Sahîh-i Buhârî · 4922
Arapça metin
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، سَأَلْتُ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَوَّلِ، مَا نَزَلَ مِنَ الْقُرْآنِ. قَالَ {يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ} قُلْتُ يَقُولُونَ {اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ} فَقَالَ أَبُو سَلَمَةَ سَأَلْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ رضى الله عنهما عَنْ ذَلِكَ وَقُلْتُ لَهُ مِثْلَ الَّذِي قُلْتَ فَقَالَ جَابِرٌ لاَ أُحَدِّثُكَ إِلاَّ مَا حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " جَاوَرْتُ بِحِرَاءٍ، فَلَمَّا قَضَيْتُ جِوَارِي هَبَطْتُ فَنُودِيتُ فَنَظَرْتُ عَنْ يَمِينِي فَلَمْ أَرَ شَيْئًا، وَنَظَرْتُ عَنْ شِمَالِي فَلَمْ أَرَ شَيْئًا، وَنَظَرْتُ أَمَامِي فَلَمْ أَرَ شَيْئًا، وَنَظَرْتُ خَلْفِي فَلَمْ أَرَ شَيْئًا، فَرَفَعْتُ رَأْسِي فَرَأَيْتُ شَيْئًا، فَأَتَيْتُ خَدِيجَةَ فَقُلْتُ دَثِّرُونِي وَصُبُّوا عَلَىَّ مَاءً بَارِدًا ـ قَالَ ـ فَدَثَّرُونِي وَصَبُّوا عَلَىَّ مَاءً بَارِدًا قَالَ فَنَزَلَتْ {يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ * قُمْ فَأَنْذِرْ * وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ} ".
Yahya İbn Ebı Kesir'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ebu Seleme İbn Abdirrahman'a ilk olarak hangi Kur'an bölümünün indiğini sordum. O da ..... Ya eyyuhe'l-müddessir" diye cevap verdi. Ben, insanların "ikra' bismi rabbikellezi halakılın ilk inen ayetler olduğunu söylediklerini ifade ettim. Bunun üzerine o şöyle dedi: Bu konuyu Cabir İbn Abdillah'a sordum ve senin bana söylediklerini ben de ona söyledim. Bunun üzerine Cabir şöyle dedi: Ben sana sadece Allah. Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bize anlattıklarını anlatıyorum. O şöyle buyurmuştu: Bir müddet Hira mağarasında itikafa girdim. İtikafımılamamlayınca dağdan indim. Birden bana seslenildi. Hemen sağıma baktım, fakat hiç kimseyi görmedim, sonra soluma baktım, yine hiç kimseyi görmedim, ardından önüme baktım, yine hiç kimseyi görmedim, daha sonra ardıma baktım yine hiç kimseyi görmedim. En sonunda başımı kaldırdım ve bir şey gördüm. Hemen Hatice'nin yanına gittim ve "Beni örtün! Üzerime soğuk su serpin!" dedim. Ev halkı beni örttü ve üzerime soğuk su serpti. İşte bunun üzerine şu ayetler indi: "Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar! Rabbinin büyüklüğünü an!" Müddessir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا حَرْبٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا سَلَمَةَ أَىُّ الْقُرْآنِ أُنْزِلَ أَوَّلُ فَقَالَ {يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ} فَقُلْتُ أُنْبِئْتُ أَنَّهُ {اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ} فَقَالَ أَبُو سَلَمَةَ سَأَلْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ أَىُّ الْقُرْآنِ أُنْزِلَ أَوَّلُ فَقَالَ {يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ} فَقُلْتُ أُنْبِئْتُ أَنَّهُ {اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ} فَقَالَ لاَ أُخْبِرُكَ إِلاَّ بِمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " جَاوَرْتُ فِي حِرَاءٍ فَلَمَّا قَضَيْتُ جِوَارِي، هَبَطْتُ فَاسْتَبْطَنْتُ الْوَادِيَ فَنُودِيتُ، فَنَظَرْتُ أَمَامِي وَخَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي فَإِذَا هُوَ جَالِسٌ عَلَى عَرْشٍ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، فَأَتَيْتُ خَدِيجَةَ فَقُلْتُ دَثِّرُونِي وَصُبُّوا عَلَىَّ مَاءً بَارِدًا، وَأُنْزِلَ عَلَىَّ {يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ * قُمْ فَأَنْذِرْ * وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ}"
Yahya'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Ebu Seleme'ye; - İlk önce Kur'an'ın hangi bölümü indirildi? diye sordum. O da; - Müddessir suresi, diye cevap verdi. Bunun üzerine; - Bana ilk inen surenin Alak suresi olduğu haber verildi, dedim. O da şöyle dedi: - Cabir İbn Abdillah'a ilk inen Kur'an ayetlerini sordum. O da "Müddessir suresi," diye cevap verdi. Ben de bana ilk inen surenin İkra suresi olduğunun haber verildiğini ifade ettim. Bunun üzerine Cabir şöyle dedi: Sana sadece Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediklerini haber veriyorum. O şöyle buyurmuştu: Hira mağarasında itikafa çeki/dim. İtikafzmz tamamlayınca oradan indim ve vadiye girdim. Birden bana ses/eni/di. Önüme, arkama, sağıma ve so/uma baktım. Bir de ne göreyim, gök ile yer arasında bir kürsü üzerinde oturuyor. Hemen Hatice'nin yanına gittim ve "Beni örtün ve üzerime soğuk su serpin!" dedim ve bana "Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa ka/k ve insan/arz uyar! Rabbinin büyüklüğünü an!"(Müddessir 1-3) ayet/eri indirildi. AÇiKLAMA : Müddessir suresinin ilk defa inmesi, fetret-i vahiy veya uyarının emredilmesi meselesi ile tahsis edilmiştir. İkra suresinin ilk inen sure olduğunu söyleyen kimse, mutlak olarak onun ilk inen sure olduğunu kastetmiştir. Müddessir Suresi'nin ilk inen sure olduğunu söyleyenler ise risalet görevinin başlaması bakımından bu surenin ilk inen sure olduğunu kastetmişlerdir
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، وَغَيْرُهُ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَرْبُ بْنُ شَدَّادٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنهما عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " جَاوَرْتُ بِحِرَاءٍ ". مِثْلَ حَدِيثِ عُثْمَانَ بْنِ عُمَرَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْمُبَارَكِ.
Yahya İbn Ebi Kesir, Ebu Seleme kanalıyla Cabir İbn Abdillah'tan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Hira'da i'tikafa girdim
وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى، يَقُولُ سَأَلْتُ أَبَا سَلَمَةَ أَىُّ الْقُرْآنِ أُنْزِلَ قَبْلُ قَالَ يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ . فَقُلْتُ أَوِ اقْرَأْ . فَقَالَ سَأَلْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ أَىُّ الْقُرْآنِ أُنْزِلَ قَبْلُ قَالَ يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ . فَقُلْتُ أَوِ اقْرَأْ قَالَ جَابِرٌ أُحَدِّثُكُمْ مَا حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " جَاوَرْتُ بِحِرَاءٍ شَهْرًا فَلَمَّا قَضَيْتُ جِوَارِي نَزَلْتُ فَاسْتَبْطَنْتُ بَطْنَ الْوَادِي فَنُودِيتُ فَنَظَرْتُ أَمَامِي وَخَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي فَلَمْ أَرَ أَحَدًا ثُمَّ نُودِيتُ فَنَظَرْتُ فَلَمْ أَرَ أَحَدًا ثُمَّ نُودِيتُ فَرَفَعْتُ رَأْسِي فَإِذَا هُوَ عَلَى الْعَرْشِ فِي الْهَوَاءِ - يَعْنِي جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ - فَأَخَذَتْنِي رَجْفَةٌ شَدِيدَةٌ فَأَتَيْتُ خَدِيجَةَ فَقُلْتُ دَثِّرُونِي . فَدَثَّرُونِي فَصَبُّوا عَلَىَّ مَاءً فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ * قُمْ فَأَنْذِرْ * وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ * وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ} " .
Bize Züheyr bin Harb de tahdis etti. Bize Velid b. Müslim tahdis etti. Bize Evzai tahdis etti: Yahya'yı şöyle derken dinledim: Ebu Seleme'ye Kur'an'ın hangi suresi önce indirildi, dedim. O: ''Ey örtünüp bürünen'' (Müddessir 1) dedi. Ben: Yoksa İkra' mı, dedim. Bu sefer şöyle dedi: Cabir b. Abdullah'a: Kur'an'ın hangi suresi önce indirildi diye sordum. O: "Ey örtünüp bürünen, dedi." Ben: Yoksa İkra mı, dedim. Cabir: Ben size Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bize söylediğini tahdis ediyorum, dedi. O şöyle buyurdu: "Hira'da bir ay mücavir kaldım (ibadete çeki/dim). Mücavirliğimi bitirince indim, vadinin iç tarafından yoluma devam ettim. Bana seslenildi, önüme arkama, sağıma, soluma baktım. Hiç kimseyi görmedim sonra (yine) bana sesleni/di, bakındım yine kimseyi göremedim sonra bir daha bana seslenilince başımı kaldırdım onun havada arşın (tahtın) üzerinde olduğunu görüverdim. -Cebrail (aleyhisselam)'ı kastetmektedir.- Beni aşırı bir titreme tuttu, hemen Hatice'nin yanına gittim. Beni örtün, beni örtün, üzerime de su dökün, dedim. Sonra Aziz ve Celil Allah: "Ey örtünüp bürünen, kalk ve inzar et (korkut) ve yalnız Rabbini yücelt, elbiseni tertemiz et" (Müddessir, 1-4) buyruklarını indirdi
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ - قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ شَرِيكٍ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي نَمِرٍ - عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الاِثْنَيْنِ إِلَى قُبَاءٍ حَتَّى إِذَا كُنَّا فِي بَنِي سَالِمٍ وَقَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى بَابِ عِتْبَانَ فَصَرَخَ بِهِ فَخَرَجَ يَجُرُّ إِزَارَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَعْجَلْنَا الرَّجُلَ " . فَقَالَ عِتْبَانُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ الرَّجُلَ يُعْجَلُ عَنِ امْرَأَتِهِ وَلَمْ يُمْنِ مَاذَا عَلَيْهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا الْمَاءُ مِنَ الْمَاءِ " .
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyub, Kuteybe ve İbni Hucur rivayet ettiler. Yahyr. b. Yahya «Ahberana» diğerleri ise «Haddesana» tabirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize İsmail -ki İbni Ca'fer'dir- Şerik'ten yani ibni Ebi Nemr'den, o da Abdurrahman b. Ebi Saîd el-Hudrî'den, o da babasından naklen rivayet etti demiş ki: Pazartesi günü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı) ile birlikte kuba'ya (gitmek üzere yola) çıktım Benî Salim (in bulunduğu yer)'e vardığımız zaman Resulullah (Sallallahu Aleyhi-ve Sellem) Itban'ın kapısı önünde durarak ona seslendi, İtban esvabını sürükleyerek çıktı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Adama acele ettirdik.» buyurdu, İtban : «Ya Resulallah ne buyurursun, bir adam karısı ile cima halinde iken acele ettirilirde meni indirmezse ona ne lazım gelir? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Su ancak su'dan dolayı icab eder.» buyurdular
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، وَابْنُ أَبِي خَلَفٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَغْرِسُ رَجُلٌ مُسْلِمٌ غَرْسًا وَلاَ زَرْعًا فَيَأْكُلَ مِنْهُ سَبُعٌ أَوْ طَائِرٌ أَوْ شَىْءٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ فِيهِ أَجْرٌ " . وَقَالَ ابْنُ أَبِي خَلَفٍ طَائِرٌ شَىْءٌ .
Bana Muhammed b. Hatim ile İbni Ebî Halef rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ravh rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi ki, Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Eğer müslüman bir adam bir fidan diker veya ekin eker de, ondan bir yabanî hayvan, kuş yahut başka bir şey yerse, bunda onun için mutlaka sevab vardır.» buyururken işittim. İbni Ebî Halef (Kuş yahut başka bir şey yerine): «Kuş bir şey dedi
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ {وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ} صَعِدَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الصَّفَا فَجَعَلَ يُنَادِي " يَا بَنِي فِهْرٍ، يَا بَنِي عَدِيٍّ ". لِبُطُونِ قُرَيْشٍ حَتَّى اجْتَمَعُوا، فَجَعَلَ الرَّجُلُ إِذَا لَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يَخْرُجَ أَرْسَلَ رَسُولاً لِيَنْظُرَ مَا هُوَ، فَجَاءَ أَبُو لَهَبٍ وَقُرَيْشٌ فَقَالَ " أَرَأَيْتَكُمْ لَوْ أَخْبَرْتُكُمْ أَنَّ خَيْلاً بِالْوَادِي تُرِيدُ أَنْ تُغِيرَ عَلَيْكُمْ، أَكُنْتُمْ مُصَدِّقِيَّ ". قَالُوا نَعَمْ، مَا جَرَّبْنَا عَلَيْكَ إِلاَّ صِدْقًا. قَالَ " فَإِنِّي نَذِيرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَىْ عَذَابٍ شَدِيدٍ ". فَقَالَ أَبُو لَهَبٍ تَبًّا لَكَ سَائِرَ الْيَوْمِ، أَلِهَذَا جَمَعْتَنَا فَنَزَلَتْ {تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ * مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ}
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "(Önce) en yakın akrabanı uyar, "(Şuara 214) ayeti nazil olunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Safa tepesine çıktı. "Fihroğulları, Adiyoğulları ... " diye Kureyşin boylarını çağırdı. Nihayet hepsi toplandı. Hatta kendisi gelemeyen kimseler, olup biteni araştırması için bir temsilci gönderdi. Kureyşlebirlikte Ebu Leheb de geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Vadide size baskın yapmak isteyen bir süvari birliğinin olduğunu söylesem, bana inanır mısınız?" diye sordu. Orada bulunanlar: "Evet. Senin hep doğru söylediğini gördük," şeklinde cevap verdiler. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ben sizi, şiddetli bir azaba karşı uyaran bir uyarıcıyım!" buyurdu. Ebu Leheb hemen atılıp: "Artık bundan sonra ellerin kurusun! Bunun için mi bizi topladın!" dedi. İşte bunun üzerine; "Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. .. "(Tebbet 1-2) ayetleri nazil oldu