Sahîh-i Buhârî · 4796
Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتِ اسْتَأْذَنَ عَلَىَّ أَفْلَحُ أَخُو أَبِي الْقُعَيْسِ بَعْدَ مَا أُنْزِلَ الْحِجَابُ، فَقُلْتُ لاَ آذَنُ لَهُ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ فِيهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ أَخَاهُ أَبَا الْقُعَيْسِ لَيْسَ هُوَ أَرْضَعَنِي، وَلَكِنْ أَرْضَعَتْنِي امْرَأَةُ أَبِي الْقُعَيْسِ، فَدَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أَفْلَحَ أَخَا أَبِي الْقُعَيْسِ اسْتَأْذَنَ، فَأَبَيْتُ أَنْ آذَنَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَكَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَمَا مَنَعَكِ أَنْ تَأْذَنِي عَمُّكِ ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ الرَّجُلَ لَيْسَ هُوَ أَرْضَعَنِي، وَلَكِنْ أَرْضَعَتْنِي امْرَأَةُ أَبِي الْقُعَيْسِ. فَقَالَ " ائْذَنِي لَهُ فَإِنَّهُ عَمُّكِ، تَرِبَتْ يَمِينُكِ ". قَالَ عُرْوَةُ فَلِذَلِكَ كَانَتْ عَائِشَةُ تَقُولُ حَرِّمُوا مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا تُحَرِّمُونَ مِنَ النَّسَبِ.
Aişe radiyallahu anha'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Hicab ayeti nazil olduktan sonra Ebu Kuays'ın kardeşi Eflah, yanıma girmek için izin istedi. 'Bu konuda Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e sormadan ona izin veremem' dedim. Çünkü kardeşi Ebu Kuays beni emzirmemişti. Beni onun hanımı emzirmişti. Derken Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi. Ona 'Ey Allah'ın Elçisi! Ebu Kuays'ın kardeşi Eflah yanıma gelmek için izin istedi. Ben de, sana danışıncaya kadar onun gelmesine izin vermedim,' dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de, "Neden izin vermedin ki! O senin amcan değil mi?" dedi. Bu defa ona, 'Adam beni emzirmedi, ki, beni Ebu Kuays'ın hanımı emzirdi,' dedim. O da şöyle buyurdu: Ona izin ver. Zira o, senin amcandır. Allah senin haynnı versin. " Urve şöyle demiştir: Bundan dolayı Hz. Aişe, "Nesep bağı dolayısıyla evlenilmelerini haram saydığınız kimselerin, emzirme yoluyla da evlenilmelerini haram sayın," derdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: Burada İmam Buhar! Ebu Kuays'ın kardeşi hakkında Hz. Aişe'den nakIedilen hadisi zikretti. Bu hadisin ayrıntılı açıklaması, "Emzirme Bölümü"nde yapılacaktır. Hadiste geçen "Ona izin ver. Zira o, senin amcandır," ifadesi, bir başka hadiste geçen, "Amca, baba yansıdİr," ifadesiyle yan yana getirilince, hadis ile bab başlığı arasında bir uyum olmadığını iddia edenlerin itirazları geçersiz hale gelir. Öyle anlaşılıyor ki İmam Buhari, bu hadisi zikretmekle, kadının, başörtüsü olmadan amcasının ve dayısının yanına çıkmasını hoş karşılamayanlara cevap vermek istemiştir. Nitekim Taberi'nin Davud İbn Ebı Hind kanalıyla İkrime ve Şa'bı'den naklettiğine göre, onlara, "Neden bu ayette amca ve dayı zikredilmedi?" diye sorulmuş. Onlar da "Çünkü amca ve dayı onu oğullarına tavsif eder," şeklinde cevap vermişler ve bundan dolayı bir kadının amcasının ve dayısının yanında başörtüsünü çıkarmasını mekruh görmüşlerdir. Eflah olayını anlatan Hz. Aişe hadisi İkrime ve Şa'bt'nin görüşünü çürütmektedir. Burada İmam Buharl'nin bab başlıklarında sergilediği bir incelik söz konusudur
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنَّ أَفْلَحَ أَخَا أَبِي الْقُعَيْسِ اسْتَأْذَنَ عَلَىَّ بَعْدَ مَا نَزَلَ الْحِجَابُ فَقُلْتُ وَاللَّهِ لاَ آذَنُ لَهُ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ أَخَا أَبِي الْقُعَيْسِ لَيْسَ هُوَ أَرْضَعَنِي، وَلَكِنْ أَرْضَعَتْنِي امْرَأَةُ أَبِي الْقُعَيْسِ. فَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ الرَّجُلَ لَيْسَ هُوَ أَرْضَعَنِي، وَلَكِنْ أَرْضَعَتْنِي امْرَأَتُهُ. قَالَ " ائْذَنِي لَهُ، فَإِنَّهُ عَمُّكِ، تَرِبَتْ يَمِينُكِ ". قَالَ عُرْوَةُ فَبِذَلِكَ كَانَتْ عَائِشَةُ تَقُولُ حَرِّمُوا مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ النَّسَبِ.
Aişe'den, dedi ki: "Ebu'l-Kuays'ın kardeşi Eflah, hicab (perde arkasına saklanmak) emri nazil olduktan sonra yanıma girmek için izin istedi. Ben: Allah'a yemin ederim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin isteyinceye kadar ona izin vermeyeceğim. Çünkü beni emziren Ebu'l-Kuays'ın kardeşi değildir. Bana süt veren Ebu'l-Kuays'ın hanımıdır, dedim. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma gelince: Ey Allah'ın Rasulü, şüphesiz beni emziren adam değildir. Beni emziren onun hanımıdır, dedim. Allah Rasulü: Onun yanına girmesine izin ver. Çünkü o senin (süt) amcandır. Teribet yeminuki (sağ elin toprak dolasıca), dedi." Urve dedi ki: İşte bundan dolayı Aişe: "Neseb yoluyla haram olanları süt emmek sebebiyle de haram bilin." derdi
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّهَا قَالَتْ جَاءَ عَمِّي مِنَ الرَّضَاعَةِ فَاسْتَأْذَنَ عَلَىَّ فَأَبَيْتُ أَنْ آذَنَ لَهُ حَتَّى أَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلْتُهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ " إِنَّهُ عَمُّكِ فَأْذَنِي لَهُ " قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا أَرْضَعَتْنِي الْمَرْأَةُ وَلَمْ يُرْضِعْنِي الرَّجُلُ. قَالَتْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهُ عَمُّكِ فَلْيَلِجْ عَلَيْكِ ". قَالَتْ عَائِشَةُ وَذَلِكَ بَعْدَ أَنْ ضُرِبَ عَلَيْنَا الْحِجَابُ. قَالَتْ عَائِشَةُ يَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ الْوِلاَدَةِ.
Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Süt amcam gelerek yanıma girmek üzere izin istedi. Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e soruncaya kadar ona izin vermedim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince, ona bu konuda sordum. O: O senin amcandır, bu sebeple ona izin ver, diye buyurdu. Bunun üzerine ben: Ey Allah'ın Rasulü, bana süt emziren kadındır, bana erkek süt emzirmedi, dedim. Aişe dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: O senin amcandır, senin yanına girsin. Aişe dedi ki: Bu hadise bizim h icab ın arkasında ka lmamıza dair emrin verilmesinden sonra olmuştu. Aişe dedi ki: Doğum dolayısı ile haram olan ne varsa süt emmek dolayısı ile de haram olur." Fethu'l-Bari Açıklaması: Buna dair açıklamalar yeteri kadarı ile Nikah bölümünün baş taraflarında (5103.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Bu hadis, kadınların yanına girmenin mubahlığı ve diğer hükümler konusunda süt emmenin hükümlerinin de neseb akrabalığı hükümleri gibi olduğu hususunda temel dayanaktır
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ خُصَيْفَةَ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كُنْتُ فِي مَجْلِسٍ مِنْ مَجَالِسِ الأَنْصَارِ إِذْ جَاءَ أَبُو مُوسَى كَأَنَّهُ مَذْعُورٌ فَقَالَ اسْتَأْذَنْتُ عَلَى عُمَرَ ثَلاَثًا، فَلَمْ يُؤْذَنْ لِي فَرَجَعْتُ فَقَالَ مَا مَنَعَكَ قُلْتُ اسْتَأْذَنْتُ ثَلاَثًا، فَلَمْ يُؤْذَنْ لِي فَرَجَعْتُ، وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا اسْتَأْذَنَ أَحَدُكُمْ ثَلاَثًا فَلَمْ يُؤْذَنْ لَهُ، فَلْيَرْجِعْ ". فَقَالَ وَاللَّهِ لَتُقِيمَنَّ عَلَيْهِ بِبَيِّنَةٍ. أَمِنْكُمْ أَحَدٌ سَمِعَهُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ وَاللَّهِ لاَ يَقُومُ مَعَكَ إِلاَّ أَصْغَرُ الْقَوْمِ، فَكُنْتُ أَصْغَرَ الْقَوْمِ، فَقُمْتُ مَعَهُ فَأَخْبَرْتُ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ذَلِكَ. وَقَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ أَخْبَرَنِي ابْنُ عُيَيْنَةَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ عَنْ بُسْرٍ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ بِهَذَا.
Ebu Said el-Hudri'den dedi ki: "Ben ensarın oturduğu meclislerinden birisinde bulunuyordum. Bir ara Ebu Musa adeta korkmuş gibi geldi ve şunları söyledi: -Ben Ömer'in yanına girmek için üç defa izin istedim, ama o bana izin vermeyince ben de geri döndüm. Sonra: Seni içeri girmekten ne alıkoydu, diye sordu. Ben: Üç defa izin istediğim halde bana izin verilmediği için ben de geri döndüm. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da: Sizden biriniz üç defa izin istediği halde ona izin verilmeyecek olursa geri dönsün, buyurdu, diye cevap verdim. Bu sefer Ömer: Allah'a yemin ederim ya buna dair bir delil ortaya koyarsın (yahutta canını acıtacak şekilde seni cezalandırırım), dedi. Peki aranızdan bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmiş birisi var mıdır? Hemen Ubey İbn Ka'b şu cevabı verdi: Allah'a yemin ederim, seninle beraber (bu iş için) ancak burada bulunanların yaşça en küçüğü gelecektir. Orada bulunanların yaşça en küçükleri bendim. Bundan dolayı onunla birlikte kalkıp gittim ve Ömer'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözleri söylemiş olduğunu haber verdim.:' Fethu'l-Bari Açıklaması: "Selam vermek ve izin istemek". Yani ister bir arada olsunlar, ister ayrı ayrı olsunlar, izin istemek için selamın şart olup olmadığı hususunda görüş ayrılığı vardır. el-Mazeri: İzin isteme şekli: es-Selamu aleykum gireyim mi demek suretiyle olur. Bundan sonra kişi kendi adını vermekte yada selam ile yetinmekte muhayyerdir. Evet, el-Mazeri böyle demekle birlikte ileride "O kim diye sorulursa benim diyen kimse" başlığında, bu görüşün isabetli olmadığını gösterecek rivayetler gelecektir. "Bize İshak tahdis ettL" (6244 nolu hadisin Buhari'den önceki ravisL Yani hadisi Buhari'ye rivayet eden İshak İbn Mansur'dur.) Bu hadise dair açıklamalar ve el-İsmaili'nin: Selamın tekrarı ancak isti'zan (izin istemek) ile biriikte olması halinde meşrudur, dediği ve buna nasıl cevap verildiği, tek başına selam vermenin de eğer topluluk çoksa ya da bir kısmına işittirmemiş ve hepsinin de işitmesini istemiş ise tekrarının meşru olduğuna dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Nitekim Enes'in rivayet ettiği bu hadisin anlamının böyle olduğunu Nevevi kesin olarak ifade etmiştir. Aynı şekilde selam verdiği halde sesinin işitilmediğini düşünürse selamını tekrarlaması sünnettir. İkinci ve üçüncü defa selam vermeyi tekrarlar ama üçten fazla tekrar etmez. Cumhur ile bazı Malikiler, haberin zahirine uyarak daha fazla selam vermeyeceği görüşündedir. el-Mazerı ise şöyle demektedir: Verdiği selamın işitilmediğini zannedecek olursa üçten fazla selam verir mi vermez mi hususunda görüş ayrılığı vardır. Daha fazla selam vermez denildiği gibi, verilebilir de denilmiştir. (6245 nolu hadisin) bazı rivayet yollarında Ömer'in, Ebu Musa'ya şöyle dediği zikredilmektedir: "Bana gelince, ben seni (yalancılıkla) itham etmiyorum ama insanların Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den hadis naklederken cüretkarlık göstermemelerini istedim." Derim ki: Bu fazlalık Muvatta'da Rabia'dan diye rivayet edilmiştir. Az önce kendisine işaret etmiş olduğumuz Ubeyd İbn Huneyn rivayetinde: "Bunun üzerine Ömer, Ebu Musa'ya: Allah'a yemin ederim, şüphesiz ki sen Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hadisi konusunda kendisine güvenilen birisisin ama ben işi sağlam tutmayı arzu ettim, demiştir." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e isnad edilen bu merfu haber, üç defadan fazla izin istemenin caiz olmadığına delil gösterilmiştir. İbn Abdilberr dedi ki: İlim ehlinin çoğunluğunun kanaati bu doğrultudadır. Bazıları da şöyle demiştir: Eğer kendisinden izin istenen kişi işitmemişse daha çok sayıda izin istemekte bir sakınca yoktur. Suhnun, İbn Vehb'den, o Malik'ten: Kendisinden izin istenen kişinin işitmediğini bilmesi hali dışında üçten fazla izin istemesini sevmiyorum, dediği rivayet edilmiştir. Derim ki: Şamler tarafından da daha sahih görülen görüş budur. Yine hadisten anlaşıldığına göre, ev sahibi izin istendiğini işittiği takdirde ister bir defa selam vermiş olsun, ister iki, ister üç defa şayet izin isteyene izin vermemekte mazur görülebileceği dini ya da dünyevi bir işle meşgul bulunuyor ise izin vermeme hakkına sahiptir. Hadisten anlaşılan bir diğer husus da şudur: Derya gibi alim bir kişi bazen kendisinden daha aşağı mertebede bulunan bir kimsenin bildiği bir bilgiyi bilmeyebilir. Bu ise onun ilim niteliğine ve ilimde derya gibi oluşuna gölge düşürmez. İbn Battal dedi ki: Böyle bir durumu bilmemek, Ömer için mümkün olduğuna göre ondan daha alt mertebede olan bir kimse hakkında ne düşünülebilir?
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ ذَرٍّ،. وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عُمَرُ بْنُ ذَرٍّ، أَخْبَرَنَا مُجَاهِدٌ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ دَخَلْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدَ لَبَنًا فِي قَدَحٍ فَقَالَ " أَبَا هِرٍّ الْحَقْ أَهْلَ الصُّفَّةِ فَادْعُهُمْ إِلَىَّ ". قَالَ فَأَتَيْتُهُمْ فَدَعَوْتُهُمْ، فَأَقْبَلُوا فَاسْتَأْذَنُوا فَأُذِنَ لَهُمْ، فَدَخَلُوا.
Ebu Hureyre r.a.'dan dedi ki: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte içeri girdim. Bir kap içinde bir miktar süt bulunca: Ey Eba Hirr, Suffa ahalisinin yanına var ve onları yanıma davet et, buyurdu. Ebu Hureyre dedi ki: Ben de yanlarına varıp onları davet ettim. Onlar da gelip izin istediler. Allah Rasulü onlara izin verince, onlar da içeri girdiler." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kişi davet edilip de gelirse, izin ister mi?" Yoksa gelmesi istendiği karinesi ile (onu izin sayarak) yetinir mi? Daha sonra musannıf Mücahid'in, Ebu Hureyre'den diye rivayet ettiği hadisin bir kısmınızikretmektedir. Ebu Hureyre dedi ki: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte içeri girdim. Bir kapta bir miktar süt buldu. Ey Eba Hirr, Suffa ehlinin yanına var, onları yanıma çağır, buyurdu. Ebu Hureyre dedi ki: Ben de onların yanlarına varıp, onları davet ettim, onlar da geldiler. İçeri girmek için izin istediler, onlara izin verince onlar da içeri girdiler. i, Buhari burada hadisin bu kadarını zikretmiş bulunmaktadır. Çünkü burada bu kadarına ihtiyaç duymuştur. İleride geleceği üzere Rikaak bölümünde hadisi tamamıyla kaydetmiş bulunmaktadır. Hadisin zahiri (başlıktan sonra işaret ettiği) ilk hadis ile tearuz halinde olduğundan dolayı kesin olarak hükmü ifade etmemiştir. el-Mühelleb ve başkaları ise, bunu her iki durumun farklılığını esas alarak yorumlamışlardır: Eğer yapılan davet ile geliş arasında zaman uzamışsa yeniden izin istemeye ihtiyaç vardır. Aynı şekilde arada uzun süre olmamakla birlikte davet yapılmasını isteyen kişi şayet adeten içeri girilmesi için izin istemeyi gerektirecek bir halde ise yine izin istenir. Aksi takdirde yeniden izin istemeye ihtiyaç yoktur. İbnu't-Tın de şöyle demiştir: Birincisi, yanında kendisi dolayısıyla izin istemesini gerektirecek kimsenin bulunmadığını bilmesi hali hakkındadır. İkincisi ise böyle olmayan durum ile ilgilidir. İbnu't-Tın der ki: Bununla birlikte her durumda izin istemek, ihtiyata daha uygundur. Başkası ise şöyle demektedir: Eğer davette bulunan elçi ile birlikte gelmiş ise elçinin izin istemesi, ayrıca onun izin istemesine ihtiyaç bırakmaz ve onun için karşılaşıldığı vakit selam vermesi yeterlidir. Şayet daveti yapan elçiden sonraya kalırsa izin istemesi gerekir. Tahavı de rivayetleri böylece telif etmiş bulunmaktadır. İkinci hadiste yer alan: "Onlar da gelip izin istediler" ibaresini de delil göstermiştir. İşte bu, Ebu Hureyre'nin onlarla beraber olmadığına delildir. Çünkü onlarla birlikte olsaydı: Hep birlikte geldik, demesi gerekirdi. Evet, o {Tahavı} böyle demiştir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ، حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأُمِّ سَلَمَةَ أَنَّ أَبَا حُذَيْفَةَ بْنَ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ بْنِ عَبْدِ شَمْسٍ كَانَ تَبَنَّى سَالِمًا وَأَنْكَحَهُ ابْنَةَ أَخِيهِ هِنْدَ بِنْتَ الْوَلِيدِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَهُوَ مَوْلًى لاِمْرَأَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ كَمَا تَبَنَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْدًا وَكَانَ مَنْ تَبَنَّى رَجُلاً فِي الْجَاهِلِيَّةِ دَعَاهُ النَّاسُ إِلَيْهِ وَوُرِّثَ مِيرَاثَهُ حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى فِي ذَلِكَ { ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ } إِلَى قَوْلِهِ { فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ } فَرُدُّوا إِلَى آبَائِهِمْ فَمَنْ لَمْ يُعْلَمْ لَهُ أَبٌ كَانَ مَوْلًى وَأَخًا فِي الدِّينِ فَجَاءَتْ سَهْلَةُ بِنْتُ سُهَيْلِ بْنِ عَمْرٍو الْقُرَشِيِّ ثُمَّ الْعَامِرِيِّ - وَهِيَ امْرَأَةُ أَبِي حُذَيْفَةَ - فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا نَرَى سَالِمًا وَلَدًا وَكَانَ يَأْوِي مَعِي وَمَعَ أَبِي حُذَيْفَةَ فِي بَيْتٍ وَاحِدٍ وَيَرَانِي فُضْلاً وَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِيهِمْ مَا قَدْ عَلِمْتَ فَكَيْفَ تَرَى فِيهِ فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَرْضِعِيهِ " . فَأَرْضَعَتْهُ خَمْسَ رَضَعَاتٍ فَكَانَ بِمَنْزِلَةِ وَلَدِهَا مِنَ الرَّضَاعَةِ فَبِذَلِكَ كَانَتْ عَائِشَةُ - رضى الله عنها - تَأْمُرُ بَنَاتِ أَخَوَاتِهَا وَبَنَاتِ إِخْوَتِهَا أَنْ يُرْضِعْنَ مَنْ أَحَبَّتْ عَائِشَةُ أَنْ يَرَاهَا وَيَدْخُلَ عَلَيْهَا وَإِنْ كَانَ كَبِيرًا خَمْسَ رَضَعَاتٍ ثُمَّ يَدْخُلَ عَلَيْهَا وَأَبَتْ أُمُّ سَلَمَةَ وَسَائِرُ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُدْخِلْنَ عَلَيْهِنَّ بِتِلْكَ الرَّضَاعَةِ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ حَتَّى يَرْضَعَ فِي الْمَهْدِ وَقُلْنَ لِعَائِشَةَ وَاللَّهِ مَا نَدْرِي لَعَلَّهَا كَانَتْ رُخْصَةً مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لِسَالِمٍ دُونَ النَّاسِ .
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in hanımı Âişe (r.anhâ) ve Ümmü Seleme (r.anhâ)'dan rivayet olunmuştur: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Zeyd'î evlatlık edindiği gibi, Ebû Huzeyfe b. Utbe b. Rabia b. Abdişems de Ensar'dan bir kadının azatlı kölesi olan Sâlim'i evlâtlık edinmiş ve kardeşinin kızı Hind bint el-Velîd b. Utbe b. Rabia ile evlendirmişti. Cahiliyye çağında bir kimse bir adamı evlatlık edindi mi halk o evlatlığı o adam'a nisbet ederek isimlendirirlerdi. Evlatlık da o adamın mirasına vâris olurdu. Nihayet noksan sıfatlardan münezzeh olan yüce Allah bunun hakkında; "Onları babalarına nisbet ederek çağırın"[Ahzâb 5] âyet-i kerimesini, "onlar sizin din kardeşlerinizdir ve dostlarınızdır" buyruğuna kadar indirince (bu evlâtlıklar babalarına verildi, babası bilinmeyenler) de dost ve din kardeşi oldu. Bu sırada Ebû Huzeyfe'nin hanımı Sehle bint Süheyl b. Amr el-Kureyşî gelerek; Ey Allah'ın Resulü, biz Sâlim'e (kendi neslimizden gelen) bir çocuk gözüyle bakıyorduk, kocamla benim yanımda bir evde kalıyor ve (dolayısıyla) beni başı, yakası, boynu yüzü ve kolları açık bir kıyafetle görüyordu. Şimdi ise Aziz ve Celil olan Allah evlâtlıklar hakkında senin de bildiklerini indirdi. Salim hakkındaki görüşünüz nedir? diye sordu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de ona; "Onu emzir" buyurdu. Sehle, enu beş kez emzirdi ve Salim O'nun süt oğlu oldu. Bu olay nedeniyle Âişe (r.anhâ) kendisinin görmek istediği ve yanına girmelerini arzu ettiği kimseleri kız kardeşlerinin veya erkek kardeşlerinin kızlarının emzirmelerini isterdi. Eğer (emzirilmesini istediği kimse) yetişkin ise, beş defa emzirmelerini isterdi. (O kimse Hz. Âişe'nin bu isteğine uyduktan) sonra artık Hz. Âişe'nin yanına (rahatça) girerdi. [îbn Hacer, Fethu'l-bârî, XI, 53. ] Ümmü Seleme. ile Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin diğer hanımları, beşikte iken süt emmedikçe halktan bir kimsenin bu şekilde süt emmek suretiyle yanlarına gelmesine izin vermezlerdi. Ve Hz. Âişe'ye de; Vallahi bilmiyoruz, belki bu diğer halk için değil de sadece Sâlim'le ilgili olarak Peygamber (s.a.v.) tarafından verilmiş özel izindir, derlerdi. Diğer tahric: Buharî, nikah; Müslim reda, hudud; Ngsaî, nikah; Muvatta. reda; Darimî, hudud; Ahmed b. Hanbel, V, 348, VI, 174, 201, 228, 249, 269. Daha kısa benzeri: İbni Mace, nikah
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّهَا قَالَتْ جَاءَ عَمِّي مِنَ الرَّضَاعَةِ يَسْتَأْذِنُ عَلَىَّ فَأَبَيْتُ أَنْ آذَنَ لَهُ عَلَىَّ حَتَّى أَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلْتُهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ " إِنَّهُ عَمُّكِ فَأْذَنِي لَهُ " . قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا أَرْضَعَتْنِي الْمَرْأَةُ وَلَمْ يُرْضِعْنِي الرَّجُلُ . فَقَالَ " إِنَّهُ عَمُّكِ فَلْيَلِجْ عَلَيْكِ " . قَالَتْ عَائِشَةُ وَذَلِكَ بَعْدَ مَا ضُرِبَ عَلَيْنَا الْحِجَابُ . وَقَالَتْ عَائِشَةُ يَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ الْوِلاَدَةِ .
Hz. Aişe (r.a.) der ki: Süt amcam gelerek yanıma girmek için izin istedi. Ben de Resulüllah'a soruncaya kadar ona izin vermekten çekindim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince bunu sordum. O da: «— O senin amcandır, yanına girmesine izin ver» dedi. Ben: «— Ya Resulallah beni kadın emzirdi, erkek emzirmedi» deyince: «— O senin amcandır, yanına girsin» buyurdu. Hz. Aişe: «Bu hadise, örtünme (hicab) ayeti indikten sonra oldu» dedi. Hz.Aişe der ki: «Doğum (neseb) dolasısiyle haram olan şey, emme sebebiyle de haram olur.» Diğer tahric: Buhari, Nikah; Müslim, Rada