Sahîh-i Buhârî · 5466
Arapça metin
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أَنَسًا، قَالَ أَنَا أَعْلَمُ النَّاسِ، بِالْحِجَابِ كَانَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ يَسْأَلُنِي عَنْهُ، أَصْبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَرُوسًا بِزَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ وَكَانَ تَزَوَّجَهَا بِالْمَدِينَةِ، فَدَعَا النَّاسَ لِلطَّعَامِ بَعْدَ ارْتِفَاعِ النَّهَارِ، فَجَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجَلَسَ مَعَهُ رِجَالٌ بَعْدَ مَا قَامَ الْقَوْمُ، حَتَّى قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَشَى وَمَشَيْتُ مَعَهُ، حَتَّى بَلَغَ باب حُجْرَةِ عَائِشَةَ، ثُمَّ ظَنَّ أَنَّهُمْ خَرَجُوا فَرَجَعْتُ مَعَهُ، فَإِذَا هُمْ جُلُوسٌ مَكَانَهُمْ، فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ الثَّانِيَةَ، حَتَّى بَلَغَ باب حُجْرَةِ عَائِشَةَ فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ، فَإِذَا هُمْ قَامُوا، فَضَرَبَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ سِتْرًا، وَأُنْزِلَ الْحِجَابُ.
Enes'ten, dedi ki: "Hicab meselesini insanlar arasında en iyi bilen benim. Ubey b. Ka'b bana bu hususta soru soruyordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb bint Cahş ile yeni evlenmiş bir damat olarak sabahı etti. -Medine'de iken onunla evlenmişti.- Gün yükseldikten sonra insanları yemeğe davet etti. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oturdu. Yemeğe gelen davetlilerin bir kısmı kalktıktan sonra bazı kimsele.r de onunla birlikte oturmaya devam etti. Nihayet Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalktı ve Aişe'nin adasının kapısına varıncaya kadar yürüdü, ben de onunla beraber yürüdüm. Sonra onların dışarı çıktıklarını zannettiği için geri döndü. Ben de onunla beraber döndüm. Onların, oldukları yerde oturduklarını gördü. Bu sefer tekrar Aişe'nin adasının kapısına ulaşıncaya kadar geri döndü, ikinci defa ben de onunla döndüm. Geri dönünce ben de onunla döndüm. Onların kalktıklarını gördük. Benimle kendisi arasına bir perde gerdi ve hicabı emreden buyruk nazil oldu." Fethu'l-Bari Açıklaması: ''Yüce Allah'ın: ''Yemek yediniz mi dağllın."(Ahzab, 53) buyruğu." Buhari bu başlıkta Enes'in, Cahş kızı Zeyneb ile Nebi efendimizin evlenmesi olayına dair ve hicab ayetinin inişini söz konusu eden hadisi zikretmektedir. Hadiste "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb ile zifafa girmiş, damat olarak sabahı etti" buyruğunda "el-arus" bir sıfat olup kullanılışı bakımından erkek ve dişi arasında fark yoktur. (Yani hem damat, hem gelinanlamındadır.) Urs (düğün) ise erkeğin yeni hanımı ile birlikte kaldığı süreye denilir. Asıl anlamı ise beraberlik ve birlikte olup ayrılmamak demektir. Alışveriş bölümünün baş taraflarında yüce Allah'ın: "Artık o namaz kılındı mı, yeryüzüne dağılın." (Cumua, 10) buyruğu açıklanırken Cuma namazından sonra dağılma emri ile ilgili görüş ayrılığına dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Buradaki yemekten sonra dağılmaktan maksat ise, yemek yenilen yerden ev sahibinin yükünü hafifletmek için başka bir yere gitmek demektir. Nitekim ayetin muktezası da budur. Ahzab suresinin tefsirinde (4792.hadisin şerhinde) buna dair yeterli açıklamalar geçmiş bulunmaktadır
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّهُ كَانَ ابْنَ عَشْرِ سِنِينَ مَقْدَمَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ، فَخَدَمْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشْرًا حَيَاتَهُ، وَكُنْتُ أَعْلَمَ النَّاسِ بِشَأْنِ الْحِجَابِ حِينَ أُنْزِلَ، وَقَدْ كَانَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ يَسْأَلُنِي عَنْهُ، وَكَانَ أَوَّلَ مَا نَزَلَ فِي مُبْتَنَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِزَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ، أَصْبَحَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِهَا عَرُوسًا فَدَعَا الْقَوْمَ، فَأَصَابُوا مِنَ الطَّعَامِ ثُمَّ خَرَجُوا، وَبَقِيَ مِنْهُمْ رَهْطٌ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَطَالُوا الْمُكْثَ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ وَخَرَجْتُ مَعَهُ كَىْ يَخْرُجُوا، فَمَشَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَشَيْتُ مَعَهُ حَتَّى جَاءَ عَتَبَةَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ، ثُمَّ ظَنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ خَرَجُوا فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ، حَتَّى دَخَلَ عَلَى زَيْنَبَ فَإِذَا هُمْ جُلُوسٌ لَمْ يَتَفَرَّقُوا، فَرَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَجَعْتُ مَعَهُ، حَتَّى بَلَغَ عَتَبَةَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ، فَظَنَّ أَنْ قَدْ خَرَجُوا، فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ، فَإِذَا هُمْ قَدْ خَرَجُوا، فَأُنْزِلَ آيَةُ الْحِجَابِ، فَضَرَبَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ سِتْرًا.
Enes İbn Malik'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye geldiği sıralarda ben on yaşında idim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hayatının geri kalan döneminde on yıl süreyle hizmet ettim. Hicabın indiği sırada hicabın durumu ile ilgili olarak insanların en bilgilisi olan da benim. Ubey İbn Ka'b bana hicaba dair soru sorardı. Hicabın ilk olarak nazil olduğu zaman ise Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Cahş kızı Zeyneb ile zifafa girdiği zamandır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla zifafa girmiş ve damat olarak sabahı etmişti. İnsanları düğün yemeğine davet etmiş, onlar da yemekten yemişlerdi. Daha sonra çıkıp gitmişlerdi. Ama onlardan birkaç kişi, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında kalmış ve kaldıkları süre uzayıp gitmişti. Bundan dolayı Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkıp dışarı çıkmıştı. Ben de oturanlar çıksınlar diye onunla beraber çıktım. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yürüdü, onunla birlikte ben de yürüdüm. Nihayet Aişe'nin odasının eşiğine kadar geldi. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, çıktıklarını zannettiğinden geri döndü, ben de onunla birlikte geri döndüm. Nihayet Zeyneb'in odasına girdi. Onların hala oturmakta olduklarını ve dağılmadıklarını gördüm. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem tekrar geri döndü, ben de onunla birlikte geri döndüm. Nihayet Aişe'nin odasının eşiğine kadar geldi. Oturanların çıkıp gittiklerini sandığından geri döndü, ben de onunla birlikte geri döndüm. Çıkıp gitmiş olduklarını gördü. Hemen hicab ayet i nazil olunca Allah Rasulü de benimle kendisi arasına bir perde gerdi
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، سَمِعْتُ أَبِي يَذْكُرُ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ ابْنَةَ جَحْشٍ دَعَا النَّاسَ طَعِمُوا ثُمَّ جَلَسُوا يَتَحَدَّثُونَ ـ قَالَ ـ فَأَخَذَ كَأَنَّهُ يَتَهَيَّأُ لِلْقِيَامِ فَلَمْ يَقُومُوا، فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَامَ، فَلَمَّا قَامَ قَامَ مَنْ قَامَ مَعَهُ مِنَ النَّاسِ، وَبَقِيَ ثَلاَثَةٌ، وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَاءَ لِيَدْخُلَ فَإِذَا الْقَوْمُ جُلُوسٌ، ثُمَّ إِنَّهُمْ قَامُوا فَانْطَلَقُوا ـ قَالَ ـ فَجِئْتُ فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَدِ انْطَلَقُوا، فَجَاءَ حَتَّى دَخَلَ فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ، فَأَرْخَى الْحِجَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ، وَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ} إِلَى قَوْلِهِ {إِنَّ ذَلِكُمْ كَانَ عِنْدَ اللَّهِ عَظِيمًا}.
Enes İbn Malik r.a.'dan dedi ki: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cahş kızı Zeyneb ile evlendiğinde insanları (düğün yemeğine) davet etti. Onlar da yemek yedikten sonra oturup konuşmaya koyuldular. (Enes) dedi ki: (Allah rasulü) kalkmaya hazırlanıyormuş gibi yaptı, ama onlar yine kalkmadılar. Onların ka1kmadıklarını görünce kendisi kalktı. O kalkınca insanlardan onunla beraber kalkanlar da kalktı ama geriye üç kişi kaldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girmek üzere geldiğinde onlar hala oturuyorlardı. Daha sonra onlar da kalkıp gittiler. (Enes) dedi ki: Ben de gelip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e onların da gittiklerini haber verdim. O da gelip içeri girdi. Ben de içeri girmek isteyince, benimle kendisi arasına perdeyi sarkıttı. Yüce Allah da: "Ey iman edenler! Nebiin evlerine sizin için yemeğe izin verilmeden girmeyin ... Çünkü bu Allah'ın yanında çok büyük bir iştir. "(Ahzab, 53) buyruklarını indirdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Oturduğu yerden yahut evinden arkadaşlarından izin almaksızın kalkan yahut diğer insanlar kalksın diye kalkmaya hazırlanan kimse." Buhari bu başlıkta Enes İbn Malik'in Nebi efendimizin Cahş kızı Zeyneb ile evlenmesi ve hicap ayetinin nüzulünü anlatan hadisini zikretmektedir.Bu hadise dair yeterli açıklamalar daha önce Ahzab suresinde (4791 nolu hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Hadisten çıkarılan sonuçlar İbn Battal dedi ki: 1- Bu hadisten, herhangi bir kimsenin, başkasının evine izni olmaksızın girmemesi gerektiği, 2- Girme iznini alan kimsenin de ev sahiplerini rahatsız etmemesi, kendi ihtiyaçlarını görmelerine engelolmaması için kendisine izin verilen maksadın gerçekleşmesinden sonra uzunca oturmaması gerektiği, 3- Ev sahibi bundan dolayı zarar görünceye kadar bu şekilde davranan kimseye karşı ev sahibinin ondan sıkıldığını açığa vurma hakkına sahip olduğu, 4- Bunu fark etsin diye iznini almaksızın ayağa kalkabileceği, 5- Ev sahibi, evinden çıktıktan sonra kalmak isteyenin, kendisine önceden verilmiş izinden ayrı yeni bir izin almadıkça orada kalma hakkına sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ كَانَ ابْنَ عَشْرِ سِنِينَ مَقْدَمَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ، فَكَانَ أُمَّهَاتِي يُوَاظِبْنَنِي عَلَى خِدْمَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَخَدَمْتُهُ عَشْرَ سِنِينَ، وَتُوُفِّيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا ابْنُ عِشْرِينَ سَنَةً، فَكُنْتُ أَعْلَمَ النَّاسِ بِشَأْنِ الْحِجَابِ حِينَ أُنْزِلَ، وَكَانَ أَوَّلَ مَا أُنْزِلَ فِي مُبْتَنَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِزَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ، أَصْبَحَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِهَا عَرُوسًا، فَدَعَا الْقَوْمَ فَأَصَابُوا مِنَ الطَّعَامِ، ثُمَّ خَرَجُوا وَبَقِيَ رَهْطٌ مِنْهُمْ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَطَالُوا الْمُكْثَ، فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ وَخَرَجْتُ مَعَهُ لِكَىْ يَخْرُجُوا، فَمَشَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَمَشَيْتُ، حَتَّى جَاءَ عَتَبَةَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ، ثُمَّ ظَنَّ أَنَّهُمْ خَرَجُوا فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ، حَتَّى إِذَا دَخَلَ عَلَى زَيْنَبَ فَإِذَا هُمْ جُلُوسٌ لَمْ يَقُومُوا، فَرَجَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَرَجَعْتُ مَعَهُ، حَتَّى إِذَا بَلَغَ عَتَبَةَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ، وَظَنَّ أَنَّهُمْ خَرَجُوا، فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ فَإِذَا هُمْ قَدْ خَرَجُوا فَضَرَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنِي وَبَيْنَهُ بِالسِّتْرِ، وَأُنْزِلَ الْحِجَابُ.
İbn Şihab'dan, dedi ki: "Enes İbn Malik r.a.'ın bana haber verdiğine göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye geldiği esnada o, on yaşında idi. (O dedi ki): Annelerim beni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hizmetinde bulunmaya çokça teşvik ederlerdi. On yıl süreyle ona hizmette bulundum. Ben yirmi yaşında iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat etti. Bundan dolayı hicabın indirilişi hususunu insanlar arasında en iyi bilen kişi ben idim. Hicabın ilk nazil oluşu Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Cahş kızı Zeyneb ile zifafa girişi sırasında olmuştu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla zifafa girip, sabahleyin damat olarak Müslümanları ziyafete davet etti, onlar da yemekten yiyeceklerini yediler. Daha sonra da çıkıp gittiler. Geriye onlardan birkaç kişi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında kaldı. Kalışıarını uzattıkça uzattılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalkıp dışarı çıktı. Ben de onlar da çıkıp gitsinler diye onunla beraber dışarı çıktım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yürüdü, ben yürüdüm. Nihayet Aişe'nin odasının eşiğine kadar geldi. Daha sonra onların çıkıp gittiklerini zannettiğinden geri döndü. Ben de onunla beraber geri döndüm. Nihayet Zeyneb'in yanına girdiğinde hala oturmakta olduklarını, kalkmadıklarını gördük. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine geri döndü, ben de onunla beraber geri döndüm. Nihayet Aişe'nin odasının eşiğine varıp, çıkıp gittiklerini anlayınca geri döndü. Ben de onunla birlikte geri döndüm. Çıkmış olduklarını gördük. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benimle kendisi arasına perdeyi indirdi ve hicab (emri) nazil oldu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Velime (düğün ziyafeti) bir haktır." Bu başlık Taberanı'nin zikrettiği bir hadisin lafzıdır. Sözkonusu bu hadisi Vahşi İbn Harb rivayet edip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöylece ref' etmiş bulunmaktadır: "Velime bir haktır. İkincisi bir maruftur, üçüncüsü ise bir övünmedir." Müslim'de ez-Zühri yoluyla el-A'rec'den, o Said İbn el-Müseyyeb'den, o Ebu Hureyre'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "En kötü yemek, zenginin davet olunduğu, yoksulun çağınlmadığı velime yemeğidir. O, bir haktır." Ebu'ş-Şeyh ve el-Evsat'ta Taberfmi, Mücahid'den, o Ebu Hureyre'den Nebie merfu olarak şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Velime bir haktır ve sünnettir. Kim ona davet olunup da icabet etmezse, asi olur." İbn Battal dedi ki: "Veli me bir haktır" sözü, bir batıl değildir, demektir. Aksine velime vermek mendubdur, o bir sünnettir, bir fazilettir. Bir hak oluşundan kasıt, vacib olduğu anlamına gelmez. Daha sonra şunları söylemektedir: Onun vacib olduğunu söyleyen kimse olduğunu bilmiyorum. O böyle demiş ama kendi mezhebinde Kurtubi'nin naklettiği vacib oluşuna dair bir rivayetin bulunduğunu da hatırlamamıştır. Ayrıca Kurtubi: Mezhebin meşhur olan görüşü velimenin mendub olduğu şeklindedir demektetir. İbnu't-Tin de, Ahmed'den böylece nakletmiş olmakla birlikte el-Muğni'deki ifadeye göre velime sünnettir. Hatta bu hususta ilim ehli arasında görüş ayrılığının bulunmadığını ifade ederek İbn Battal'a uygun kanaat belirtmiş ve şunları eklemiştir: Bazı Şafil alimleri bunun vacib olduğunu söylemiştir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdurrahman İbn Avf'a velime vermesini emir buyurmuştur. Ayrıca velime davetini kabul edip icabet etmek de vacibdir. Dolayısıyla velime vermek de vacibtir. Selef velimenin vakti hususunda ihtilaf etmişlerdir. Velimenin vakti akdin yapıldığı zaman mıdır, akdin hemen akabinde midir, zifafa girildiği sırada mıdır, zifaftan sonra mıdır yoksa akdin yapılışından itibaren başlayıp zifafın sona ermesine kadar devam eder mi? Değişik görüşleri vardır. Nevevi der ki: Bu hususta ihtilaf etmişlerdir. Iyad'ın naklettiği rivayet edoğrultusunda Malikilere göre en sahih olan zifafa girişten sonra müstehab oluşudur. Bir topluluktan da velimenin akid esnasında verilmesinin müstehap olduğunu nakletmiştir. İbnu's-Sübki'nin zikrettiğine göre babası da şöyle demiştir: Ben bizim mez. hep alimlerimizin sözleri arasında vakit tayinine dair bir görüş görmedim. Ayrıca o el-Beğavi'nin: Nikahta, akit vaktinde, zifafta, öncesinde ve sonrasında def çalmak şeklindeki sözlerinden hareketle, velimenin akdin yapıldığı zamandan itibaren vaktinin geniş olduğu neticesini çıkarmış ve şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fiill uygulaması ile ilgili olarak nakledilen, velimenin zifafa girişten sonra verildiğidir. O bu sözleriyle Cahş kızı Zeyneb ile ilgili olaya işaret eder gibidir. Beyhaki de bu hadisin bulunduğu bölümde "velimenin vakti" diye başlık açmıştır. İbnu's-Sübkl'nin Şafil mezhebi alimleri arasında bu konuda bir şey söylemediğine dair açıklamasına el-Maverdi'nin, velimenin zifafa giriş esnasında verileceğine dair açık ifadelerinin bulunduğu belirtilerek itiraz edilmiştir
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَقُولُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم احْجُبْ نِسَاءَكَ. قَالَتْ فَلَمْ يَفْعَلْ، وَكَانَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَخْرُجْنَ لَيْلاً إِلَى لَيْلٍ قِبَلَ الْمَنَاصِعِ، خَرَجَتْ سَوْدَةُ بِنْتُ زَمْعَةَ، وَكَانَتِ امْرَأَةً طَوِيلَةً فَرَآهَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَهْوَ فِي الْمَجْلِسِ فَقَالَ عَرَفْتُكِ يَا سَوْدَةُ. حِرْصًا عَلَى أَنْ يُنْزَلَ الْحِجَابُ. قَالَتْ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ آيَةَ الْحِجَابِ.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan dedi ki: "Ömer İbn el-Hattab Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Hanımlarını hicabın (perdenin) arkasına al, deyip duruyordu. Aişe dedi ki: Ama Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yapmıyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevceleri de geceleyin el-Men ası' denilen yere doğru ihtiyaçları için çıkıp gidiyorlardı. Zem'a kızı Sevde -ki uzun boylu bir kadın idi- de (bir gece) çıkınca Ömer İbn el-Hattab onu bir mecliste oturuyor iken gördü ve: -Hicab emrinin nazil olmasını şiddetle arzu ettiğimden - Seni tanıdık ey Sevde, dedi. Aişe: Bunun üzerine yüce Allah hicab ayetini indirdi, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hicab ayeti" Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarının erkeklere karşı perdenin arkasına çekilmeleri emrini ihtiva eden ayet demektir. Buhari bu başlık altında Enes'den gelen bu rivayeti iki ayrı yoldan zikretmiştir. Buna dair yeterli açıklamalar da daha önce Ahzab suresinde (4791 nolu hadiste) geçmiş bulunmaktadır. "Ömer İbn el-Hattab da Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Hanımlarını perde arkasına al, deyip duruyordu." Buna dair yeterli açıklamalar da daha önce Taharet bölümünde geçmiş bulunmaktadır. Hadisin sonlarında geçen: "Hicaba dair emrin nazil olmasını şiddetle arzu ettiğinden: Seni tanıdık ey Sevde dedi. Aziz ve celil olan Allah da hicab ayetini indirdi." ifadeleri ile, Enes'in hicabın iniş sebebini Zeyneb kıssası olarak gösterdiği hadisi bir arada şöylece açıklanabilir: Ömer bu işi o kadar ileri derecede arzu etmişti ki nihayet Sevde'ye o sözleri söyledi. Bu sözleri söylediği olay ile Zeyneb'in evliliği esnasında Nebiin evinde oturanların olayı denk zamana düştüğünden bu ayet nazil olmuştu. Böylelikle her iki durum da ayetin inişi için sebep oldu. Buna dair açıklamalar bazı fazlalıklarla birlikte Ahzab suresinin tefsirinde geçmiş bulunmaktadır. Kurtubi daha önceden bu rivayetleri telif ederek şöyle demiştir: Ömer r.a.'ın bu sözleri, hicabdan önce ve sonra birkaç defa tekrarlamış olduğu şeklinde yorumlanır
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ إِنَّ خَيَّاطًا دَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ ـ قَالَ أَنَسٌ ـ فَذَهَبْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَأَيْتُهُ يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوَالَىِ الْقَصْعَةِ ـ قَالَ ـ فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ مِنْ يَوْمِئِذٍ.
Enes b. Malik r.a.'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir terzi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hazırladığı bir yemeğe davet etti. Enes dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Onun tabağın çeşitli yerlerindeki kabağı araştırdığını gördüm. Enes dedi ki: İşte o günden bu yana kabağı hep sevmişimdir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Arkadaşı ile birlikte yemek yerken tabağın etrafından yemek araştırmak." Tabağın etrafı onun kenarları demektir. "Arkadaşının bundan hoşlanmadığını ortaya koyan bir belirti yoksa." Buhari bu başlık altında Enes r.a.'ın rivayet ettiği Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tabağın çeşitli yerlerindeki kabağı arayıp bulmasına dair hadisini de zikretmektedir. Bu hadis zahiri itibariyle bundan önce geçen, önündekinden yeme emri ile çatışmaktadır. Buhari bu iki hadisi beraberinde yemek yiyen kimsenin buna razı olduğunu bilmesi halinde caiz olduğunu yorumlayarak, iki hadisi bir arada telif etmiş bulunmaktadır. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Şerefli bir kimsenin bir meslek icra eden kimse ile ve daha başkaları gibi kendinden daha aşağı bir kişi ile yemek yemesi, onun davetini kabul etmesi, hizmetçi ile beraber yemek yemek caizdir. 2- Hadisten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabına karşı ne kadar alçak gönüllü, onlara karşı ne kadar yumuşak olduğu ve zaman zaman onların evlerine gidip geldiği de anlaşılmaktadır. 3-1\z dahi olsa yemek için yapılan davete icabet edilir. 4- Misafirler önlerine konulan yemekten birbirlerine ikram edebilirler. Yasak olan, başkasının önündekini kendisi ya da başkası için almaktır. 5- Hayırlı kimselere benzeme ve yemek ve diğer hususlarda onlara uymaya özel gayret ve dikkat gösterilmelidir. 6- Hadiste Enes'in açıkça bir fazileti görülmektedir. Çünkü o insan tabiatıyla alakah olan hususlara varıncaya kadar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in izinde gitmeye çalışmıştır. Ayrıca bu hususlarda ona tabi olmak için nefsirÜ zorladığı dahi olmuştur. Allah ondan razı olsun
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيُّ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، حَدَّثَنَا أَبُو مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ ابْنَةَ جَحْشٍ دَعَا الْقَوْمَ، فَطَعِمُوا ثُمَّ جَلَسُوا يَتَحَدَّثُونَ وَإِذَا هُوَ كَأَنَّهُ يَتَهَيَّأُ لِلْقِيَامِ فَلَمْ يَقُومُوا، فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَامَ، فَلَمَّا قَامَ قَامَ مَنْ قَامَ، وَقَعَدَ ثَلاَثَةُ نَفَرٍ فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِيَدْخُلَ فَإِذَا الْقَوْمُ جُلُوسٌ ثُمَّ إِنَّهُمْ قَامُوا، فَانْطَلَقْتُ فَجِئْتُ فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَدِ انْطَلَقُوا، فَجَاءَ حَتَّى دَخَلَ، فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ فَأَلْقَى الْحِجَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ} الآيَةَ
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb bint Cahş ile evlendiği zaman, insanları [ziyafete] davet etti. İnsanlar gelip yediler, sonra oturup konuştular. Allah Resu.ıü sallallahu aleyhi ve sellem kalkmaya hazırlanır gibi oldu, ama onlar kalkmadılar. Hz. Nebi onların bu halini görünce kendisi kalktı. Onun kalkmasıyla cemaatte kalktı. Ancak üç kişi oturmaya devam etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girmek üzere geldi. Bir de ne görsün, adamlar hala orada oturuyorlar. Sonra adamlar kalktı. Hemen Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim ve ona insanların gittiğini haber verdim. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve içeri girdi. Ben de içeri girmek için gittim. Ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onunla benim arama perde çekti. Bunun üzerine Allah Teala 'Ey iman edenler! Nebiin evlerine girmeyin! .. ' ayetini indirdi." Hadisin geçtiği diğer yerler: