Sahîh-i Buhârî · 4025
Arapça metin
حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ النُّمَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، وَسَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَعَلْقَمَةَ بْنَ وَقَّاصٍ، وَعُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ حَدِيثِ، عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كُلٌّ ـ حَدَّثَنِي طَائِفَةً مِنَ الْحَدِيثِ ـ قَالَتْ فَأَقْبَلْتُ أَنَا وَأُمُّ مِسْطَحٍ فَعَثَرَتْ أُمُّ مِسْطَحٍ فِي مِرْطِهَا فَقَالَتْ تَعِسَ مِسْطَحٌ. فَقُلْتُ بِئْسَ مَا قُلْتِ، تَسُبِّينَ رَجُلاً شَهِدَ بَدْرًا فَذَكَرَ حَدِيثَ الإِفْكِ.
Yunus b. Yezid dedi ki: Zühri'yi şöyle derken dinledim: Ben Urve b. ez-Zubeyr ile Said b. el-Müseyyeb'i, Alkame b. Vakkas'ı ve Ubeydullah b. Abdullah'ı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'nın durumunu anlatan hadisi nakletmelerini dinledim. Her biri bana hadisin bir bölümünü naklederek dedi ki: "Ben ve Mistah'ın annesi gittik. Mistah'ın annesi örtündüğü carına ayağı takılarak tökezledi. Kahrolsun Mistah, dedi. Ben: Ne kadar kötü bir söz söyledin? Bedir'de bulunmuş bir adama mı sövüyorsun, dedim" diyerek hadisin geri kalan bölümünü zikretti
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، وَسَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، وَعَلْقَمَةُ بْنُ وَقَّاصٍ، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ حَدِيثِ، عَائِشَةَ حِينَ قَالَ لَهَا أَهْلُ الإِفْكِ مَا قَالُوا ـ وَكُلٌّ حَدَّثَنِي طَائِفَةً مِنَ الْحَدِيثِ ـ قَالَتْ فَاضْطَجَعْتُ عَلَى فِرَاشِي، وَأَنَا حِينَئِذٍ أَعْلَمُ أَنِّي بَرِيئَةٌ وَأَنَّ اللَّهَ يُبَرِّئُنِي، وَلَكِنْ وَاللَّهِ مَا كُنْتُ أَظُنُّ أَنَّ اللَّهَ يُنْزِلُ فِي شَأْنِي وَحْيًا يُتْلَى، وَلَشَأْنِي فِي نَفْسِي كَانَ أَحْقَرَ مِنْ أَنْ يَتَكَلَّمَ اللَّهُ فِيَّ بِأَمْرٍ يُتْلَى، وَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ {إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالإِفْكِ} الْعَشْرَ الآيَاتِ كُلَّهَا.
Yunus b. Şihab şöyle demiştir: Bana Urve b. ZUbeyr. Said b. el-Müseyyeb. Alkame b. Vakkas ve Ubeydullah b. Abdullah iftiracıların Aişe r.anha'ya söylediklerini söyledikleri zamanki hadisini haber verdiler. Bunlardan her biri. hadisten bir parçayı bana nakletti. Bu hadisin sonunda Aişe r.anha şöyle demiştir: "Ben Yakub'un sözünü söyledikten sonra yatağımın üzerine yan yattıffi. O zaman kendimin berı (suçsuz) olduğunu ve Allah'ın da benim suçsuz olduğumu ortaya çıkaracağını bilmekteydim. Fakat ben Allah'a yemin ederim ki Allah'ın benim durumum hakkında tilavet edilecek bir vahiy indiriceğini zannetmiyordum ve elbette benim şanım, benim nefsim de bana ait bir meselede Allah'ın Kur'an'la tilavet olunacak bir kelam söylemesinden çok hakir idi ve Yüce Allah "Bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz sizin içinizden bir gruptur" şeklinde başlayan ayetten 21. ayete kadar indirdi.(Nur)
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ عُرْوَةُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ الأَنْصَارِيَّةَ، - وَهِيَ أُمُّ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ - قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لاَ يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ أَرَأَيْتَ الْمَرْأَةَ إِذَا رَأَتْ فِي النَّوْمِ مَا يَرَى الرَّجُلُ أَتَغْتَسِلُ أَمْ لاَ قَالَتْ عَائِشَةُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " نَعَمْ فَلْتَغْتَسِلْ إِذَا وَجَدَتِ الْمَاءَ " . قَالَتْ عَائِشَةُ فَأَقْبَلْتُ عَلَيْهَا فَقُلْتُ أُفٍّ لَكِ وَهَلْ تَرَى ذَلِكَ الْمَرْأَةُ فَأَقْبَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " تَرِبَتْ يَمِينُكِ يَا عَائِشَةُ وَمِنْ أَيْنَ يَكُونُ الشَّبَهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَكَذَلِكَ رَوَى عُقَيْلٌ وَالزُّبَيْدِيُّ وَيُونُسُ وَابْنُ أَخِي الزُّهْرِيِّ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ أَبِي الْوَزِيرِ عَنْ مَالِكٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَوَافَقَ الزُّهْرِيَّ مُسَافِعٌ الْحَجَبِيُّ قَالَ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ . وَأَمَّا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ فَقَالَ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ جَاءَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Aişe (r.anha)'dan, demiştir ki; Enes b. Malik'in annesi Ümmü Süleym el-Ensariye (Nebi s.a.v.'e gelerek): Ya Resulallah, muhakkak Allah gerçeğin sorulması konusunda utanmayı emretmez. Kadın uykusunda erkeğin gördüğünü görürse, gusleder mi, etmez mi? bana bildirir misin? Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Evet suya (meniye) rastlarsa yıkansın" buyurdu. Ben Ümmü Süleym'e dönüp, "Öff!.. hiç kadın bunu görür mü?" dedim. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana döndü ve: "Allah hayrını versin ya Aişe (çocuğu ona) neden benziyor ya?" buyurdu. Ebu Davud şöyle demiştir: (Bu hadisi) Zübeydi, Ukayl, Yunus ve Zühri'nin kardeşinin oğlu (İbrahim), Zühri'den; (ayrıca) ibn Ebi'l-Vezir, Malik'ten, Malik de Zühri'den, Yunus'un ibn Şihab'tan rivayet ettiği gibi rivayet ettikleri Müsafi' el-Hacebide Zühri'ye muvafakat edip Urve'den, o da Aişe'den... demiştir. Hişam b. Urve ise, Urve'den, Urve, Zeyneb bint Ebi Seleme'den o da Ümmü Seleme'den, "Ümmü Süleym Resulüllah sallellahu aleyhi ve sellem'e geldi... (Hadisin metni) şeklinde rivayet etmiştir. Diğer tahric: Buhari, ğusl; Müslim, hayz; Nesai, tahare ibn Mace, tahare; Tirmizî, tahare; Ahmed b. Hanbel
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، ح وَحَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ النُّمَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ الأَيْلِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، وَسَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَعَلْقَمَةَ بْنَ وَقَّاصٍ، وَعُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ حَدِيثِ، عَائِشَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ قَالَ لَهَا أَهْلُ الإِفْكِ مَا قَالُوا، فَبَرَّأَهَا اللَّهُ مِمَّا قَالُوا ـ كُلٌّ حَدَّثَنِي طَائِفَةً مِنَ الْحَدِيثِ ـ فَأَنْزَلَ اللَّهُ {إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالإِفْكِ} الْعَشْرَ الآيَاتِ كُلَّهَا فِي بَرَاءَتِي. فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ ـ وَكَانَ يُنْفِقُ عَلَى مِسْطَحٍ لِقَرَابَتِهِ مِنْهُ ـ وَاللَّهِ لاَ أُنْفِقُ عَلَى مِسْطَحٍ شَيْئًا أَبَدًا، بَعْدَ الَّذِي قَالَ لِعَائِشَةَ. فَأَنْزَلَ اللَّهُ {وَلاَ يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَى} الآيَةَ. قَالَ أَبُو بَكْرٍ بَلَى وَاللَّهِ إِنِّي لأُحِبُّ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لِي. فَرَجَعَ إِلَى مِسْطَحٍ النَّفَقَةَ الَّتِي كَانَ يُنْفِقُ عَلَيْهِ وَقَالَ وَاللَّهِ لاَ أَنْزِعُهَا عَنْهُ أَبَدًا.
Zühri şöyle anlatmıştır: Urve b. Zubeyr, Said b. elcMüseyyeb,Alkame b. Kays, Ubeyduııah b. Utbe'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Aişe olayını, yani iftira edenlerin kendisi aleyhinde söylediklerini söyledikleri zaman Aııah'ın Aişe'yi onların dedikodularından temize çıkarıp beri kılması olayını işittim. Bu dört kişinin her biri bana bu hadisin bir kısmını naklettiler. Aişe şöyle demiştir: Allah (({Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşine) bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz sizin içinizden bir gruptur"(Nur 11) cümlesiyle başlayan bu on ayeti benim suçsuzluğum hakkında indirdi. Bunun üzerine babam Ebu Bekir es-Sıddık hısımlığından dolayı nafaka vermekte bulunduğu Mıstah hakkında "Kızım Aişe'ye bu iftirayı attıktan sonra vallahi ben Mıstah'a ebediyyen bir şey vermem" diye yemin etti. Bunun üzerine Yüce Aııah "Içinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere {mallarından} vermeyeceklerine yemin etmesinler"(Nur 22) ayet-i kerimesini indirdi. Ebu Bekir şöyle dedi: "Vaııahi ben Aııah'ın beni mağfiret etmesini muhakkak severim" dedi ve Mıstah'a veregeldiği nafakayı tekrar vermeye başladı. Ve "Ben bu nafakayı ondan ebediyyen koparmaml" dedi
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهَا سَمِعَتْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ تَقُولُ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِخَمْسِ لَيَالٍ بَقِينَ مِنْ ذِي الْقَعْدَةِ، وَلاَ نُرَى إِلاَّ الْحَجَّ، فَلَمَّا دَنَوْنَا مِنْ مَكَّةَ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ إِذَا طَافَ بِالْبَيْتِ وَسَعَى بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ أَنْ يَحِلَّ. قَالَتْ عَائِشَةُ فَدُخِلَ عَلَيْنَا يَوْمَ النَّحْرِ بِلَحْمِ بَقَرٍ فَقُلْتُ مَا هَذَا فَقَالَ نَحَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَزْوَاجِهِ. قَالَ يَحْيَى فَذَكَرْتُ هَذَا الْحَدِيثَ لِلْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ فَقَالَ أَتَتْكَ وَاللَّهِ بِالْحَدِيثِ عَلَى وَجْهِهِ.
Hz. Aişe r.anha şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Zilkade ayının bitmesine beş gün kala yola çıktık. Biz bu yolculuğa hac etmek maksadıyla çıktığımızı düşünüyorduk. Fakat Mekke'ye yaklaşınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında hedy (kurban) bulunmayanlara Kabe'yi tavaf edip Safa ile Merve arasında sa'y yaptıktan sonra ihramdan çıkmalarını emretti. Nahr günü bize bir parça sığır eti getirildi. Ben, bu da neyin nesi, diye sorduğumda şöyle dediler: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem eşleri adına bir sığır boğazladı." Hadisin ravilerinden Yahya İbn Said bu hadisi Amra binti Abdurrahman'dan aldığını söyleyerek Kasım İbn Muhammed'e anlatmış, Kasım'ın da kendisine şu cevabı verdiğini söylemiştir: "Allah'a yemin ederim ki, Amra binti Abdurrahman sana bu hadisi olduğu gibi nakletmiş
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مَخْلَدٍ الطَّالْقَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، - يَعْنِي ابْنَ مَغْرَاءَ - حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، أَخْبَرَنَا أَصْحَابٌ، لَنَا عَنْ عُرْوَةَ الْمُزَنِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، بِهَذَا الْحَدِيثِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ لِرَجُلٍ احْكِ عَنِّي أَنَّ هَذَيْنِ - يَعْنِي حَدِيثَ الأَعْمَشِ هَذَا عَنْ حَبِيبٍ وَحَدِيثَهُ بِهَذَا الإِسْنَادِ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ أَنَّهَا تَتَوَضَّأُ لِكُلِّ صَلاَةٍ - قَالَ يَحْيَى احْكِ عَنِّي أَنَّهُمَا شِبْهُ لاَ شَىْءَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرُوِيَ عَنِ الثَّوْرِيِّ قَالَ مَا حَدَّثَنَا حَبِيبٌ إِلاَّ عَنْ عُرْوَةَ الْمُزَنِيِّ يَعْنِي لَمْ يُحَدِّثْهُمْ عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ بِشَىْءٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَدْ رَوَى حَمْزَةُ الزَّيَّاتُ عَنْ حَبِيبٍ عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ عَنْ عَائِشَةَ حَدِيثًا صَحِيحًا .
(Yine) Urvetu'l-Müzeni Aişe (r.anha)'dan yukarıdaki (179 nolu) hadisi rivayet, etmiştir. Ebu Davud dedi ki; Yahya, b. Said el-Kattan bir adama "Şu iki hadisin yani el-A 'meş'in Habib'den rivayet ettiği (öpmekten dolayı abdestin bozulmayacağına dair olan) hadisle (yine) aynı senetle (rivayet ettiği) Özür sahibi bir kadın'ın her namaz için abdest alacağına dair olan hadisin zayıf olduğunu söylediğini benden insanlara anlat” dedi. Ebu Davud dedi ki: (Bize ulaşan habere göre) es-Sevri; "Habib, bize yalnızca Urvetı-Müzeni'den (haber) naklet" demiştir.(Sevri bu sözüyle) Habib'in Urve b. ez-Zübeyr'den kendilerine hiç bir haber nakletmediğini söylemek istiyor. Ebu Davud dedi ki: Oysa Hamza ez-Zeyyat Habib 'den O da Urve b. Zübeyr'den o da Aişe (radiyallahu anha)’den sahih olarak hadis nakletmiştir. Diğer tahric: Nesaî, tahare; Tirmizî, tahare; İbn Mace. tahare; Ahmed b. Hanbel
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالاَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ لِيَ ابْنُ صَائِدٍ وَأَخَذَتْنِي مِنْهُ ذَمَامَةٌ هَذَا عَذَرْتُ النَّاسَ مَا لِي وَلَكُمْ يَا أَصْحَابَ مُحَمَّدٍ أَلَمْ يَقُلْ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهُ يَهُودِيٌّ " . وَقَدْ أَسْلَمْتُ . قَالَ " وَلاَ يُولَدُ لَهُ " . وَقَدْ وُلِدَ لِي . وَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ قَدْ حَرَّمَ عَلَيْهِ مَكَّةَ " . وَقَدْ حَجَجْتُ . قَالَ فَمَا زَالَ حَتَّى كَادَ أَنْ يَأْخُذَ فِيَّ قَوْلُهُ . قَالَ فَقَالَ لَهُ أَمَا وَاللَّهِ إِنِّي لأَعْلَمُ الآنَ حَيْثُ هُوَ وَأَعْرِفُ أَبَاهُ وَأُمَّهُ . قَالَ وَقِيلَ لَهُ أَيَسُرُّكَ أَنَّكَ ذَاكَ الرَّجُلُ قَالَ فَقَالَ لَوْ عُرِضَ عَلَىَّ مَا كَرِهْتُ .
Bize Yahya b. Habîb ile Muhammed b. Abdi'I-A'lâ rivayet ittiler. (Dedilerki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Babam Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet ederken dinledim. Ebû Saîd şöyle demiş: Kendisinden utandığım bir halde ibni Sâid bana şunu söyledi: — Haydi insanları mazur gördüm. Ya benden size ne ey Muhammedin arkadaşları! Nebiyyullah (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem) : «Deccal yahûdidir!» demedi mi? İşte ben müslüman oldum. «Onun çocuğu olmayacak!» demedi mi? İşte benim çocuğum oldu. «Allah ona Mekke'yi haram kılmıştır!» demedi mi? İşte ben haccettim, dedi. Sözüne devam etti. Hatta az kaldı sözü bana tesir ediyordu. ibni Sayyad Ebû Saîd'e : — Beri bak vallahi! Ben şimdi onun nerede olduğunu pek âlâ biliyorum. Babasını ve annesini de biliyorum, demiş. Kendisine : — Bu adamın yerine sen olmak ister miydin? demişler. — Bana arzolunsa geri çevirmezdim, cevâbını vermiş