Sahîh-i Buhârî · 5405
Arapça metin
وَعَنْ أَيُّوبَ، وَعَاصِمٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ انْتَشَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَرْقًا مِنْ قِدْرٍ فَأَكَلَ، ثُمَّ صَلَّى، وَلَمْ يَتَوَضَّأْ.
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir tencereden kemikli bir et çıkarıp yedi, sonra da abdest almaksızın namaz kıldı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Eti ısırıp koparmak ve tencereden çıkarmak." (Eti ısırıp koparmak anlamı verilen:) "en-nehş", etin ağız ile ısırılıp, kemik ve başka şeyin üzerinden alınması, izale edilmesi demektir. Hocamız da Şerhu't-Tirmizi adlı eserinde şöyle demektedir: Etin bıçakla kesiLeceğine dair nehy sabit değildir. Aksine kol kemiğinden etin kesilerek alındığı sabittir. O halde etin dişlerle ısırılıp koparılması zor olduğu takdirde bıçakla kesilmesi halinde olduğu gibi, etin farklılığına göre değişiklik arz eder. Bıçağın bulunmaması hali de böyledir. Diğer taraftan işinin acele olması ile ağır hareket etme durumlarına göre değişiklik görülür. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ تَعَرَّقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَتِفًا، ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى، وَلَمْ يَتَوَضَّأْ.
İbn Abbas r.a.'tan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kol üzerindeki eti dişleriyle ısırıp kopardı. Sonra da abdest almaksızın kalkıp namaz kıldı
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَعْشَرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقْطَعُوا اللَّحْمَ بِالسِّكِّينِ فَإِنَّهُ مِنْ صَنِيعِ الأَعَاجِمِ وَانْهَسُوهُ فَإِنَّهُ أَهْنَأُ وَأَمْرَأُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَلَيْسَ هُوَ بِالْقَوِيِّ .
Âişe (r.anhâ)'dan rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.): "Eti bıçakla kesmeyiniz. Çünkü bu ecnebilerin işidir. Onu siz dişlerinizle kopararak yeyiniz. Çünkü böylesi daha lezzetli ve hazmı daha kolaydır" buyurmuştur. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadis sahih değildir
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، سَمِعَ النَّضْرَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ثُمَامَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ غُلاَمًا أَمْشِي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى غُلاَمٍ لَهُ خَيَّاطٍ، فَأَتَاهُ بِقَصْعَةٍ فِيهَا طَعَامٌ وَعَلَيْهِ دُبَّاءٌ، فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ ـ قَالَ ـ فَلَمَّا رَأَيْتُ ذَلِكَ جَعَلْتُ أَجْمَعُهُ بَيْنَ يَدَيْهِ ـ قَالَ ـ فَأَقْبَلَ الْغُلاَمُ عَلَى عَمَلِهِ. قَالَ أَنَسٌ لاَ أَزَالُ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ بَعْدَ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَنَعَ مَا صَنَعَ.
Enes radıyallShu anh'dan, dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yürüyen bir genç idim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem terzi bir azadlısının yanına girdi. O da içinde yemek bulunan ve üzerinde kabak parçaları olan bir yemeği n bulunduğu bir kap getirdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabakları araştırmaya koyuldu. Enes dedi ki: Onun böyle yaptığını görünce ben de kabakları önünde toplamaya Başladım. (Enes) dedi ki: Azadlı köle de işine devam etti. Enes dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in O yaptıklarını gördükten sonra ben de kabağı hep sevmişimdir. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir adamı ziyafete davet edip ağırlayan kimsenin işine devam etmesi." Buharı bu Başlık ile davet edenin davet ettiği kimseyle birlikte yemek yemesinin kaçınılmaz olmadığına işaret etmektedir. İbn Battal der ki: Ben davet edenin misafiri ile birlikte yemek yemesinin şart olduğuna dair bir şey bilmiyorum. Ancak bu, misafiri rahatlatmak açısından daha uygun, onun utangaçlığını izale etme açısından da daha yerindedir. Böyle davranan bir kimse misafirini ağırlamakta daha ileriye gitmiş olur. Bunu yapmayan kimsenin de bu davranışı caizdir. Ebu Bekr radıyallahu anh'ın misafirleri ile ilgili (daha önce) geçen olayda misafırlerin kendileri ile birlikte yemedikçe yemedikleri, onun ise buna karşı tepki gösterdiği görülmüştür
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ الْعَبْدِيُّ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو حَيَّانَ التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَاتَ يَوْمٍ بِلَحْمٍ فَرُفِعَ إِلَيْهِ الذِّرَاعُ وَكَانَتْ تُعْجِبُهُ فَنَهَسَ مِنْهَا .
Ebû Hureyre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e et (yemeği) İkram edildi de etin kol kısmı O'na sunulup yemesi istendi. O, etin kol kısmını seviyordu. Bunun üzerine o da (eline aldığı) koldan eti ısırarak yedi
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ إِنَّ خَيَّاطًا دَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ ـ قَالَ أَنَسٌ ـ فَذَهَبْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى ذَلِكَ الطَّعَامِ، فَقَرَّبَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خُبْزًا مِنْ شَعِيرٍ وَمَرَقًا فِيهِ دُبَّاءٌ وَقَدِيدٌ ـ قَالَ أَنَسٌ ـ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوْلِ الصَّحْفَةِ، فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ مِنْ يَوْمِئِذٍ. وَقَالَ ثُمَامَةُ عَنْ أَنَسٍ، فَجَعَلْتُ أَجْمَعُ الدُّبَّاءَ بَيْنَ يَدَيْهِ.
Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Bir terzi hazırladığı bir yemeğe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i davet etmişti. Enes dedi ki: Ben de o yemeğe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arpa ekmeği ve içinde kabak taneleri ve kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek ikram edildi. Enes dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tabağın etrafındaki kabak tanelerini ayıkladığını gördüm. İşte o günden bu yana ben de kabağı hep severim." Sümame, Enes'ten: "Ben de kabak tanelerini önüne toplamaya başladım" dediğini eklemiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sofra üzerinde arkadaşına elden ele bir şey uzatan yahut önüne koyan kimse." İbnu'l-Mübarek dedi ki: "(Aynı sofrada bulunanların) birbirlerine elden ele bir şey uzatmalarında bir sakınca yoktur. Fakat bu sofradan diğer sofradakine elden ele bir şey uzatmaz." İbn Battal dedi ki: Aynı sofrada birbirlerine bir şey uzatmalarının caiz olması, o yemeğin muayyen olarak onlara takdim edilmiş olmasından dolayıdır. O yemeğin tamamını kendileri yiyebilirler. Bu yemekte o sofradakilerin hepsi ortaktır. Daha önceden de herkesin önünden yemesine dair emir geçmiş bulunmaktadır. Önünde bulunan bir şeyi arkadaşına uzatan bir kimse, arkadaşının o şeydeki ortaklığı ile birlikte kendi payını ona vererek kendisine tercih etmiş gibidir; ama bir başka sofrada bulunan kimsenin durumu böyle değildir. Başka sofradakine kendi sofrasından bir şeyler uzatan kimsenin önünde bulunan yemekte hakkı bulunmakla birlikte, onun bir kısmını bir başka sofradakine vermek hakkı yoktur. Çünkü diğer sofradakinin onda bir ortaklığı bulunmamaktadır
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ إِنَّ خَيَّاطًا دَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ، قَالَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ فَذَهَبْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى ذَلِكَ الطَّعَامِ، فَقَرَّبَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خُبْزًا وَمَرَقًا فِيهِ دُبَّاءٌ وَقَدِيدٌ، فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوَالَىِ الْقَصْعَةِ ـ قَالَ ـ فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ مِنْ يَوْمِئِذٍ.
Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: Bir demirci, yemek hazırlayarak Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İ yemeğe davet etti. Ben de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bu yemeğe gittim. Hz. Nebi'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem önüne ekmek, kabak çorbası ve kurutulmuş et konuldu. Ben, Hz. Nebi'in tabağın içinde kabakları araştırdığını gördüm. O günden beri kabağı severim. Tekrar: