İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5416

Food, Meals

Arapça metin

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم مُنْذُ قَدِمَ الْمَدِينَةَ مِنْ طَعَامِ الْبُرِّ ثَلاَثَ لَيَالٍ تِبَاعًا، حَتَّى قُبِضَ‏.‏

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Medine'ye geldiğinden itibaren ruhu kabzedilinceye kadar onun hanımlarının karınıarı peş peşe üç gün buğday ekmeğinden doymuştur." Bu Hadis 6454 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabının" onun zamanında "yedikleri." Buharı bu başlık altında altı hadis zikretmiş bulunmaktadır. Birinci hadis, EbU. Hureyre'nin rivayet ettiği hurma paylaştırma ile ilgili olan hadistir. Bunun açıklaması daha sonra: "Taze hurma ile hıyar" başlığında gelecektir. EbU. Hureyre'nin bu rivayetteki: "Ağzımda onu çokça çiğnedim" ifadesinden kastı şudur: Bu hurma tanesini çiğnerken oldukça sert olduğundan sakız gibi uzun süre çiğnemiştir. "Selem denilen dikenli çöl ağacı yaprağından başka ... " Bundan maksat ise bu çöl ağaçlarının ve bir çeşit Arabistan kirazının meyvesidir. Bu da fasulyeyi andırırdı. Bu ağaçların köklerinin kastedildiği de söylenmiştir. İleride yüce Allah'ın izni ile Rikak bölümünde bu hadise dair geniş açıklamalar gelecektir:

Sahîh-i Buhârî, 5416

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْحَسَنِ الأَسَدِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُؤْتَى بِالتَّمْرِ عِنْدَ صِرَامِ النَّخْلِ فَيَجِيءُ هَذَا بِتَمْرِهِ وَهَذَا مِنْ تَمْرِهِ حَتَّى يَصِيرَ عِنْدَهُ كَوْمًا مِنْ تَمْرٍ، فَجَعَلَ الْحَسَنُ وَالْحُسَيْنُ ـ رضى الله عنهما ـ يَلْعَبَانِ بِذَلِكَ التَّمْرِ، فَأَخَذَ أَحَدُهُمَا تَمْرَةً، فَجَعَلَهَا فِي فِيهِ، فَنَظَرَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْرَجَهَا مِنْ فِيهِ فَقَالَ ‏ "‏ أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ آلَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم لاَ يَأْكُلُونَ الصَّدَقَةَ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Olgunlaşan hurmalar toplandığı sırada Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e (zekat) hurmaları getirilirdi. Öyle ki yanında büyük bir yığın meydana gelirdi. Bir defasında Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'im torunları Hasan ve Hüseyin r.a. bu hurmalarla oynamaya başlamıştı. İçlerinden biri bu hurmadan alıp ağzına koyunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktı ve Hemen bunu çocuğun ağzından çıkardı. Sonra Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ona: "Muhammed ailesinin sadaka malından yemediğini sen bilmiyor musun?" buyurmuştur. Tekrar: 1491 ve 3072 nolu hadisler. Fethu'l-Bari Açıklması: Konu iki başlığı ele almaktadır. Birincisi, 'devşirilip toplandığı gün de hak­kını (zekat ve sadakasını) verin [En'am 141] ayeti ile ilgilidir. Ayette geçen "hak" ifadesi ile neyin kastedildiği konusunda ihtilaf edilmiştir: İbn Abbas, "Farz olan haktır" demiştir. Buradaki hadis ise ayetteki "hak"kın, zekat olmadığı izlenimini vermektedir. Beikide burada kastedilen, Ahmed ve Ebû Davud'un Cabir'den naklettiği şu hadistir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), her hurma ağacından, on vesk gelecek kadar bir dalın, miskinlerin yemesi için mes­cide asılmasını emretmiştir

Sahîh-i Buhârî, 1485
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ أَبِي أُسَامَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَخْبِرُونِي بِشَجَرَةٍ تُشْبِهُ أَوْ كَالرَّجُلِ الْمُسْلِمِ لاَ يَتَحَاتُّ وَرَقُهَا وَلاَ وَلاَ وَلاَ، تُؤْتِي أُكْلَهَا كُلَّ حِينٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَوَقَعَ فِي نَفْسِي أَنَّهَا النَّخْلَةُ، وَرَأَيْتُ أَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ لاَ يَتَكَلَّمَانِ، فَكَرِهْتُ أَنْ أَتَكَلَّمَ، فَلَمَّا لَمْ يَقُولُوا شَيْئًا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هِيَ النَّخْلَةُ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا قُمْنَا قُلْتُ لِعُمَرَ يَا أَبَتَاهُ وَاللَّهِ لَقَدْ كَانَ وَقَعَ فِي نَفْسِي أَنَّهَا النَّخْلَةُ فَقَالَ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَكَلَّمَ قَالَ لَمْ أَرَكُمْ تَكَلَّمُونَ، فَكَرِهْتُ أَنْ أَتَكَلَّمَ أَوْ أَقُولَ شَيْئًا‏.‏ قَالَ عُمَرُ لأَنْ تَكُونَ قُلْتَهَا أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ كَذَا وَكَذَا‏.‏

İbn Ömer'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında idik. Bize; "Müslüman birine benzeyen veya onun gibi olan, yaprakları dökülmeyen, [meyvesi eksik] olmayan, [gölgesi} sona ermeyen, [faydası] yok olmayan ve her zaman yemiş veren bir ağacı bana söyleyin," dedi. İbn Ömer şöyle dedi: "Bu ağacın hurma ağacı olduğu içime doğdu. Ama Ebu Bekir ile Ömer'e baktım, onlar konuşmuyordu. Ben de konuşmayı uygun görmedim. Onlar bir şey söylemeyince, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "O, hurma ağacıdır," dedi. Allah Resulü'nün meclisinden ayrıldıktan sonra Ömer'e "Babacığım! Allah'a yemin ederim ki, o ağacın hurma olduğu gönlüme doğmuştu," dedim. O da; "Konuşmana ne mani oldu?" diye sordu. Ben de şöyle cevap verdim: Sizin konuşmadığınızı gördüm. Ben de konuşmayı veya bir şey söylemeyi uygun görmedim. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: "Kuşkusuz bu cevabı söylemiş olman, bana şundan şu ndan daha sevimli gelirdL" Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu rivayetin açıklaması "Kitabu'l-ilm"de ayrıntılı olarak yapılmıştı. Orada açıkça, ayette geçen ağacın hurma ağacı olduğu belirtilmişti. Bu rivayette, ayette geçen ağaç ile Hindistan cevizi ağacının kastedildiğini söyleyenlere bir red söz konusudur. Ayette geçen ......tayyibe (güzel) kelimesi ağacın, meyvesinin lezzetli veya şeklinin güzel ya da 'kendisinin faydalı olduğu anlamına gelir. Bu durumda faydasının bir sonucu olarak ağaç güzel olur. .........Asluha sabit (kökü yerde sabit) ifadesi ise kökünün kesilmediğini, ..........fer'uha fi's-sema (dalları gökte) ifadesi de ağacın mükemmelliğin zirvesinde olduğunu gösterir. Ağacın boyu uzadıkça yerdeki pisliklerden de uzak olur. Hakim, Enes Malik'ten şu hadisi nakletmiştir: "Güzel ağaç hurma, kötü ağaç ise Ebu Cehil karpuzudur

Sahîh-i Buhârî, 4698
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ حَرَّقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَخْلَ بَنِي النَّضِيرِ وَقَطَعَ وَهْىَ الْبُوَيْرَةُ فَنَزَلَتْ ‏{‏مَا قَطَعْتُمْ مِنْ لِينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَائِمَةً عَلَى أُصُولِهَا فَبِإِذْنِ اللَّهِ‏}‏

İbn Ömer r.a. dedi ki: "Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem el-Buveyre diye bilinen Nadir oğullarının hurmalıklarını (bir kısmını) yaktı ve (bir kısmını) kesti. Bunun üzerine: "Herhangi bir hurma ağacı kesmeniz yahut onu kökleri üzere dikili bırakmanız hep Allah'ın izni ile olmuştur." (Haşr, 5) ayeti nazil oldu. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Tefsir-ül Kur’ân; Müslim, Cihâd Bu hadis’in Müslimdeki rivayetlerini ve izahatı görmek için buraya tıklayın

Sahîh-i Buhârî, 4031
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، وَهِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ أَصْوَاتًا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذَا الصَّوْتُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا النَّخْلُ يُؤَبِّرُونَهُ فَقَالَ ‏"‏ لَوْ لَمْ يَفْعَلُوا لَصَلَحَ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمْ يُؤَبِّرُوا عَامَئِذٍ فَصَارَ شِيصًا فَذَكَرُوا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنْ كَانَ شَيْئًا مِنْ أَمْرِ دُنْيَاكُمْ فَشَأْنَكُمْ بِهِ وَإِنْ كَانَ شَيْئًا مِنْ أُمُورِ دِينِكُمْ فَإِلَىَّ ‏"‏ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bâzı sesler işitti ve: «Bu ses nedir?» buyurdu. (O'nun yanında) olanlar: Hurma ağaçları (sesi)dir. Bunları döllendiriyorlar, diye cevab verdiler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «(Bunu) yapmasaydılar (kanımca meyvasi) iyi olurdu.» buyurdu. Bunun üzerine (ilgililer) o yıl döllendirme işini yapmadılar. (Fakat ağaçların verdiği) mahsûl şıys (yâni çekirdeği pekişmemiş, âdi hurma) oldu. Sahâbiler (bu durumu) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlattılar. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «(Yapmak istediğiniz) bir şey dünyanız işinden olursa onunla ilgili bilginizdir. O şey dininizin işlerinden olursa (onun hükmü) bana âiddir.» MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Sünen-i İbn Mâce, 2471
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَبَّاسٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَسَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا بَيْنَ أَصْحَابِهِ تَمْرًا، فَأَعْطَى كُلَّ إِنْسَانٍ سَبْعَ تَمَرَاتٍ، فَأَعْطَانِي سَبْعَ تَمَرَاتٍ إِحْدَاهُنَّ حَشَفَةٌ، فَلَمْ يَكُنْ فِيهِنَّ تَمْرَةٌ أَعْجَبَ إِلَىَّ مِنْهَا، شَدَّتْ فِي مَضَاغِي‏.‏

Ebu Hureyre radiyallahu anh'den, dediki: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabı arasında bir miktar hurmayı böıüştürdü. Herkese yedi tane hurma verdi. Bana birileri ağacında olgunlaşmamış, korukalmak üzere yedi tane hurma verdi. Aralarında ondan daha çok beğendiğim hurma olmadı. Ağzımda çabucak erimedi. Onu çiğnedim durdum." Bu Hadis 5441 ve aynı rakam ile mükerrer 5441 numara ile gelecektir

Sahîh-i Buhârî, 5411
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ سِمَاكٍ، أَنَّهُ سَمِعَ مُوسَى بْنَ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ مَرَرْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَخْلٍ فَرَأَى قَوْمًا يُلَقِّحُونَ النَّخْلَ فَقَالَ ‏"‏ مَا يَصْنَعُ هَؤُلاَءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَأْخُذُونَ مِنَ الذَّكَرِ فَيَجْعَلُونَهُ فِي الأُنْثَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أَظُنُّ ذَاكَ يُغْنِي شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ فَبَلَغَهُمْ فَتَرَكُوهُ وَنَزَلُوا عَنْهَا فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنَّمَا هُوَ ظَنٌّ إِنْ كَانَ يُغْنِي شَيْئًا فَاصْنَعُوهُ فَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ وَإِنَّ الظَّنَّ يُخْطِئُ وَيُصِيبُ وَلَكِنْ مَا قُلْتُ لَكُمْ قَالَ اللَّهُ فَلَنْ أَكْذِبَ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Talha bin Ubeydillah (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde bir hurma bahçesinin yanından geçtik. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hurma ağaçlarını döllendirmekte olan bir topluluk gördü ve: «Şu adamlar ne yapıyorlar?» diye sordu. (Yanmdakiler): Onlar erkek hurma ağacın (m çiçeğin) den (bir parça) alıp dişi hurma ağacı (çiçeği) ne koyuyorlar (döllendiriyorlar), dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunun bir yarar sağlıyacağını sanmıyorum» buyurdu. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu sözü onlara ulaştı. Onlar da bu işi bıraktılar ve hurma ağaçlarından indiler. Durum Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca şöyle buyurdu: «O (söylediğim) söz ancak bir zandır. Eğer telkih (döllendirme) bir yarar sağlıyorsa bunu yapınız. Çünkü ben ancak sizin gibi bir beşerim. Zan da şüphesiz (gâh) isabet etmez ve (gâh) isabet eder. Ve lâkin ben.- Allah (şöyle) buyurdu, diyerek size bir şey söyleyince Allah adına yanılmam (veyahut) velâkın ben: Allah (şöyle) buyurdu, diyerek size söylediğim sözde Allah adına yanılmam.» MÜSLİM HADİSLERİ: 2361 —

Sünen-i İbn Mâce, 2470

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.