İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 3059

Fighting for the Cause of Allah (Jihaad)

Arapça metin

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ اسْتَعْمَلَ مَوْلًى لَهُ يُدْعَى هُنَيًّا عَلَى الْحِمَى فَقَالَ يَا هُنَىُّ، اضْمُمْ جَنَاحَكَ عَنِ الْمُسْلِمِينَ، وَاتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ، فَإِنَّ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ مُسْتَجَابَةٌ، وَأَدْخِلْ رَبَّ الصُّرَيْمَةِ وَرَبَّ الْغُنَيْمَةِ، وَإِيَّاىَ وَنَعَمَ ابْنِ عَوْفٍ، وَنَعَمَ ابْنِ عَفَّانَ، فَإِنَّهُمَا إِنْ تَهْلِكْ مَاشِيَتُهُمَا يَرْجِعَا إِلَى نَخْلٍ وَزَرْعٍ، وَإِنَّ رَبَّ الصُّرَيْمَةِ وَرَبَّ الْغُنَيْمَةِ إِنْ تَهْلِكْ مَاشِيَتُهُمَا يَأْتِنِي بِبَنِيهِ فَيَقُولُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ‏.‏ أَفَتَارِكُهُمْ أَنَا لاَ أَبَا لَكَ فَالْمَاءُ وَالْكَلأُ أَيْسَرُ عَلَىَّ مِنَ الذَّهَبِ وَالْوَرِقِ، وَايْمُ اللَّهِ، إِنَّهُمْ لَيَرَوْنَ أَنِّي قَدْ ظَلَمْتُهُمْ، إِنَّهَا لَبِلاَدُهُمْ فَقَاتَلُوا عَلَيْهَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ، وَأَسْلَمُوا عَلَيْهَا فِي الإِسْلاَمِ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْلاَ الْمَالُ الَّذِي أَحْمِلُ عَلَيْهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مَا حَمَيْتُ عَلَيْهِمْ مِنْ بِلاَدِهِمْ شِبْرًا‏.‏

Zeyd İbn Eslem babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Hz. Ömer Huneyy adında bir kölesini devlet arazilerinin idaresi için görevlendirmiş ve görevi başına giderken ona şu talimatı vermişti: "Ey Huneyy, Müslümanlara zulmetmekten sakın, ellerini onlara zulmetmekten uzak tut. Müslümanların bedduasından sakının. Zira Müslümanların duaları kabul olunan dualardandır. Küçük koyun ve küçük deve sürülerinin meralara girmelerine müsaade et, böyle küçük sürü sahiplerine imkan tanı. Fakat Abdurrahman İbn Avf ile Osman İbn Affan'ın çok fazla olan sürülerine karşı dikkatli ol, onları meralara asla sokmam. Çünkü bu ikisinin sürüleri açlıktan telef olacak duruma gelse bile hurmalıklarına ve ekili arazilerine dönerler. Fakat küçük sürü sahiplerinin hayvanları telef olmaya görsün bu kişiler hemen çoluk çocuğunu toplayıp karşıma dikilir ve: "Ey mu'minlerin emiri haydi bakalım derler." Behey babasız kalasıca, ben bunları böyle aç ve sefil mi bırakacağım! Su ve ot bulmak benim için her halde altın ve gümüş bulmaktan daha kolaydır. Sürülerini otlaklardan engellersem Allah'a yemin ederim ki, kendilerine zulmettiğimi düşünecekler. Gerçekten de buralar onların topraklarıdır; cahiliyye döneminde bu toprakları korumak için savaştılar ve İslam'ın hakim olduğu dönemde de bu topraklar üzerinde İslam'ı kabul edip Müslüman oldular. Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaş için kullanacağım hayvanları koruma ve besleme endişesi olmasaydı onların topraklarından bir karışı bile mera olarak belirlemezdim

Sahîh-i Buhârî, 3059

Benzer hadisler

HadisMuvatta (İmam Mâlik)

حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، اسْتَعْمَلَ مَوْلًى لَهُ يُدْعَى هُنَيًّا عَلَى الْحِمَى فَقَالَ يَا هُنَىُّ اضْمُمْ جَنَاحَكَ عَنِ النَّاسِ وَاتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ فَإِنَّ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ مُسْتَجَابَةٌ وَأَدْخِلْ رَبَّ الصُّرَيْمَةِ وَرَبَّ الْغُنَيْمَةِ وَإِيَّاىَ وَنَعَمَ ابْنِ عَوْفٍ وَنَعَمَ ابْنِ عَفَّانَ فَإِنَّهُمَا إِنْ تَهْلِكْ مَاشِيَتُهُمَا يَرْجِعَا إِلَى نَخْلٍ وَزَرْعٍ وَإِنَّ رَبَّ الصُّرَيْمَةِ وَرَبَّ الْغُنَيْمَةِ إِنْ تَهْلِكْ مَاشِيَتُهُمَا يَأْتِنِي بِبَنِيهِ فَيَقُولُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ ‏.‏ أَفَتَارِكُهُمْ أَنَا لاَ أَبَا لَكَ فَالْمَاءُ وَالْكَلأُ أَيْسَرُ عَلَىَّ مِنَ الذَّهَبِ وَالْوَرِقِ وَايْمُ اللَّهِ إِنَّهُمْ لَيَرَوْنَ أَنِّي قَدْ ظَلَمْتُهُمْ إِنَّهَا لَبِلاَدُهُمْ وَمِيَاهُهُمْ قَاتَلُوا عَلَيْهَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَأَسْلَمُوا عَلَيْهَا فِي الإِسْلاَمِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْلاَ الْمَالُ الَّذِي أَحْمِلُ عَلَيْهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مَا حَمَيْتُ عَلَيْهِمْ مِنْ بِلاَدِهِمْ شِبْرًا ‏.‏

Zeyd b. Eslem (r.a)'in babasından rivayete göre, Ömer b. Hattab Huney ismindeki azad ettiği kölesini mer'ayı korumak üzere bekçi tayin etti ve şöyle dedi: "Ey Huney insanlara yumuşak davran, mazlumun bedduasından sakın; çünkü mazlumun bedduası kabul olunur. Az devenin sahibi ile az koyunun sahibinin mer'aya girmesine müsaade et." Abdurrahman b. Avf'ın hayvanları ile Osman b. Affan'ın hayvanlarını mer'aya sokma; çünkü onların davarları helak olsa (yok olup tükense), diğer işleri olan ziraate ve hurmalıklarına dönerler (o işi yaparlar.) Şayet az devenin sahibi ve az koyunun sahibinin hayvanları helak olursa oğullarını bana gönderip: "Ey mu'minlerin emiri, ey mu'minlerin emiri" derler. Ben onları terk mi edeyim. Ey babasını kaybedesice su ve ot bağışlamak bana göre altın ve gümüş bağışlamaktan daha kolaydır. Allah'a yemin olsun ki onlar benim kendilerine zulüm ettiğimi zannederler. Çünkü bu onların beldeleri ve sularıdır. Cahiliyye döneminde onun için savaştılar. İslam döneminde de onun üzerinde Müslüman oldular. Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki savaşlarda binit'i olmayanları sırtlarında taşıdığım hayvanlar olmasaydı; onların beldelerinden bir karış yeri bile korumazdım." Diğer tahric: Buharı, Cihad

Muvatta (İmam Mâlik), 1857
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ الْوَاسِطِيُّ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ اللَّهِ الْوَاسِطِيَّ - عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ بُجْدَانَ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ اجْتَمَعَتْ غُنَيْمَةٌ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ يَا أَبَا ذَرٍّ ابْدُ فِيهَا ‏"‏ ‏.‏ فَبَدَوْتُ إِلَى الرَّبَذَةِ فَكَانَتْ تُصِيبُنِي الْجَنَابَةُ فَأَمْكُثُ الْخَمْسَ وَالسِّتَّ فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَبُو ذَرٍّ ‏"‏ ‏.‏ فَسَكَتُّ فَقَالَ ‏"‏ ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ أَبَا ذَرٍّ لأُمِّكَ الْوَيْلُ ‏"‏ ‏.‏ فَدَعَا لِي بِجَارِيَةٍ سَوْدَاءَ فَجَاءَتْ بِعُسٍّ فِيهِ مَاءٌ فَسَتَرَتْنِي بِثَوْبٍ وَاسْتَتَرْتُ بِالرَّاحِلَةِ وَاغْتَسَلْتُ فَكَأَنِّي أَلْقَيْتُ عَنِّي جَبَلاً فَقَالَ ‏"‏ الصَّعِيدُ الطَّيِّبُ وَضُوءُ الْمُسْلِمِ وَلَوْ إِلَى عَشْرِ سِنِينَ فَإِذَا وَجَدْتَ الْمَاءَ فَأَمِسَّهُ جِلْدَكَ فَإِنَّ ذَلِكَ خَيْرٌ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ مُسَدَّدٌ غُنَيْمَةٌ مِنَ الصَّدَقَةِ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَحَدِيثُ عَمْرٍو أَتَمُّ ‏.‏

Ebu Zerr (r.a.)'den demiştir ki; "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında (gelen zekatlardan) küçük bir koyun sürüsü birikti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Eba Zer, bu sürüyü (gütmek üzere) kıra götür”, buyurdular. Ben de Rebeze köyüne sürdüm. Ben cünup oluyor ve (su olmadığı için yıkanamadan) beş altı (gece) kalıyordum. Nihayet Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e geldim: "Sen ha Ebu Zer" (bu halin ne!)? buyurdular. Ben (cevap vermeden) sustum. Efendimiz; "Ya Eba Zer, Anan acını görmesin yazık anana" buyurdu ve benim için siyah bir cariye kız çocuğu çağırdı. Cariye, içerisinde su dolu bir kova getirdi, beni (bir taraftan) bir örtü ile gizledi. Ben de (öte yandan bir) devenin arkasına geçerek gizlendim ve yıkandım. Üstümden bir dağı atmış gibi oldum. Bilahere Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: On seneye kadar bile olsa temiz toprak müslümanın abdest suyudur. Ancak suyu bulduğun zaman onu bedenine dök, (guslet). Çünkü bu daha hayırlıdır." Müsedded, "Sürünün zekatlardan biriktiğini" söylemiştir. (Tercemede de bu gözönünde bulundurulmuştur.) Ebu Davud, Amr (bin Avn)'ın rivayeti daha tamdır, dedi. Diğer tahric: Nesai, tahare; Tirmizî, tahare; Ahmed b. Hanbel, V

Sünen-i Ebû Dâvûd, 332
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ، أَنَّهُ خَاصَمَتْهُ أَرْوَى فِي حَقٍّ زَعَمَتْ أَنَّهُ انْتَقَصَهُ لَهَا إِلَى مَرْوَانَ، فَقَالَ سَعِيدٌ أَنَا أَنْتَقِصُ مِنْ حَقِّهَا شَيْئًا، أَشْهَدُ لَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ أَخَذَ شِبْرًا مِنَ الأَرْضِ ظُلْمًا، فَإِنَّهُ يُطَوَّقُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ سَبْعِ أَرَضِينَ ‏"‏‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ قَالَ قَالَ لِي سَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Hişam bin Urve'nin babası Urve İbnü'z-Zübeyr'den naklettiğine göre Said İbn Zeyd İbn Amr İbn Nufeyl'in başından şöyle bir olay geçmiştir: "Erva binti Ebı Uveys, Mervan'a müracaat ederek Said İbn Zeyd aleyhine dava açmıştı. Erva, kendi hakkı olan bir arazi parçasının bir kısmına Said İbn Zeyd'in el koyduğunu iddia ediyordu. Said İbn Zeyd bu dava üzerine şöyle demişti: "Ben mi onun hakkı olan bir arazi parçasına el koymuşum!? Bu olacak iş değildir! Şehadet ederim ki, ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kim haksızlık ederek, zulüm ile bir karış toprak parçasına el koyarsa, şüphesiz bunun yüzünden kıyamet gününde yedi kat yer boynuna dolanır!" Bu rivayetin Said İbn Zeyd r.a.'den şu şekilde de gelmiştir: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem huzuruna vardırn ... " demiştir

Sahîh-i Buhârî, 3198
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَبِي الزَّرْقَاءِ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، دَخَلَ عَلَى مُعَاوِيَةَ فَقَالَ حَاجَتُكَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ فَقَالَ عَطَاءُ الْمُحَرَّرِينَ فَإِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوَّلَ مَا جَاءَهُ شَىْءٌ بَدَأَ بِالْمُحَرَّرِينَ ‏.‏

Zeyd b. Eslem'den demiştir ki: Abdullah b. Ömer (birgün) Hz. Muaviye'nin yanına girmişti. (Hz. Muaviye O'na) "Ey Abdurrahman'ın babası, ihtiyacın (nedir anlat?) demiş, (İbn Ömer de harpsiz olarak ele geçen mallardan) hürriyetlerine yeni kavuşan kölelere (verilmesi gereken) bağışlar için geldim. Çünkü ben RasûluUah'ın kendine gelen mallar(ın dağıtımın)da, önce hürriyetine (yeni) kavuşmuş olan kölelerden başladığını gördüm" cevabını vermiş

Sünen-i Ebû Dâvûd, 2951
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ كَانَ عَلَىَّ اعْتِكَافُ يَوْمٍ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، فَأَمَرَهُ أَنْ يَفِيَ بِهِ‏.‏ قَالَ وَأَصَابَ عُمَرُ جَارِيَتَيْنِ مِنْ سَبْىِ حُنَيْنٍ، فَوَضَعَهُمَا فِي بَعْضِ بُيُوتِ مَكَّةَ ـ قَالَ ـ فَمَنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى سَبْىِ حُنَيْنٍ، فَجَعَلُوا يَسْعَوْنَ فِي السِّكَكِ فَقَالَ عُمَرُ يَا عَبْدَ اللَّهِ، انْظُرْ مَا هَذَا فَقَالَ مَنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّبْىِ‏.‏ قَالَ اذْهَبْ فَأَرْسِلِ الْجَارِيَتَيْنِ‏.‏ قَالَ نَافِعٌ وَلَمْ يَعْتَمِرْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْجِعْرَانَةِ وَلَوِ اعْتَمَرَ لَمْ يَخْفَ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ‏.‏ وَزَادَ جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ مِنَ الْخُمُسِ‏.‏ وَرَوَاهُ مَعْمَرٌ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ فِي النَّذْرِ وَلَمْ يَقُلْ يَوْمَ‏.‏

Hammad İbn Zeyd - Eyyub - Nafi' senediyle Hz. Ömer ile ilgili olarak şöyle bir hadise nakledilmiştir. Bir defasında Hz. Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü, benim cahiliyye döneminde iken adadığım bir günlük itikafım var, ne yapmamı emredersiniz?" diye sordu. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona bu adağını yerine getirmesini emretti. Hz. Ömer'e Huneyn'de Hevazin esirlerinden iki cariye düşmüştü. O da bu cariyeleri Mekke'deki bir evine yerleştirmişti. (Hz. Ömer, Huneyn sonrasında itikafa girince) Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Huneyn esirlerini karşılıksız olarak serbest bıraktığını açıkladı ve insanlar sokaklarda koşuşturmaya başladı. (Bu sesleri duyan) Hz. Ömer oğlu Abdullah'a: "Abdullah, bir bak bakalım neler oluyor?" deyince Abdullah: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem esirleri karşılıksız olarak serbest bıraktı" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: "Öyleyse git ve bana verilen o iki cariyeyi serbest bırak!" Nafi' şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ci'rane'den niyet edip umreye başlamadı. Eğer bu şekilde umreye başlasaydı bu durum Abdullah'a gizli kalmazdı." Cerir, Abdullah İbn Ömer'den naklen şöyle bir ek bilgiye yer vermiştir: " Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu iki cariyeyi Hz. Ömer'e ganimetin beşte birinden verdi

Sahîh-i Buhârî, 3144
HadisMuvatta (İmam Mâlik)

وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَلْحَلَةَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ مَالِكِ بْنِ خُثَيْمٍ، أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ أَبِي هُرَيْرَةَ بِأَرْضِهِ بِالْعَقِيقِ فَأَتَاهُ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ عَلَى دَوَابَّ فَنَزَلُوا عِنْدَهُ - قَالَ حُمَيْدٌ - فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ اذْهَبْ إِلَى أُمِّي فَقُلْ إِنَّ ابْنَكِ يُقْرِئُكِ السَّلاَمَ وَيَقُولُ أَطْعِمِينَا شَيْئًا ‏.‏ قَالَ فَوَضَعَتْ ثَلاَثَةَ أَقْرَاصٍ فِي صَحْفَةٍ وَشَيْئًا مِنْ زَيْتٍ وَمِلْحٍ ثُمَّ وَضَعَتْهَا عَلَى رَأْسِي وَحَمَلْتُهَا إِلَيْهِمْ فَلَمَّا وَضَعْتُهَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ كَبَّرَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَقَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَشْبَعَنَا مِنَ الْخُبْزِ بَعْدَ أَنْ لَمْ يَكُنْ طَعَامُنَا إِلاَّ الأَسْوَدَيْنِ الْمَاءَ وَالتَّمْرَ ‏.‏ فَلَمْ يُصِبِ الْقَوْمُ مِنَ الطَّعَامِ شَيْئًا فَلَمَّا انْصَرَفُوا قَالَ يَا ابْنَ أَخِي أَحْسِنْ إِلَى غَنَمِكَ وَامْسَحِ الرُّعَامَ عَنْهَا وَأَطِبْ مُرَاحَهَا وَصَلِّ فِي نَاحِيَتِهَا فَإِنَّهَا مِنْ دَوَابِّ الْجَنَّةِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَيُوشِكُ أَنْ يَأْتِيَ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ تَكُونُ الثُّلَّةُ مِنَ الْغَنَمِ أَحَبَّ إِلَى صَاحِبِهَا مِنْ دَارِ مَرْوَانَ ‏.‏

Humeyd b. Malik b. Huşeym (r.a) şöyle demiştir: "Ebu Hureyre ile birlikte Akik denilen yerdeki tarlasında oturuyorduk, Ebu Hureyre'nin yanına binekleri üzerinde Medineli bir grup geldi ve onun yanına indiler. Ravi Humeyd diyor ki: "Ebu Hureyre bana: "Annene git ve oğlun sana selam ediyor ve bize bir şeyler yedirsin diyor şeklinde söyle" dedi. Bunun üzerine annesi de bir tepsiye üç parça ekmek ve yanına biraz zeytinyağı ve tuz koydu. Sonra o tepsiyi başıma koydu. Ben de orada bulunan topluluğa getirdim. Tepsiyi önlerine koyunca Ebu Hureyre tekbir alarak şöyle dedi: "Su ve kara hurmadan başka yemeğiniz yokken bizi ekmekle doyuran Allah'a hamdolsun. O topluluk yemekten yemedi ve gittiler. Onlar gidince Ebu Hureyre bana dedi ki: "Yeğenim koyununa iyi bak burun akıntılarını sil, ahırını temizle ve onun yanında namazını kıl, çünkü koyun cennet hayvanlarındandır. Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki üç beş koyun; sahibinin yanında Medine valisi Mervan b. Hakem'in sarayından daha sevgili olacaktır." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)

Muvatta (İmam Mâlik), 1702

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.