Sahîh-i Buhârî · 1658
Arapça metin
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنَا سَالِمٌ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَيْرًا، مَوْلَى أُمِّ الْفَضْلِ عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ، شَكَّ النَّاسُ يَوْمَ عَرَفَةَ فِي صَوْمِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِشَرَابٍ فَشَرِبَهُ.
Ümmü'l-Fadl'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "İnsanlar, Hz.Nebi'in arefe günü oruç tutup tutmadığı konusunda şüpheye düştü. Ben Resulullah'a (arefe günü) bir İçecek gönderdim, o da içti." Tekrar: 1661, 1988, 5604, 5618, 5636 باب: التلبية والتكبير، إذا غدا من منى إلى عرفة. 86- Mina Dan Arafat'a Doğru Giderken Tebiye Ve Tekbir Getirmek
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، سَمِعَ سُفْيَانَ، أَخْبَرَنَا سَالِمٌ أَبُو النَّضْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ عُمَيْرًا، مَوْلَى أُمِّ الْفَضْلِ يُحَدِّثُ عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ، قَالَتْ شَكَّ النَّاسُ فِي صِيَامِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ عَرَفَةَ، فَأَرْسَلْتُ إِلَيْهِ بِإِنَاءٍ فِيهِ لَبَنٌ فَشَرِبَ. فَكَانَ سُفْيَانُ رُبَّمَا قَالَ شَكَّ النَّاسُ فِي صِيَامِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ عَرَفَةَ فَأَرْسَلَتْ إِلَيْهِ أُمُّ الْفَضْلِ. فَإِذَا وُقِفَ عَلَيْهِ قَالَ هُوَ عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ.
Ümmü el-Fadl'dan, dedi ki: "Arafe gününde insanlar Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oruçlu olup olmadığı hususunda tereddüt etti. Ben ona içinde süt bulunan bir kap gönderdim. O da içti." Süfyan bazen şöyle derdi: "İnsanlar Arafe gününde Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oruçlu olup olmadığı hususunda tereddüt etti. Bunun üzerine Ümmü el-Fadl ona (içinde süt bulunan bir kap) gönderdi." Süfyanla: Bu hadis kimden gelmiştir diye sorulduğunda, o: Hadis Ümmü el-Fadl'dan diye rivayet edilmiştir, derdi
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ غَدَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ مِنًى إِلَى عَرَفَاتٍ مِنَّا الْمُلَبِّي وَمِنَّا الْمُكَبِّرُ .
Ömer (r.a.)'den; demiştir ki: Minâ'dan Arafat'a Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte sabahleyin hareket etmiştik. Kimimiz telbiye getiriyordu, kimimiz de tekbir getiriyordu
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنِي حَوْشَبُ بْنُ عَقِيلٍ، حَدَّثَنِي مَهْدِيٌّ الْعَبْدِيُّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، قَالَ: دَخَلْتُ عَلَى أَبِي هُرَيْرَةَ فِي بَيْتِهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ بِعَرَفَاتٍ؟ فَقَالَ: أَبُو هُرَيْرَةَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ بِعَرَفَاتٍ .
İkrime (r.a.)'den\ Şöyle demiştir: Ben, Ebu Hureyre (r.a.)'ın yanına evinde girdim ve Arafat dağında Arefe günü oruç tutmanın hükmünü ona sordum. Dedi ki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Arafat'ta Arefe günü oruç tutmaktan nehiy buyurdu. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Hakim ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي السَّلِيلِ، عَنْ أَبِي مُجِيبَةَ الْبَاهِلِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَوْ عَنْ عَمِّهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَنَا الرَّجُلُ الَّذِي أَتَيْتُكَ عَامَ الأَوَّلِ . قَالَ " فَمَا لِي أَرَى جِسْمَكَ نَاحِلاً " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَكَلْتُ طَعَامًا بِالنَّهَارِ مَا أَكَلْتُهُ إِلاَّ بِاللَّيْلِ . قَالَ " مَنْ أَمَرَكَ أَنْ تُعَذِّبَ نَفْسَكَ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَقْوَى . قَالَ " صُمْ شَهْرَ الصَّبْرِ وَيَوْمًا بَعْدَهُ . قُلْتُ إِنِّي أَقْوَى . قَالَ " صُمْ شَهْرَ الصَّبْرِ وَيَوْمَيْنِ بَعْدَهُ " . قُلْتُ إِنِّي أَقْوَى . قَالَ " صُمْ شَهْرَ الصَّبْرِ وَثَلاَثَةَ أَيَّامٍ بَعْدَهُ وَصُمْ أَشْهُرَ الْحُرُمِ " .
Ebu Mücibe el-Bahili'nin babasından veya amcası (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vararak: Ey Allah'ın Nebisi! Ben geçen yıl senin yanına gelen adamım, dedim. O: «Ne oldu? Ben senin vücudunu zayıf görüyorum.» buyurdu. (Ravi demiştir ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in muhatabı : — Ya Resulallah! (Geçen yıl seninle görüştüğüm günden bugüne kadar) gündüz hiç yemek yemedim. Yalnız gece yemek yedim, diye cevap verdi. Efendimiz; — «Kim sana kendi nefsini (aç bırakmakla) ta'zib etmeni emretti?» buyurdu. (Adam demiştir ki:) Ben; — Ya Resulallah! Ben güçlüyüm, dedim. O: — «Sabır (Ramazan) ayı ve ondan sonra bir gün oruç tut» buyurdu. Ben : — Şüphesiz benim gücüm (bundan da fazlasına) yeter, dedim. O: — «Sabır ayı ve ondan sonra iki gün oruç tut.» buyurdu. Ben: — Şübhesiz benim gücüm (bundan da fazlasına) yeter dedim. O: — «Sabır ayı, ondan sonra üç gün oruç tut ve haram ayların orucunu tut.» buyurdu. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetler daha uzundur. Parentez içi ifadeler, o rivayetlerden alınmadır
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو الْمَلِيحِ، قَالَ دَخَلْتُ مَعَ أَبِيكَ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو فَحَدَّثَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذُكِرَ لَهُ صَوْمِي فَدَخَلَ عَلَىَّ، فَأَلْقَيْتُ لَهُ وِسَادَةً مِنْ أَدَمٍ، حَشْوُهَا لِيفٌ، فَجَلَسَ عَلَى الأَرْضِ، وَصَارَتِ الْوِسَادَةُ بَيْنِي وَبَيْنَهُ. فَقَالَ " أَمَا يَكْفِيكَ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ ". قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " خَمْسًا ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " سَبْعًا ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " تِسْعًا ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " إِحْدَى عَشْرَةَ ". ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ صَوْمَ فَوْقَ صَوْمِ دَاوُدَ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ شَطْرَ الدَّهْرِ، صُمْ يَوْمًا، وَأَفْطِرْ يَوْمًا ".
Ebu'l-Melîh (kendisine hadis rivayet ettiği kişiye) şöyle demiştir; Babanla birlikte Abdullah İbn Amr'ın yanına gittik. Bize şunu anlattı: Benim oruç tuttuğum Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e İletilmiş. O benim yanıma geldi. Ben hemen içi lifle dolu deriden bir minderi onun için serdim. O ise yere oturdu. Minder ikimizin arasında kaldı. Bana şöyle buyurdu: "Her aydan üçgün oruç tutmak sana yetmiyor mu?". Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Daha fazlasını yapabilirim" dedim. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Beş gün tut" dedi. Ben: "Daha fazlasını yapabilirim" dedim. Hz. Nebi: "Yedi gün tut" dedi. Ben: "Daha fazlasını yapabilirim" dedim. Hz. Nebi: "Dokuz gün tut" dedi. Ben: "Daha fazlasını yapabilirim" dedim. Hz. Nebi: "On bir gün tut" dedi. Ben: "Daha fazlasını yapabilirim" dedim. Hz. Nebi: "Davud A.S.'ın orucunun üzerinde bir oruç yoktur. Bu da yi/m yarısını oruçlu geçirmektir. Buna göre bir gün oruç tut, bir gün bırak" buyurdu
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ عَامِرٍ، - يَعْنِي الشَّعْبِيَّ - عَنْ عُرْوَةَ بْنِ مُضَرِّسٍ الطَّائِيِّ، أَنَّهُ حَجَّ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَلَمْ يُدْرِكِ النَّاسَ إِلاَّ وَهُمْ بِجَمْعٍ . قَالَ فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَنْضَيْتُ رَاحِلَتِي وَأَتْعَبْتُ نَفْسِي وَاللَّهِ إِنْ تَرَكْتُ مِنْ حَبْلٍ إِلاَّ وَقَفْتُ عَلَيْهِ فَهَلْ لِي مِنْ حَجٍّ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ شَهِدَ مَعَنَا الصَّلاَةَ وَأَفَاضَ مِنْ عَرَفَاتٍ لَيْلاً أَوْ نَهَارًا فَقَدْ قَضَى تَفَثَهُ وَتَمَّ حَجُّهُ " .
Urve bin Mudarris et-Tai (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken Hacc'a gitmi fakat hacılara ancak Müzdelife de yetişebilmişti. Kendisi şöyle demiştir: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına (sabah namazına çıktığı sıralarda) vardım ve: Ya Resulallah! Ben şüphesiz binek devemi zayıflattım ve kendimi cidden yordum. Allah'a yemin ederim ki üzerinde vakfe etmediğim tek bir kum tepesi bırakmadım. Hal böyle olunca benim için hac var mı? (Hacı olabildim mi) dedim. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Kim bizimle beraber bu namazda (yani Müzdelife de kılınan bu sabah namazında) hazır bulunur ve (Arefe günü) gündüz veya geceleyin Arafat dan (Müzdelife'ye) dönerse tefesini (yani ihramlıya uygun kirlilik ve diğer halini) ikmal etmiş (veya kirini giderme zamanına kavuşmuş) ve haccı tamamlanmıştır.»