İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 3141

One-fifth of Booty to the Cause of Allah (Khumus)

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ الْمَاجِشُونِ، عَنْ صَالِحِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ بَيْنَا أَنَا وَاقِفٌ، فِي الصَّفِّ يَوْمَ بَدْرٍ فَنَظَرْتُ عَنْ يَمِينِي، وَشِمَالِي، فَإِذَا أَنَا بِغُلاَمَيْنِ، مِنَ الأَنْصَارِ حَدِيثَةٍ أَسْنَانُهُمَا، تَمَنَّيْتُ أَنْ أَكُونَ بَيْنَ أَضْلَعَ مِنْهُمَا، فَغَمَزَنِي أَحَدُهُمَا فَقَالَ يَا عَمِّ، هَلْ تَعْرِفُ أَبَا جَهْلٍ قُلْتُ نَعَمْ، مَا حَاجَتُكَ إِلَيْهِ يَا ابْنَ أَخِي قَالَ أُخْبِرْتُ أَنَّهُ يَسُبُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَئِنْ رَأَيْتُهُ لاَ يُفَارِقُ سَوَادِي سَوَادَهُ حَتَّى يَمُوتَ الأَعْجَلُ مِنَّا‏.‏ فَتَعَجَّبْتُ لِذَلِكَ، فَغَمَزَنِي الآخَرُ فَقَالَ لِي مِثْلَهَا، فَلَمْ أَنْشَبْ أَنْ نَظَرْتُ إِلَى أَبِي جَهْلٍ يَجُولُ فِي النَّاسِ، قُلْتُ أَلاَ إِنَّ هَذَا صَاحِبُكُمَا الَّذِي سَأَلْتُمَانِي‏.‏ فَابْتَدَرَاهُ بِسَيْفَيْهِمَا فَضَرَبَاهُ حَتَّى قَتَلاَهُ، ثُمَّ انْصَرَفَا إِلَى رَسُولِ اللَّهُ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَاهُ فَقَالَ ‏"‏ أَيُّكُمَا قَتَلَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا أَنَا قَتَلْتُهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ مَسَحْتُمَا سَيْفَيْكُمَا ‏"‏‏.‏ قَالاَ لاَ‏.‏ فَنَظَرَ فِي السَّيْفَيْنِ فَقَالَ ‏"‏ كِلاَكُمَا قَتَلَهُ ‏"‏‏.‏ سَلَبُهُ لِمُعَاذِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْجَمُوحِ‏.‏ وَكَانَا مُعَاذَ ابْنَ عَفْرَاءَ وَمُعَاذَ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْجَمُوحِ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ سَمِعَ يُوسُفُ صَالِحًا وَإِبْرَاهِيمَ أَبَاهُ (عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ)

Salih İbn İbrahim İbn Abdurrahman İbn Avf - İbrahim İbn Abdurrahman (babası) - Abdurrahman İbn Avf (dedesi) yoluyla nakledilen rivayette Abdurrahman İbn Avf şöyle demiştir: "Ben Bedir savaşında mücahidlerle birlikte saf tutmuştum. Bu sırada sağıma ve soluma baktım. Birden gözü me ensardan iki delikanlı ilişti. Gidip onların arasına girmek istedim. Bu iki delikanlıdan birisi bana dokunup: "Ey Amca, Ebu Cehil'i tanır mısın?" diye sordu. Ben de: "Evet tanırım. Senin onunla ne işin var yeğenim!?" deyince şöyle cevap verdi: "Duydum ki o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sövüyormuş! Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki savaş sırasında onu görürsem bir gölge gibi takip edeceğim. Artık kimin eceli daha önce ise o ölene kadar bu devam edecek!" Ben bu cevabı alınca şaşkına döndüm. O sırada diğer delikanlı da buna benzer şeyler söyledi. Ben müşrik ordusuna doğru baktım ve Ebu Cehil'in insanlar arasında dolaştığını gördüm. Sonra bu delikanlılara: "İşte orada! Peşine düşeceğiniz adam işte şu!" dedim. Onlar da yalın kılıç Ebu Cehil'in üzerine saldırıp öldürünceye kadar vurdular. Ebu Cehil'i öldürdükten sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelip yaptıklarını anlattılar: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onu hanginiz öldürdü?" diye sorunca her biri: "Ben öldürdüm!" diye atıldı. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Peki kılıçlarınızı sildiniz mi?" diye sordu. Onlar: "Hayır" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kılıçlara baktı ve: "Onu ikiniz öldürdünüz. Selebi de Muaz İbn Amr İbnü'l-Cemuh'a aittir." Bu iki delikanlı Muaz İbn Afra ile Muaz İbn Amr İbnü'l-Cemuh idi. " Tekrar: 3964 ve 3988 BU HADİS’İN MÜSLİM RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Sahîh-i Buhârî, 3141

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَتَبْتُ عَنْ يُوسُفَ بْنِ الْمَاجِشُونِ، عَنْ صَالِحِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، فِي بَدْرٍ‏.‏ يَعْنِي حَدِيثَ ابْنَىْ عَفْرَاءَ‏.‏

Salih b. İbrahim'in, Bedir ile ilgili rivayetini yani Afra'nın iki oğluyla ilgili hadisi nakletti. Fethu'l-Bari Açıklaması: 3961- "Abdullah'tan" kasıt Abdullah b. Mesud'dur. "Ebu Cehil'in yanına can çekişirken vardı." Muhtemelen Ebu Cehil savaş esnasında kılıç darbelerine maruz kalmış ve ileride açıklanacağı gibi yere yıkılmıştı. "Ebu Cehil: Sizin böyle bir adamı öldürmenizden daha hayret verici bir şey var mıdır?" sözünün şu anlamda olduğu söylenmiştir: Kavmi tarafından öldürülen bir efendiden daha ileri ne olabilir? Bu açıklamayı Ebu Ubeyde yapmış bulunmaktadır. Bundan sonra gelecek olan Enes yoluyla rivayet edilmiş hadisteki ifade olan: "Öldürdüğünüz bir adamdan daha başka ne olabilir?" sözü bunu desteklemektedir. 3962- "Sen ha, ey Ebu Cehil" çoğu nüshada böyledir. Yalnızca el-MüstemlI'nin rivayetinde: "Bu sensin, Ebu Cehil" şeklindedir. İbn İshak ve Hakim'in rivayet ettiği İbn Abbas yoluyla gelen hadiste şöyle denilmektedir: "İbn Mesud dedi ki: Onu son nefeslerini verirken buldum. Ayağımı boynuna koyarak, ey Allah'ın düşmanı, Allah seni rüsvay etti, dedim. O da beni ne ile rüsvay etti? Sizin tarafınızdan öldürülen bir adamdan başka ne olabilirim, dedL" (İbn İshak) dedi ki: Mahzum oğullarından bazılarının iddiasına göre Ebu Cehil ona şöyle demiştir: "Ey koyun çobancığı, gerçekten çıkılması zor bir yere çıktın." İbn Mesud dedi ki: "Sonra kafasını kestim ve onu Resulullah sallall&hu aleyhi ve sellem'e getirerek, bu Allah'ın düşmanı Ebu Cehil'in başıdır dedim. Allah Resulü: Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah hakkı için mi diye sordu, o da ona (o olduğuna) dair yemin ettL" Ziyadetu'I-Meğfui'de şu ifadeler de yer almaktadır: "O da ona yemin edince, Resulullah sallall&hu aleyhi ve sellem onun elinden tuttu, sonra da Ebu Cehil'in bulunduğu yere kadar gitti. Yanında durarak üç defa İslam'ı ve Müslümanları aziz kılan Allah'a hamdolsun dedL

Sahîh-i Buhârî, 3964
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى خَيْبَرَ فَقَالَ رَجُلٌ مِنْهُمْ أَسْمِعْنَا يَا عَامِرُ مِنْ هُنَيْهَاتِكَ‏.‏ فَحَدَا بِهِمْ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنِ السَّائِقُ ‏"‏ قَالُوا عَامِرٌ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ رَحِمَهُ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلاَّ أَمْتَعْتَنَا بِهِ‏.‏ فَأُصِيبَ صَبِيحَةَ لَيْلَتِهِ فَقَالَ الْقَوْمُ حَبِطَ عَمَلُهُ، قَتَلَ نَفْسَهُ‏.‏ فَلَمَّا رَجَعْتُ وَهُمْ يَتَحَدَّثُونَ أَنَّ عَامِرًا حَبِطَ عَمَلُهُ، فَجِئْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ فَدَاكَ أَبِي وَأُمِّي، زَعَمُوا أَنَّ عَامِرًا حَبِطَ عَمَلُهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ كَذَبَ مَنْ قَالَهَا، إِنَّ لَهُ لأَجْرَيْنِ اثْنَيْنِ، إِنَّهُ لَجَاهِدٌ مُجَاهِدٌ، وَأَىُّ قَتْلٍ يَزِيدُهُ عَلَيْهِ ‏"‏‏.‏

Seleme şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'la birlikte Hayber'e çıkmıştık. Onlardan birisi "Ey Amir! Bize kısa şiirlerinden bir şeyler söyle" dedi. O kişi de bunları şiir söyleyerek götürdü. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sevkeden kimdir?" diye sordu. Oradakiler "Amir' dir" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Iillah ona rahmet eylesin" dedi. İnsanlar "Ya Resulallah! Keşke bizi ondan biraz daha yararlandırsaydınız!" dediler. Amir, o gecenin sabahında yaralandı. İnsanlar "Amir'in ameli boşa gitti. Kendi kendini öldürdü" dediler. Onlar Amir'in ameli boşa gitti derken ben döndüm ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedim ki: "Ya Resulallah! Anam babam sana feda olsun! İnsanlar Amir'in amelinin boşa gittiğini söylüyorlar." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bunu söyleyenler yalan söylerler. Onun iki sevabı var. O hem cahid ve hem de mücahiddir. Hangi katil onun ecrine ecir katabilir" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kendisini yanlışlıkla öldürenin diyetinin olmadığı" konusunda İsma1li şöyle der: Kendisini teammüden öldüren e de diyet yoktur. Netice olarak "yanlışlık" kelimesinin anlama kattığı herhangi bir farklılık mevcut değildir. Öyle anlaşılıyor ki İmam BuhM' öldürmeyi "yanlışlık" kelimesiyle bu konunun ihtilaflı olması dolayısıyla kayıtlamışhr. İbn Battal şöyle der: Evzaı, Ahmed b. Hanbel ve İshak, bu durumdaki kimsenin akilesinin diyetini ödemesi gerekir demişlerdir. Böyle bir kimse yaşadığı takdirde bu diyeti onlardan alır, öldüğü takdirde diyeti varislerinindir. Çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginleri şöyle der: Bu konuda herhangi bir şey vermek gerekli değildir. Burada yer verdiğimiz Amir olayı çoğunluğu destekleyen bir delildir. Zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu olayda Amir için herhangi bir şey vermesi gerektiğine hükmettiği nakledilmemiştir. Şayet bir şey vermek gerekseydi, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu açıklardı. Zira ihtiyaç anında açıklamayı ertelerrek caiz değildir. Bilginler bir kimse teammüden veya yanlışlıkla bir tarafını kestiği takdirde ona herhangi bir şey vermek gerekmediği noktasında görüş birliği etmişlerdir. İbn Battal şöyle demiştir: Bu rivayet yolunda Amir'in kendisini ne şekilde öldürdüğü belirtilmemektedir. Bu konu Edep bölümünde daha önce geçmişti. Orada şöyle demiştik: "Amir'in kılıcı kısaydı. Bir yahudiye saldırmak üzere kılıcını eline almıştı. Kılıcın ucu döndü ve onun dizine geldi

Sahîh-i Buhârî, 6891
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي، سَلَمَةَ عَنْ جَابِرٍ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو عِمْرَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ زِيَادٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سِنَانِ بْنِ أَبِي سِنَانٍ الدُّؤَلِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزْوَةً قِبَلَ نَجْدٍ فَأَدْرَكَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَادٍ كَثِيرِ الْعِضَاهِ فَنَزَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَحْتَ شَجَرَةٍ فَعَلَّقَ سَيْفَهُ بِغُصْنٍ مِنْ أَغْصَانِهَا - قَالَ - وَتَفَرَّقَ النَّاسُ فِي الْوَادِي يَسْتَظِلُّونَ بِالشَّجَرِ - قَالَ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ رَجُلاً أَتَانِي وَأَنَا نَائِمٌ فَأَخَذَ السَّيْفَ فَاسْتَيْقَظْتُ وَهُوَ قَائِمٌ عَلَى رَأْسِي فَلَمْ أَشْعُرْ إِلاَّ وَالسَّيْفُ صَلْتًا فِي يَدِهِ فَقَالَ لِي مَنْ يَمْنَعُكَ مِنِّي قَالَ قُلْتُ اللَّهُ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ فِي الثَّانِيَةِ مَنْ يَمْنَعُكَ مِنِّي قَالَ قُلْتُ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ فَشَامَ السَّيْفَ فَهَا هُوَ ذَا جَالِسٌ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ لَمْ يَعْرِضْ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer Zührî'den, o da Ebû Seleme'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. H. Bana Ebû İmran Muhammed b. Ca'fer b. Ziyad da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize İbrahim (yâni İbni Sa'd) Zührî'den, o da Sinan b. Ebî Sinan Ed-Düelî'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş : Resulullah (Salîallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Necid tarafına gazaya gittik. Ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e diken ağacı çok olan bir vadide yetiştik. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ağacın altına indi de kılıcını onun dallarından birine astı. Cemâat da ağaçlarla gölgelenmek için vadiye dağıldılar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Gerçekten ben uyurken bana bir adam geldi. Ve kılıcı aldı Hemen uyandım. Adam başımda duruyordu. Hiç anlamadım, kılıç sıyrılmış olarak elinde idi. Ve bana: Seni benden kim men eder? dedi. Ben: Allah! dedim. Sonra ikinci defa (tekrar): Seni benden kim men eder? dedi. Ben (yine) Allah! dedim. Bunun üzerine kılıcı kınına iade etti. Ve hemen oturdu.» Ondan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona kötü bir şey söylemedi. Diğer tahric: Hadisi Buhari f.bari (2910, 2913, 4135, 4139), Nesai s.kübra siyer (8719, 8801) Ahmed, Müsned (14335) ve İbn Hibban (4537) rivayet etmişlerdir

Sahîh-i Müslim, 5950
HadisMuvatta (İmam Mâlik)

وَحَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَاهُ، يَقُولُ اغْتَسَلَ أَبِي سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ بِالْخَرَّارِ فَنَزَعَ جُبَّةً كَانَتْ عَلَيْهِ وَعَامِرُ بْنُ رَبِيعَةَ يَنْظُرُ قَالَ وَكَانَ سَهْلٌ رَجُلاً أَبْيَضَ حَسَنَ الْجِلْدِ - قَالَ - فَقَالَ لَهُ عَامِرُ بْنُ رَبِيعَةَ مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ وَلاَ جِلْدَ عَذْرَاءَ ‏.‏ قَالَ فَوُعِكَ سَهْلٌ مَكَانَهُ وَاشْتَدَّ وَعْكُهُ فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأُخْبِرَ أَنَّ سَهْلاً وُعِكَ وَأَنَّهُ غَيْرُ رَائِحٍ مَعَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَأَتَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ سَهْلٌ بِالَّذِي كَانَ مِنْ شَأْنِ عَامِرٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عَلاَمَ يَقْتُلُ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ أَلاَّ بَرَّكْتَ إِنَّ الْعَيْنَ حَقٌّ تَوَضَّأْ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَتَوَضَّأَ لَهُ عَامِرٌ فَرَاحَ سَهْلٌ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بِهِ بَأْسٌ ‏.‏

Sehl b. Huneyf'in torunu Muhammed b. Ebi Ümame'den: Babamın şöyle dediğini duydum: «— Babam, Sehl b. Huneyf, Harrar'da gusül yaptı. Üzerindeki cübbesini çıkarmıştı. Amir b. Rebîa da bakıyordu. Sehl, cildi güzel, beyaz bir adamdı.» Ebu Ümame devamla diyor ki, amir b. Rebia ona: «— Bakirelerin cildi bile bugün gördüğüm gibi değildir.» de­yince Sehl olduğu yere yıkıldı, elem ve acıları şiddetlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: «— Sehl rahatsızlandı, seninle gidemiyecek.» dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sehl'in yanına gidince ona amir'in kendine bakışını ve dediklerini anlattı.» Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de (amire hitaben): «— Siz'den biri kardeşini neden öldürüyor? Allah mubarek kılsın demeliydin! Göz değmesi vakidir; onun için (Sehl için) abdest al.» dedi. Amir de onun (iyileşmesi) için abdest alınca Sehl Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber gitti, hiçbir şikayeti kalmadı, rahatladı

Muvatta (İmam Mâlik), 1711
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، لَمَّا حَضَرَتْ أَبَا طَالِبٍ الْوَفَاةُ جَاءَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدَ عِنْدَهُ أَبَا جَهْلِ بْنَ هِشَامٍ، وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أُمَيَّةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَبِي طَالِبٍ ‏"‏ يَا عَمِّ، قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، كَلِمَةً أَشْهَدُ لَكَ بِهَا عِنْدَ اللَّهِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو جَهْلٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ يَا أَبَا طَالِبٍ، أَتَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَلَمْ يَزَلْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْرِضُهَا عَلَيْهِ، وَيَعُودَانِ بِتِلْكَ الْمَقَالَةِ، حَتَّى قَالَ أَبُو طَالِبٍ آخِرَ مَا كَلَّمَهُمْ هُوَ عَلَى مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَأَبَى أَنْ يَقُولَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا وَاللَّهِ لأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ، مَا لَمْ أُنْهَ عَنْكَ ‏"‏‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى فِيهِ ‏{‏مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ‏}‏ الآيَةَ‏.‏

Saîd İbnü'i-Müseyyeb babasından şunu aktarmıştır: Ebu Talib'in ölümü yaklaştığında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına geldi. Ebu Cehl bin Hişam, Abdullah İbn Ebi Ümeyye İbnü'l-Muğîre'nin orada olduğunu gördü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talib'e: "Amca! La ilahe illallah de. Bu kelimeyi söyle ki onun sayesinde senin için Allah katında şahit (şefaatçi) olayım" dedi. Ebu Cehil ve Abdullah İbn Ebu Ümeyye: "Ey Ebu Talib! Abdülmuttalib'in dininden yüz mü çeviriyorsun?" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem amcasına bu kelimeyi söylemesini teklif ettikçe onlar da söyledikleri sözü tekrarladılar. Sonunda Ebu Talib onlara son olarak şunu söyledi: "O (yani ben) Abdül-muttalib'in dini üzere" dedi ve "La ilahe illallah" demekten sakındı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Vallahi, bana yasaklanmadığı sürece ben senin için istiğfar edeceğim" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah onunla ilgili olarak şu ayeti indirdi: "Nebi ve iman edenlerin, kendi akrabaları bile olsa müşrikler için istiğfar etmeleri uygun değildir.[Tevbe 113] Tekrar:

Sahîh-i Buhârî, 1360
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَالْحَسَنُ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَأَلْفَاظُهُمْ مُتَقَارِبَةٌ وَالسِّيَاقُ لِعَبْدٍ - قَالَ حَدَّثَنِي وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - وَهُوَ ابْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، قَالَ حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا حَدِيثًا طَوِيلاً عَنِ الدَّجَّالِ فَكَانَ فِيمَا حَدَّثَنَا قَالَ ‏ "‏ يَأْتِي وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْهِ أَنْ يَدْخُلَ نِقَابَ الْمَدِينَةِ فَيَنْتَهِي إِلَى بَعْضِ السِّبَاخِ الَّتِي تَلِي الْمَدِينَةَ فَيَخْرُجُ إِلَيْهِ يَوْمَئِذٍ رَجُلٌ هُوَ خَيْرُ النَّاسِ - أَوْ مِنْ خَيْرِ النَّاسِ - فَيَقُولُ لَهُ أَشْهَدُ أَنَّكَ الدَّجَّالُ الَّذِي حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثَهُ فَيَقُولُ الدَّجَّالُ أَرَأَيْتُمْ إِنْ قَتَلْتُ هَذَا ثُمَّ أَحْيَيْتُهُ أَتَشُكُّونَ فِي الأَمْرِ فَيَقُولُونَ لاَ ‏.‏ قَالَ فَيَقْتُلُهُ ثُمَّ يُحْيِيهِ فَيَقُولُ حِينَ يُحْيِيهِ وَاللَّهِ مَا كُنْتُ فِيكَ قَطُّ أَشَدَّ بَصِيرَةً مِنِّي الآنَ - قَالَ - فَيُرِيدُ الدَّجَّالُ أَنْ يَقْتُلَهُ فَلاَ يُسَلَّطُ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ يُقَالُ إِنَّ هَذَا الرَّجُلَ هُوَ الْخَضِرُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ‏.‏

Bana Amru'n-Nâkıd ile Hasen El-Hulvânî ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Lâfızları birbirine yakındır. İbare Abd'indir. (Abd: Haddesenî, ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Dedilerki); Bize Yâ'kub (bu zat ibni İbrahim b, Sa'd'dır) rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Sâlih'den, o da ibni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana UbeyduIIah b. Abdillah b. Utbe haber verdiki, Ebû Saîd-i Hudrî şöyle demiş: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) bir gün Deccal hakkında uzun bîr hadîs söyledi. Bize anlattıkları arasında şu da vardı. Buyurdular ki : «Deccal gelecek, fakat kendisine Medine'nin yollarına girmek haram edilecektir. Binâenaleyh Medine'nin dışındaki bazı işlenmedik tarlalara kadar gelecektir. Müteakiben kendisine o günün en hayırlı insanı yahut en hayırlı insanlarından bir adam çıkacak ve ona : Şehadet ederim ki, bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın)'ın sözünü ettigi Deccal sensin, diyecek; Deccal da: Ne dersiniz, ben bu adamı ö!dürsem, sonra diriltsem, bu işte şüphe eder misiniz? diyecek. (Oradakiler) Hayır! cevabını vereceklerdir. Bunun üzerine Deccal onu öldürecek, sonra diriltecek. Dirilttiği anda o adam : Vallahi senin hakkında hiç bir zaman şimdikinden daha basiretli olmamışımdır, diyecek. Deccal onu tekrar öldürmek isteyecek, fakat ona musallat edilmeyecektir.» Ebû İshak dedi kî: «Bu zâtın Hızır (Aleyhisselan) olduğu söylenir.»

Sahîh-i Müslim, 7375

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.