabını delil olarak alırsak ayette bize, "Haca ve umreyi Allah için tamamlayın"[Bakara 196] buyurulmaktadır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sünnetine bakacak olursak Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem de, kurban kesinceye kadar ihram'dan çıkmamıştır" dedi
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ بْنِ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا سَلِيمُ بْنُ حَيَّانَ، قَالَ سَمِعْتُ مَرْوَانَ الأَصْفَرَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ عَلِيًّا، قَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْيَمَنِ فَقَالَ " بِمَ أَهْلَلْتَ " . قَالَ أَهْلَلْتُ بِمَا أَهَلَّ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ " لَوْلاَ أَنَّ مَعِي هَدْيًا لأَحْلَلْتُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre: Ali, Yemen’den Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına geldi ve hangi niyetle ihrama girdin dedi. Ali de dedi ki: “Rasûlullah (s.a.v.) hangi niyetle ihrama girdiyse ben de o niyetle girdim” dedi. Rasûlullah (s.a.v.)’de: “Kurbanımı yanımda getirmiş olmasaydım ben de ihramdan çıkardım” buyurdular. Diğer tahric: Buhârî, Hac; Müslim, Hac Tirmîzî: Bu hadis bu yönüyle hasen sahih garibtir