Sahîh-i Buhârî · 3050
Arapça metin
حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ وَكَانَ جَاءَ فِي أُسَارَى بَدْرٍ ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ.
Muhammed İbn Cübeyr'in babası Bedir savaşı esirleri arasında getirilmişti. İşte onun esir olarak getirildiği dönem hakkında Muhammed İbn Cübeyr babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in akşam namazında Tur suresini okuduğunu duydum
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ.
Muhammed İbn Cübeyr İbn Mut'im babasının şöyle dediğini naklettir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İn akşam namazında Tur sûresini okuduğunu işittim. Tekrar: 3050, 4023 ve
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِي أُسَارَى بَدْرٍ " لَوْ كَانَ الْمُطْعِمُ بْنُ عَدِيٍّ حَيًّا، ثُمَّ كَلَّمَنِي فِي هَؤُلاَءِ النَّتْنَى، لَتَرَكْتُهُمْ لَهُ ".
Muhammed İbn Cübeyr babası Cübeyr İbn Mut'im r.a.'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bedir esirleri hakkında şöyle buyurdu: "Mut'im İbn Adiyy sağ olsaydı sonra da benimle bu iğrenç adamlar (ın bırakılması) hakkında konuşsaydı kesinlikle hepsini ona bırakırdım
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ، وَذَلِكَ أَوَّلَ مَا وَقَرَ الإِيمَانُ فِي قَلْبِي.
Muhammed b. Cubeyr, babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i akşam namazında Tur suresini okurken dinledim. Bu da benim kalbime imanın yer ettiği ilk zamanlardır
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لأُسَارَى بَدْرٍ " لَوْ كَانَ مُطْعِمُ بْنُ عَدِيٍّ حَيًّا ثُمَّ كَلَّمَنِي فِي هَؤُلاَءِ النَّتْنَى لأَطْلَقْتُهُمْ لَهُ " .
Muhammed b. Cübeyr b. Mut'îm'in babasından rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.) Bedir esirleri hakkında; "Eğer Mut'îm b. Adiyy sağ olsaydı da şu kokmuşlar hakkında şefaatta bulunsaydı onun hatırına bunları serbest bırakırdım." buyurmuştur
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ بِالطُّورِ فِي الْمَغْرِبِ .
Cubeyr b. Mut'ım babası (Adîy) den; demiştir ki: Ben Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem'i akşam namazında Tur Suresi'ni okurken işittim. Diğer tahric: Buharî, ezan, cihad, meğazî, tefsir sure; Müslim, salat; Tirmizî, mevakît; Nesaî, iftitah ; Darimî, salat; Muvatta', nida; Ahmed b. Hanbel, IV)
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثُونِي عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ فَلَمَّا بَلَغَ هَذِهِ الآيَةَ {أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ * أَمْ خَلَقُوا السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ بَلْ لاَ يُوقِنُونَ * أَمْ عِنْدَهُمْ خَزَائِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ الْمُسَيْطِرُونَ} كَادَ قَلْبِي أَنْ يَطِيرَ. قَالَ سُفْيَانُ فَأَمَّا أَنَا فَإِنَّمَا سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ يُحَدِّثُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ عَنْ أَبِيهِ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ. لَمْ أَسْمَعْهُ زَادَ الَّذِي قَالُوا لِي.
Muhammed ibn Cübeyr ibn Mut'im babasından, onun şöyle dediğini rivayet etmiştir: Akşam namazını kıldırırken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Tur suresini okuduğunu işittim. "Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattııar? Hayır! Onlar bir türlü anlayıp inanmazlar. Yahut Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir?"(Tur 36-37) ayetlerine gelince neredeyse kalbim yerinden fırlayacaktl. Fethu'l-Bari Açıklaması Ümmü Seleme zayıf yapılı biri idi. Bu yüzden yürüyerek tavaf edecek gücü yoktu. Bu rivayetin ayrıntılı açıklaması "Kitabu'l-Hacc"da geçmişti (Hadis no: 1632) Yukarıdaki ikinci rivayetin son cümlesi hakkında Hattabi şöyle demiştir: "Öyle anlaşılıyor ki, Muhammed'in babası Cübeyr bu ayetler in manasını anlayıp içeriğini idrak ettiği için irkilmiştir. Bu ayetin neye delil olduğunu tabiatının güzelliğinden kaynaklanan özelliği ile anlamıştı. Şöyle ki; a) 'Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattııar?' ifadesi insanların yaratılmasının yer ve göklerin yaratılmasından daha zor olmadığı anlamına gelir. Çünkü yer ile gök her hangi bir şeyden değil, doğrudan yaratılmışlardı. Bu durumda ayette şu mesaj vardır: İnsanlar kendilerine herhangi bir emir verilmeden ve hiçbir yasak getirilmeden başıboş mu yaratıldılar? b) 'Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar?' Böyle bir şey mümkün değildir. Mutlaka onların bir yaratıcısının bulunması gerekir. İnsanlar yaratıcıyı inkar ettikleri zaman, kendi kendilerini yarattıklarını iddia ederler. .. Bu da hem çok yanlış, hem de aşırı derecede batıl bir iddia olur. Çünkü kendi varlığı olmayan biri nasıl yaratabilir. Her iki durumda da, bir yaratıcılarının bulunduğu konusunda inanmayanların aleyhine bir delil sabit olur. Ayetlerin devamında Allah Teala şöyle buyurmuştur: 'Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattııar?' Şayet onların kendilerini yaratması mümkünse, onlar gökleri ve yeryüzünü yarattıklarını da iddia etsinler. Ancak bu, onlar için imkansızdır. Böylece onlara yönelik bir başka delil daha sabit oldu. Sonra Allah Teala şöyle buyurdu: 'Onlar bir türlü anlayıp inanmazlar.' Böylece onların iman etmelerini engelleyen nedeni açıkladı. Söz konusu neden, Allah'ın bir lütfu olan Ve sadece O'nun tevfiki ile elde edilebilen yakinden/anlayıp inanmadan onların yoksun olmalarıdır. İşte bu nedenlerden dolayı Cübeyr irkilmiş, neredeyse kalbi yerinden fırlayacak hale gelmiş ve İslam'a yönelmişti