İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 1848

Penalty of Hunting while on Pilgrimage

Arapça metin

وَعَضَّ رَجُلٌ يَدَ رَجُلٍ ـ يَعْنِي فَانْتَزَعَ ثَنِيَّتَهُ ـ فَأَبْطَلَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Bize Atâ ibn Ebî Rebâh tahdîs edip şöyle dedi: Bana Safvân ibnu Ya'lâ tahdîs etti. Bâbası Ya'lâ ibn Umeyye şöyle demiştir: Ben Rasûlüllah'ın beraberinde idim. O'na; üzerinde bir cübbe, sarılık izi yahut benzeri bir boya izi bulunan bir kimse geldi. Omer ibnu'l-Hattâb bana: Üzerine vahy indiği zamanRasûlüllah'ı görmeyi arzu eder misin? der dururdu. Bu, sırada Rasûlüllah'a vahy indi. Sonra Rasûlüllah'tan vahy hâli sıyrıldı. Rasûlüllah(sallallahü aleyhi ve sellem), o gelen kimseye: "Haccında yapa geldiğin işleri umrende de yap!" buyurdu. bu arada bir adam diğer bir adamın elini ısırdı, yani eli ısırılan kişi, elini çekmekle, ısıranın dişlerinden birini kökünden söktü. Peygamber o sökülen dişi heder kıldı, yani onu diyetsiz bıraktı

Sahîh-i Buhârî, 1848

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ،‏.‏ وَقَالَ مُسَدَّدٌ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي صَفْوَانُ بْنُ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، أَنَّ يَعْلَى، كَانَ يَقُولُ لَيْتَنِي أَرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ يُنْزَلُ عَلَيْهِ الْوَحْىُ، فَلَمَّا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْجِعْرَانَةِ وَعَلَيْهِ ثَوْبٌ قَدْ أَظَلَّ عَلَيْهِ وَمَعَهُ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ إِذْ جَاءَهُ رَجُلٌ مُتَضَمِّخٌ بِطِيبٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَرَى فِي رَجُلٍ أَحْرَمَ فِي جُبَّةٍ بَعْدَ مَا تَضَمَّخَ بِطِيبٍ فَنَظَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَاعَةً فَجَاءَهُ الْوَحْىُ فَأَشَارَ عُمَرُ إِلَى يَعْلَى أَنْ تَعَالَ، فَجَاءَ يَعْلَى فَأَدْخَلَ رَأْسَهُ فَإِذَا هُوَ مُحْمَرُّ الْوَجْهِ يَغِطُّ كَذَلِكَ سَاعَةً ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ الَّذِي يَسْأَلُنِي عَنِ الْعُمْرَةِ آنِفًا ‏"‏‏.‏ فَالْتُمِسَ الرَّجُلُ فَجِيءَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَمَّا الطِّيبُ الَّذِي بِكَ فَاغْسِلْهُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، وَأَمَّا الْجُبَّةُ فَانْزِعْهَا ثُمَّ اصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ كَمَا تَصْنَعُ فِي حَجِّكَ ‏"‏‏.‏

Safvan İbn Ya'la İbn Ümeyye'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ya'la 'keşke vahiy nazil olduğu zaman Rasulullah'ı görseydim' diye temennide bulundu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ci'rane'de iken üzerinde kendisini güneşten koruyan bir örtü vardı. Beraberinde ise ashabından bazı insanlar bulunuyordu. Derken koku sürünmüş bir adam gelip 'Ey Allah'ın Resulü! koku süründükten sonra bir cübbeyle ihram'a giren adam hakkında ne buyurursunuz?' diye sordu. Allah Resulü bir müddet baktı. Sonra vahiy geldi. Hz. Ömer, Ya'la'ya 'gel diye işaret etti. Ya'la gelip başını soktu. Bir de ne görsün, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzü kıpkırmızı kesilmiş. Bir müddet de horlar gibi ses çıkardı. (Vahiy tamamlanıp) rahata kavuşunca: 'Biraz önce umre hakkında soru yöne/ten nerede?' diye sordu. Bunun üzerine adam arandı ve Allah Resulünün huzuruna çıkarıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle dedi: Üzerindeki kokuyu üç kez yıka! Cübbeni ise çıkart! Daha sonra hacda ne yapıyorsan, umre yaparken de onu yap!" Bu hadisin şerhi "Kitabu'l-Hac'da geçti

Sahîh-i Buhârî, 4985
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، أَنَّ صَفْوَانَ بْنَ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، أَخْبَرَ أَنَّ يَعْلَى كَانَ يَقُولُ لَيْتَنِي أَرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ يُنْزَلُ عَلَيْهِ‏.‏ قَالَ فَبَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْجِعْرَانَةِ وَعَلَيْهِ ثَوْبٌ قَدْ أُظِلَّ بِهِ، مَعَهُ فِيهِ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ، إِذْ جَاءَهُ أَعْرَابِيٌّ عَلَيْهِ جُبَّةٌ مُتَضَمِّخٌ بِطِيبٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَرَى فِي رَجُلٍ أَحْرَمَ بِعُمْرَةٍ فِي جُبَّةٍ بَعْدَ مَا تَضَمَّخَ بِالطِّيبِ فَأَشَارَ عُمَرُ إِلَى يَعْلَى بِيَدِهِ أَنْ تَعَالَ‏.‏ فَجَاءَ يَعْلَى فَأَدْخَلَ رَأْسَهُ، فَإِذَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مُحْمَرُّ الْوَجْهِ، يَغِطُّ كَذَلِكَ سَاعَةً، ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ الَّذِي يَسْأَلُنِي عَنِ الْعُمْرَةِ آنَفًا ‏"‏‏.‏ فَالْتُمِسَ الرَّجُلُ فَأُتِيَ بِهِ فَقَالَ ‏"‏ أَمَّا الطِّيبُ الَّذِي بِكَ فَاغْسِلْهُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، وَأَمَّا الْجُبَّةُ فَانْزِعْهَا، ثُمَّ اصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ كَمَا تَصْنَعُ فِي حَجِّكَ ‏"‏‏.‏

Safvan b. Ya'la b. Umeyye'den rivayete göre (Ya'la) şöyle derdi: Keşke Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e vahiy nazil olurken onu görebilsem. (Ya'la) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ci'rane'de bulunuyorken üzerinde onunla birlikte ashabından bir takım kimselerin de gölgesi altında sığındığı bir elbise vardı. Bu sırada koku sürünmüş ve üzerinde bir cübbe bulunan bir bedevi yanına gelerek: Ey Allah'ın Resulü, koku sürundükten sonra bir cübbe giyinerek ihrama umre niyetiyle giren bir adam hakkındaki görüşün nedir, dedi. Ömer eliyle Ya'la'ya: Gel diye işaret etti. Ya'la geldi ve başını soktu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzünün kızarmış olduğunu, biraz da hırıltı çıkarmakta olduğunu gördü. Bu halde bir süre kaldıktan sonra o hali geçince: Bana az önce umreye dair soru soran kişi nerede, diye sordu. O adam aranıp bulundu, huzuruna getirildikten sonra ona: Sürünmüş olduğun kokuyu üç defa yıka, cübbeyi de çıkart. Sonra da hac esnasında yaptıklarının benzerini umrede yap, diye buyurdu

Sahîh-i Buhârî, 4329
HadisSahîh-i Buhârî

قَالَ أَبُو عَاصِمٍ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، أَنَّ صَفْوَانَ بْنَ يَعْلَى، أَخْبَرَهُ أَنَّ يَعْلَى قَالَ لِعُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ أَرِنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حِينَ يُوحَى إِلَيْهِ قَالَ فَبَيْنَمَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْجِعْرَانَةِ، وَمَعَهُ نَفَرٌ مِنْ أَصْحَابِهِ، جَاءَهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَرَى فِي رَجُلٍ أَحْرَمَ بِعُمْرَةٍ، وَهْوَ مُتَضَمِّخٌ بِطِيبٍ فَسَكَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَاعَةً فَجَاءَهُ الْوَحْىُ، فَأَشَارَ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ إِلَى يَعْلَى، فَجَاءَ يَعْلَى، وَعَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَوْبٌ قَدْ أُظِلَّ بِهِ فَأَدْخَلَ رَأْسَهُ، فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُحْمَرُّ الْوَجْهِ، وَهُوَ يَغِطُّ ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ الَّذِي سَأَلَ عَنِ الْعُمْرَةِ ‏"‏ فَأُتِيَ بِرَجُلٍ فَقَالَ ‏"‏ اغْسِلِ الطِّيبَ الَّذِي بِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، وَانْزِعْ عَنْكَ الْجُبَّةَ، وَاصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ كَمَا تَصْنَعُ فِي حَجَّتِكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لِعَطَاءٍ أَرَادَ الإِنْقَاءَ حِينَ أَمَرَهُ أَنْ يَغْسِلَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ قَالَ نَعَمْ‏.‏

Safvan İbn Ya'la şöyle anlatır: "Ya'la, Ömer r.a.'e 'Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e vahiy geldiği sırada bana göster' demişti. Hz. Nebi Ci'rane'de iken yanında bir grup insan vardı. Bu sırada bir adam geldi ve: Ey Allah'ın Resulü! Koku sürünüp umre ihramına giren kimse hakkında ne buyurursunuz? diye sordu. Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir süre sustu. Daha sonra kendisine vahiy geldi. Ömer hemen Ya'la'ye işarette bulundu ve Ya'la geldi. Resûl-i Ekrem'in üzerinde bir örtü vardı. Ya'la: başını Resûlullah'ın örtüsünün İçine soktu. O sırada Hz. Nebi'in yüzü kırmızılaşmıştı ve nefesi (uykudaki bir kimse'nin çıkardığı ses gibi) hırlıyordu. Bir süre sonra bu durum ortadan kalktı. Daha sonra Efendimiz, "Umre ile ilgili soru soran kimse nerede?" dîye sordu. Bunun üzerine o soru soran adamı çağırıp Rasûlullah'ın yanına getirdiler. Hz. Nebi: "Üzerindeki kokuyu üç kez yıka üzerindeki cübbeyi çıkar ve umreni, hacda yaptığın gibi yap" buyurdu. Ata'ye "Hz. Nebi, üç kez yıkamayı emrederken (kokudan) arındırmayı kasdetti" dedim. O da: "Evet" diye cevap verdi. Tekrar:

Sahîh-i Buhârî, 1536
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءً، أَخْبَرَنَا صَفْوَانُ بْنُ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ بِالْجِعْرَانَةِ وَعَلَيْهِ أَثَرُ خَلُوقٍ - أَوْ قَالَ صُفْرَةٍ - وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَأْمُرُنِي أَنْ أَصْنَعَ فِي عُمْرَتِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْوَحْىَ فَلَمَّا سُرِّيَ عَنْهُ قَالَ ‏"‏ أَيْنَ السَّائِلُ عَنِ الْعُمْرَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اغْسِلْ عَنْكَ أَثَرَ الْخَلُوقِ - أَوْ قَالَ أَثَرَ الصُّفْرَةِ - وَاخْلَعِ الْجُبَّةَ عَنْكَ وَاصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ مَا صَنَعْتَ فِي حَجَّتِكَ ‏"‏ ‏.‏

Safvân b. Ya'lâ b. Umeyye'nin babası (Ya'la)'dan rivayet etdiğine göre, Nebi (s.a.v.) Ci'rane'de iken üzerinde "halûk" kokusu yahutta sarılık (izi) bulunan çübbeli bir adam gelmiş. (Bu zât): Ya itesûlullah, umremi yaparken ne şekilde hareket etmemi tavsiye edersin? diye sormuş. Bunun üzerine noksan sıfatlardan münezzeh ve şânı yüce olan Allah, Nebi (s.a.v.)'e vahy indirmiş. Vahyin gelişi bitince; "Umreyi soran zât nerede?" diye sormuş. (Ve o zât'a hitaben), "Vücudundan "halûk"un kokusunu -yahut da- sarılığı yıka, cübbeni çıkar, haccında ne yaptınsa, umrende de onu yap!" buyurmuştur

Sünen-i Ebû Dâvûd, 1819
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، قَالَ حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ يَعْنِي، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ بِالْجِعْرَانَةِ وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ وَعَلَيْهِ أَثَرُ الْخَلُوقِ أَوْ قَالَ صُفْرَةٍ فَقَالَ كَيْفَ تَأْمُرُنِي أَنْ أَصْنَعَ فِي عُمْرَتِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَسُتِرَ بِثَوْبٍ وَوَدِدْتُ أَنِّي قَدْ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ الْوَحْىُ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ تَعَالَ أَيَسُرُّكَ أَنْ تَنْظُرَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ الْوَحْىَ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ فَرَفَعَ طَرَفَ الثَّوْبِ، فَنَظَرْتُ إِلَيْهِ لَهُ غَطِيطٌ وَأَحْسِبُهُ قَالَ كَغَطِيطِ الْبَكْرِ‏.‏ فَلَمَّا سُرِّيَ عَنْهُ قَالَ ‏ "‏ أَيْنَ السَّائِلُ عَنِ الْعُمْرَةِ اخْلَعْ عَنْكَ الْجُبَّةَ وَاغْسِلْ أَثَرَ الْخَلُوقِ عَنْكَ، وَأَنْقِ الصُّفْرَةَ، وَاصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ كَمَا تَصْنَعُ فِي حَجِّكِ ‏"‏‏.‏

Safvan îbn Ya'la İbn Ümeyye babasından şunu nakletmiştir: Nebimiz Ci'rane'de iken bir adam geldi, üzerinde güzel koku (yahut kokunun sarı izi) görülen bir cübbe vardı. Adam: Umre'de ne yapmamı emredersin, diye sordu. Bunun üzerine Allah, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e vahiy indirdi, vahiy gelirken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzeri örtüldü. Ben, Hz.Nebi'e vahiy indirilirken onu görmek istiyordum. Bu sebeple Ömer; "Gel. Hz.Nebi'e vahiy indirildiğinde onu görmek istiyor musun?" dedi. Ben "evet" dedim. Hz. Nebi'in üzerindeki örtünün bîr bölümünü açtı. Baktığımda küçük deve yavrusunun sesi gibi ses geliyordu. Vahyin yol açtığı durum ortadan kalktığında Hz. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Umreyi soran kişi nerede? Üzerinden cübbeni çıkar. Güzel kokuyu yıka, sarı rengi gider. Hacda ne yapıyorsan umrede de onu yap'' buyurdu

Sahîh-i Buhârî, 1789
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءً، يُخْبِرُ قَالَ أَخْبَرَنِي صَفْوَانُ بْنُ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ غَزَوْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْعُسْرَةَ قَالَ كَانَ يَعْلَى يَقُولُ تِلْكَ الْغَزْوَةُ أَوْثَقُ أَعْمَالِي عِنْدِي‏.‏ قَالَ عَطَاءٌ فَقَالَ صَفْوَانُ قَالَ يَعْلَى فَكَانَ لِي أَجِيرٌ فَقَاتَلَ إِنْسَانًا فَعَضَّ أَحَدُهُمَا يَدَ الآخَرِ، قَالَ عَطَاءٌ فَلَقَدْ أَخْبَرَنِي صَفْوَانُ أَيُّهُمَا عَضَّ الآخَرَ فَنَسِيتُهُ، قَالَ فَانْتَزَعَ الْمَعْضُوضُ يَدَهُ مِنْ فِي الْعَاضِّ، فَانْتَزَعَ إِحْدَى ثَنِيَّتَيْهِ، فَأَتَيَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَهْدَرَ ثَنِيَّتَهُ‏.‏ قَالَ عَطَاءٌ وَحَسِبْتُ أَنَّهُ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَفَيَدَعُ يَدَهُ فِي فِيكَ تَقْضَمُهَا، كَأَنَّهَا فِي فِي فَحْلٍ يَقْضَمُهَا ‏"‏‏.‏

Ya'la. b. Umeyye, babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Usra gazvesine katıldım. (Ravi) dedi ki: Ya'iş': İşte o gazve bana göre benim en güvendiğim amelimdir derdi." Ata, Safvan'dan, o da Ya'la'dan rivayetle dedi ki: "Benim bir işçim vardı. Bir insan ile kavga etti. Onlardan biri diğerinin elini ısırdı. -Ata dedi ki: Safvan bana kimin diğerinin eliniısırdığını söylemişti ama ben onu unuttum.- (Devamla) dedi ki: Eli ısınlan kişi ısıranın ağzından elini çekince ısıranın ön dişlerinden birisini söktü. Her ikisi de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidince Nebi onun dişinin karşılığında diyet ödenmeyeceğine hüküm verdi." Ata der ki: Onun şöyle dediğini de zannediyorum: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O elini senin ağzına bıraksın da sen de bir devenin ağzında imişcesine onun elini ısırasın diye bırakacak mıydı, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: İleride buna dair gerekli inceleme ile bu hadisin geri kalan açıklamaları yüce Allah'ın izniyle Diyetler bölümünde (6892. hadiste) gelecektir

Sahîh-i Buhârî, 4417

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.