Sahîh-i Buhârî · 2316
Arapça metin
حَدَّثَنَا ابْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ جِيءَ بِالنُّعَيْمَانِ أَوِ ابْنِ النُّعَيْمَانِ شَارِبًا، فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَنْ كَانَ فِي الْبَيْتِ أَنْ يَضْرِبُوا قَالَ فَكُنْتُ أَنَا فِيمَنْ ضَرَبَهُ، فَضَرَبْنَاهُ بِالنِّعَالِ وَالْجَرِيدِ.
Ukbe İbnü'l-Haris r.a. şöyle anlatır: Nuayman içki içmiş bir halde ResuluIlah'a getirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem evde bulunanlara ona vurmalarını emretti. Ben de, vuran kimselerin arasında idim. Onu, ayakkabı ve hurma ağacından yapılmış değnek ile dövdük. Tekrar:
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِنُعَيْمَانَ أَوْ بِابْنِ نُعَيْمَانَ وَهْوَ سَكْرَانُ فَشَقَّ عَلَيْهِ، وَأَمَرَ مَنْ فِي الْبَيْتِ أَنْ يَضْرِبُوهُ، فَضَرَبُوهُ بِالْجَرِيدِ وَالنِّعَالِ، وَكُنْتُ فِيمَنْ ضَرَبَهُ.
Ukbe b. el-Haris şöyle anlatmıştır: Nuayman veya onun oğlu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sarhoş olarak getirildi. Bu kendisine ağır geldi ve evde bulunan kimselere ona vurmalarını emretti. Oradakiler kendisini hurma değnekleri ve ayakkabılarla dövdüler. Ben de ona vuranlar arasında idim
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو ضَمْرَةَ، أَنَسٌ عَنْ يَزِيدَ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِرَجُلٍ قَدْ شَرِبَ قَالَ " اضْرِبُوهُ ". قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَمِنَّا الضَّارِبُ بِيَدِهِ، وَالضَّارِبُ بِنَعْلِهِ، وَالضَّارِبُ بِثَوْبِهِ، فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ أَخْزَاكَ اللَّهُ. قَالَ " لاَ تَقُولُوا هَكَذَا لاَ تُعِينُوا عَلَيْهِ الشَّيْطَانَ ".
Ebu Hureyre'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e içki içmiş olan bir adam getirildi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bunu dövünüz!" buyurdu. Ebu Hureyre şöyle devam etti: Artık aramızda eliyle, ayakkabısıyla vuran ve ihramı ile vuran kimseler vardı. Vurma işi bitince topluluktan bazı kimseler "Allah seni rezil rüsvay etsin" dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem : "(Hayır) böyle söylemeyiniz! Bu adam'ın aleyhine şeytan'a yardım etmeyiniz" buyurdu
حَدَّثَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنْ صَدَقَةَ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِنَبِيذِ جَرٍّ يَنِشُّ فَقَالَ " اضْرِبْ بِهَذَا الْحَائِطَ فَإِنَّ هَذَا شَرَابُ مَنْ لاَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ " .
Ebû Hureyre (r.a.)'den Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir cer şırası getirildi. Şıra kabarıp kaynıyordu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bana): «Bunu bahçeye dök. Çünkü bu, Allah'a ve âhiret gününe inanmayan kimsenin içkisidir» buyurdu
حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَهْطًا، مِنْ عُكْلٍ ثَمَانِيَةً قَدِمُوا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، ابْغِنَا رِسْلاً. قَالَ " مَا أَجِدُ لَكُمْ إِلاَّ أَنْ تَلْحَقُوا بِالذَّوْدِ ". فَانْطَلَقُوا فَشَرِبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا حَتَّى صَحُّوا وَسَمِنُوا، وَقَتَلُوا الرَّاعِيَ، وَاسْتَاقُوا الذَّوْدَ، وَكَفَرُوا بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ، فَأَتَى الصَّرِيخُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم، فَبَعَثَ الطَّلَبَ، فَمَا تَرَجَّلَ النَّهَارُ حَتَّى أُتِيَ بِهِمْ، فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ، ثُمَّ أَمَرَ بِمَسَامِيرَ فَأُحْمِيَتْ فَكَحَلَهُمْ بِهَا، وَطَرَحَهُمْ بِالْحَرَّةِ، يَسْتَسْقُونَ فَمَا يُسْقَوْنَ حَتَّى مَاتُوا. قَالَ أَبُو قِلاَبَةَ قَتَلُوا وَسَرَقُوا وَحَارَبُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ صلى الله عليه وسلم وَسَعَوْا فِي الأَرْضِ فَسَادًا.
Enes İbn Malik (r.a.)'den nakledilmiştir: "Ukl kabilesinden hasta olan Sekiz kişilik bir grup Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi. Fakat bu grup Medıne'de kalmak istemedi. Gruptakiler Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, bize bir miktar süt vererek yardımcı olunuz!" diyerek yardım talep ettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara: "Ben sizi ancak küçük bir deve sürüsüne gönderebilirİm!" dedi. Onlar da söz konusu deve sürüsünün bulunduğu yere gittiler. Develerin idrarlarından ve sütlerinden içip sağlıklarına kavuştular. Sonra da develerin çobanını öldürüp sürüyü önlerine katıp götürdüler. Onlar İslam'ı kabul ettikten sonra inkar edip küfre dönmüşlerdi. Bu acı haber imdatla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onları yakalamaları için yola bir birlik çıkardı. Aynı günün içinde adamlar yakalanıp getirildi. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunların ellerini ve ayaklarını. kestirdi. Sonra da gözlerinin kızgın şişle dağlanmasını, gözlerine mil çekilmesini emretti. Bu cezanın ardından adamlar Harre denen yere atıldılar ve ölünceye kadar orada kaldılar; su istedikleri halde kendilerine hiç su verilmedi." Ebu Kılabe şöyle demiştir: "Ukl kabilesinden olan bu sekiz kişi adam öldürme ve hırsızlık suçlarını işlediler. Allah'a ve Resulü’ne karşı savaş açıp yeryüzünde fesad çıkardılar
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ الْحَارِثِ ـ رضى الله عنه ـ حَدَّثَهُ قَالَ صَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْعَصْرَ، فَأَسْرَعَ ثُمَّ دَخَلَ الْبَيْتَ، فَلَمْ يَلْبَثْ أَنْ خَرَجَ، فَقُلْتُ أَوْ قِيلَ لَهُ فَقَالَ " كُنْتُ خَلَّفْتُ فِي الْبَيْتِ تِبْرًا مِنَ الصَّدَقَةِ، فَكَرِهْتُ أَنْ أُبَيِّتَهُ فَقَسَمْتُهُ ".
Ukbe İbnü'l-Haris şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize ikindi namazını kıldırdı. Aniden yerinden kalkıp evine girdi. Çok geçmeden çıktı geldi. Neden böyle yaptığını sordum. Şöyle cevap verdi: "Evde, verilecek az bir miktar sadaka bırakmıştım. Üzerinden bir gece geçmesi hoşuma gitmedi. Gittim onu taksim edip geldim
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عُقْبَةَ، قَالَ صَلَّيْتُ وَرَاءَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْمَدِينَةِ الْعَصْرَ فَسَلَّمَ ثُمَّ قَامَ مُسْرِعًا، فَتَخَطَّى رِقَابَ النَّاسِ إِلَى بَعْضِ حُجَرِ نِسَائِهِ، فَفَزِعَ النَّاسُ مِنْ سُرْعَتِهِ فَخَرَجَ عَلَيْهِمْ، فَرَأَى أَنَّهُمْ عَجِبُوا مِنْ سُرْعَتِهِ فَقَالَ " ذَكَرْتُ شَيْئًا مِنْ تِبْرٍ عِنْدَنَا فَكَرِهْتُ أَنْ يَحْبِسَنِي، فَأَمَرْتُ بِقِسْمَتِهِ ".
Ukbe İbnü'I-Hâris (r.a.) şöyle demiştir: "Bir defasında Medine'de iken Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında ikindi namazı kılmıştım. Selâm verip namaz'ını bitirdikten sonra çok hızlı bir şekilde kalktı ve cemaat'in omuzlarından atlayarak acele ile hanımlarından birisinin odasına girdi. Cemaat Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İn böyle acele ettiğini görünce endişelendi ve dehşet içinde donakaldılar. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dışarı çıktığında cemaat'in şaşkınlığını ve endişelerini anlayıp şöyle buyurdu: Namaz kıldırırken aklıma sahip olduğumuz bir miktar altın takıldı. Ben de bu düşünce'nin beni alıkoymasını istemedim. Derhal kalkıp eşlerimin yanına gittim ve onun hemen dağıtılmasını istedim. Tekrar: 1221, 1430 ve