Sahîh-i Buhârî · 3683
Arapça metin
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ قَالَ ح حَدَّثَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَعِنْدَهُ نِسْوَةٌ مِنْ قُرَيْشٍ يُكَلِّمْنَهُ وَيَسْتَكْثِرْنَهُ، عَالِيَةً أَصْوَاتُهُنَّ عَلَى صَوْتِهِ فَلَمَّا اسْتَأْذَنَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ قُمْنَ فَبَادَرْنَ الْحِجَابَ فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ عُمَرُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَضْحَكُ، فَقَالَ عُمَرُ أَضْحَكَ اللَّهُ سِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " عَجِبْتُ مِنْ هَؤُلاَءِ اللاَّتِي كُنَّ عِنْدِي فَلَمَّا سَمِعْنَ صَوْتَكَ ابْتَدَرْنَ الْحِجَابِ ". فَقَالَ عُمَرُ فَأَنْتَ أَحَقُّ أَنْ يَهَبْنَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. ثُمَّ قَالَ عُمَرُ يَا عَدُوَّاتِ أَنْفُسِهِنَّ، أَتَهَبْنَنِي وَلاَ تَهَبْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَ نَعَمْ، أَنْتَ أَفَظُّ وَأَغْلَظُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِيهًا يَا ابْنَ الْخَطَّابِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا لَقِيَكَ الشَّيْطَانُ سَالِكًا فَجًّا قَطُّ إِلاَّ سَلَكَ فَجًّا غَيْرَ فَجِّكَ ".
Muhammed b. Said b. Ebi Vakkas dedi ki: "Ömer b. el-Hattab r.a., Resulullah'ın huzuruna girmek üzere izin istedi. Yanında da onunla konuşan ve ondan kendilerine daha çok vermesini isteyen, seslerini onun sesinden yükselten Kureyşli kadınlar da vardı. Ömer b. el-Hattab girmek için izin isteyince hemen kalkıp perdenin arkasına çekildiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de girmek üzere ona izin verdi. Ömer girdiğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gülüyordu. Ey Allah'ın Resulü Allah dişlerini gösterireesine seni gülümsetsin, (gülümsemenizin sebebi ne olabilir)? dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Az önce yanımda bulunan şu kadınlara şaştım. Senin sesini işitir işitmez alelacele kalkıp perdenin (hicabın) arkasına çekildiler. Ömer dedi ki: Onların senden çekinmeleri daha uygundur, ey Allah'ın Resulü. Daha sonra Ömer (kadınlara hitaben) dedi ki: Ey kendi öz nefislerine düşman olan kadınlar, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den çekinmez de benden mi çekinirsiniz? Kadınlar: Evet diye cevap verdiler. Çünkü sen Resulullah'tan farklı olarak sert ve haşinsin. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Başka bir konuya geçelim ey Hattab'ın oğlu, nefsim elinde olana yemin ederim ki, şeytan bir yolda giderken seninle karşılaşacak olursa mutlaka o senin gittiğin yoldan bir başka yola geçer
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ نِسْوَةٌ مِنْ قُرَيْشٍ يَسْأَلْنَهُ وَيَسْتَكْثِرْنَهُ، عَالِيَةً أَصْوَاتُهُنَّ عَلَى صَوْتِهِ، فَلَمَّا اسْتَأْذَنَ عُمَرُ تَبَادَرْنَ الْحِجَابَ، فَأَذِنَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَضْحَكُ فَقَالَ أَضْحَكَ اللَّهُ سِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي فَقَالَ " عَجِبْتُ مِنْ هَؤُلاَءِ اللاَّتِي كُنَّ عِنْدِي، لَمَّا سَمِعْنَ صَوْتَكَ تَبَادَرْنَ الْحِجَابَ ". فَقَالَ أَنْتَ أَحَقُّ أَنْ يَهَبْنَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْهِنَّ فَقَالَ يَا عَدُوَّاتِ أَنْفُسِهِنَّ أَتَهَبْنَنِي وَلَمْ تَهَبْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَ إِنَّكَ أَفَظُّ وَأَغْلَظُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِيهٍ يَا ابْنَ الْخَطَّابِ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا لَقِيَكَ الشَّيْطَانُ سَالِكًا فَجًّا إِلاَّ سَلَكَ فَجًّا غَيْرَ فَجِّكَ ".
Muhammed İbn Sa'd'dan, o babasından, dedi ki: "Ömer İbn el-Hattab r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girmek üzere izin istedi. Nebiin huzurunda o sırada Kureyşli bir takım kadınlar da vardı. Ondan istekte bulunuyorlar, daha çok vermesini istiyorlardı. Sesleri de onun sesinden yüksek çıkıyordu. Ömer içeri girmek için izin alınca, onlar da alelacele perdenin arkasına doğru koşuştular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ömer'e içeri girmesi için izin verince o da içeri girdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gülüyordu. Ömer: Babam, anam sana feda olsun ey Allah'ın Rasulü! Allah hep seni güldürsün deyince, şöyle buyurdu: Yanımda bulunan bu kadınların haline şaşırdım. Senin sesini duyar duymaz perdenin arkasına koşuşmaya başladılar. Bu sefer Ömer: Ey Allah'ın Rasulü, senin heybetinden çekinmeleri daha uygundur, dedi. Sonra kadınlara yönelerek: Ey kendi nefislerinin düşmanları olan kadınları Benden çekindiğiniz halde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den çekinmiyorsunuz deyince, kadınlar: Sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e göre katı ve sertsin, dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Dinle ey Hattab'ın oğlu! Nefsim elinde olana yemin ederim ki şeytan bir yoldan giderken seninle karşılaşacak olursa mutlaka senin gittiği n yolun dışında, başka bir yoldan gider, buyurdu
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ قَالَ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَعِنْدَهُ نِسَاءٌ مِنْ قُرَيْشٍ يُكَلِّمْنَهُ وَيَسْتَكْثِرْنَهُ، عَالِيَةً أَصْوَاتُهُنَّ، فَلَمَّا اسْتَأْذَنَ عُمَرُ، قُمْنَ يَبْتَدِرْنَ الْحِجَابَ، فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَضْحَكُ، فَقَالَ عُمَرُ أَضْحَكَ اللَّهُ سِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " عَجِبْتُ مِنْ هَؤُلاَءِ اللاَّتِي كُنَّ عِنْدِي، فَلَمَّا سَمِعْنَ صَوْتَكَ ابْتَدَرْنَ الْحِجَابَ ". قَالَ عُمَرُ فَأَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كُنْتَ أَحَقَّ أَنْ يَهَبْنَ. ثُمَّ قَالَ أَىْ عَدُوَّاتِ أَنْفُسِهِنَّ، أَتَهَبْنَنِي وَلاَ تَهَبْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْنَ نَعَمْ، أَنْتَ أَفَظُّ وَأَغْلَظُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا لَقِيَكَ الشَّيْطَانُ قَطُّ سَالِكًا فَجًّا إِلاَّ سَلَكَ فَجًّا غَيْرَ فَجِّكَ ".
Muhammed İbn Sa'd İbn Ebı Vakkas, babası Sa'd İbn Ebi Vakkas r.a.'ın şöyle dediğini nakletmiştir: "Bir gün Hz. Ömer, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girmek üzere izin istemişti. O sırada Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kureyş'li bazı kadınlarla görüşüyordu. Kadınlar yüksek sesle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile konuşuyorlardı ve O'nu (s.a.v.) bunaltmışlardı. Kadınlar Hz. Ömer'in izin istediğini duyunca hemen örtülerini düzeltmeye ve kendilerine çeki düzen vermeye başladılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gülümseyerek Ömer'e izin verdi. Hz. Ömer: 'Ey Allah'ın Resulü, Allah yüzünüzden gülümsemeyi eksik etmesin!' deyince Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Benim yanımda bulunan bu kadınların haline gülüyorum! Senin sesini duyunca hemen örtülerini düzeltip kendilerine çeki düzen vermeye çalıştılar da!' buyurdu. Ömer ise: 'Ey Allahın Resulü, senden daha fazla çekinmeleri gerekirdi' dedi. Ardından da kadınlara yönelerek: 'Sizi yaramazlar (Ey kendilerinin düşmanları), benden çekiniyorsunuz da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den çekinmiyorsunuz öyle mi?!' diye çıkıştı. Onlar ise: 'Tabi ki, senden daha çok çekiniyoruz! Sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e göre çok sert ve kaba bir adamsın!' dediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, şeytan seninle bir yolda karşılaşacak olsa, kesinlikle o yolunu değiştirir, senin tuttuğun yoldan başka bir yola girer." Tekrar:
حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا حَسَنٌ، الْحُلْوَانِيُّ وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنِي وَقَالَ، حَسَنٌ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - وَهُوَ ابْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ زَيْدٍ أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ سَعْدًا قَالَ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ نِسَاءٌ مِنْ قُرَيْشٍ يُكَلِّمْنَهُ وَيَسْتَكْثِرْنَهُ عَالِيَةً أَصْوَاتُهُنَّ فَلَمَّا اسْتَأْذَنَ عُمَرُ قُمْنَ يَبْتَدِرْنَ الْحِجَابَ فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَضْحَكُ فَقَالَ عُمَرُ أَضْحَكَ اللَّهُ سِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَجِبْتُ مِنْ هَؤُلاَءِ اللاَّتِي كُنَّ عِنْدِي فَلَمَّا سَمِعْنَ صَوْتَكَ ابْتَدَرْنَ الْحِجَابَ " . قَالَ عُمَرُ فَأَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَقُّ أَنْ يَهَبْنَ . ثُمَّ قَالَ عُمَرُ أَىْ عَدُوَّاتِ أَنْفُسِهِنَّ أَتَهَبْنَنِي وَلاَ تَهَبْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْنَ نَعَمْ أَنْتَ أَغْلَظُ وَأَفَظُّ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا لَقِيَكَ الشَّيْطَانُ قَطُّ سَالِكًا فَجًّا إِلاَّ سَلَكَ فَجًّا غَيْرَ فَجِّكَ " .
Bize Mansûr b. Ebl Müzahim rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni ibni Sa'd) rivayet etti. H. Bize Hasen El-Hulvani ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. Abd: Ahberani, Hasan ise : Haddesena tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Ya'kub — Bu zat İbni İbrahim b. Sa'd'dır — rivayet etti. (Dediki): Bize babam Sâlih'den, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Abdulhamid b. Abdirrahman b. Zeyd haber verdi. Ona da Muhammed b. Sa'd b. Ebi Vakkas haber vermişki, babası Sa'd şunu söylemiş: Ömer Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istedi. Onun yanında Kureyş'den bir takım kadınlar vardı. Kendisi ile yüksek sesle konuşuyor ve ondan çok şeyler istiyorlardı. Ömer izin isteyince kalkarak perdeye koştular. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona izin verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülüyordu. Ömer; — Allah yaşını güldürsün yâ Resûlallah! dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şu benim yanımda olanlara şaştım, senin sesini işitince perdeye koştular!» dedi. Ömer : — Yâ Resûlallahi Onların çekinmesine sen daha lâyıksın! dedi. Sonra (kadınlara dönerek) : — Ey nefislerinin düşmanları, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den çekinmiyorsunuz daf benden mi çekiniyor sunuz? dedi. Kadınlar: — Evet! Sen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)''den daha sert ve şahinsin, dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nefsim yed-i kudretinde olcn Allah'a yemin olsun ki, şeytan sana bir caddede rastlamış olsa, mutlaka senin tuttuğun caddeden başkasını tutardı.» buyurdular. İzah 2397 de
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَنَا حَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو وَائِلٍ، قَالَ كُنَّا بِصِفِّينَ فَقَامَ سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ فَقَالَ أَيُّهَا النَّاسُ اتَّهِمُوا أَنْفُسَكُمْ فَإِنَّا كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ، وَلَوْ نَرَى قِتَالاً لَقَاتَلْنَا، فَجَاءَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلَسْنَا عَلَى الْحَقِّ وَهُمْ عَلَى الْبَاطِلِ فَقَالَ " بَلَى ". فَقَالَ أَلَيْسَ قَتْلاَنَا فِي الْجَنَّةِ وَقَتْلاَهُمْ فِي النَّارِ قَالَ " بَلَى ". قَالَ فَعَلَى مَا نُعْطِي الدَّنِيَّةَ فِي دِينِنَا أَنَرْجِعُ وَلَمَّا يَحْكُمِ اللَّهُ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ فَقَالَ " ابْنَ الْخَطَّابِ، إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ، وَلَنْ يُضَيِّعَنِي اللَّهُ أَبَدًا ". فَانْطَلَقَ عُمَرُ إِلَى أَبِي بَكْرٍ فَقَالَ لَهُ مِثْلَ مَا قَالَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّهُ رَسُولُ اللَّهِ، وَلَنْ يُضَيِّعَهُ اللَّهُ أَبَدًا. فَنَزَلَتْ سُورَةُ الْفَتْحِ، فَقَرَأَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى عُمَرَ إِلَى آخِرِهَا. فَقَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَوَفَتْحٌ هُوَ قَالَ " نَعَمْ ".
Ebu Vail'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Biz Sıffin'de idik. Bu sırada Sehl İbn Huneyf kalkıp şunları söyledi: "Ey insanlar, kusuru kendinizde arayın! Biz Hudeybiye barışı yapılırken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. O gün bir savaş olsaydı hiç geri durmaz savaşırdık. Barış sonrası Hz. Ömer gelip Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, biz hak üzereyiz onlar ise batıl üzereler, değil mi?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Evet, öyle" buyurdu. Hz. Ömer: "Bizden ölenler cennete, onlardan ölenler ise cehenneme gidecek, öyle değil mi?" diyerek sorusuna devam etti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet, öyle" buyurdu. Hz. Ömer: "Peki öyleyse biz neye karşılık dinimize göre kıyaslandığında çok değersiz ve aşağılık olan bu inanca böylesine tavizler veriyoruz? Şimdi biz, Allah onlarla bizim aramızdaki hükmünü daha vermeden çekip gidecek miyiz?" diye tepkisini ifade edince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ey Hattab'ın oğlu, ben Allah'ın Resulüyüm. Allah beni asla yarı yolda bırakmayacaktır." Bu cevap üzerine Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir'in yanına gelerek ona da aynı şeyleri söyledi. Hz. Ebu Bekir de ona şöyle karşılık verdi: "O Allah'ın Resulüdür. Allah onu asla yarı yolda bırakmayacaktır." Bu olayın ardından Fetih suresi vahyedildi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de inen bu sureyi sonuna kadar Hz. Ömer'e okudu. Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Resulü, bu bir fetih mi yani?" diye sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet" buyurdu
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ جِئْتُ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَشْرُبَةٍ لَهُ، وَغُلاَمٌ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَسْوَدُ عَلَى رَأْسِ الدَّرَجَةِ فَقُلْتُ قُلْ هَذَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فَأَذِنَ لِي.
Ömer r.a. şöyle demiştir: "Ben (kadınlardan ayrı bir yere çekildiği zaman) geldim ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i yüksekçe bir oda içinde buldum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bulunduğu odanın merdiveni başında siyah bir hizmetçisi vardı. Ona "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyle bu gelen Ömer b. el-Hattab'tır" dedim. Akabinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girmeme izin verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Eğer ona bir kişi (vahid) izin verirse içeri girmek caiz olur." Başlığıyla bu hadisten hükmün nasıl çıkarılacağına gelince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, izin verdiğini bildiren kişi için herhangi bir sayı getirmemiştir. Dolayısıyla bir kişi, iznin verilmesi açısından sözünün kabul edileceği kişi haline gelmiştir. Bu konu çoğunluk nezdinde gereğine göre am el edilme noktasında ittifak edilmiş bir husustur. Hatta bilginlerin çoğunluğu, bu konuda kişinin doğru söylediğine karine bulunduğu için adaleti sabit olmayan bir kimsenin haberiyle yetinmişlerdir. Ebu Musa hadisinin açıklaması Menakıb Bölümünde geçmişti. İzin isteme ayetiyle ilgili açıklamalar ise Ahzab suresinin tefsirinde geniş bir şekilde yapılmıştı
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَسِيرُ فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ، وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَسِيرُ مَعَهُ لَيْلاً، فَسَأَلَهُ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ عَنْ شَىْءٍ فَلَمْ يُجِبْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ سَأَلَهُ فَلَمْ يُجِبْهُ، ثُمَّ سَأَلَهُ فَلَمْ يُجِبْهُ وَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ يَا عُمَرُ، نَزَرْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، كُلُّ ذَلِكَ لاَ يُجِيبُكَ. قَالَ عُمَرُ فَحَرَّكْتُ بَعِيرِي ثُمَّ تَقَدَّمْتُ أَمَامَ الْمُسْلِمِينَ، وَخَشِيتُ أَنْ يَنْزِلَ فِيَّ قُرْآنٌ، فَمَا نَشِبْتُ أَنْ سَمِعْتُ صَارِخًا يَصْرُخُ بِي ـ قَالَ ـ فَقُلْتُ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ يَكُونَ نَزَلَ فِيَّ قُرْآنٌ. وَجِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ فَقَالَ " لَقَدْ أُنْزِلَتْ عَلَىَّ اللَّيْلَةَ سُورَةٌ لَهِيَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ، ثُمَّ قَرَأَ {إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا}."
Zeyd b. Eslem, babasından rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seferlerinden birisinde (geceleyin) yol alırken -ki Ömer b. el-Hattab geceleyin onunla birlikte yol alırdı- Ömer b. el-Hattab ona bir hususa dair soru sordu. Fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona cevap vermedi. Sonra yine ona soru sordu, yine ona cevap vermedi. Ömer b. el-Hattab (kendi kendine) dedi ki: Anan seni kaybedesice ey Ömer! Sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ısrarla üç defa soru sorduğun halde her seferinde o sana cevap vermedi. Bunun üzerine devemi harekete geçirdim. Sonra da Müslümanların önüne geçtim. Hakkımda Kur'an nazil olur diye korktum. Aradan fazla zaman geçmeden birisinin yüksek sesle beni çağırdığını işittim. (Kendi kendime) andolsun hakkımda bir Kur'an ineceğinden korkmuştum dedim. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardım. Ona selam verdim. Dedi ki: Andolsun bu gece bana öyle bir sure indirildi ki ben onu üzerinde güneşin doğduğu her şeyden daha çok seviyorum diye buyurdu. Sonra da: "Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih nasibettik. ''' [Feth, 1] okudu. Bu Hadis 4833 ve 5012 numara ile gelecektir. Hadisin metninin şerhi yüce Allah'ın izniyle ileride Fetih suresinin tefsirinde (4833. hadiste) gelecektir. Diğer tahric eden: Tirmizi Tefsirul Kur’an