Sahîh-i Buhârî · 3860
Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي جَدِّي، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رضى الله عنه أَنَّهُ كَانَ يَحْمِلُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِدَاوَةً لِوَضُوئِهِ وَحَاجَتِهِ، فَبَيْنَمَا هُوَ يَتْبَعُهُ بِهَا فَقَالَ " مَنْ هَذَا ". فَقَالَ أَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ. فَقَالَ " ابْغِنِي أَحْجَارًا أَسْتَنْفِضْ بِهَا، وَلاَ تَأْتِنِي بِعَظْمٍ وَلاَ بِرَوْثَةٍ ". فَأَتَيْتُهُ بِأَحْجَارٍ أَحْمِلُهَا فِي طَرَفِ ثَوْبِي حَتَّى وَضَعْتُ إِلَى جَنْبِهِ ثُمَّ انْصَرَفْتُ، حَتَّى إِذَا فَرَغَ مَشَيْتُ، فَقُلْتُ مَا بَالُ الْعَظْمِ وَالرَّوْثَةِ قَالَ " هُمَا مِنْ طَعَامِ الْجِنِّ، وَإِنَّهُ أَتَانِي وَفْدُ جِنِّ نَصِيبِينَ وَنِعْمَ الْجِنُّ، فَسَأَلُونِي الزَّادَ، فَدَعَوْتُ اللَّهَ لَهُمْ أَنْ لاَ يَمُرُّوا بِعَظْمٍ وَلاَ بِرَوْثَةٍ إِلاَّ وَجَدُوا عَلَيْهَا طَعَامًا ".
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayte göre; "O, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte iken, abdesti ve ihtiyacını karşılamak için bir su matarası taşıyordu. Bir seferinde beraberinde bu matara ile birlikte onun arkasından giderken, bu kimdir diye sordu. Ben Ebu Hureyre'yim dedi. Ban'a kendileri ile temizlenmek üzere birkaç taş bul, fakat bana kemik ve hayvan pisliği getirme, buyurdu. Ona elbisemin ucuna koyarak taşıdığım birkaç taş götürüp yanına bıraktım. Sonra uzaklaştım. Nihayet işini bitirince onunla beraber yürüdüm, Acaba kemiğin ve hayvan pisliğinin durumu nedir? Diye sordum. Şöyle buyurdu: Bu ikisi cinlerin yiyeceklerindendir. Bana Nasibin cinlerinden --ki onlar ne iyi cinlerdir-- bir heyet geldi ve benden azık istediler, Bunun üzerine ben de onlar için Allah'a, nerede bir kemik ve bir pislik bulurlarsa mutlaka üzerinde yiyecek bir şeyler bulmalan için dua ettim," Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cinlere dair" yaratmanın başlangıcı (Bed'u'l-halk) bölümünün baş taraflanhda cinler ile ilgili, tekrara ihtiyaç bırakmayacak açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. "Ma'n b. Abdurrahman" b. Abdullah b. Mes'ud'dur, "Bana Nasıbın cinlerinin heyeti geldi." Nasıbın, el-Cezire (bölgesin)de meşhur bir beldedir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَكِّيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدِ بْنِ عَمْرٍو الْمَكِّيُّ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ اتَّبَعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَخَرَجَ لِحَاجَتِهِ، فَكَانَ لاَ يَلْتَفِتُ فَدَنَوْتُ مِنْهُ فَقَالَ " ابْغِنِي أَحْجَارًا أَسْتَنْفِضْ بِهَا ـ أَوْ نَحْوَهُ ـ وَلاَ تَأْتِنِي بِعَظْمٍ وَلاَ رَوْثٍ ". فَأَتَيْتُهُ بِأَحْجَارٍ بِطَرَفِ ثِيَابِي فَوَضَعْتُهَا إِلَى جَنْبِهِ وَأَعْرَضْتُ عَنْهُ، فَلَمَّا قَضَى أَتْبَعَهُ بِهِنَّ.
Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını görmek için çıktığında onun peşinden gittim. O, sağ'a sol'a bakmıyordu. Kendisine yaklaştım. Bana: "Temizlik yapmak İçin bana taş ara. Ancak kemik ve tezek getirme" dedi. Ben elbisemin bir kenarında taşlar getirerek onun yan tarafına bıraktım, sonra geriye döndüm. Tuvalet İhtiyacını görünce o taşları kullandı. Tekrar:
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا قَدِمْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ فِي الطَّرِيقِ: يَا لَيْلَةً مِنْ طُولِهَا وَعَنَائِهَا عَلَى أَنَّهَا مِنْ دَارَةِ الْكُفْرِ نَجَّتِ وَأَبَقَ غُلاَمٌ لِي فِي الطَّرِيقِ، فَلَمَّا قَدِمْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعْتُهُ، فَبَيْنَا أَنَا عِنْدَهُ إِذْ طَلَعَ الْغُلاَمُ، فَقَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا هُرَيْرَةَ هَذَا غُلاَمُكَ ". فَقُلْتُ هُوَ لِوَجْهِ اللَّهِ تَعَالَى. فَأَعْتَقْتُهُ.
Ebu Hureyre dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldiğim zaman yolda şu beyiti söylemiştim: "Bu uzun gecenin uzunluğundan ve meşakkatinden (Allah'a sığınırım). Bununla birlikte beni küfür diyarından kurtaran odur." Yolda benim bir kölem de kaçtı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelince, ona bey'at ettim. Onun yanında iken birden o köle çıkageldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey Ebu Hureyre, işte bu senin kölendir, dedi. Ben de: O Allah için hürdür, diyerek onu hür bıraktım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Devs ile Devsli et-Tufayl b. Amr'ın kıssası" et-Tufayl b. Amr'a Zunnur da deniliyordu. Çünkü o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelip Müslüman olduktan sonra Allah Resulü onu kavmine gönderdi. et-Tufayl: Benim için (buna dair) bir alamet kıl, diye dilekte bulununca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Allah'ım sen onun için bir nur takdir buyur diye dua etti. İki gözü arasında bir nur parıldadı. Bunun üzerine: Rabbim ben onların bu bir yaratılış bozukluğudur diyeceklerinden korkuyorum dedi. Bu sefer o nur kamçısının ucuna gitti. Karanlık gecede etrafı aydınlatıyordu .. Bu olayı Hişam b. el-Kelbi uzunca bir kıssayı zikrederken sözkonusu etmiştir. Bu kıssada nakledildiğine göre o kavmini İslama davet etmiş, babası İslamı kabul ettiği halde annsi Müslüman olmamış, sadece Ebu Hureyre onun davetini kabul etmiştir. Derim ki: Bu onun (et-Tufayl'ın) erken dönemde Müslüman olduğunu göstermektedir. Musa b. Ukbe, İbn Şihab'dan zikrettiğine göre et-Tufayl b. Amr, Ebu Bekr'in halifeliği döneminde Ecnadın vakasında şehit düşmüştür
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، وَمُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ عِفْرِيتًا مِنَ الْجِنِّ تَفَلَّتَ عَلَىَّ الْبَارِحَةَ ـ أَوْ كَلِمَةً نَحْوَهَا ـ لِيَقْطَعَ عَلَىَّ الصَّلاَةَ، فَأَمْكَنَنِي اللَّهُ مِنْهُ وَأَرَدْتُ أَنْ أَرْبِطَهُ إِلَى سَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ حَتَّى تُصْبِحُوا وَتَنْظُرُوا إِلَيْهِ كُلُّكُمْ، فَذَكَرْتُ قَوْلَ أَخِي سُلَيْمَانَ رَبِّ هَبْ لِي مُلْكًا لاَ يَنْبَغِي لأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي ". قَالَ رَوْحٌ فَرَدَّهُ خَاسِئًا.
Ebu Hureyre'den Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Dün gece azgın bir cin (veya Allah Resulü buna yakın bir ifade kullandı) namazımı bozmak üzere birden önüme geçti. Allah Teala ona karşı bana yardım etti. Hepiniz uyanınca onu göresiniz diye mescidin sütünlarından birine bağlamak istedim. Sonra kardeşim Süleyman'ın "Bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağz bir hükümranlık ver," sözü aklıma geldi. Hadisin ravilerinden Ravh şöyle demiştir: "Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zelil bir haldeki o cini serbst bıraktı." Bu hadisin açıklaması Hz. Süleyman'dan bahseden Enbiya Bölümü'nde geçmişti. (Bk.3423.hadis)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأَى رَجُلاً يَسُوقُ بَدَنَةً، قَالَ " ارْكَبْهَا ". قَالَ إِنَّهَا بَدَنَةٌ. قَالَ " ارْكَبْهَا ". قَالَ فَلَقَدْ رَأَيْتُهُ رَاكِبَهَا يُسَايِرُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَالنَّعْلُ فِي عُنُقِهَا. تَابَعَهُ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Hureyre r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hedy hayvanını yanında götüren bir adam gördü ona "hayvanına bin" buyurdu. Adam: "O hedy hayvanıdır" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine: "O'na bin" buyurdu. Ben (Ebu Hureyre), o hayvan'a binen adam'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittiğini, hayvanın boynunda da (onun hedy olduğunu belli etmek üzere asılmış) ayakkabı bulunduğunu gördüm
وَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ وَكَّلَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِحِفْظِ زَكَاةِ رَمَضَانَ فَأَتَانِي آتٍ فَجَعَلَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ فَأَخَذْتُهُ فَقُلْتُ لأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَصَّ الْحَدِيثَ فَقَالَ إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَاقْرَأْ آيَةَ الْكُرْسِيِّ لَنْ يَزَالَ مَعَكَ مِنَ اللَّهِ حَافِظٌ وَلاَ يَقْرَبُكَ شَيْطَانٌ حَتَّى تُصْبِحَ. وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " صَدَقَكَ وَهْوَ كَذُوبٌ ذَاكَ شَيْطَانٌ ".
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni Ramazan'da toplanan zekat mallarına bekçi kıldı. Bir gün birisi gelip, avucuyla yiyecek {hurma) aldı. Hemen onu yakaladım. Ona, 'seni Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna çıkaracağım' dedim. Sonra Ebu Hureyre olayın devamını anlattı. Ebu Hureyre şöyle dedi: "O bana şunu dedi: Yatağına girdiğin vakit, ayete'l-kürsi'yi oku. Bu durumda mutlaka Allah tarafından gönderilen bir bekçin olur. Şeytan da sabaha kadar sana ilişemez. " Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: "O yalancı olduğu halde sana doğru söylemiş. O kişi şeytandı." Fethu'l-Bari Açıklaması: (Yeter) Yani geceyi Kur'an okuyarak ihya etmesinin yerini tutar. Buradaki "yeter" ifadesi, ister namaz içinde, isterse namaz dışında olsun Kur'an okumanın yerine geçer şeklinde de yorumlanmıştır. Bunun iman ile ilgili meselelerde yeterli olacağı da söylenmiştir. Çünkü bu ayetler, genelolarak iman ve amelden bahsetmektedir. "Yeter" ifadesinin, bu ayetlerin bütün kötülüklere karşı yeterli olduğu da ileri sürülmüştür. Bunların şeytan ın şenine yeteceği de belirtilmiştir. Bu husustaki bir başka görüşe göre ise, bu ayetler insanların ve cinlerin kötülüklerine karşı yeterlidir. Bir diğer görüşe göre ise, bu ayetleri okumakla elde edilecek sevap başka bir şeyi yapma isteğine karşı yeterlidir. Bu iki ayete bu özelliğin verilmesi, sahabeyi övmesinden ileri gelmiş olabilir. Çünkü onlar, Allah'a güzel bir şekilde boyun eğmişlerdi. O'na bağlanıp O'na yönelmişlerdi. Ayrıca kendilerinden istenen şeyleri yerine getirmişlerdi. Bu ayetlerin kişiye yetmesi konusunda yukarıda söylediğimiz hususların hepsi de kastedilmiş olabilir. Doğrusunu en iyi Allah bilir
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ ارْزُقْ آلَ مُحَمَّدٍ قُوتًا ".
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allahümme urzuk ald Muhammedin kClten = Allah'ım Muhammed ailesine geçinecek kadar nzık ihsan eyle!" diye dua ederdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi s.a.v.'in ve sahabilerinin" hayatlarında "nasıl yaşadıkları" ve "dünya nimetlerinden" yani onun lezzetlerinden "uzak durmaları" ve bu hususta geniş davranmaları. "(Bazen) açlıktan karnımı yere dayardım." Yani karnımı yere yapıştırırdım. Ebu Hureyre böyle yaparak ya karnına taş bağlamaktan elde ettiği yararın aynısını kazanıyordu ya da bu onun baygın olarak yere düşmesinin kinayeli bir anlatımıdır. Nitekim Ebu Hazim'in At'ime Bölümünün baş tarafında yaptığı nakilde onun açlıktan düşüp bayıldığı "Ömer İbn Hattab'a rastladım, ondan bir ayeti bana okutmasını istedim" dedikten sonra şöyle devam eder: "Birkaç adım atar atmaz bitkinlikten ve açlıktan yüz üstü yere yığıldım. (Kendime gelince) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i başucumda buldum." "Bazen de açlıktan karnıma taş bağlardım." Ahmed İbn Hanbel'in nakline göre Abdullah İbn Şakık şöyle anlatmıştır: "Ebu Hureyre ile bir sene birlikte kaldım. Bana '(o günler) bizi görseydin. Üzerimizden günler geçiyordu da herhangi birimiz belini doğrultacak bir yiyecek bulamıyardu. Hatta bazılarımız taşı alıp karın boşluğuna getiriyor ve sonra belini doğrultmak için onu elbisesi ile bağlıyordu' dedi."(Ahmed İbn Hanbel, II, 324) Alimler karna taş bağlamanın faydası, kişinin belini doğrultup ayağa kalkmasına yardımcı olmasıdır demişlerdir. "Geldiler, izin istediler, kendilerine izin verildi ve evde yerlerini aldılar." Yani Suffa ehlinden her bir fert kendisine layık olan yere oturdu. Suffa halkının o anda kaç kişi olduğuna vakıf olamadım. Ancak Salat Bölümünün baş taraflarında "Ebvabu'l-Mesacid" başlığı altında Ebu Hazim'in naklettiği bir rivayette Ebu Hureyre şöyle demekte idi: "Suffa ehlinden yetmiş kişi gördüm." Bu hadiste onların yukarıdaki olayda bu sayıdan daha çok olduklarına işaret vardır. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'a hamdetti, besmele çekti." Yani sözkonusu sütte az olmasına rağmen bereket ihsan ettiği ve orada bulunanların tümü süte kanıp hatta arttığı için Rabbine hamdetti ve içmeye başlarken besmele çekti. "Şeribel fadlete geri kalan sütü içti" bu cümledeki "el-fadla" sütün geri kalanı demektir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1 - Bir şeyi oturarak içmek müstehabtır. 2- Bir topluluğa hizmet eden kişi onlara meşrubat dağıtırken kabı onların her birinden alır ve yanındakine verir. Misafirlerden herhangi birinin o bardağı yanındakine vermesine müsaade etmez. Çünkü bu tavır misafire değer verilmediği anlamını taşır. 3- Bu hadiste büyük bir mucize görülmektedir. 4- En son noktasına ulaşsa bile doymak -bunun haram olduğunu söyleyenlerin aksine- caizdir. Zira yukarıdaki olayda Ebu Hureyre Nebi'e "Süt için gidecek bir yol bulamıyorum!" demiş ve Resulullah s.a.v. de onun bu ifadesini kabul etmiştir. 5- Hadise göre bir kimsenin ihtiyaç içinde olduğunu gizlemesi ve buna işaret etmesi, onu açığa dökmekten ve açıkça söylemekten daha evladır. 6- Bu olayda Hz. Nebi'in ne kadar cömert olduğunu ve gerek ailesini, gerekse hizmetçilerini kendi nefsine tercih ettiğini görmekteyiz. 7- Hz. Nebi'in zamanında bazı sahabilerin durumu maddi bakımdan dardı. Ebu Hureyre ise açıkça istemeyecek kadar nezih olup buna işaret etmekle yetiniyordu. O şiddetli ihtiyaç içinde olduğu halde Nebie itaati kendi nefsinin payalmasına tercih etmişti. Ayrıca bu olayda Suffa ehlinin fazileti de görülmektedir. 8- Hizmetçi efendisinin evine girmek istediğinde ondan izin alır. Bir kimse kendi evinde daha önce tanıyıp bilmediği bir şeyle karşılaştığında gereği ne ise onun doğması için bunu sorabilir. Hz. Nebi hediyeyi kabul eder, ondan alır bir kısmını fakirlere verir, sadakayı almaz, onu alabilecek kimselere verirdi. Meşrubat dağıtan sonunda içer. Ev sahibi ise ondan sonra içer. Allahlın verdiği nimetlere hamdedilir ve meşrubat içmeye başlarken besmele çekilir. "es-Semer" Ebu Ubeyd ve başkaları bu ağaç hakkında şu bilgiyi vermişlerdir: Semer denilen ağaç, çöl ağaçlarından olup iki çeşidi vardır. Bazıları "el-huble" Semer denilen ağacın meyvesidir. Bir çeşit akasya ağacı (talh) ve teke dikeni (avsec) gibi dikenli bir ağaçtır demişlerdir. Nevevı şöyle der: Bu açıklama Buhari'nin rivayetine göre isabetlidir. Çünkü onun rivayetinde yaprak huble ağacına atfedilmiştir. Burada bir hususu belirtmekte fayda vardır: Nevevıinin sözünü ettiği Buhari'de "illel huble ve varaka's-semer" şeklinde yer alan bir başka rivayettir. "Leyadau" Bu fiil, sözkonusu haberde kişinin tuvalette dışkılamasının kinayeli anlatımıdır. "Ma lehu hıltun" yani kişinin dışkısının sefalet içinde yaşamasından dolayı şiddetli bir şekilde kuruması nedeniyle birbirine karışmayıp, koyun dışkısı haline gelmesidir. "Tuazzirunı" fiilinin manası "tukifunı = bana bilgi verirdi" demektir. Arapça'da "et-ta'zi'r" ahkam hakkında bilgi vermek anlamına gelir. Taberi şöyle der: Bu fiilin manası beni dosdoğru yapar ve bana bilgi verir. Hadiste anlatılan, İslam'a daha önce girdiği ve sahabiliği daha eskiye dayandığı için Sa'd'ın Esed oğullarının kendisine ahkam öğretmesine tepki gösterdiğidir. "Hibtu izen ve dalle sa'yı= o takdirde ben ziyan etmiş, geçmişte yaptığım çalışmalarım da zayi olmuş, gitmiştir." İbnü'l-Cevzı şöyle demiştir: Burada şöyle bir soru gündeme gelebilir: "Sa'd nefsini nasıl övebilir. Bir mu'minin şiarı bu konudaki yasaklıktan dolayı böyle bir hareketi yapmamak değil midir?" Bu soruya cevabımız şudur: Bilmeyenler Sa'd'ı namazı doğru dürüst kılmadığı şeklinde ayıplayınca, onun da kendisini övmesi caiz olmuştur ve kendi faziletini zikretmek zorunda kalmıştır. Övgü, haksızlık, böbürlenme gibi şeylerden uzak olduğunda ve kişinin maksadı hakkı ortaya çıkarmak ve Allah'ın nimetine şükretmek olduğunda mekruh değildir. Bu, tıpkı bir kimsenin Allah'a şükrünü ortaya koymak veya kendisinden istifade edilsin diye ilmi seviyesini belirtmek maksadıyla ben Allah'ın kitabını ezbere biliyorum, onun tefsirini ve dini derinlemesine biliyorum demesine benzer. Zira böyle demezse durumu bilinmez. Bundan dolayı Yusuf aleyhisselam "Çünkü ben {onlan} çok iyi korurum ve bu işi bilirim" demişti,(Yusuf 55) Hz. Ali de "Bana Allah'ın kitabından istediğinizi sorabilirsiniz" derdi. İbn Mesud ise şöyle der: Herhangi birinin Allah'ın kitabını benden daha iyi bildiğini öğrenirsem ona giderim. İbnü'l-Cevzı bu konuda sahabe ve tabiundan naklen bunu teyid eden birçok haber ve nakilde bulunur. "Allahummerzuk ala Muhammedin kuten" Kurtubi şöyle der: Hadisin manası Resulullah'ın Allahu Teala'tan kendi ihtiyacına yetecek miktarı istediğidir. Çünkü "kut" bedeni besleyen ve ihtiyacı gideren şey demektir. Bu durumda kişi zenginliğin ve fakirliğin bütün afetlerinden selamette olur. Doğruyu en iyi Allahu Teala bilir