Sahîh-i Buhârî · 3970
Arapça metin
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَأَلَ رَجُلٌ الْبَرَاءَ وَأَنَا أَسْمَعُ، قَالَ أَشَهِدَ عَلِيٌّ بَدْرًا قَالَ بَارَزَ وَظَاهَرَ.
Ebu İshak'dan rivayete göre bir adam Bera'ya --ben de dinlerken şunu sordu: "Ali Bedir'de bulundu mu? Bera: Hem mübareze etti (teke tek çarpıştı), hem de üst üste zırhlar da giyindi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Diz üstü çökecek." Davalaşmak üzere dizleri üstüne çökecek demektir. Bu ilk oluş, bu ümmet arasındaki mücahidler ile kayıtlıdır.. Çünkü sözü geçen bu mübareze (teke tek çarpışma) İslam tarihinde gerçekleşen ilk mübarezedir. "Kureyş'ten altı kişi" yani Müslüman olup ikisi Haşim oğullarından, biri de Muttalib oğullarından olmak üzere Abdi Menaf oğullarından üç kişi ile müşriklerden Abdu Şems b. Abdi Menaf oğullarından olan üç kişi hakkında inmiştir. "Ali ve Hamza" b. Abdulmuttalib b. Haşim olup, diğeri de Ubeyde b. el-Haris b. Abdulmuttalib'tir. "Şeybe b. Rabia" b. Abdi Şems onun kardeşi Utbe ve Utbe'nin de oğlu elVelid b. Utbe'dirler. İbn İshak'ın naklettiğine göre Ubeyde b. el-Haris ile Utbe b. Rabia bu kişilerin en yaşlıları idi. Ubeyde, Utbe ile Hamza, Şeybe ile Ali de el-Velid ile karşılaştı. Her ikisi ittifakla dediler ki: Ali, el-Velid'i, Hamza da kendisine karşı çıkanı öldürdü. Ubeyde ve onunla karşılaşan karşılıklı iki darbe indirdiler. Darbenin birisi Ubeyde'nin dizi üzerine düştü. Geri döndüklerinde es-Safra denilen yerde bu darbeden ötürü öldü. Hamza ve Ali de Ubeyde ile çarpışan ın üzerine giderek onu öldürmekte Ubeyde'ye yardımcı oldular. Hadisten anlaşıldığına göre, mübareze (teke tek çarpışmak) -Hasan-ı Basri gibi bunu kabul etmeyen kimselerin görüşünün aksine- caizdir. el-Evzaı, es-Sevrı, Ahmed ve İshak da bunun caiz olması için ordu kumandanının iznini şart koşmuşlardır. Aynı şekilde mübarezeye katılan kimsenin arkadaşına yardımcı olmasının caiz olduğu da anlaşılmaktadır. Diğer taraftan bu hadiste Hamza'nın, Ali'nin ve Ubeyde b. el-Haris'in r.a.um faziletleri açıkça görülmektedir
Benzer hadisler
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيُّ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، حَدَّثَنَا أَبُو مِجْلَزٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عُبَادٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ أَنَا أَوَّلُ، مَنْ يَجْثُو بَيْنَ يَدَىِ الرَّحْمَنِ لِلْخُصُومَةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ. وَقَالَ قَيْسُ بْنُ عُبَادٍ وَفِيهِمْ أُنْزِلَتْ {هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ} قَالَ هُمُ الَّذِينَ تَبَارَزُوا يَوْمَ بَدْرٍ حَمْزَةُ وَعَلِيٌّ وَعُبَيْدَةُ أَوْ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْحَارِثِ وَشَيْبَةُ بْنُ رَبِيعَةَ وَعُتْبَةُ وَالْوَلِيدُ بْنُ عُتْبَةَ.
Ali b. Ebi Talib r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kıyamet gününde davalaşmak için Rahman'ın huzurunda dizleri üzerine çökecek ilk kişi benim." (Ravilerden) Kays b. Ubad dedi ki: Yüce Allah'ın: "Bu ikisi Rableri hakkında davalaşan iki hasımdırlar."[Hacc,19 ] buyruğu onlar hakkında inmiştir. (Devamla) dedi ki: "Bunlar Bedir günü teke tek çarpışanlar (mübareze edenler)dır. Hamza, Ali ve Ubeyde --yahut da Ebu Ubeyde b. el-Haris-- ile onlara karşı çıkan Şeybe b. Rabia, Utbe b. Rabia ve el-Velid b. Utbe'dirler." Bu Hadis 3967 ve 4744 numara ile gelecektir
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا أَبُو مِجْلَزٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عُبَادٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَنَا أَوَّلُ، مَنْ يَجْثُو بَيْنَ يَدَىِ الرَّحْمَنِ لِلْخُصُومَةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ. قَالَ قَيْسٌ وَفِيهِمْ نَزَلَتْ {هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ} قَالَ هُمُ الَّذِينَ بَارَزُوا يَوْمَ بَدْرٍ عَلِيٌّ وَحَمْزَةُ وَعُبَيْدَةُ وَشَيْبَةُ بْنُ رَبِيعَةَ وَعُتْبَةُ بْنُ رَبِيعَةَ وَالْوَلِيدُ بْنُ عُتْبَةَ.
Ali İbn Ebi Talib'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Kıyamet günü Rahman'ın huzurunda [müşriklerle] muhakeme olmak üzere ilk diz çöken ben olacağım. Kays şöyle demiştir: "Şu iki grup, Rab/eri hakkında çekişen iki hasımdır," ayeti onlar hakkında nazil olmuştur. Onlar, Bedir savaşında birbirleri ile düelloya çıkan, Ali, Hamza, Ubeyd ile Şeybe İbn Rabia, Utbe İbn Rabia ve Velit İbn Utbe'dir. Fethu'l-Bari Açıklaması: ........Hasmani,.........hasm kelimesinin tesniyesidir. Hasm ise "tartışan insan" anlamına gelir. Bu ayetin Hz. Hamza hakkında indiğini gösteren yukarıdaki rivayet, "Bedir Savaşı" başlığı altında ayrıntılı biçimde açıklanmışt1. İmam Taberi, Hasan-ı Basri'nin şöyle söylediğini nakletmiştir: "Bu ayette bahsi geçen gruplar, müminlerle kafirlerdir." Mücahid'in de şöyle söylediğini aktarmıştır: "Burada bahsi geçen iki gruptan maksat, yeniden dirilme konusunda tartışan mümin ile kafirdir." İmam Taberi ayetin genel anlamından dolayı bu görüşleri tercih edip şöyle demiştir: "Ayetin bu şekilde yorumlanması, Hz. Ali ve Ebu Zerr'den nakledilen rivayetlerle çelişmez. Çünkü Bedir savaşında düelloya çıkan insanlar, aslında mümin ve kafir olmak üzere iki gruptu. Zaten bir ayetin belirli bir sebep üzerine inmesi, o sebebin benzeri olaylar hakkında da aynen geçerli olmasına mani değildir
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي هَاشِمٍ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ قَيْسِ، بْنِ عُبَادٍ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ذَرٍّ، يُقْسِمُ قَسَمًا إِنَّ { هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ} إِنَّهَا نَزَلَتْ فِي الَّذِينَ بَرَزُوا يَوْمَ بَدْرٍ حَمْزَةُ وَعَلِيٌّ وَعُبَيْدَةُ بْنُ الْحَارِثِ وَعُتْبَةُ وَشَيْبَةُ ابْنَا رَبِيعَةَ وَالْوَلِيدُ بْنُ عُتْبَةَ .
Bize Amr b. Zürâra rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, Ebû Hâşim'den, o da Ebû Miclez'den, o da Kays b. Ubad'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Zer'i: «Bunlar Rableri hakkında mücâdele eden iki hasımdır.» [ Hac 19 ] âyeti, Bedir gününde mübarezeye çıkan Hamza, Alî, Ubeyde b. Haris, Rabia'nın iki oğlu Utbe ile Şeybe ve Velîd b. Utbe hakkında nazil olmuştur, diye yemin ederken işittim
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ حَارِثَةَ بْنِ مُضَرِّبٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ تَقَدَّمَ - يَعْنِي عُتْبَةَ بْنَ رَبِيعَةَ - وَتَبِعَهُ ابْنُهُ وَأَخُوهُ فَنَادَى مَنْ يُبَارِزُ فَانْتَدَبَ لَهُ شَبَابٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ مَنْ أَنْتُمْ فَأَخْبَرُوهُ فَقَالَ لاَ حَاجَةَ لَنَا فِيكُمْ إِنَّمَا أَرَدْنَا بَنِي عَمِّنَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قُمْ يَا حَمْزَةُ قُمْ يَا عَلِيُّ قُمْ يَا عُبَيْدَةُ بْنَ الْحَارِثِ " . فَأَقْبَلَ حَمْزَةُ إِلَى عُتْبَةَ وَأَقْبَلْتُ إِلَى شَيْبَةَ وَاخْتُلِفَ بَيْنَ عُبَيْدَةَ وَالْوَلِيدِ ضَرْبَتَانِ فَأَثْخَنَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا صَاحِبَهُ ثُمَّ مِلْنَا عَلَى الْوَلِيدِ فَقَتَلْنَاهُ وَاحْتَمَلْنَا عُبَيْدَةَ .
Ali (r.a.)'den; demiştir ki: Utbe b. Rabîa (düşman saflarından çıkıp harp meydanına) ilerledi oğlu ile erkek kardeşi de onun arkasından yürüdüler. Utbe (Benimle) Kim savaşacak? diye haykırdı. Ensar'dan bazı gençler (biz savaşacağız, diye) ona cevap verdiler (Utbe); Siz kinsiniz? dedi. Onlar da kendilerini ona bildirdiler. Bunun üzerine (Utbe); Bizim sizinle (döğüşmeye) ihtiyacımız yok. Biz (kendileriyle vuruşmak için karşımıza) sadece amca oğullarımızı istiyoruz, dedi. Peygamber (s.a.v.) de; "Ey Hamza kalk, ey Ali kalk, ey Ubeyde b. el-Hâris sen de kalk" buyurdu. Hamza Utbe'ye yöneldi. Ben de Şeybe'ye yöneldim. Ubeyde ile Velîd arasında karşılıklı iki darbe inip kalktı ve her ikisi de hasmını yaraladı. Sonra biz (Hamza ile ben) Velid'in üzerine çullanıp onu öldürdük, Ubeyde'yi de (yine birlikte) yüklendik (yakaladık) geldik
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو هَاشِمٍ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ذَرٍّ، يُقْسِمُ قَسَمًا إِنَّ هَذِهِ الآيَةَ {هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ } نَزَلَتْ فِي الَّذِينَ بَرَزُوا يَوْمَ بَدْرٍ حَمْزَةَ وَعَلِيٍّ وَعُبَيْدَةَ بْنِ الْحَارِثِ وَعُتْبَةَ وَشَيْبَةَ ابْنَىْ رَبِيعَةَ وَالْوَلِيدِ بْنِ عُتْبَةَ.
Kays b. Ubad dedi ki: "Ben Ebu Zer'i yemin ederek (şöyle dediğini) dinledim: Şüphesiz şu: "Bu ikisi Rableri hakkında davalaşan iki hasımdırlar."[Hacc, 19] ayeti Bedir günü teke tek çarpışan şu kimseler hakkında inmiştir: Hamza, Ali ve Ubeyde b. Haris ile (karşılarındaki) Rabia'nın oğulları Utbe ve Şeybe ile el-Velid b. Utbe
وَقَالَ عَبْدَانُ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ جَاءَتْ هِنْدٌ بِنْتُ عُتْبَةَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا كَانَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ مِنْ أَهْلِ خِبَاءٍ أَحَبُّ إِلَىَّ أَنْ يَذِلُّوا مِنْ أَهْلِ خِبَائِكَ، ثُمَّ مَا أَصْبَحَ الْيَوْمَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ أَهْلُ خِبَاءٍ أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ يَعِزُّوا مِنْ أَهْلِ خِبَائِكَ. قَالَ وَأَيْضًا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا سُفْيَانَ رَجُلٌ مِسِّيكٌ، فَهَلْ عَلَىَّ حَرَجٌ أَنْ أُطْعِمَ مِنَ الَّذِي لَهُ عِيَالَنَا قَالَ " لاَ أُرَاهُ إِلاَّ بِالْمَعْرُوفِ ".
Aişe r.anha dedi ki: "Utbe'nin kızı Hind gelerek, ey Allah'ın Resulü dedi. Yeryüzünde bulunan bütün hane halkları arasında senin hane halkından daha çok zelil olmalarını istediğim hiçbir hane halkı yoktu. Şimdi ise artık bugün yeryüzündeki bütün hane halkları arasında senin hane halkından daha çok aziz olmalarını istediğim kimse yoktur. (Allah Reso.ıü): Nefsim elinde olana yemin ederim ki yine de, diye buyurdu. Hind dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, Ebu Süfyan çok eli sıkı birisidir. Ona ait olan maldan çoluk çocuğumuza bir şeyler yedirmemde benim için bir sakınca olur mu? Allah Resulü: Ma’ruf ile olmak şartıyla olmayacağı kanaatindeyim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hind bint Utbe" Hind'in babası, Utbe b. Rabia b. Abdi ŞemsIdir. Hind, Muaviye'nin annesidir. İleride Meğazi bölümünde geleceği üzere babası Bedir'de öldürülmüştür. Kocası Ebu Süfyan ile birlikte Uhud'a katılmıştır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in amcası Hamza'nın öldürülmesini teşvik etmiştir. Çünkü Hamza, Hind'in amcası Şeybe'yi öldürmüş, babası Utbe'nin öldürülmesine de iştirak etmişti. Hamza'yı ileride Vahşi ile ilgili hadiste açıklanacağı üzere Vahşi b. Harb öldürmüştür. Daha sonra Hind, Mekke'nin fethedildiği günü Müslüman olmuştur. Kadınların akıllılarından idi. Ebu Süfyan'dan önce Mahzumoğullarından el-Fakih b. el-Muğire ile evli idi. Sonra meydana gelen bir olay dolayısıyla onu boşamıştı. Ebu Süfyan'ın onunla evlendikten sonra ondan çocukları oldu. Kadınlar ile bey'at1eştiğinde hırsızlık yapmayacaklarını, zina etmeyeceklerini şart koştuğunda Nebie: "Hür kadın hiç zina eder mi?" diyen odur. Hind, Ömer radıyalIahu anh'ın halifeliği döneminde vefat etmiştir. "Hiba (tercümede ev)" kıldan yahut yünden yapılmış çadır demek olmakla birlikte, daha sonraları nasılolursa olsun ev için kullanılır olmuştur. "Nefsim elinde olana yemin ederim ki, yine de ... buyurdu." İbnu't-Tın der ki: Bu sözler ile Hind'in zikrettiklerini tasdik etmektedir. Sanki İbnu't-Tın'in görüşüne göre anlam şudur: Aynı şekilde ben de sana karşı bu durumdayım. Ancak iki taraflı nefret ve sevgi cihetiyle onun bu şekildeki anlayışına karşı çıkılmıştır. Çünkü müşrikler arasında Hind'den de, onun aile halkından da Nebi salIalIahu aleyhi ve selIem'e daha çok eziyet edenler vardı. Hind Müslüman olduktan sonra da Müslümanlar arasında Nebi salIalIahu aleyhi ve selIem'in ondan da, aile halkından da daha çok sevdiği kimseler vardı. Dolayısıyla bu haberin zahirine göre açıklanmasına imkan yoktur. Başkası ise şöyle demektedir: Nebi efendimizin "yine de" diye buyurmasının anlamı şudur: İman senin kalbinde daha çok yer ettikçe, senin sevgin . daha da artacaktır ve sözü geçen nefretinden hiçbir izi kalmayıncaya kadar tamamıyla vazgeçeceksin. "Şüphesiz Ebu Süfyan eli sıkı birisidir." İleride buna dair açıklamalar Nafakalar bölümünde (5364 nolu hadiste) inşallah gelecektir. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1-Hadiste Hind'in oldukça akıllı olduğuna, konuşmada güzel bir üslup kullandığına da delalet vardır. 2-Hadisten anlaşıldığına göre ihtiyaç sahibi olan bir kimsenin özelolarak konuşmaya başlamadan, eğer kendisi ile konuştuğu kimsenin kalbinde ona karşı menfi bir duygu bulunuyor ise, önce mazeretini beyan etmesinin müstehap olduğuna, özür beyan edenin özür beyan ettiği kimse tarafından doğrulanmasını daha bir sağlamak amacıyla önden bir takım şeyler söylemesinin de müstehap olduğuna delil vardır. Çünkü Hind önce daha önceki kin ve nefretini itiraf etti. Böylelikle ileri sürdüğü sevgi iddiasında doğru söylediğinin bilinmesini istedi. 3-Hind, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarının anneleri konumunda idi. Çünkü onun eşlerinden birisi olan Ümmü Habibe kocası Ebu Süfyan'ın kızıdır