Sahîh-i Buhârî · 4901
Arapça metin
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ مَعَ عَمِّي فَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ ابْنَ سَلُولَ يَقُولُ لاَ تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى يَنْفَضُّوا. وَقَالَ أَيْضًا لَئِنْ رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ مِنْهَا الأَذَلَّ. فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَمِّي فَذَكَرَ عَمِّي لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُبَىٍّ وَأَصْحَابِهِ، فَحَلَفُوا مَا قَالُوا، فَصَدَّقَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَذَّبَنِي، فَأَصَابَنِي هَمٌّ لَمْ يُصِبْنِي مِثْلُهُ، فَجَلَسْتُ فِي بَيْتِي، فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ {إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ} إِلَى قَوْلِهِ {هُمُ الَّذِينَ يَقُولُونَ لاَ تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ} إِلَى قَوْلِهِ {لَيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ مِنْهَا الأَذَلَّ} فَأَرْسَلَ إِلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَرَأَهَا عَلَىَّ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ قَدْ صَدَّقَكَ ".
Zeyd İbn Erkam'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Amcamla birlikte idim. Abdullah İbn Ubey İbn Selul'ün şunları söylediğini işittim: "Allah Resulü'nün yanında bulunanlara, onun etrafından dağılıncaya kadar maddı yardımda bulunmayın." Şunları da ekledi: "Şayet Medıne'ye dönersek, güçlü ve aziz olan zayıf ve zelil olanı oradan elbette çıkartacaktır." Bu sözleri amcama anlattım. O da gidip bunları Hz. Nebi'e anlattı. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni çağırdı. Ben de duyduklarımı ona anlattım. Allah Rest1lü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdullah İbn Ubey ve adamlarına haber gönderip onları çağırttı. Onlar, bu sözleri söylemediklerine dair yemin ettiler. Hz. Nebi beni yalanlayıp onu doğruladı. Bundan dolayı, daha önce hiç yaşamadığım derin bi.r üzüntüye kapıldım ve eve kapandım. Bunun üzerine Allah Teala: "Münafıklar sana geldiklerinde ... Onlar: Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı, " ayetlerini indirdi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bana haber gönderdi. Yanına vardığım zaman bu ayeti okuyup: "Ey Zeyd! Allah Teala seni doğruladı," dedi. Bir önceki başlık altında bu rivayetin açıklaması yapıldı
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ كُنْتُ مَعَ عَمِّي فَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ ابْنَ سَلُولَ، يَقُولُ لاَ تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى يَنْفَضُّوا، وَلَئِنْ رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ مِنْهَا الأَذَلَّ. فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَمِّي، فَذَكَرَ عَمِّي لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم {فَدَعَانِي فَحَدَّثْتُهُ، فَأَرْسَلَ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُبَىٍّ وَأَصْحَابِهِ فَحَلَفُوا مَا قَالُوا، وَكَذَّبَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم} وَصَدَّقَهُمْ، فَأَصَابَنِي غَمٌّ لَمْ يُصِبْنِي مِثْلُهُ قَطُّ، فَجَلَسْتُ فِي بَيْتِي وَقَالَ عَمِّي مَا أَرَدْتَ إِلَى أَنْ كَذَّبَكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَمَقَتَكَ. فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ} وَأَرْسَلَ إِلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَرَأَهَا وَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ قَدْ صَدَّقَكَ ".
Zeyd İbn Erkam'ın şöyle söylediği rviayet edilmiştir: Amcamla birlikte idim. Abdullah İbn Ubey İbn SelOI'ün "Allah Resulü'nün yanında bulunanlara, onun etrafından dağılıncaya kadar maddi' yardımda bulunmayın. Şayet Medi'ne'ye dönersek, güçlü ve aziz olan zayıf ve zelil olanı oradan elbette çıkartacaktır," dediğini işittim. Bu sözleri amcama anlattım. O da gidip bunları Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattı. Bunun üzerine Allah Resulü beni çağırdı. Ben de duyduklarımı ona anlattım. Allah Resulü, Abdullah İbn Ubey ve adamlarına haber gönderip onları çağırttı. Onlar, bu sözleri söylemediklerine dair yemin ettiler. Hz. Nebi beni yalanlayıp onları doğruladı. Bundan 'dolayı, daha önce hiç yaşamadığım derin bir üzüntüye kapıldım ve eve kapandım. Amcam bana "Sen bu davranışınla olsa olsa Hz. Nebi'in seni yalanlamasını ve sana kızmasını istemişsindir," dedi. Bunun üzepne Allah Teala: "Münafıklar sana geldiklerinde ... "(Münafikun 1) ayetini indirdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bana haber gönderdi. Yanına vardığım zaman bu ayeti oAllah Teala seni doğruladı," dedi
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ زَيْدَ بْنَ أَرْقَمَ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ أَصَابَ النَّاسَ فِيهِ شِدَّةٌ، فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ لأَصْحَابِهِ لاَ تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى يَنْفَضُّوا مِنْ حَوْلِهِ. وَقَالَ لَئِنْ رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ مِنْهَا الأَذَلَّ. فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَأَرْسَلَ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُبَىٍّ فَسَأَلَهُ، فَاجْتَهَدَ يَمِينَهُ مَا فَعَلَ، قَالُوا كَذَبَ زَيْدٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَقَعَ فِي نَفْسِي مِمَّا قَالُوا شِدَّةٌ، حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ تَصْدِيقِي فِي {إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ} فَدَعَاهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِيَسْتَغْفِرَ لَهُمْ فَلَوَّوْا رُءُوسَهُمْ. وَقَوْلُهُ {خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌ} قَالَ كَانُوا رِجَالاً أَجْمَلَ شَىْءٍ.
Zeyd İbn Erkam'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir sefere katıldım. Bu seferde insanlar zorlukla karşılaştılar. Abdullah İbn Ubey adamlarına: "Allah Resıllü'nün yanında bulunanlara, onun etrafından dağılıncaya kadar maddı yardımda bulunmayın," dedi ve şunları da ekledi: "Şayet Medıne'ye dönersek, güçlü ve aziz olan, zayıf ve zelil olanı oradan elbette çıkartacaktır." Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip bu sözleri ilettim. Allah Resıllü sallaııahu aleyhi ve sellem de Abdullah İbn Ubey'e yanına gelmesi için haber gönderdi. Abdullah gelince ona bu durumu sordu. O da bu sözleri söylemediğine dair güçlü yemin etti. İnsanlar "Zeyd, Allah Resıllü'ne yalan söyledi,' dediler. Onların bu sözü beni derinden etkiledi. Nihayet Allah Teala beni doğrulayan ifadeleri içeren "Münafıklar sana geldiklerinde ... " şeklinde başlayan ayetleri indirdi. Bunun üzerine Allah Resıllü sallaııahu aleyhi ve sellem kendileri için bağışlanma dilemek üzere onları yanına çağırdı. Fakat onlar yönlerini çevirdiler ... خشب مسندة Huşubun musennede ifadesi hakkında Zeyd şöyle demiştir: Münafıklar güzel görünümlü kimselerdi
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ كُنْتُ فِي غَزَاةٍ فَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ، يَقُولُ لاَ تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى يَنْفَضُّوا مِنْ حَوْلِهِ وَلَوْ رَجَعْنَا مِنْ عِنْدِهِ لَيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ مِنْهَا. الأَذَلَّ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَمِّي أَوْ لِعُمَرَ فَذَكَرَهُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَدَعَانِي فَحَدَّثْتُهُ فَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُبَىٍّ وَأَصْحَابِهِ فَحَلَفُوا مَا قَالُوا فَكَذَّبَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَصَدَّقَهُ فَأَصَابَنِي هَمٌّ لَمْ يُصِبْنِي مِثْلُهُ قَطُّ، فَجَلَسْتُ فِي الْبَيْتِ فَقَالَ لِي عَمِّي مَا أَرَدْتَ إِلَى أَنْ كَذَّبَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَقَتَكَ. فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ} فَبَعَثَ إِلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَرَأَ فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ قَدْ صَدَّقَكَ يَا زَيْدُ ".
Zeyd İbn Erkam r.a.'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Bir gazvede idim. Abdullah İbn Ubey'in "Allah Resıılü'nün yanında bulunanlara, onun etrafından dağılıncaya kadar maddi yardımda bulunmayın. Eğer buradan Medine'ye dönersek, güçlü ve şerefli olan zayıf ve zelil olanı elbette oradan çıkartacaktır," dediğini işittim. Hemen bu sözleri amcama veya Hz. Ömer'e anlattım. O da gidip bunları Hz. Nebi'e anlattı. Bunun üzerine Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni çağırdı. Ben de duyduklarımı ona anlattım. Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdullah İbn Ubey ve adamlarına haber gönderip onları çağırttı. Onlar, bu sözleri söylemediklerine dair yemin ettiler. Hz. Nebi beni yalanlayıp onu doğruladı. Bunun üzerine, daha önce hiç yaşamadığım derin bir üzüntüye kapıldım ve eve kapandım. Amcam bana "Sen bu davranışınla olsa olsa Hz. Nebi'in seni yalanlamasını ve sana kızmasını istemişsindir," dedi. Bunun üzerine Allah Teala: "Münafıklar sana geldiklerinde ... "(Münafikun 1) ayetini indirdi. Hz. Nebi de bana haber gönderdi. Yanına vardığım zaman bu ayeti okuyup: "Ey Zeyd! Allah Teala seni doğruladı," dedi. Hadisin geçtiği diğer yerler: 4901, 4902, 4903, 4904. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Tefsir-ül Kur’ân; Müslim, Sıfat-ül Münafıkîn Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadisin "amcama veya Hz. Ömer'e" kısmı şek ile rivayet edilmiştir. Ancak bu bölüm, h.adisin diğer rivayetlerinde "anica" k!inde şeksiz nakledilmişti. Taberani ve ıbn Merdııye'nin rivayetlerine göre Zeyd ıbn Erkam'ın amcası Sa 'd İbn Ubade'dir. Sa'd, slında onun gerçek amcas eğildi, Hazreç kabilesinin reisiydi. Zeyd İbn Erkam'ın gerçek amcası ise sahabı Sabit İbn Kays'tır. Bir diğer amcası ise annesinin kocası Abdullah İbn Revaha'dır. Zeyd'in Hz. Nebi tarafından doğrulanmaması Nesaı'nin İbn Ebı Leyla kanalıyla Zeyd İbn Erkam'dan naklettiği rivayette şu şekilde ifade edilmiştir: "İnsanlar 'Zeyd, Hz. Nebi'e yalan söyledi,' demeye başladılar." Bu rivayetten şu sonucu çıkartmak mümkündür: Bağlılarının nefretini uyandırmamak için, sürçmelerinden dolayı toplumun ileri gelenlerini cezalandırmayı terk edip onlara sitemde bulunmak, özürlerini kabul etmek ve yeminlerine inanmakla yetinmek gerekir. Her ne kadar deliller onların yalan söylediklerini gösterse de, onları İslam'a ısındırmak ve toplumun bireylerini birbirine yaklaştırmak için böyle davranmak icab eder. Yine bu hadise göre, biri hakkındaki gerçek dışı sözleri iletmek caizdir. Bu iletme, yerilen laf taşıma olarak da sayılmaz. Ancak bununla fesat çıkarma hedeflenirse, o zaman böyle bir şey caiz olmaz. Eğer elde edilecek yarar, ortaya çıkacak zarardan büyükse, bu durumda söylenen sözlerin iletilmesi laf taşıma olarak nitelenmez
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ كَعْبٍ الْقُرَظِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ زَيْدَ بْنَ أَرْقَمَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ لاَ تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ. وَقَالَ أَيْضًا لَئِنْ رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ. أَخْبَرْتُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَلاَمَنِي الأَنْصَارُ، وَحَلَفَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ مَا قَالَ ذَلِكَ، فَرَجَعْتُ إِلَى الْمَنْزِلِ فَنِمْتُ فَدَعَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ قَدْ صَدَّقَكَ ". وَنَزَلَ {هُمُ الَّذِينَ يَقُولُونَ لاَ تُنْفِقُوا} الآيَةَ. وَقَالَ ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ عَمْرٍو عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى عَنْ زَيْدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Zeyd İbn Erkam'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Abdullah İbn Ubey "Allah'ın elçisinin yanında bulunanlara maddı yardımda bulunmayın! Şayet Medıne'ye dönersek. .. " dediği zaman, onun bu sözlerini Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber vermiştim. Bunun üzerine ensar beni ayıplamıştı. Abdullah İbn Ubey de bu sözleri söylemediğine dair yemin etmişti. Ben de evime döndüm ve uyudum. Sonra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni çağırdı. Onun yanına gittim. Allah ResLılü şöyle buyurdu: "Kuşkusuz Allah Teala seni doğruladı ve şu dyeti indirdi: Fakat münafıklar bunu anlamazlar
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ انْطَلَقَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنْ أَصْحَابِهِ قِبَلَ ابْنِ صَيَّادٍ، حَتَّى وَجَدَهُ يَلْعَبُ مَعَ الْغِلْمَانِ فِي أُطُمِ بَنِي مَغَالَةَ، وَقَدْ قَارَبَ ابْنُ صَيَّادٍ يَوْمَئِذٍ الْحُلُمَ، فَلَمْ يَشْعُرْ حَتَّى ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ظَهْرَهُ بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ " أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ ". فَنَظَرَ إِلَيْهِ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ الأُمِّيِّينَ. ثُمَّ قَالَ ابْنُ صَيَّادٍ أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ فَرَضَّهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " آمَنْتُ بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ". ثُمَّ قَالَ لاِبْنِ صَيَّادٍ " مَاذَا تَرَى ". قَالَ يَأْتِينِي صَادِقٌ وَكَاذِبٌ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خُلِّطَ عَلَيْكَ الأَمْرُ ". قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي خَبَأْتُ لَكَ خَبِيئًا ". قَالَ هُوَ الدُّخُّ. قَالَ " اخْسَأْ، فَلَنْ تَعْدُوَ قَدْرَكَ ". قَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَأْذَنُ لِي فِيهِ أَضْرِبْ عُنُقَهُ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ يَكُنْ هُوَ لاَ تُسَلَّطُ عَلَيْهِ، وَإِنْ لَمْ يَكُنْ هُوَ فَلاَ خَيْرَ لَكَ فِي قَتْلِهِ ". قَالَ سَالِمٌ فَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ انْطَلَقَ بَعْدَ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ الأَنْصَارِيُّ يَؤُمَّانِ النَّخْلَ الَّتِي فِيهَا ابْنُ صَيَّادٍ، حَتَّى إِذَا دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَفِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَّقِي بِجُذُوعِ النَّخْلِ، وَهْوَ يَخْتِلُ أَنْ يَسْمَعَ مِنِ ابْنِ صَيَّادٍ شَيْئًا قَبْلَ أَنْ يَرَاهُ، وَابْنُ صَيَّادٍ مُضْطَجِعٌ عَلَى فِرَاشِهِ فِي قَطِيفَةٍ لَهُ فِيهَا رَمْرَمَةٌ أَوْ زَمْزَمَةٌ، فَرَأَتْ أُمُّ ابْنِ صَيَّادٍ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ يَتَّقِي بِجُذُوعِ النَّخْلِ، فَقَالَتْ لاِبْنِ صَيَّادٍ أَىْ صَافِ ـ وَهْوَ اسْمُهُ ـ هَذَا مُحَمَّدٌ. فَتَنَاهَى ابْنُ صَيَّادٍ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ تَرَكَتْهُ بَيَّنَ ". قَالَ سَالِمٌ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي النَّاسِ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ، ثُمَّ ذَكَرَ الدَّجَّالَ فَقَالَ " إِنِّي أُنْذِرُكُمُوهُ، وَمَا مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ وَقَدْ أَنْذَرَ قَوْمَهُ، لَقَدْ أَنْذَرَهُ نُوحٌ قَوْمَهُ، وَلَكِنِّي سَأَقُولُ لَكُمْ فِيهِ قَوْلاً لَمْ يَقُلْهُ نَبِيٌّ لِقَوْمِهِ، تَعْلَمُونَ أَنَّهُ أَعْوَرُ، وَأَنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِأَعْوَرَ ". قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ خَسَأْتُ الْكَلْبَ بَعَّدْتُهُ خَاسِئِينَ مُبْعَدِينَ
Abdullah İbn Ömer'den rivayete göre; "Ömer İbn el-Hattab, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabından birkaç kişi ile beraber İbn Seyyad'ın bulunduğu tarafa doğru gittiler. Sonunda onu Meğale oğulları kalesinde diğer çocuklarla birlikte oynarken buldu. -O gün İbn Seyyad ergenlik yaşına yaklaşmıştı.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem eliyle İbn Seyyad'ın sırtına vuruncaya kadar fark etmedi. Daha sonra Allah Rasulü: Benim gerçekten Allah'ın Rasulü olduğuma şehadet ediyor musun, diye sordu. İbn Sayyad ona bir baktıktan sonra: Senin ümmilerin rasulü olduğuna şehadet ederim, dedi. Daha sonra İbn Seyyad: Peki, sen benim gerçekten Allah'ın Rasulü olduğuma şehadet eder misin, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem böyle dediği için onu itti, sonra da: Ben Allah'a ve rasullerine iman ettim, buyurdu. Sonra İbn Seyyad'a: Ne görüyorsun, diye sordu. İbn Seyyad: Bana doğru söyleyen de gelir, yalancı da gelir, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O halde iş senin için içinden çıkılamaz bir hale getirilmiştir, buyurdu. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ben sana bir şey sakladım, dedi. İbn Sayyad: O ed-duh'tur deyince, Allah Rasulü: Defol, git, sen haddini asla aşamayacaksın, dedi. Ömer: Ey Allah'ın Rasulü, bunun boynunu vurmama izin verir misin deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Eğer bu, o ise sen ona musallat edilmezsin, eğer o değilse onu öldürmende senin için bir hayır yoktur, buyurdu
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ الزُّهْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّهُ قَالَ رَأَيْتُ مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ جَالِسًا فِي الْمَسْجِدِ، فَأَقْبَلْتُ حَتَّى جَلَسْتُ إِلَى جَنْبِهِ، فَأَخْبَرَنَا أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمْلَى عَلَيْهِ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ فَجَاءَهُ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ وَهُوَ يُمِلُّهَا عَلَىَّ، فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، لَوْ أَسْتَطِيعُ الْجِهَادَ لَجَاهَدْتُ. وَكَانَ رَجُلاً أَعْمَى، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم وَفَخِذُهُ عَلَى فَخِذِي، فَثَقُلَتْ عَلَىَّ حَتَّى خِفْتُ أَنْ تَرُضَّ فَخِذِي، ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ {غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ}.
Sehl İbn Sa'd es-Saidi'nin şöyle dediği nakledilmiştir: Mervan İbnü'lHakem'in mescitte oturduğunu gördüm. Ben de ona doğru gidip yanına oturdum. Bana şunu anlattı: "Zeyd İbn Sabit bana dedi ki: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Müminierden cihada katılmayanlar / oturup kalanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler asla bir olamaz" ayetini bana yazdırdı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tam bana bu ayeti yazdırırken Abdullah İbn Ümmi Mektum çıkageldi ve: "Ey Allah'ın Resulü, eğer benim cihada katılmaya gücüm yetseydi muhakkak cihada koşardım" dedi. İbn Ümmi Mektum gözleri görmediği için böyle söylemişti. Bunun üzerine Allah Teala "mazeret sahibi olanlar dışında" kaydını indirdi. Vahiy inerken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in uyluğu benim uyluğumun üzerinde idi. Öylesine bir ağırlık hissettim ki bacağımın kopacağını sandım. Sonra vahyin inmesi tamamlanınca Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'deki bu ağırlık hali kalkmış ve rahatlamıştı