İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5265

Divorce

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ طَلَّقَ رَجُلٌ امْرَأَتَهُ فَتَزَوَّجَتْ زَوْجًا غَيْرَهُ فَطَلَّقَهَا، وَكَانَتْ مَعَهُ مِثْلُ الْهُدْبَةِ فَلَمْ تَصِلْ مِنْهُ إِلَى شَىْءٍ تُرِيدُهُ، فَلَمْ يَلْبَثْ أَنْ طَلَّقَهَا فَأَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ زَوْجِي طَلَّقَنِي، وَإِنِّي تَزَوَّجْتُ زَوْجًا غَيْرَهُ فَدَخَلَ بِي، وَلَمْ يَكُنْ مَعَهُ إِلاَّ مِثْلُ الْهُدْبَةِ فَلَمْ يَقْرَبْنِي إِلاَّ هَنَةً وَاحِدَةً، لَمْ يَصِلْ مِنِّي إِلَى شَىْءٍ، فَأَحِلُّ لِزَوْجِي الأَوَّلِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَحِلِّينَ لِزَوْجِكِ الأَوَّلِ حَتَّى يَذُوقَ الآخَرُ عُسَيْلَتَكِ، وَتَذُوقِي عُسَيْلَتَهُ ‏"‏‏.‏

Nafi'den, dedi ki: "İbn Ömer r.a.'e karısını üç talak ile boşamış kimseye dair soru sorulursa şöyle derdi: Keşke bir ya da iki defa boşamış olsaydım. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana bunu emretmişti. Eğer sen ona üç talak verirsen senden başka bir koca ile nikahlanmadıkça bir daha sana helaI olmaz." [-5265-] Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Bir adam karısını boşadı. Ondan başka bir koca ile evlendi. O da onu boşadı. O kocasının erkeklik organı bir elbisenin saçağı gibi idi. Dolayısıyla kadın, kocasından elde etmek istediğine ulaşamadı. Bu sebeple aradan fazla zaman geçmeden onu boşadı. Daha sonra kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rası11li, kocam beni boşadı. Ben de ondan başka bir koca ile evlendim. Benimle gerdeğe girdi. Fakat onunki ancak bir elbisenin saçağı gibi idi. Bu sebeple bana ancak bir defa yaklaştı ve benden hiçbir şeye de ulaşamad!. (Benimle cima'' yapamad!.) İlk kocama helalolur muyum? Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sonraki kocan senin balcağızını tadıncaya, sen de onun balcağızını tadıncaya kadar ilk kocana helal olmazsın." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hanımına: Sen bana haramsın, diyen kimsenin hükmü. el-Hasen: Bu, onun niyetine göredir, demiştir." Yani onun bu sözü kocanın niyetine göre yorumlanır. Muallak olarak gelen bu rivayeti Beyhaki, mevsul olarak rivayet etmiştir. Bizler de bunu a!'i bir sened ile "Buhari'nin hocası Muhammed İbn Abdullah el-Ensari'nin cuzünde" rivayet ettik. Muhammed İbn Abdullah dedi ki: Bize elEş'as, el-Hasen'den naklen: Haramsın diyen kimse hakkında dedi ki: "Eğer bu sözüyle yemini kastetmişse yemindir, talak niyet etmişse taıaktır." Bunu ayrıca Abdurrezzak da bir başka yoldan, el-Hasen'den diye rivayet etmiştir. Nehai, Şafii ve İshak da böyle demiştir. Buna yakın bir rivayet İbn Mesud, İbn Ömer ve TavCıs'tan da gelmiştir. Nevevi de bu görüşü benimsemiş olmakla birlikte şöyle demektedir: Eğer bu sözüyle tek bir talak niyet etmişse bu bain bir taıaktır. el-Evzai ile Ebu Sevr ise "haram" sözü bir yemindir, keffarette bulunulur, demişlerdir. Buna yakın bir açıklama Ebu Bekr, Ömer, Aişe, Said İbn el-Müseyyeb, Ata ve TavCıs'tan da rivayet edilmiştir. Ebu Sevr ise yüce Allah'ın: "Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin haram edersin?"(Tahrim, 1) buyruğunun zahirini delil göstermiştir. Ebu Kılabe ile Said İbn Cübeyr de şöyle demektedirler: Kim hanımına seri bana haramsın diyecek olursa, zihar keffaretinde bulunması gerekir. Benzeri bir görüş Ahmed'den de rivayet edilmiştir. Tahavi de şöyle demektedir: Muhtemelen onlar bu sözleriyle eğer bunu söyleyen kişi zihar yapmayı kastetmişse zihar yapmış olur. Ziharı niyet etmemişse ağırlaştırılmış yemin keffaretinde bulunur. Bu da zihar keffaretidir. Yoksa gerçek manada bir zihar yapmış olmaz. Ancak bunun böyle olma ihtimali bir parça uzaktır. Ebu Hanife ve iki arkadaşı da şöyle demektedir: f:iharı kastetse dahi zihar yapmış olmaz. Ali, Zeyd İbn Sabit, İbn Ömer, el-Hakem ve İbn Ebi Leyla'dan, haram kılmak hususunda şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: Bu, hanımını üç defa boşaması demektir. Ona niyetinin ne olduğu da sorulmaz. Malik de böyle demiştir. Mesruk, eş-Şa'bi ve Rabia'dan, bunda bir şey gerekmez dedikleri nakle• dilmiştir. Bu mesele hakkında seleften pek çok görüş ayrılığı nakledilmiştir. Müfessir Kurtubı bunları on sekize kadar ulaştırmıştır. Kurtubi dedi ki: Mezhebimize mensup kimi ilim adamları şöyle demiştir: Bu husustaki görüş ayrılığının sebebi, Kur'an-ı Kerim'de açık bir ifadenin, sünnette de bu meselenin hükmüne dair itimat olunacak sahih ve zahir (açık) bir nassın bulunmamasıdır. Bundan dolayı ilim adamlarının her biri bir taraftan tutup çekmiştir. (1) Asl olan, zimmetin beraetidir, delilini esas alanlar onun bir şey yapması gerekmez, demişlerdir. Bu bir yemindir, diyenler yüce Allah'ın: "Ey Nebi. .. Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin haram edersin?"(Tahrim, 1) buyruğundan sonra: "Allah size yeminlerinizi çözme yolunu göstermiştir."(Tahrim, 2) buyruğunun zahirini delil almışlardır. (2) Bu bir yemin olmamakla birlikte keffarette bulunmak icab eder, diyenler de görüşlerini yeminin haram kılmak anlamına geldiğine bina etmişlerdir. Bu mana dolayısıyla keffaret gerekir. (3) Bu sözle ric'ı bir talak olur, diyenler sözü zahir anlamlarının asgarisi hakkında yorumlamışlardır. Kadının erkeğe haram olmasının asgarisi ise ona ric'at yapmadığı sürece ilişki kurmayı haram kılan bir taıaktır. (4) Kadının bain olduğunu söyleyenler, akdi yenilemediği sürece onunla ilgili haram kılmanın devam etmesini göz önünde bulundurmalarından dolayı böyle söylemişlerdir. (5) Üç talak olur, diyenler ise sözü gelmesi muhtemel anlamların en ilerisine göre yorumlamışlardır .• (6) Bunun bir zihar olduğunu kabul edenler, haram kılışın anlamına bakmış ve talakı göz önünde bulundurmamışlardır. Bundan dolayı bunlara göre de mesele zihardan ibarettir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Böyle birisi yemeği haram kılana benzemez. Çünkü yemek için helal ve haram denilmez. Fakat boşanan kadın hakkında haram tabiri kullanılır. Üç talak hakkında da yüce Allah: "Ondan sonra başka bir koca ile nikahlanmadıkça ona helal olmaz."(Bakara, 230) diye buyurmaktadır." el-Mühelleb dedi ki: Yüce Allah'ın onların yükümlülüklerini hafiflettiği hususlar ile ilgili olarak bu ümmetin üzerindeki nimetlerinden birisi de şudur: Kendilerinden öncekiler kendi nefislerine bir şeyi haram kıldıkları takdirde o şeyonlara haram kılınırdl. Nitekim Yakub aleyhisselam hakkında böyle olmuştu. Ancak yüce Allah bu ümmetin yükünü hafifletti ve onlara Allah'ın kendileri için helal kılmış olduğu herhangi bir şeyi kendilerine haram kılmalarını yasakladı. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı o en temiz ve en güzel şeyleri haram kılmayın."(Maide, 87) İlim adamları kendi nefsine herhangi bir şeyi haram kılan kimse hakkında farklı görüşlere sahiptir. Şafii: Eğer karısını ya da cariyesini kendisine haram kılıp ne boşamayı, ne de ziharı, ne de azad etmeyi kastetmemişse yemin keffaretinde bulunması gerekir. Şayet yiyecek ve içecek bir şeyi haram kılacak olursa bu bir lağv (boş bir sözıdır. Ahmed şöyle demektedir: Bütün bu hallerde yemin keffaretinde bulunması gerekir. Bu rivayette geçen: "Bana sadece bir defa yaklaştı" sözü ile ilgili olarak elHalil şöyle demektedir: Buradaki "heneh" lafzı ismen anılmasından utanılan şeyler hakkında kinayeli olarak kullanılan bir sözdür. İbnu't-Tin der ki: Burada benimle sadece bir defa cima'' etti demektir. Erkeğin karısına yaklaşmasını anlatmak üzere "hennemraetehO" denilir)

Sahîh-i Buhârî, 5265

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنهما ـ طَلَّقَ امْرَأَةً لَهُ وَهْىَ حَائِضٌ تَطْلِيقَةً وَاحِدَةً، فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُرَاجِعَهَا، ثُمَّ يُمْسِكَهَا حَتَّى تَطْهُرَ، ثُمَّ تَحِيضَ عِنْدَهُ حَيْضَةً أُخْرَى، ثُمَّ يُمْهِلَهَا حَتَّى تَطْهُرَ مِنْ حَيْضِهَا، فَإِنْ أَرَادَ أَنْ يُطَلِّقَهَا فَلْيُطَلِّقْهَا حِينَ تَطْهُرُ مِنْ قَبْلِ أَنْ يُجَامِعَهَا، فَتِلْكَ الْعِدَّةُ الَّتِي أَمَرَ اللَّهُ أَنْ تُطَلَّقَ لَهَا النِّسَاءُ‏.‏ وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ إِذَا سُئِلَ عَنْ ذَلِكَ قَالَ لأَحَدِهِمْ إِنْ كُنْتَ طَلَّقْتَهَا ثَلاَثًا فَقَدْ حَرُمَتْ عَلَيْكَ، حَتَّى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ‏.‏ وَزَادَ فِيهِ غَيْرُهُ عَنِ اللَّيْثِ حَدَّثَنِي نَافِعٌ قَالَ ابْنُ عُمَرَ لَوْ طَلَّقْتَ مَرَّةً أَوْ مَرَّتَيْنِ، فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَنِي بِهَذَا‏.‏

Nafi'den rivayete göre; "Ömer İbn el-Hattab'ın oğlu r.a. altındaki bir hanımı ay hali iken bir talak ile boşadı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona karısına dönmesini, sonra da temizleninceye kadar nikahı altında tutmasını, sonra onun yanında iken bir daha ay hali oluncaya kadar bekletmesini, daha sonra da o ay halinden temizleninceye kadar ona mühlet vermesini emir buyurdu. Eğer onu boşamak isterse onunla dma' etmeden önce temizleneceği zaman onu boşasın. İşte şanı yüce Allah'ın kadınların boşanmasını emir buyurduğu iddet budur. Abdullah'a bu husus sorulduğuvakit, soranlardan birisine şu cevabı verirdi: Şayet sen karını üç talak ile boşamış isen senden başka bir koca ile nikahlanmadıkça sana haram olur. Bu hadiste ondan (ravilerden olan Kuteybe'den) başkası el-leys'ten şu fazlalığı da zikretmiştir: Bana Nafi tahdis etti, İbn Ömer dedi ki: "Eğer bir ya da iki defa talak vermişsen (karına dönebilirsin). Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana bu şekilde hareket etmemi emir buyurmuştur." Fethu'l-Bari Açıklaması: İddet içerisinde "kocaları onları geri almaya daha çok hak sahibidirler" buyruğu. Hadiste geçen "Allah'ın emrine boyun eğdi" ifadesi, Allah'a itaat etti ve emrin gereğini yerine getirdi anlamındadır. İlim adamlarının icma'ına göre hür bir kimse zifafa girdikten sonra hür karısını bir ya da iki talak ile boşadığı takdirde, -kadın bundan hoşlanmazsa dahi- onu ric'at ile geri almaya daha bir hak sahibidir. Eğer iddet bitinceye kadar karısına dönmeyecek olursa onun için yabancı bir kadın olur. Yeni bir nikah yapılmadıkça ona tekrar hela! olmaz. Selef erkeğin ne yaptığı takdirde ric'at (hanımına talaktan vazgeçipdönmüş) olacağı hususunda görüş ayrılığı içerisindedir. el-Evzaı: Karısı ile cima' edecek olursa ona ric'at yapmış olur, demektedir. Bu görüş aynı şekilde tabiinden bazılarından da rivayet edilmiştir. Malik ve İshak da bununla ric'ati niyet etmek şartı ile böyle demişlerdir. Kufeli ilim adamları da el-Evzaı gibi demiş ve şunu eklemişlerdir: Şehvetle . ona dokunsa yahut şehvetle fercine baksa da ric'at yapmış olur. Şafii de: Ric'at, ancak söz ile olur, demiştir. Cinsel ilişki kurmanın caiz ya da haram olduğu, bu husustaki görüş ayrılıklarına dayanır. Şafii'nin delili şudur: Talak nikahı ortadan kaldırır. Bunun ilk olarak açıkça etkilediği husus ise cinsel ilişkinin helalolup olmamasıdır. Çünkü helal oluş, nikahta söz konusu olması caiz olan bir anlamdır. Müşriklerden birisinin Müslüman olması, daha sonra ise iddet içerisinde diğerinin Müslüman olması halinde olduğu gibi. Aynı şekilde oruç, ihram ve ay hali gibi hallerde söz konusu olamayacağı da bu türdendir. Ama daha sonra bu hususların ortadan kalkması ile dma' tekrar helal olur. Caiz olduğunu söyleyenler de nikahın zeval bulması halinde kadının ancak yenibir akit ile tekrar alınabileceğini, ric'l talak ile boşanmış bir kadın ile hul' yapmanın sahih olacağını ve (birinciden sonra) ikinci talakın da vuku bulacağını delil göstermişlerdir

Sahîh-i Buhârî, 5332
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ رَجُلٍ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ - يَعْنِي ثَلاَثًا - فَتَزَوَّجَتْ زَوْجًا غَيْرَهُ فَدَخَلَ بِهَا ثُمَّ طَلَّقَهَا قَبْلَ أَنْ يُوَاقِعَهَا أَتَحِلُّ لِزَوْجِهَا الأَوَّلِ قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَحِلُّ لِلأَوَّلِ حَتَّى تَذُوقَ عُسَيْلَةَ الآخَرِ وَيَذُوقَ عُسَيْلَتَهَا ‏"‏ ‏.‏

Âişe (r.a.)'den; demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.)'e; Bir adam'ın üç talâkla boşadığı karası başka bir kocayla evlenir de kadının yeni kocası onunla gerdeğe girip cinsî münâsebette bulunmadan onu boşarsa bu kadının ilk kocasıyla evlenmesi helâl olur mu? diye soruldu da, Nebi (s.a.v.); "Kadın öbür (yeni) kocanın balcağızından o da kadının balcağızından tatmadıkça birinci kocaya helâl olmaz," buyurdu. Diğer tahric. Buhari, şehadet, talak, libas, edeb; Müslim, talak; Tirmizi, nikah; Nesai, nikah, talak; İbni Mâce, nikah (1932); Darimi, talak 4; Muvatta; nikah; Ahmed b. Hanbel, I, 214; II, 25, 62, 85, 279; III, 284; VI

Sünen-i Ebû Dâvûd, 2309
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَجُلاً، طَلَّقَ امْرَأَتَهُ ثَلاَثًا، فَتَزَوَّجَتْ فَطَلَّقَ فَسُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَتَحِلُّ لِلأَوَّلِ قَالَ ‏ "‏ لاَ، حَتَّى يَذُوقَ عُسَيْلَتَهَا كَمَا ذَاقَ الأَوَّلُ ‏"‏‏.‏

Aişe radiyallahu anha'dan rivayete göre: "Bir adam karısını üç talak ile boşadı. Daha sonra o kadın evlendi. Sonraki kocası da onu boşadı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: İlkine helal olur mu, diye soruldu. O: Birincisinin tattığı gibi, o da onun balcağızını tatmadıkça hayır, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Üç talakı caiz görenler" Başlıkta, seleften bazı kimselerin üç talakın gerçekleşmesini caiz görmeyen kimseler bulunduğuna bir işaret vardır. O halde bunun kabul edilmemesinden kastettiği, büyük beynuneti hoş görmeyenlerdir. Bunun da üç talak vermekle meydana gelmesi, toplu ya da dağınık olmasından daha geneldir. Said İbn Mansur, Enes'ten şunu rivayet etmektedir: "Ömer'e hanımına üç talak vermiş bir adam getirilecek olursa, onun sırtını incitirdi." Senedi sahihtir. Bunun caiz olmayışından kastının, bu husustaki nehy dolayısıyla üç talakı bir arada veren kimselerin talakı olmaz, diyenlerin görüşlerine işaret olabilir. Bu da Şia'nın ve bazı Zahirılerin görüşüdür. Bazıları bu caiz olmayışı, yapılması yasak kılınmış her bir boşama hakkında da genelleştirmiştir. Ay hali olan kadını boşamak gibi. Ancak bu oldukça istisnai bir görüştür. Çoğunluk ise caiz olmamakla birlikte bunun gerçekleşeceğini kabul etmiştir. Bazıları bu görüşün lehine Mahmud İbn Lebid'in rivayet ettiği şu hadisi delil göstermiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hanımını bir arada üç talak vererek boşayan bir adamdan haber verilince: Ben aranızda iken Allah'ın Kitabı ile mi oynanıyor, diye buyurdu," Hadisi Nesaı rivayet etmiş olup ravileri sikadırlar. Fakat Mahmud İbn Lebid, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde doğduğu halde, ondan hadis dinlediği sabit değildir. Bazılarının onu ashab-ı kiram arasında zikretmiş olması, Nebii görmüş olmasından dolayıdır. Mahmud'un rivayet ettiği bu hadisin sahih olduğunu kabul etsek bile bu hadiste Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu yaptığına tepki göstermesine rağmen topluca verdiği bu üç talakı aleyhine geçerli kabul edip etmediğine dair bir açıklama bulunmamaktadır; ama asgari hali de bağlayıcı olsa (geçerli olsa) dahi bu işin haram olduğuna delil teşkil etmektedir. İbn Ömer'in ay hali olan kadını boşamaya dair naklettiği hadiste hanımını bir arada üç defa boşayan kimseye: "Rabbine asi oldun, hanımın da senden bain oldu" dediğine dair açıklamalar daha önceden geçmiş bulunmaktadır. 686 Üç talakı bir arada vermek haram ve bağlayıcıdır, diyenler arasında bir arada üç talak verdiği takdirde bir talak olur diyenler de vardır. Bu, el-Meğazi adlı eserin sahibi Muhammed İbn İshak'ın da görüşüdür. Davud İbn el-Hüseyn'in İkrime'den, onun İbn Abbas'tan diye naklettiği şu rivayeti de delil göstermiştir: İbn Abbas dedi ki: "Rükane İbn Abdi Yezid bir mecliste hanımını üç talak ile boşadı; ama daha sonra ona aşırı derecede üzülünce, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Hanımını nasıl boşadın, diye sordu. Rükane: Aynı mecliste üç defa deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O bir tanedir, arzu edersen ona ric'at yap, dedi. O da hanımına geri döndü." Bunu Ahmed ve sahih olduğunu belirterek Ebu Ya'la, Muhammed İbn İshak yoluyla rivayet etmişlerdir. Bu hadis bu mesele hakkında ileride zikredilecek diğer rivayetlerde söz konusu olabilecek tevili de kabil değildir. Sözü geçen İbn İshak'ın hadisini ayrıca Müslim'in, Abdurrezzak yoluyla Ma'mer'den, onun Abdullah İbn Tavus'tan, onun babasından, onun İbn Abbas'tan diye naklettiği rivayet de güçlendirmektedir. İbn Abbas dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Ebu Bekir'in dönemlerinde ve Ömer'in halifeliğinin iki yılında (bir defada) üç talak bir talak sayılırdl. Ömer İbn el-Hattab daha sonra dedi ki: İnsanlar kendileri için mühletle hareket edebilecekleri bir hususta acele ettiler. Bunu onların aleyhlerine geçerli kılsak nasılolur, dedi ve onlar hakkında bu sözlerini geçerli kabul ederek uygulamaya koydu." 686 Ancak Fethu'l-Bari'yi ihtisar eden muhterem Ebu Suhayb, sözü geçen bu açıklamaları ihtisarı yaparken zikretmemiştir. Bunun için bk. Fethu'l-Bari, (iX, 266 vd)

Sahîh-i Buhârî, 5261
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَالِمَ بْنَ رَزِينٍ، يُحَدِّثُ عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الرَّجُلِ تَكُونُ لَهُ الْمَرْأَةُ فَيُطَلِّقُهَا فَيَتَزَوَّجُهَا رَجُلٌ فَيُطَلِّقُهَا قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا أَتَرْجِعُ إِلَى الأَوَّلِ قَالَ ‏ "‏ لاَ ‏.‏ حَتَّى يَذُوقَ الْعُسَيْلَةَ ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Bir adam, karısını boşar. Sonra başka bir adam o kadınla evlenir ve gerdeğe girmeden bu da onu boşar. Kadın ilk kocasına dönebilir mi? (onunla tekrar evlenebilir mi?) diye soru soruldu. (Bunun üzerine Resul-i Ekrem): «Kadının ikinci kocası onun balcağızını tatmadıkça, (onun ilk kocasına dönmesi) olamaz.» buyurdu. Diğer tahric. Bu hadisi Nesai de rivayet etmiştir. Hüküm olarak 1932 nolu Aişe (r.anha) hadisi ile aynıdır. Aişe (r.anha)'nın Buhari Müslim ve Ebu Davud'daki açıklamaları bu hadis için de geçerlidir. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Sünen-i İbn Mâce, 1933
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ زَعَمَ عَطَاءٌ أَنَّهُ سَمِعَ عُبَيْدَ بْنَ عُمَيْرٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَزْعُمُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْكُثُ عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ، وَيَشْرَبُ عِنْدَهَا عَسَلاً، فَتَوَاصَيْتُ أَنَا وَحَفْصَةُ أَنَّ أَيَّتَنَا دَخَلَ عَلَيْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلْتَقُلْ إِنِّي أَجِدُ مِنْكَ رِيحَ مَغَافِيرَ، أَكَلْتَ مَغَافِيرَ فَدَخَلَ عَلَى إِحْدَاهُمَا فَقَالَتْ ذَلِكَ لَهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ لاَ بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ، وَلَنْ أَعُودَ لَهُ ‏"‏‏.‏ فَنَزَلَتْ ‏{‏يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ‏}‏، ‏{‏إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ‏}‏، لِعَائِشَةَ وَحَفْصَةَ، ‏{‏وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا‏}‏ لِقَوْلِهِ ‏"‏ بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً ‏"‏‏.‏ وَقَالَ لِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى عَنْ هِشَامٍ، ‏"‏ وَلَنْ أَعُودَ لَهُ، وَقَدْ حَلَفْتُ، فَلاَ تُخْبِرِي بِذَلِكَ أَحَدًا ‏"‏‏.‏

Ubeyd b. Umeyr'in nakline göre Aişe r.anha şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeynep bnt. Cahş'ın yanında eğlenir ve onun yanında bal şerbeti içerdi. Bunun üzerine ben ve Hafsa, birbirimizle şöyle anlaştık: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikimizden hangimizin yanına girerse "Ya Resulallah! meğafir mi yedin, sende meğafir kokusu duyuyorum" desin diye söz birliği yaptık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu iki eşten birisinin yanına girince eşi bunu ona söyledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hayır ben mega/ir yemedim. Yalnız Zeynep bnt. Cahş'ın yanında bal şerbeti içmiştim. Artık bir daha onu içmem!" diye yemin etti. Bunun üzerine "Ey Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?" ayet i indi. Allahu Teala Aişe ve Hafsa için de "Eğer ikiniz de Allah'a tövbe ederseniz (yerinde olur)" buyururken, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eşlerine hayır bal şerbeti içtim dediği için "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eşlerinden .birine gizlice bir söz söylemişti" ayeti indi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir Kimsenin Herhangi Bir Yemeği Kendisine Haram Kılması." Bu, lecElC nezrine örneklerdendir. Nezr-i lecac kişinin mesela "Şu yemek veya şu içecek bana haram olsun" veya "nezrettim" ya da "Allah için şunu yemeyeceğim, şunu içmeyeceğim" demesidir. Alimlerin görüşleri arasında ağır basan, böyle bir nezrin doğmayacağıdır. Ancak kişi nezrine bir de yemin ekleyecek olursa, bu takdirde yemin kefareti vermekle yükümlü olur. Bu konudaki ihtilaf, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mariye'yi mi kendine haram kıldı yoksa bal şerbeti içmeyi mi" şeklinde Talak Bölümünde daha önce geçmişti. İmam Buhari hadise burada yer vererek ikinci ihtimale işaret etmiştir. Bir kimsenin kendisine belli bir yemeği haram kılmasının hükmü, içmeyi haram kllmasH1dan anlaşılır. İbnü'l-Müneyyir şöyle der: Bilginler esasen hela! olan herhangi bir yiyecek veya içecek maddesini kendisine haram kılan kimse hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı bilginler bu o kişiye haram olmaz, yemin kefareti vermesi gerekir demişlerdir. Iraklı fıkıh bilginlerinin görüşü bu doğrultudadır. Bir grup alim ise yemin etmediği takdirde kefaret vermesi gerekmez demişlerdir. İmam Buhari hadise yer vermek suretiyle bu görüşü tercih ettiğine işaret etmiştir. Çünkü hadiste "yemin ettim" cümlesi geçmektedir. Mesruk, Şafiı ve Malik'in görüşü bu doğrultudadır. Fakat İmam Malik kişinin eşini kendisine haram kılmasını istisna etmiş ve bu durumda karısi boş düşer demiştir. İsmail el-Kadı şöyle der: Kadınla cariye arasındaki fark şudur: Bir kimse "Karım bana haram olsun" dediği takdirde bu bir ayrılıktır ve kişiyi bağlar. Netice olarak karısı boş düşer. Buna karşılık kişi cariyesine yemin etmeksizin bu cümleyi sarfettiğinde kendi nefsine gerekli olmayan bir şeyi yüklemiş olur. Netice olarak cariyesi kendisine haram olmaz. İmam Şafil'nin görüşü ise şöyledir: Kişi yemin etmediği takdirde üzerine herhangi bir yükümlülük gelmez. Ancak boşamaya niyet ederse karısı boş düşer veyacariyesini aza d etmeye niyet etmişse cariyesi hür olur. İmam Şafil'den böyle bir kimsenin yemin kefareti vermesi gerekir şeklinde bir görüş de nakledilmiştir. 'AIlah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın. "(Maide 87) ayetine gelince, İmam Buhari, Cami'inde Sevrl'nin ve onun vasıtasıyla İbnü'lMünzir'in sahih bi'r isnadla İbn Mesud'dan yaptığı rivayete işaret eder gibidir. Bir gün İbn Mesud'un huzuruna bir yemek getirilir. Ancak (sofrada bulunan) birisi onu yemekten kaçınır ve "Bu yemeği yememek için kendime haram kıldım" der. Bunun üzerine İbn Mesud "Yemeği ye ve yeminin için kefaret ver" der. Ardından bu ayeti "Ve sınırı aşmayın"(Maide 87) ayetine kadar okur. İbnü'l-Münzir şöyle der: Kişi yemin etmemiş bile olsa kefaret vermesinin gerekli olduğunu söyleyen bazı alimler Cerm kabilesinden olup, iğrenç bir şey yediği için tavuk etini yemeyi kendisine haram kılan kişi olayı hakkındaki Ebu Musa hadisinde geçen ifadeleri delilolarak almışlardır

Sahîh-i Buhârî, 6691
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ زَكَرِيَّاءَ ـ هُوَ ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ ـ عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ لاِمْرَأَةٍ تَسْأَلُ طَلاَقَ أُخْتِهَا لِتَسْتَفْرِغَ صَحْفَتَهَا، فَإِنَّمَا لَهَا مَا قُدِّرَ لَهَا ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayetegöre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir kadın'ın çanağının kendisine boşalması amacı ile kızkardeşinin boşanmasını istemesi helal değildir. Çünkü onun için ne takdir edilmişse ancak o vardır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Helal değildir." Bunun haram olduğu hususunda ifade gayet açıktır. Ancak bu durum böyle bir isteği caiz kılacak bir sebebin bulunmaması şartı ile ilgili olarak anlaşılır. Mesela, kadının kocasının nikahında devam etmemesi gereken şüpheli bir halinin bulunması buna örnektir. Böyle bir sebep ile bu istekte bulunmak ise katıksız nasihat yoluyla olabilir. Nevevi dedi ki: Bu hadisin anlamı, yabancı kadının, bir erkekten hanımını boşamasını isteyip, kendisi ile evlenmesini teklif ederek daha önce boşanmış kadına ait olan nafakasının, iyiliğinin, onunla birlikte olmanın kendisine ait olmasını sağlamasıdır. Hadis-i şerifte bu, "onun kabında bulunanı kendi kabına boşaltması" ile ifade edilmiştir. Nevevi dedi ki: Kız kardeşinden maksat ise, ister neseb yoluyla kızkardeşi olsun, ister süt emmek, ister din yoluyla kız kardeşi olsun, kendisinden başka kadın demektir. İbn Abdilberr buradaki kız kardeşi, kuma diye yorumlayarak şöyle demiştir: Hadisteki fıkhi bir incelik de şudur: Kadın, kendisi kocasıyla baş başa kalmak için diğer kumasını kocasından boşamasını istememelidir. "Onun kabındakini kendisine boşaltmak için" ... Burada kaptan maksat, az önce Nevevi'nin açıklamalarından anlaşıldığı üzere kocadan sağlanan faydalardır. en-Nihaye müellifi şöyle demektedir: Safha (kab) geniş ve açık tencere (büyükçe tepsi)ye benzer. O der ki: Bu bir örnektir. Bununla kadının, diğer kadının payının kendisine dönmesini istediği anlatılmaktadır. Böylelikle başkasının kabında bulunanı kendi kabındakine boşaltmış gibi olur

Sahîh-i Buhârî, 5152

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.