İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 4489

Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمْ يَبْقَ مِمَّنْ صَلَّى الْقِبْلَتَيْنِ غَيْرِي‏.‏

Enes'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İki kıbleye doğru namaz kılanlardan, benim dışımda kimse kalmadı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İki kıbleye doğru namaz kılanlardan, benim dışımda kimse kalmadı." Bu ifade şu anlama gelir: Hem Kudüs'e, hem de Ka'be'ye doğru namaz kılan, benim dışımda kimse kalmadı. Bu söz, Hz. Enes'in iki kıbleye doğru namaz kılan sahabilerden en son vefat eden olduğuna işaret eder. Öyle anlaşılıyor ki Hz. Enes, bu sözü kıblenin değişmesinden sonra Müslüman olan sahabller hayatta iken söylemiştir. Hz. Enes Basra'da en son vefat eden sahabidir. Ali İbn el-Medini, Bezzar ve daha başka alimler böyle söylemiştir İbn Abdilberr ise şöyle demiştir: "O, mutlak olarak en son vefat eden sahabidir. Ondan sonra sadece Ebu't-Tufeyl kalmıştı." İbn Abdilberr aynen böyle demiştir. Fakat bu söz tartışmaya açıktır. Çünkü bir çok aHmin tespit ettiğine göre badiyede yaşayan bir sahabı Enes'ten sonra vefat etmiştir. Enes ise, bir görüşe göre h. 90, bir diğer görüşe göre h. 91 ve bir başka görüşe göre ise, h. 93 yılında vefat etmiştir. Bu sonuncu görüş, onun vefat tarihi hakkında ileri sürülen en isabetli görüştür. Vefat ettiği zaman Enes, sahih olan görüşe göre 103 yaşında idi. Daha uzun ve daha kısa yaşadığına dair görüşler de mevcuttur. "İşte şimdi, seni memnun olduğun kıbleye döndüreceğiz." nebi'in döndürüleceği bble, Ka'be'ydL Hakim İbn Ömer'den bu ayet hakkında şunları rivayet etmiştir: "nebi'in hoşnut olduğu kıble, Ka'be'nin oluğunun bulunduğu istikamettL" İbn Ömer, oluğun Medinelilerin kıble istikametinde bulunmasından dolayı böyle demiştir

Sahîh-i Buhârî, 4489

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا حَرَمِيٌّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَتْ أُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ خَادِمُكَ أَنَسٌ ادْعُ اللَّهَ لَهُ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالَهُ وَوَلَدَهُ، وَبَارِكْ لَهُ فِيمَا أَعْطَيْتَهُ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre annesi "Enes hizmetkarınız olsun! Ona dua ediniz" dediği zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Mal ve evlat itibariyle bereketli kıl! Ona verdiğin herşeye bereket bahşet" diye dua etmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadiste hayatın uzunluğu zikredilmemektedir. Şarihlerden bir kısmı evladın çokluğu hayatın çokluğunu zımnen içerir açıklamasını yapmışlardır. Aslında Buhari adeti olduğu üzere rivayetin başka tariklerinde geçen ifadeleri dikkate almıştır. el-Edebü'l-müfred'de Resulullah s.a.v.'in Enes için "Allahım! malını ve evladını çok kıl! Hayatını uzun tut ve onu affet" diye dua ettiği kayıtlıdır. Enes'in çocuk ve malının çokluğu Müslim'in kitabında hadisin sonunda şöyle açıklanmaktadır: "Vallahi malım çoktur. Çocuklarımın ve torunlarımın sayısı da bugün itibariyle yüzü geçmiştir". Tıp bölümünde Haccac'ın Basra'yageldiği gün Enes'in sülalesinden yüz yirmi kişinin vefat ettiği geçmişti. Nevevi de Enes İbn Malik'i evladı en fazla olan sahabi olarak tanıtır. Enes İbn Malik'in yılda iki ürün veren bir bostanı vardı. Bu bostanda güzel kokan bitkiler yer alıyordu. Ömrünün uzunluğuna gelince hicrette dokuz yaşında olduğu sabittir. 91 ya da 93 yılında vefat ettiği ve öldüğünde 103 yaşında olduğu Halife el-Hayyat tarafından ifade edilmiştir. Doğrusu da budur

Sahîh-i Buhârî, 6344
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا أَبُو شَيْبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا قُبِضَ إِبْرَاهِيمُ ابْنُ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُدْرِجُوهُ فِي أَكْفَانِهِ حَتَّى أَنْظُرَ إِلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ فَأَتَاهُ فَانْكَبَّ عَلَيْهِ وَبَكَى ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu vefat edince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabilere: «Ben ona (oğluma) bakmadıkça onu kefenlerinin içine dahil etmeyiniz» buyurdu. (Yıkama işi bitip kefenlerine sarılacağı zaman) Efendimiz onun yanına geldi ve üzerine eğilip durdu ve ağladı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. İbn-i Hibban: Seneddeki ravi Ebu Şeybe Enes (r.a.)'ın hadisinden olmıyan şeyleri ondan rivayet etmiştir. Ebu Şeybe'den rivayet etmek helal değildir, demiştir. Buharl de: 0, acaip sahabidir, demiştir. Ebu Hatim de: Onun hadisleri zayıftır, münkerdir, ondan acaip şeyler rivayet edilmiş, demiştir

Sünen-i İbn Mâce, 1475
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ سَعْدٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، قَالَ أَنْبَأَنِي مُوسَى بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم افْتَقَدَ ثَابِتَ بْنَ قَيْسٍ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَا أَعْلَمُ لَكَ عِلْمَهُ‏.‏ فَأَتَاهُ فَوَجَدَهُ جَالِسًا فِي بَيْتِهِ مُنَكِّسًا رَأْسَهُ فَقَالَ لَهُ مَا شَأْنُكَ‏.‏ فَقَالَ شَرٌّ‏.‏ كَانَ يَرْفَعُ صَوْتَهُ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ، وَهْوَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ‏.‏ فَأَتَى الرَّجُلُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ أَنَّهُ قَالَ كَذَا وَكَذَا ـ فَقَالَ مُوسَى ـ فَرَجَعَ إِلَيْهِ الْمَرَّةَ الآخِرَةَ بِبِشَارَةٍ عَظِيمَةٍ فَقَالَ ‏ "‏ اذْهَبْ إِلَيْهِ فَقُلْ لَهُ إِنَّكَ لَسْتَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ، وَلَكِنَّكَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik r.a.'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sabit İbn Kays'ı göremedi. Bunun üzerine biri "Ey Allah'ın elçisi! Senin için onun hakkında bilgi edinirim," dedi ve ona gitti. Sabit'i, evinde başını öne eğmiş bir halde otururken buldu. Ona "Neyin var?" diye sordu. O da "Kötüyüm. [Kendisini kastederek bu adam] Hz. Nebi'den daha yüksek sesle konuşuyordu. Bu yüzden amelleri boşa gitti ve Cehennem ehlinden oldu," diye cevap verdi. Bunun üzerine adam Hz. Nebi'e gelip Sabit'in söylediklerini anlattı. Hadisin ravilerinden Musa olayın devamım şu şekilde anlatmıştır: Adam tekrar Sabife gitti ve ona büyük bir müjde verdi. Çünkü Hz. Nebi ona şu talimatı vermişti: Ona git ve 'Sen Cehenne ehlinden değilsin, bilakis Cennet ehlindensin,' de! Fethu'l-Bari Açıklaması: Temimoğulları kafilesi ifadesi Ahmed İbn Hanbel'in rivayetinde Temimoğulları heyeti şeklinde geçmiştir. Temimoğulları, Uyeyne İbn Hısn'ın Temim kabilesinin bir' kolu olan Anberoğullarını kırıp geçirmesinden sonra hicretin 9. yılında Medıne'ye gelmişti. Bu rivayetin ayrıntılı açıklaması "Kitabu'l-menakıb"da geçmiştj,(Hadis no:)

Sahîh-i Buhârî, 4846
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ سَمِعْتُ شُعْبَةَ، سَمِعْتُ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لأُبَىٍّ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ أَمَرَنِي أَنْ أَقْرَأَ عَلَيْكَ ‏{‏لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا‏}‏ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَسَمَّانِي قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ فَبَكَى‏.‏

Enes b. Malik r.a.: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ubeyy'e dedi ki: Şüphesiz Allah bana: لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ "Kafir Kitap ehlinden ve müşriklerden... ayrılmayacaklardı. "[Beyyine, 1] suresini sana okumamı emretti. Ubey adımı da söyledi mi, dedi. Allah Resulü: Evet deyince, ağladı." Bu Hadis 4959, 4960, 4961 numara ile gelecektir. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Menakîb; Müslim, Fedail Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ubeyy b. Ka'b" b. Kays b. Ubeyd b. Zeyd b. Muaviye b. Amr b. Malik b. en-Neccar "ın menkıbeleri." Ensardan olup, Hazredi ve Neccar oğullarındandır. Künyesi Ebu'I-Munzir ve Ebu't-Tufayl'dır. Ensar arasından erken Müslüman olanlardan idi. Akabe'de, Bedir'de ve onlardan sonraki belli başlı olaylarda bulunmuş birisidir. 30 h. yılında vefat ettiği söylendiği gibi başka tarihler de söylenmiştir. (Buhari) bu başlık altında az önce Abdullah b. Mes'ud'un menkıbeleri arasında zikredilmiş bulunan Abdullah b. Amr'ın rivayet ettiği hadisi zikretmektedir: "Ubeyy: Benim adımı da verdi mi, dedi." Yani ismimi açıkça zikretti mi yoksa ashabımdan herhangi birisine bunu oku, diye buyurdu da beni sen mi seçtin? Allah Resulü ona "evet" deyince, ya bundan dolayı sevincinden ötürü ağladı ya da yüce Allah'ın bu nimetine karşı şükretmekte zayıf olabilir korkusu ile ve huşu' ile ağladı. Bu hadisten, insanın ilmi ehli olanlardan öğrenmek hususunda -bu kişiler mertebe itibariyle daha aşağıda olsalar dahi- mütevazı davranmanın fazileti anlaşılmaktadır. Kurtubi der ki: Özellikle bu surenin sözkonusu edilmesi -oldukça veciz (özlü) olmakla birlikte- tevhidi, risaleti, ihlası, diğer nebilere indirilmiş bulunan sahifeleri, kitapları kapsaması, namazdan, zekattan, ölümden sonra dirilişten sözetmesi, cennetIiklerle cehennemlikleri açıklaması dolayısıyladır

Sahîh-i Buhârî, 3809
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، قَالَ أَنْبَأَنِي مُوسَى بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم افْتَقَدَ ثَابِتَ بْنَ قَيْسٍ، فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَنَا أَعْلَمُ لَكَ عِلْمَهُ‏.‏ فَأَتَاهُ فَوَجَدَهُ جَالِسًا فِي بَيْتِهِ مُنَكِّسًا رَأْسَهُ، فَقَالَ مَا شَأْنُكَ فَقَالَ شَرٌّ، كَانَ يَرْفَعُ صَوْتَهُ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ، وَهْوَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ‏.‏ فَأَتَى الرَّجُلُ فَأَخْبَرَهُ أَنَّهُ قَالَ كَذَا وَكَذَا‏.‏ فَقَالَ مُوسَى بْنُ أَنَسٍ فَرَجَعَ الْمَرَّةَ الآخِرَةَ بِبِشَارَةٍ عَظِيمَةٍ، فَقَالَ ‏ "‏ اذْهَبْ إِلَيْهِ فَقُلْ لَهُ إِنَّكَ لَسْتَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ، وَلَكِنْ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sabit b. Kays'ı aradı (ve sordu). Bir adam: Ey Allah'ın Resulü, dedi. Onun durumunu senin için ben öğreneyim. Yanına gitti, onun evinde başını önüne eğmiş 'oturduğunu gördü. Bu halin ne, diye sorunca, Sabit: Kötü dedi. Çünkü (ben olacak o kişi) sesini Nebiin sesinden fazla yükseltirdi. O henüz dünyadakilerden bir kişi olduğu halde ameli boşa çıkmış bulunuyor. Adam gelip Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Sabit'in şunları şunları söylediğini haber verdi: (Hadisi Enes b. Malik'ten rivayet eden) Musa b. Enes dedi ki: Bundan sonra ise pek büyük bir müjde ile geri dönerek dedi ki: Onun yanına git ve ona: Sen cehennemliklerden değilsin, fakat cennetliklerdensin, de." Hadis 4846 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sabit b. Kays'ı bulamadım." Yani Resulullah sallaııahu aleyhi ve sellem'in hatibi Sabit b. Kays b. Şemmas'ı bulamadı. Müslim'deki başka yolla Enes'den gelen rivayette şöyle denilmektedir: "Sabit b. Kays b. Şemmas ensarın hatibi idi." "Fakat cennet ehlindensin" buyruğu ile ilgili olarak el-İsmail1 şöyle demektedir: Bu hadisin "Nebilik Alametleri" bahsinde zikredilmesindeki maksat diğer hadis ile yani Cihad bölümünde "savaş esnasında kokulanmak" başlığındaki hadis ile tamamlanmaktadır. O hadiste zikredildiğine göre Yemame'de şehit düşmüştür. Yani böylelikle Nebi sallaııahu aleyhi ve sellem'in: "O cennetliklerdendir" sözünün doğruluğu ortaya çıkmış olmaktadır. Çünkü o şehit düştü

Sahîh-i Buhârî, 3613
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ حَكِيمٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَاطِبٍ الْقُرَشِيُّ، عَنْ أَبِي طَلْحَةَ الأَسَدِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ فَرَأَى قُبَّةً مُشْرِفَةً فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لَهُ أَصْحَابُهُ هَذِهِ لِفُلاَنٍ - رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ - ‏.‏ قَالَ فَسَكَتَ وَحَمَلَهَا فِي نَفْسِهِ حَتَّى إِذَا جَاءَ صَاحِبُهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُسَلِّمُ عَلَيْهِ فِي النَّاسِ أَعْرَضَ عَنْهُ صَنَعَ ذَلِكَ مِرَارًا حَتَّى عَرَفَ الرَّجُلُ الْغَضَبَ فِيهِ وَالإِعْرَاضَ عَنْهُ فَشَكَا ذَلِكَ إِلَى أَصْحَابِهِ فَقَالَ وَاللَّهِ إِنِّي لأُنْكِرُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالُوا خَرَجَ فَرَأَى قُبَّتَكَ ‏.‏ قَالَ فَرَجَعَ الرَّجُلُ إِلَى قُبَّتِهِ فَهَدَمَهَا حَتَّى سَوَّاهَا بِالأَرْضِ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ فَلَمْ يَرَهَا قَالَ ‏"‏ مَا فَعَلَتِ الْقُبَّةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا شَكَا إِلَيْنَا صَاحِبُهَا إِعْرَاضَكَ عَنْهُ فَأَخْبَرْنَاهُ فَهَدَمَهَا فَقَالَ ‏"‏ أَمَا إِنَّ كُلَّ بِنَاءٍ وَبَالٌ عَلَى صَاحِبِهِ إِلاَّ مَا لاَ إِلاَّ مَا لاَ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي مَا لاَ بُدَّ مِنْهُ ‏.‏

Hz. Enes b. Malik'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) birgün dışarı çıkıp yüksek bir kubbe görmüş de: "Bu (da) ne? (böyle)? demiş. (Orada bulunan) sahâbîler de kendisine: "(Bu kubbe) ensardan falanca kişiye aittir, demişler, Rasûlullah (s.a.v.) hoşlanmadığı bu işi içinde saklayarak sükût etmiş. Nihayet (bu kubbe'nin) sahibi Rasûlullah (s.a.v.)'e gelip halkın içinde selâm vermiş. Rasûlullah (s.a.v.) de ondan yüz çevirmiş. (Adam selamının alınmadığını anlayınca) bu selam verme işini defalarca tekrarlamış. Nihayet adam (her defasında da selamının alınmadığını görünce) Hz. Nebideki öfkeyi ve kendinden yüz çevirdiğini sezmiş ve durumu arkadaşlarına (açarak) dert yanmış ve: "Vallahi ben Rasûlullah (s.a.v.)'i(n bu davranışını) yadırgadım" demiş, onlar da: "(Rasûlullah (s.a.v.) dışarı çıktı senin bu kubbeni (yüksek bir halde) gördü (de ondan böyle yaptı)" demişler. Bunun üzerine adam hemen kubbesini dönüp yıkmış, yerle bir etmiş. Derken Rasûlullah (s.a.v.) birgün (yine) dışarı çıkmış bu kubbeyi göremeyince (oradakilere): Kubbeye ne oldu? diye sormuş (onlar da:) Onun sahibi bize senin kendisinden yüz çevirdiğinden sızlandı. (Gidip) onu yıktı" demişler (Hz. Nebi de:) İhtiyaç fazlası her bina sahibi üzerine bir vebaldir" buyurmuş

Sünen-i Ebû Dâvûd, 5237

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.