İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5367

Supporting the Family

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ هَلَكَ أَبِي وَتَرَكَ سَبْعَ بَنَاتٍ أَوْ تِسْعَ بَنَاتٍ فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً ثَيِّبًا فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَزَوَّجْتَ يَا جَابِرُ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ بَلْ ثَيِّبًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ، وَتُضَاحِكُهَا وَتُضَاحِكُكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَقُلْتُ لَهُ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ هَلَكَ وَتَرَكَ بَنَاتٍ، وَإِنِّي كَرِهْتُ أَنْ أَجِيئَهُنَّ بِمِثْلِهِنَّ، فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً تَقُومُ عَلَيْهِنَّ وَتُصْلِحُهُنَّ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ ‏"‏‏.‏ أَوْ قَالَ خَيْرًا‏.‏

Cabir b. Abdullah radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Babam vefat etti. Geriye yedi -yahut dokuz- kız çocuk bırakmıştı. Ben de dul bir kadın ile evlendim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey Cabir evlendin mi? diye sordu. Ben: Evet deyince, o: Bakire ile mi dul ile mi, diye sordu. Ben: Hayır dul ile (evlendim), dedim. Allah Rasulü: Niçin genç bir kızla evlenmf?din? Sen onunla oynaşır, o seninle oynaşırdı. Sen onunla gülüşür, o seninle gülüşürdü, diye buyurdu. Cabir dedi ki: Ben de ona şu cevabı verdim: (Babam) Abdullah vefat etti ve geriye çok sayıda kız çocuğu bıraktı. Onların yanına onlar gibisini getirmek hoşuma gitmedi. Bundan dolayı onların işlerini görecek,hallerini düzeltecek bir kadın ile evlendim. Allah Rasulü de: Allah sana bereketler ihsan etsin -yahut hayırlar versindiye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadının kocasına çocukları hakkında yardımcı olması." İbn Battal dedi ki: Kadının çocuğu hususunda kocasına yardımcı olması, kadının görevi değildir. Ancak bu güzel geçimin bir parçası ve sali ha kadınların bir karakteridir. Kadının kocasına hizmeti ile ilgili açıklamalar ve bunun kadın için bir vacip (görev) olup olmadığı ile ilgili bilgiler az önce geçmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5367

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، هَلَكَ وَتَرَكَ تِسْعَ بَنَاتٍ - أَوْ قَالَ سَبْعَ - فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً ثَيِّبًا فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا جَابِرُ تَزَوَّجْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَبِكْرٌ أَمْ ثَيِّبٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ بَلْ ثَيِّبٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ تُضَاحِكُهَا وَتُضَاحِكُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ لَهُ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ هَلَكَ وَتَرَكَ تِسْعَ بَنَاتٍ - أَوْ سَبْعَ - وَإِنِّي كَرِهْتُ أَنْ آتِيَهُنَّ أَوْ أَجِيئَهُنَّ بِمِثْلِهِنَّ فَأَحْبَبْتُ أَنْ أَجِيءَ بِامْرَأَةٍ تَقُومُ عَلَيْهِنَّ وَتُصْلِحُهُنَّ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَبَارَكَ اللَّهُ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ لِي خَيْرًا وَفِي رِوَايَةِ أَبِي الرَّبِيعِ ‏"‏ تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ وَتُضَاحِكُهَا وَتُضَاحِكُكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ile Ebu'r-Rabî'ez-Zehranî rivayet ettiler. Yahya dediki: Bize Hammad b. Zeyd, Amr b. Dinar'dan, o da Cabir b. Abdillah'dan naklen haber verdi. (Demişki): Babam Abdullah vefat ederek dokuz kız bıraktı —yahud yedi kız demiş—. Derken ben dul bir kadınla evlendim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana; «Ya Cabir, evlendin mi?» diye sordu. — Evet, cevabını verdim. «Bakîre mi aldın, dul mu?» dedi. — Hayır, dul aldım ya Resulallah! dedim. «Bakire alsaydın ya! Sen onunla, o seninle oynaşırdınız!» buyurdular. —Yahud birbirinizi güldürürdünüz— buyurdu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dedim ki: — Gerçekten Abdullah helak oldu ve dokuz —yahud yedi— kız bıraktı. Ben de onlara kendileri gibi bir kız getirmeyi yahud bîr kızla gelmeyi doğru bulmadım. Onlara bakış görüş edecek bir kadın getirmek istedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Öyle ise Allah sana mübarek eylesin!» buyurdu; yahud bana hayır duada bulundu. Ebu'r-Rabî'in rivayetinde: «Sen onunla, o seninle oynaşır; ve birbirinizi güldürürdünüz.» cümlesi vardır

Sahîh-i Müslim, 3638
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ هَلَكَ أَبِي وَتَرَكَ سَبْعَ ـ أَوْ تِسْعَ ـ بَنَاتٍ، فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَزَوَّجْتَ يَا جَابِرُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ ثَيِّبًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ، أَوْ تُضَاحِكُهَا وَتُضَاحِكُكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ هَلَكَ أَبِي فَتَرَكَ سَبْعَ ـ أَوْ تِسْعَ ـ بَنَاتٍ، فَكَرِهْتُ أَنْ أَجِيئَهُنَّ بِمِثْلِهِنَّ، فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً تَقُومُ عَلَيْهِنَّ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَبَارَكَ اللَّهُ عَلَيْكَ ‏"‏‏.‏ لَمْ يَقُلِ ابْنُ عُيَيْنَةَ وَمُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ عَمْرٍو ‏"‏ بَارَكَ اللَّهُ عَلَيْكَ ‏"‏‏.‏

Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle demiştir: Babam vefat ettiğinde yedi yahut dokuz kız çocuğu vardı. Daha sonra ben bir kadınla evlendim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana evlenip evlenmediği mi sorduğunda ona olumlu cevap verince bana "Kız mı dul mu?" diye sordu. Ben de dulolduğunu söyledim. Bunun üzerine "Oynaşacağın ya da birlikte güleceğin bir kız yok muydu?" dedi. Ben de dedim ki "Babam yedi yahut dokuz kız bırakıp öldü. Onların başına onlar gibi birisini getirmek istemedim. Onlara bakacak birisiyle evlenmek istedim". Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah mübarek kılsın" diye dua etti. Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Uyeyne ve Muhammed İbn Müslim'in Ömer'den yaptıkları nakilde "Allah mübarek kılsın" ibaresi yoktur. Nebi s.a.v.'in Abdurrahman İbn Avf için yaptığı dua yalnızca onun eşiyle ilgili bereket niyazı anlamına gelmekte iken Cabir İbn Abdullah için yaptığı dua da ise kız kardeşlerinin masıahatını kendi nefsine tercih ettiği için onun aklına bereket niyazı söz konusudur. Çünkü Cabir kardeşleri sebebiyle genelde genç bir erkeğin tercih edeceği bir kızla evlenmek yerine dul bir kadınla evlenmeyi yeğlemiştir

Sahîh-i Buhârî, 6387
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا مُحَارِبٌ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنهما يَقُولُ تَزَوَّجْتُ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا تَزَوَّجْتَ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ تَزَوَّجْتُ ثَيِّبًا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا لَكَ وَلِلْعَذَارَى وَلِعَابِهَا ‏"‏‏.‏ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَمْرِو بْنِ دِينَارٍ فَقَالَ عَمْرٌو سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ‏"‏‏.‏

Cabir İbn Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Ben evlendim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Nasıl biri ile evlendin, diye sordu. Ben: Dul ile evlendim, dedim. O: Neden kendisi ile oynaşacağın bakire kızla evlenmedin ki, diye sordu." (Hadisi Cabir'den rivayet eden Muharib dedi ki) Ben bunu Amr İbn Dinar'a aktardım, Amr dedi ki: Cabir İbn Abdullah'ı şöyle derken dinledim: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: "Niye kendisiyle oynaşacağın ve seninle oynaşacak bir kız ile evlenmedin, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Dul kadınları evlendirme." Buradaki "es-seyyibat", bakire olmayan anlamındaki "seyyibe"nin çoğuludur. "Acele etmene sebep ne?" Ne diye acele ediyorsun, demektir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Hadiste bakireleri nikahlamak teşvik edilmektedir. 2- Cabir'in kızkardeşlerine olan şefkati ve onların faydasına olan hususları kendi nefsi payına tercih etmesi dolayısıyla faziletli olduğu. 3- Bu hadisten anlaşıldığına göre iki masıahat çatışacak olursa, onlardan daha önemli olan öncelenir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cabir'in yaptığı işi doğru bulmuş ve bundan dolayı ona dua etmiştir. 4- Hayır bir iş yapana -kişinin kendisiyle alakalı olmasa dahi- dua edilir. 5- İmam (yönetici) arkadaşlarına durumları hakkında soru sorar, onların hallerini inceler. Onlara kendi maslahatlarına daha uygun olanı gösterir ve maslahatın hangi cihette olduğuna dikkatlerini çeker. 6- Kadının, kocasına, herhangi bir şekilde kocası ile yakınlığı bulunan çocuğuna, kardeşine, ailesine hizmet etmesi meşrudur. 7 - Kocanın bu amaçla evlenmesinde ve hanımından bunu beklemesinde bir sakınca yoktur. Bununla birlikte hanımın bunları yapması görevi değildir. Ancak bundan anlaşıldığına göre bu hususta adet böylece uygulanagelmiş idi. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona tepki göstermemiştir. Daha önce kaydedilmiş olan rivayette geçen "harkaa: iş beceremeyen" lafzı da, "eliyle bir iş yapamayan" demektir. Yani kendisinin de, başkasının da işlerini nasıl yoluna koyacağını bilmeyen kişi demektir. "Kocası yanında bulunmayan kadın ustura kullansın." Yani üzerindeki gereksiz kılları, tüyleri izale etsin. Burada "ustura kullanmak" tabirinin kuilanılması ise çoğunlukla kılları ve tüyleri izale etmekte usturanın kullanılmış olmasındandır. Bununla birlikte ustura dışında bir şeyle bu tür tüyleri izale etmek de men edilmiş değildir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Sahîh-i Buhârî, 5080
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، أَخْبَرَنَا عَمْرٌو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ نَكَحْتَ يَا جَابِرُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَاذَا أَبِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لاَ بَلْ ثَيِّبًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أَبِي قُتِلَ يَوْمَ أُحُدٍ وَتَرَكَ تِسْعَ بَنَاتٍ كُنَّ لِي تِسْعَ أَخَوَاتٍ، فَكَرِهْتُ أَنْ أَجْمَعَ إِلَيْهِنَّ جَارِيَةً خَرْقَاءَ مِثْلَهُنَّ، وَلَكِنِ امْرَأَةً تَمْشُطُهُنَّ وَتَقُومُ عَلَيْهِنَّ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَصَبْتَ ‏"‏‏.‏

Cabir dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey Cabir, evlendin mi, diye sordu. Ben: Evet dedim. Nasıl bir hanım ile, bakire ile mi yoksa dul ile mi, diye sordu. Ben, bakire değil duldur, dedim. Allah Resulü: Niye genç bir kızla evlenmedin ki onunla oynaşırdın, diye buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü, benim babam Uhud günü öldürüldü, geriye de benim kızkardeşim olan dokuz kız bıraktı. Onların yanına bir şey beceremeyen küçük bir kız daha getirmek yerine, onların saçlarını tarayacak, onları gözetecek bir hanım bulunsun istedim. Allah Resulü: İsabet ettin diye buyurdu

Sahîh-i Buhârî, 4052
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا سَيَّارٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةٍ، فَلَمَّا قَفَلْنَا كُنَّا قَرِيبًا مِنَ الْمَدِينَةِ تَعَجَّلْتُ عَلَى بَعِيرٍ لِي قَطُوفٍ، فَلَحِقَنِي رَاكِبٌ مِنْ خَلْفِي فَنَخَسَ بَعِيرِي بِعَنَزَةٍ كَانَتْ مَعَهُ، فَسَارَ بَعِيرِي كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنَ الإِبِلِ، فَالْتَفَتُّ فَإِذَا أَنَا بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي حَدِيثُ عَهْدٍ بِعُرْسٍ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَتَزَوَّجْتَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَبِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ بَلْ ثَيِّبًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ بِكْرًا تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَلَمَّا قَدِمْنَا ذَهَبْنَا لِنَدْخُلَ، فَقَالَ ‏"‏ أَمْهِلُوا حَتَّى تَدْخُلُوا لَيْلاً ـ أَىْ عِشَاءً ـ لِكَىْ تَمْتَشِطَ الشَّعِثَةُ، وَتَسْتَحِدَّ الْمُغِيبَةُ ‏"‏‏.‏

Cabir İbn Abdullah'tan, dedi ki: "Bir gazvede Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Geri dönüp de Medine'ye yaklaştığımız vakit ben pek hızlı gitmeyen bir deve üzerinde, varmak için acele ettim. Arkamdan binekli birisi bana yetişti. Devemi beraberindeki küçük bir harbe ile güttü. Bunun üzerine devem gördüğüm en güzel bir deve gibi yol almaya başladı. Dönüp baktığımda Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ı görüverdim. Ey Allah'ın Rasulü, ben henüz yeni evliyim, dedim. O: Evlendin mi diye sordu. Evet, dedim. Bakire ile mi yoksa dul ile mi diye sordu. Ben: Hayır, dul ile dedim. Allah Rasulü: Ne diye bakire ile evlenmedin ki? Sen onunla oynaşırdın, o da seninle oynaşırdı. (Cabir devamla) dedi ki: (Medine'ye) yaklaştığımızda (evlerimize) girmek üzere gittik. Allah Rasulü: Geceleyin yani akşam vakti girinceye kadar bekleyin iz ki böylelikle saçı başı karışık olan taransın, kocası yanından uzun süre ayrılmış bulunan kadın da etek traşı olsun, diye buyurdu

Sahîh-i Buhârî, 5247
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ زَيْنَبَ ابْنَةَ أَبِي سَلَمَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ قَالَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنَّا قَدْ تَحَدَّثْنَا أَنَّكَ نَاكِحٌ دُرَّةَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَعَلَى أُمِّ سَلَمَةَ لَوْ لَمْ أَنْكِحْ أُمَّ سَلَمَةَ مَا حَلَّتْ لِي، إِنَّ أَبَاهَا أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ ‏"‏‏.‏

Ümmü Habibe'den, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedi ki: "Bizler kendi aramızda senin Ebu Seleme'nin kızı Düne'yi nikahlayacağını konuşmuştuk. Rasulullah: Ben onu Üm mü Seleme'nin üzerine mi nikahlayacaktım? Eğer Ümmü Seleme'yi nikahlamamış olsaydım bile bcma helal olmazdı. Çünkü onun babası benim süt kardeşimdi, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Dul kalınca ... " Bu, kocası ölmüş veya kocasından bain talak ile boşanmış ve iddeti de bitmiş olan kadına denir; ama çoğunlukla kocası ölen hakkında kullanılır. "Ona daha çok içerlemiştim." Ebu Bekir'e kızgınlığım, Osman'a kızgınlığımdan fazlaydı. Bunun da iki sebebi vardı: Birincisi, aralarındaki oldukça güçlü ve sağlam sevgi, ikincisi ise Osman'ın önce kendisine cevap vermesi, sonra da ona mazeretini beyan etmesi idi. Oysa Ebu Bekir ona herhangi bir cevap vermemişti. "Sana bir karşılık vermemiştim." Yani sana cevap vermemiştim. Hadisten Çıkan Sonuçlar : 1- Kişi, kardeşine sitemde bulunması halinde, bunda haklı ise ona mazeretini açıklaması gerekir. Çünkü bu, beşer tabiatında olan bir şeydir. 2- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in talip olacağını hissettirdiği yahut kendisi ile evlenmek istediği bir kadın ile evlenmeye ruhsat vardır. Çünkü Ebu Bekir es-Sıddık: Eğer Nebi ondan vazgeçmiş olsaydı, ben onu kabul edecektim, dedi. 3- İnsan, kızını ya da velayeti altında bulunan bir başkasını hayırlı ve salih bir kimse olduğuna inandığı kimseyle evlendirmek için teklifte bulunabilir. Çünkü böyle bir durumda kendisine teklifte bulunulan kimsenin de elde edeceği fayda sözkonusudur. Ayrıca bunda utanılacak bir taraf da yoktur. 4- Evli dahi bulunsa bir kimseye velayeti altındaki kızı ile evlenme teklifinde bulunabilir. Çünkü Ebu Bekir o sırada evli bulunuyordu

Sahîh-i Buhârî, 5123

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.