İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5425

Food, Meals

Arapça metin

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَبِي طَلْحَةَ ‏"‏ الْتَمِسْ غُلاَمًا مِنْ غِلْمَانِكُمْ يَخْدُمُنِي ‏"‏‏.‏ فَخَرَجَ بِي أَبُو طَلْحَةَ، يُرْدِفُنِي وَرَاءَهُ، فَكُنْتُ أَخْدُمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُلَّمَا نَزَلَ، فَكُنْتُ أَسْمَعُهُ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ‏"‏‏.‏ فَلَمْ أَزَلْ أَخْدُمُهُ حَتَّى أَقْبَلْنَا مِنْ خَيْبَرَ، وَأَقْبَلَ بِصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ قَدْ حَازَهَا، فَكُنْتُ أَرَاهُ يُحَوِّي وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ أَوْ بِكِسَاءٍ، ثُمَّ يُرْدِفُهَا وَرَاءَهُ، حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالصَّهْبَاءِ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَدَعَوْتُ رِجَالاً فَأَكَلُوا، وَكَانَ ذَلِكَ بِنَاءَهُ بِهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ حَتَّى إِذَا بَدَا لَهُ أُحُدٌ قَالَ ‏"‏ هَذَا جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا أَشْرَفَ عَلَى الْمَدِينَةِ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحَرِّمُ مَا بَيْنَ جَبَلَيْهَا مِثْلَ مَا حَرَّمَ بِهِ إِبْرَاهِيمُ مَكَّةَ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya: Sizin küçük çocuklarınızdan bana hizmet edecek küçük bir çocuk araştır, dedi. Ebu Talha beni arkasında terkisine bindirerek çıkarıp götürdü. Ben de Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne zaman konakladıysa gider ona hizmet ederdim. Onun: Allah'ım, kederden, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ağır borç yükünden ve erkeklerin galip gelmesinden sana sığınırım, duasını çokça yaptığını işitir dururdum. Bu şekilde Hayber'den dönünceye kadar ona hizmet edip durdum. Hayber'den kendisi için ayırmış olduğu Huyey'in kızı Safiye ile döndü. Ben onun Safiye için arkasında bir aba ya da bir örtü ile yer hazırladığını, sonra da onu arkasına, terkisine bindirdiğini gördüm. Nihayet es-Sahba denilen yere vardığımızda deriden sofralar üzerinde Hays denilen yemeği hazırlattı. Sonra beni gönderdi, ben de birtakım adamları davet ettim, onlar da gelip yemek yediler. Bu, Safiye ile evlenmesi (dolayısıyla) idi. Daha sonra Medine'ye doğru yoluna devam etti. Nihayet Uhud'u görünce: Bu bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağdır, dedi, Medine'ye yaklaşınca da: Allah'ım, şüphesiz ben İbrahim'in Mekke'yi haram kıldığı gibi Medine'nin iki dağının arasını da haram kılıyorum. Allah'ım, (Medinelilerin) mudlerini ve sa'larını onlar için bereketli kıL." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hays yemeği." Buna dair açıklama, -başlıktaki hadisin şerhi ile birlikte- Meğazı bölümünün Hayber gazvesinde Safiye kıssası başlığında (4211.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Hays, aslında hurma, keş ve tereyağından yapılır. Bazı hallerde keşin yerine doğranmış ekmek ya da un da konulabilir. "Ağır borç yükü." borcun ağırlığı demektir

Sahîh-i Buhârî, 5425

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَبِي طَلْحَةَ ‏"‏ الْتَمِسْ لَنَا غُلاَمًا مِنْ غِلْمَانِكُمْ يَخْدُمُنِي ‏"‏‏.‏ فَخَرَجَ بِي أَبُو طَلْحَةَ يُرْدِفُنِي وَرَاءَهُ، فَكُنْتُ أَخْدُمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُلَّمَا نَزَلَ، فَكُنْتُ أَسْمَعُهُ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ‏"‏‏.‏ فَلَمْ أَزَلْ أَخْدُمُهُ حَتَّى أَقْبَلْنَا مِنْ خَيْبَرَ، وَأَقْبَلَ بِصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ قَدْ حَازَهَا، فَكُنْتُ أَرَاهُ يُحَوِّي وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ أَوْ كِسَاءٍ ثُمَّ يُرْدِفُهَا وَرَاءَهُ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالصَّهْبَاءِ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَدَعَوْتُ رِجَالاً فَأَكَلُوا، وَكَانَ ذَلِكَ بِنَاءَهُ بِهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ حَتَّى بَدَا لَهُ أُحُدٌ قَالَ ‏"‏ هَذَا جُبَيْلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا أَشْرَفَ عَلَى الْمَدِينَةِ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحَرِّمُ مَا بَيْنَ جَبَلَيْهَا مِثْلَ مَا حَرَّمَ بِهِ إِبْرَاهِيمُ مَكَّةَ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya şöyle demiştir: "Oğullarınızdan bize hizmet edecek birini araştırın". Ebu Talha da beni arkasına alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Bu vakitten sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seferde her konakladığında ona hizmet ederdim. çoğu zaman şu duayı yaptığını işitmişimdir: "Allahım! Hüzün ve kederden, acizlik ve tembellikten, cimrilik ve korkaklıktan, borç sıkıntısından ve güçlülerin bana galip gelmesinden (tasallutundan) sana sığınırım". Ona hizmete devam ettim. Hayber dönüşünde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisi için aldığı Safıyye bnt. Huyey ile birlikte döndü. Daha önce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem arkasını örtü ile kapatırken şimdi Safıyye'yi arkasına almıştı. Sahba mevkiinde Hays yemeyi yaptırıp insanlara ikram etti. Onunla evliliği burada gerçekleşti. Dönüş sırasında Uhud'u görünce "Bu dağ bizi biz de onu severiz" buyurdu. Medıne'yi . görünce de "Allahım! Medfnelilere bereket ihsan et" diye dua etti

Sahîh-i Buhârî, 6363
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لأَبِي طَلْحَةَ ‏"‏ الْتَمِسْ غُلاَمًا مِنْ غِلْمَانِكُمْ يَخْدُمُنِي حَتَّى أَخْرُجَ إِلَى خَيْبَرَ ‏"‏‏.‏ فَخَرَجَ بِي أَبُو طَلْحَةَ مُرْدِفِي، وَأَنَا غُلاَمٌ رَاهَقْتُ الْحُلُمَ، فَكُنْتُ أَخْدُمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَزَلَ، فَكُنْتُ أَسْمَعُهُ كَثِيرًا يَقُولُ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَدِمْنَا خَيْبَرَ، فَلَمَّا فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْحِصْنَ ذُكِرَ لَهُ جَمَالُ صَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ، وَقَدْ قُتِلَ زَوْجُهَا وَكَانَتْ عَرُوسًا، فَاصْطَفَاهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِنَفْسِهِ، فَخَرَجَ بِهَا حَتَّى بَلَغْنَا سَدَّ الصَّهْبَاءِ حَلَّتْ، فَبَنَى بِهَا، ثُمَّ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ صَغِيرٍ، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ آذِنْ مَنْ حَوْلَكَ ‏"‏‏.‏ فَكَانَتْ تِلْكَ وَلِيمَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى صَفِيَّةَ‏.‏ ثُمَّ خَرَجْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ قَالَ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحَوِّي لَهَا وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ، ثُمَّ يَجْلِسُ عِنْدَ بَعِيرِهِ فَيَضَعُ رُكْبَتَهُ، فَتَضَعُ صَفِيَّةُ رِجْلَهَا عَلَى رُكْبَتِهِ حَتَّى تَرْكَبَ، فَسِرْنَا حَتَّى إِذَا أَشْرَفْنَا عَلَى الْمَدِينَةِ نَظَرَ إِلَى أُحُدٍ فَقَالَ ‏"‏ هَذَا جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ نَظَرَ إِلَى الْمَدِينَةِ فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحَرِّمُ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا بِمِثْلِ مَا حَرَّمَ إِبْرَاهِيمُ مَكَّةَ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya: "Hayber'in fethine çıktığımızda sefer boyunca bana hizmet edecek bir delikanlı bulabilir misiniz?" buyurdu. Ebu Talha da beni terkisine alıp götürdü. Ben o sıralar ergenlik çağına yaklaşmış bir çocuktum (murahik). Ben bu seferde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bineğinden indiği zaman ona hizmet ediyordum. Nebi'ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem sık sık şöyle dua ettiğine tanık oldum: "Allahım gam, keder ve tasadan, tembellikten ve güçsüz / aciz duruma düşmekten, cimrilikten ve korkaklıktan, borç altında ezilmekten ve düşman güçlerin tasallutundan sana sığımrım!" Sonra Hayber'e vardık. Allah Teala Hayber kalesinin fethini müyesser kılınca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kocası savaşta öldürülen taze gelin Safiyye bnt. Huyey İbn Ahtab'ın güzelliği anlatıldı. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kendisine aldı ve birlikte yola koyuldular. Sahba seddine varınca Safiyye ile evliliği gerçekleşti. Sonra küçük bir kap içerisinde hays denen (hurma, peynir ve yağ karıştırılarak yapılan) bir yemek yapıldı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: "Etrafındakileri çağır!" buyurdu. İşte bu, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Safiyye ile evliliği dolayısıyla verdiği düğün yemeği idi. Ardından Medine'ye doğru yola çıktık. Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Safiyye'yi abası ile sardığını gördüm. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem devesinin yanına yaklaştı ve yere çöküp dizini dikti. Safiyye ise Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dizine basıp deveye bindi. Bu şekilde yola devam ettik ve Medine'ye yaklaştık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye yaklaşınca önce Uhud dağına bakıp: "Bu öyle bir dağdır ki bizi sever biz de onu severiz!" buyurdu ve ardından Medine'ye bakıp şöyle dua etti: "Allahım, ben İbrahim'in Mekke'yi haram bölgesi olarak belirlediği gibi Medine'nin şu iki kara tepesi arasını haram bölge olarak belirliyorum. Allahım, Medinelilerin müddüne ve sa'ına bereket ver

Sahîh-i Buhârî, 2893
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْغَفَّارِ بْنُ دَاوُدَ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، ح وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الزُّهْرِيُّ، عَنْ عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمْنَا خَيْبَرَ، فَلَمَّا فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْحِصْنَ ذُكِرَ لَهُ جَمَالُ صَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ، وَقَدْ قُتِلَ زَوْجُهَا وَكَانَتْ عَرُوسًا، فَاصْطَفَاهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِنَفْسِهِ، فَخَرَجَ بِهَا، حَتَّى بَلَغْنَا سَدَّ الصَّهْبَاءِ حَلَّتْ، فَبَنَى بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، ثُمَّ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ صَغِيرٍ، ثُمَّ قَالَ لِي ‏ "‏ آذِنْ مَنْ حَوْلَكَ ‏"‏‏.‏ فَكَانَتْ تِلْكَ وَلِيمَتَهُ عَلَى صَفِيَّةَ، ثُمَّ خَرَجْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ، فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يُحَوِّي لَهَا وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ، ثُمَّ يَجْلِسُ عِنْدَ بَعِيرِهِ، فَيَضَعُ رُكْبَتَهُ، وَتَضَعُ صَفِيَّةُ رِجْلَهَا عَلَى رُكْبَتِهِ حَتَّى تَرْكَبَ‏.‏

Enes b. Malik r.a.'dan dedi ki: "Hayber'e geldik. Allah ona kaleyi fethetmeyi nasip edince ona Huyey b. Ahtab'ın kızı Safiyye'nin güzelliğinden söz ediidi. Kocası da öldürülmüştü. Kendisi de yeni gelindi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kendisi için seçti (ıstıfa). Onunla birlikte (yola) çıktı. Nihayet biz Sed es-Sahba denilen yere vardığımızda temizlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla gerdeğe girdi. Sonra da deriden küçük bir sofra üzerinde yağ ve un karıştırılmış bir yemek yaptı. Daha sonra bana: Etrafında bulunanları çağır, dedi. İşte onun Safiyye ile evlenmesi dolayısıyla verdiği ziyafet bu olmuştu. Sonra Medine'ye gitmek üzere yola çıktık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, arkasında bir abayı etrafında dola- "Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vasıtanla bir adama hidayet vermesi. .. " Bundan Müslüman oluncaya kadar kMirin kalbinin İslam'a ısınmasını sağlamanın, eli çabuk tutup onunla savaşmaktan daha evla olduğu anlaşılmaktadır. "Kırmızı tüylü develer." Bu da beğenilen, sevilen develerin renkleri arasındadır. Bir açıklamaya göre bundan maksat, senin böyle develere sahip olup, onları . Sadaka olarak dağıtmaktan senin için daha hayırlıdır. Bir diğer açıklamaya göre böyle develeri barındırıp, onlara malik olmandan hayırlıdır .. Çünkü bu tür develer Arapların kendileriyle birbirlerine karşı öğündükleri mallardandı. [-4211-] Enes b. Malik r.a.'dan dedi ki: "Hayber'e geldik. Allah ona kaleyi fethetmeyi nasip edince ona Huyey b. Ahtab'ın kızı Safiyye'nin güzelliğinden sözediidi. Kocası da öldürülmüştü. Kendisi de yeni gelindi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kendisi için seçti (ıstıfa). Onunla birlikte (yola) çıktı. Nihayet biz Sed es-Sahba denilen yere vardığımlZda temizlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla gerdeğe girdi. Sonra da deriden küçük bir sofra üzerinde yağ ve un karıştırılmış bir yemek yaptı. Daha sonra bana: Etrafında bulunanları çağır, dedi. İşte onun Safiyye ile evlenmesi dolayısıyla verdiği ziyafet bu olmuştu. Sonra Medine'ye gitmek üzere yola çıktık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, arkasında bir abayı etrafında dolayarak ona yer hazırladığını gördüm. Sonra da devesinin yakınında oturup, dizini yere koydu, Safiye de binmek üzere ayağını onun dizinin üzerine koydu

Sahîh-i Buhârî, 4211
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ أَقْبَلَ هُوَ وَأَبُو طَلْحَةَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم صَفِيَّةُ، مُرْدِفَهَا عَلَى رَاحِلَتِهِ، فَلَمَّا كَانُوا بِبَعْضِ الطَّرِيقِ عَثَرَتِ النَّاقَةُ، فَصُرِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَالْمَرْأَةُ، وَأَنَّ أَبَا طَلْحَةَ ـ قَالَ أَحْسِبُ ـ اقْتَحَمَ عَنْ بَعِيرِهِ، فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ جَعَلَنِي اللَّهُ فِدَاكَ، هَلْ أَصَابَكَ مِنْ شَىْءٍ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ وَلَكِنْ عَلَيْكَ بِالْمَرْأَةِ ‏"‏‏.‏ فَأَلْقَى أَبُو طَلْحَةَ ثَوْبَهُ عَلَى وَجْهِهِ فَقَصَدَ قَصْدَهَا، فَأَلْقَى ثَوْبَهُ عَلَيْهَا فَقَامَتِ الْمَرْأَةُ، فَشَدَّ لَهُمَا عَلَى رَاحِلَتِهِمَا فَرَكِبَا، فَسَارُوا حَتَّى إِذَا كَانُوا بِظَهْرِ الْمَدِينَةِ ـ أَوْ قَالَ أَشْرَفُوا عَلَى الْمَدِينَةِ ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ آيِبُونَ تَائِبُونَ، عَابِدُونَ لِرَبِّنَا حَامِدُونَ ‏"‏‏.‏ فَلَمْ يَزَلْ يَقُولُهَا حَتَّى دَخَلَ الْمَدِينَةَ‏.‏

Enes İbn Malik'ten rivayete göre; "Kendisi ve Ebu Talha, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte (seferden) dönüyorlardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Safiyye vardı. Onu kendi devesinin terkisine bindirmişti. Yolun bir yerinde iken deve tökezledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Safiye r.anha yere düştüler, Ebu Talha, kendisini devesinden aşağı atatcasına Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti ve: Ey Allah'ın Nebii, Allah beni yoluna feda etsin! Sana bir şeyoldu mu, diye sordu. Allah Rasulü: Hayır, ama kadına dikkat et, buyurdu. EbD. Talha kendi elbisesini yüzüne koyarak Safiyye radıyalliihu anhii'nın bulunduğu yere doğru gitti ve elbisesini onun üzerine bıraktı. Safiyye radıyalliihu anha ayağa kalktı, sonra da EbD. Talha onların eşyalarını develeri üzerinde güzelce bağladı. Her ikisi (Nebi ve Safiyye) deveye binip yola koyuldular. Nihayet Medine sırtına vardıklarında -yahut, Medine'yi yüksekten gördükleri zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: AibD.ne, taibD.ne, abidD.ne li Rabbina hamidD.ne: Biz dönücüleriz, tevbe edenleriz, ibadet edenleriz, Rabbimize hamd edenleriz, buyurdu ve Medine'ye girene kadar bu sözlerini tekrarlad!." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kişinin: Allah beni yoluna feda etsin, demesi." Yani böyle bir söz mubah mıdır yoksa mekruh mudur? Bu sözü söylemenin caiz olduğuna delil teşkil eden bütün haberleri EbD. Bekir İbn Ebi Asım "Adabu'l-Hukema" adlı eserinin baş taraflarında zikretmiş ve bunun caiz olduğunu kesin bir dille söyleyerek şunları ifade etmiştir: Kişinin bunu sultanına, büyüğüne, ilim sahiplerine, kardeşlerinden sevdiği kimselere söylemesi mümkündür ve bunda onun için herhangi bir sakınca yoktur. Hatta o kişiye saygı göstermek, onun kalbini kendisine daha çok meylettirmek için yaparsa sevap dahi kazanır. Eğer bunu söylemek yasak olsaydı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sözü söyleyeni nehyeder ve ona bunun kendisinden başkasına söylenmesinin caiz olmadığını öğretirdi. Daha sonra Buhari Enes'in, Safiyye radıyalliihu anha'yı bineğinin arkasına bindirmiş olması ile ilgili hadisi zikretmektedir. Bu hadise dair açıklamalar Libas (giyim) bölümünün sonlarında (5968.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. İbn Ebi Asım da İbn Ömer'den şu hadisi rivayet etmektedir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Fatıma'ya: "Baban sana feda olsun" diye buyurmuştur. İbn Mesud'dan naklettiği rivayete göre de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabına: "Babam anam size feda olsun" demiştir. Enes'in rivayet etmiş olduğu hadise göre de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bunun bir benzerini ensar için de söylemiştir

Sahîh-i Buhârî, 6185
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ خَيْبَرَ وَالْمَدِينَةِ ثَلاَثًا يُبْنَى عَلَيْهِ بِصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ فَدَعَوْتُ الْمُسْلِمِينَ إِلَى وَلِيمَتِهِ، فَمَا كَانَ فِيهَا مِنْ خُبْزٍ وَلاَ لَحْمٍ، أَمَرَ بِالأَنْطَاعِ فَأُلْقِيَ فِيهَا مِنَ التَّمْرِ وَالأَقِطِ وَالسَّمْنِ فَكَانَتْ وَلِيمَتَهُ، فَقَالَ الْمُسْلِمُونَ إِحْدَى أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ أَوْ مِمَّا مَلَكَتْ يَمِينُهُ فَقَالُوا إِنْ حَجَبَهَا فَهْىَ مِنْ أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ، وَإِنْ لَمْ يَحْجُبْهَا فَهْىَ مِمَّا مَلَكَتْ يَمِينُهُ فَلَمَّا ارْتَحَلَ وَطَّى لَهَا خَلْفَهُ وَمَدَّ الْحِجَابَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ النَّاسِ‏.‏

Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber ile Medine arasında üç gün süre ile ikamet etti. Bu süre zarfında Huyey kızı Safiye ile evlendi. Ben Müslümanları onun düğün yemeğine davet ettim. Ziyafette ekmek ve etten başka bir şey yoktu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sofraların yayılmasını emretti. Oraya hurma, keş ve yağ konulmuştu. Bu, onun düğün yemeği olmuştu. Müslümanlar, Safiye mu'minlerin annelerinden birisi midir, yoksa onun sağ elinin malik olduklarından (cariyelerinden) birisi midir diye (kendi aralarında) konuştular. Bir kısmı şöyle dedi: Eğer onu hicabın arkasına alırsa o, mu'minlerin annelerinden birisi demektir. Eğer onu hicabın arkasına almazsa sağ elinin malik olduklarından birisi olacaktır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yolculuğa koyulmak üzere hareket edince, bineğinin arkasını onun için hazırladı ve onun ile sair insanlar arasına da hicabı gerdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yolculukta" kadın ile "zifafa girme." Bu başlık altında Enes R.A.'ın Huyey kızı Safiye kıssası ile ilgili olarak rivayet ettiği hadisi zikretmektedir. Hadis daha önce nikah bölümünün baş taraflarında(5085.hadis) geçmiş bulunmaktadır. "Üç gün kaldı ve Safiye ile evlendi." Hadiste dul kadın, yanında (evlilikten hemen sonra) kalma süresi ile ilgili sünnetin sadece ikamet haline has olmadığına ve başka hanım ı olan koca ile kayıtlı bulunmadığına işaret vardır. Yine hadisten, eğer herhangi bir maksadın elden kaçma ihtimali yoksa, özel meşguliyet dolayısıyla kamu işlerinin geciktirilmesinin caiz olduğu, bu süre içerisinde düğün yemeği ve ilan edilmesi suretiyle nikah sünnetinin yerine getirilmesi gibi işlerle uğraşılabileceği anlaşılmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5159
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْغَفَّارِ بْنُ دَاوُدَ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ، فَلَمَّا فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْحِصْنَ ذُكِرَ لَهُ جَمَالُ صَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ، وَقَدْ قُتِلَ زَوْجُهَا، وَكَانَتْ عَرُوسًا، فَاصْطَفَاهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِنَفْسِهِ فَخَرَجَ بِهَا، حَتَّى بَلَغْنَا سَدَّ الرَّوْحَاءِ حَلَّتْ، فَبَنَى بِهَا، ثُمَّ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ صَغِيرٍ، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ آذِنْ مَنْ حَوْلَكَ ‏"‏‏.‏ فَكَانَتْ تِلْكَ وَلِيمَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى صَفِيَّةَ، ثُمَّ خَرَجْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ، قَالَ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحَوِّي لَهَا وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ، ثُمَّ يَجْلِسُ عِنْدَ بَعِيرِهِ فَيَضَعُ رُكْبَتَهُ، فَتَضَعُ صَفِيَّةُ رِجْلَهَا عَلَى رُكْبَتِهِ، حَتَّى تَرْكَبَ‏.‏

Enes İbn Malik r.a. şöyle anlatır: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber'e varıp da şehri fethetmeyi Allah O'na nasip ettiği zaman kendisine, Safiyye binti Huyey İbn Ahtab'ın güzelliğinden bahsedildi. O, kocası öldürülmüş bir gelin idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kendisi için seçti ve onunla birlikte yolculuğa çıktı. Seddü'r-Revha denilen yere varınca Safiyye (hayızdan çıktığı için) helal hale geldi ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla münasebette bulundu. Daha sonra küçük bir deri üzerinde hurma, yoğurt kurusu ve yağ karışımı "hays" denilen bir yiyecek yaptırdı ve bana, "Etrafındaki insanlara (düğünümü) ilan et" buyurdu. Bu yemek, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, Safiyye ile ilgili düğün ziyafeti oldu. Daha sonra Medine'ye doğru yola çıktık. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, şu halde iken gördüm. Arkasında, Safiyye için bir aba' hazırlamıştı. Sonra devesinin yanına oturdu ve dizini koydu. Safiyye de, deveye binmek için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dizine ayağını bastı

Sahîh-i Buhârî, 2235

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.