İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5505

Hunting, Slaughtering

Arapça metin

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنَ الأَنْصَارِ عَنْ مُعَاذِ بْنِ سَعْدٍ ـ أَوْ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ جَارِيَةً لِكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ كَانَتْ تَرْعَى غَنَمًا بِسَلْعٍ، فَأُصِيبَتْ شَاةٌ مِنْهَا، فَأَدْرَكَتْهَا فَذَبَحَتْهَا بِحَجَرٍ، فَسُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ كُلُوهَا ‏"‏‏.‏

Muaz b. Sa'd'dan -yahut Said b. Muaz'dan- rivayete göre "Ka'b b. Malik'in bir cariyesi Sel' dağında koyunlarını güderdi. Koyunlardan birisi can çekişmeye başladı. Çoban yetişerek bir taşla onu kesti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e durumu sorulunca, o: Onu yiyiniz, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cariyenin ve kadının kestiği." Buhari bu başlıkla bunu kabul etmeyen kimselerin kanaatinin reddedildiğine işaret ediyor gibidir. Muhammed b. Abdulhakem, Malik'ten bunun mekruh olduğunu nakletmiştir. el-Müdewene'de ise caiz olduğu belirtilmektedir. Şamlerin bir görüşüne göre de kadının kurbanlık kesmesi mekruhtur. Said b. Mansur sahih bir sened ile İbrahim en-Nehaı'den kadının ve küçük çocuğun kestikleri hakkında şunları söylediğini belirtmektedir: Eğer kestiği hayvanı zaptedebiliyor ve besmeleyi bellemiş ise bir sakıncası yoktur. Aynı zamanda bu, cumhurun da görüşüdür. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Emin kabul edilen, ücretle çalıştırılan işçi emanet edilen şeyler hususunda aleyhine hainlik ettiğine dair delilortaya çıkıncaya kadar güvenilir (söyledikleri) kabul edilir. 2- Yanına vedia bırakılan kimse gibi emin bir kimsenin, malın sahibinin izni olmaksızın maslahata uygun tasarrufu caizdir. 3- Sahibinin izni olmaksızın kesilen hayvanın yenilmesi -kesenin tazminat ödemesi gerekse dahi- caizdir. 4- Kadının kestiğinin yenilmesi caizdir. Hür yahut cariye, yaşlı ya da küçük, Müslüman ya da kitap ehli olması, temiz ya da ay hali iken kesmiş olması arasında fark yoktur. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadının kestiğinin yenilmesini emir buyurmuş ve buna dair herhangi bir tafsilata girilmemiştir. Bunu da Şafii açıkça dile getirmiştir. Cumhurun görüşü de budur

Sahîh-i Buhârî, 5505

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ ذَبَحَ أَبُو بُرْدَةَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَبْدِلْهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ لَيْسَ عِنْدِي إِلاَّ جَذَعَةٌ ـ قَالَ شُعْبَةُ وَأَحْسِبُهُ قَالَ ـ هِيَ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اجْعَلْهَا مَكَانَهَا، وَلَنْ تَجْزِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ حَاتِمُ بْنُ وَرْدَانَ عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ عَنَاقٌ جَذَعَةٌ‏.‏

Bera'dan, dedi ki: "Ebu Burde bayram namazından önce kurbanını kesti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Onun yerine başkasını kes, diye buyurdu. Ebu Burde: Bende yaşını doldurmamış dişi bir keçiden başkası yok, dedi. -Şube dedi ki: Zannederim o (ravilerden Ebu Burde, el-Bera'dan naklen): Hem o, yaşını tamamlamış bir dişi keçiden daha iyidir, dedi.- Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O halde sen onu diğerinin (daha önce kestiğin kurbanlığın) yerine kes ve senden sonra da böylesi, hiç kimse için geçerli olmayacaktır, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Senin koyunun et için kesilmiş bir koyun oldu." Yani o bir kurbanlık değildir. Aksine o, kendisinden yararlanılabilecek bir etten ibarettir. Nitekim Zubeyd el-İyamı'nin rivayetinde (bölümün başındaki 5545 nolu hadis) de geçtiği üzere "o ancak aile halkına takdim ettiği bir etten ibaret olur." Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Bir yaşını doldurmamış keçinin kurbanlığı caiz değildir. Cumhurun görüşü budur. Ata ve onun ashabından (ondan rivayet almış olanlardan) el-Evza1'ye göre mutlak olarak caizdir. Bu hususta Cabir'in Nebie merfu olarak zikrettiği bir sahih hadis de vardır: "Yaşını doldurmamış olanı kesmeyiniz. Ancak yaşını doldurmuşu bulmakta zorlanırsanız bir yaşını doldurmamış koyun kesebilirsiniz." Bu hadisi Müslim, Ebu Davud, Nesai ve başkaları da rivayet etmiş bulunmaktadır. Fakat Nevevı cumhurdan bunu (bir yaşını bitirmiş olanı kurban etmeyi) daha faziletli olana yorumladıklarını nakletmiş bulunmaktadır. İfadenin takdiri ise şöyledir: Sizin için müstehap olan ancak bir yaşını doldurmuş olanı kesmektir. Eğer bulamayacak olursanız o takdirde bir yaşını doldurmamış bir koyun kesebilirsiniz. Bir yaşını doldurmamiş olan (el-ceza') koyun türünün yeterli olabileceğini kabul eden cumhur, yaşı hususunda farklı görüşlere sahiptir. Birinci görüşe göre bir yaşını doldurup iki yaşına basmış alandır. Şafi1lere göre daha sahih, dil bilginleri ne göre de daha meşhur olan görüş budur. İkinci görüşe göre ise bu altı aydır. Bu da Hanefılerle, Hanbelilerin görüşüdür. "Sonra kim bayram namazından önce keserse ancak kendisi için kesmiş olur diye buyurdu." Yani onun o kestiği kurban olmaz. "Kim de namazdan sonra keserse onun kurban ibadeti tamamlanmış olur ve müslümanların sünnetine de" onlann izledikleri yola "uygun iş yapmış olur." 2- Hadisten sözü edilen sonuçlardan başka şu da anlaşılmaktadır: Hükümlerde baş vurulacak kaynak, Nebi Sallallahu Aleyhi ve SellemIdir. O bazı hallerde ümmeti arasından birisi için özel bir hüküm verebilir ve başkası hakkında da bu hükmü -bu konuda bir mazeret veya gerekçe bulunmasa dahi- uygun görmeyebilir. 3- Allah Resulü'nün bir kişiye hitabı, o hitabın özeloluşuna dair açık bir delil ortaya çıkıncaya kadar bütün mükellefleri kapsar. 4- Yapılan bir amel, güzel bir niyet ile yapılsa dahi şeriate uygun düşmedikj çe sahih degildir

Sahîh-i Buhârî, 5557
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَرِفَ وَأَنَا أَبْكِي، فَقَالَ ‏"‏ مَا لَكِ أَنَفِسْتِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَذَا أَمْرٌ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَى بَنَاتِ آدَمَ اقْضِي مَا يَقْضِي الْحَاجُّ غَيْرَ أَنْ لاَ تَطُوفِي بِالْبَيْتِ ‏"‏‏.‏ وَضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نِسَائِهِ بِالْبَقَرِ‏.‏

Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Şerif'te ben ağIıyorken Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma girdi. Ne oldu sana? Ay hali mi oldun, diye sordu. Ben: Evet dedim. O: Bu, Allah'ın, Adem'in kızları üzerine yazdığı bir iştir. Hacıların yaptıklarını sen de yap! Ancak Beyt'i tavaf etme, buyurdu. Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımları adına kurban olarak inek kesti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir adam, (Mina'da) İbn Ömer'e devesin (i kesmek) de yardım etmiştir." İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Bu rivayet, başlığa ancak yardım istemenin meşru olması halinde "vekalet de ona katılır (onun gibi değerlendirilir)" cihetiyle uygun düşmektedir. İbn Ömer'in başından geçen bu olaya yakın Ahmed'in rivayet ettiği merfu' bir hadis de gelmiş bulunmaktadır. Bunu ensardan bir adam şöylece rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurbanlığını yatırdı ve: Kurbanlığımı kesmek üzere bana yardımcı ol, dedi, o da ona yardım etti." Hadisin ravileri sikadırlar. "Ebu Musa kızlarına kurbanlıklarını kendi elleriyle kesmelerini emretti." İbnu't-Tin dedi ki: Hadisten kadının hayvan kesmesinin caiz olduğu anlaşılmaktadır. Muhammed ise Malik'ten bunun mekruh olduğunu nakletmektedir. Derim ki: Bu husus daha önce Zebaih bölümünde (5504 ve 5500.hadislerde) geçmiş bulunmaktadır. Şafillerden nakledilen görüşe göre ise kadın için daha uygun olan, kurbanlığını kesmek üzere başkasına vekalet vermesi ve kendisinin bizzat kesmemesidir

Sahîh-i Buhârî, 5559
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ ـ رضى الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَعْطَاهُ غَنَمًا يَقْسِمُهَا عَلَى صَحَابَتِهِ ضَحَايَا، فَبَقِيَ عَتُودٌ فَذَكَرَهُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ ضَحِّ أَنْتَ بِهِ ‏"‏‏.‏

Ukbe b. Amir r.a.'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine kurban olarak kesi\mek üzere ashabına paylaştırması için bir miktar koyun verdi. Geriye bir yaşını bitirmiş bir keçi kaldı. Bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyleyince, Allah Rasulü: Onu da sen kurban olarak kes, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Bunun Abdurrezzak tarafından Musannefinde Ebu Seleme'den, o Aişe'den yahut Ebu Hureyre'den diye rivayet ettiği bir başka rivayet yolu daha vardır. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurban kesmek istedi mi büyük, semiz, boynuzlu, beyaz alacalı, burulmuş iki koç satın alırdı. Bunlardan birisini Muhammed ve Muhammed'in aile halkı adına, diğerini de Allah'ın vahdaniyetine, kendisinin de tebliğ ettiğine şahitlik eden ümmeti adına keserdi." Ebu Davud bir başka yoldan, Cabir'den şu rivS.yeti nakletmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem boynuzlu, beyaz alacalı ve burulmuş iki koç kesti." el-Hattabi dedi ki: Burulmuş: Husyeleri alınmış demektir. Burmak (el-vica) husyeleri almak anlamındadır. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Burulmuş koçun kurban edilmesi caizdir. Bir organın eksikliği dolayısıyla bazı ilim adamlarıbunu mekruh görmüş iseler de bu bir kusur değildir. Çünkü burmanın, etin lezzetini artırıcı bir faydası vardır. Ayrıca hayvanın kötü ve pis kokusunu da giderir. 2- Kurban kesecek olanın bizzatkurbanlığını kesmesi müstehaptır. 3- Hadis ayrıca nitelik ve rengi itibariyle kurbanlığın güzel seçilmesinin meşruiyetine de delil gösterilmiştir. "Geriye bir yaşını bitirmiş bir keçi kaldı." Bu anlamdaki "atud" lafzı güçlü, merada otlamış ve bir yaşını tamamlamış keçi yavrularına denilir. "Onu da sen kurban kes, diye buyurdu." Musannıf bu başlıkta -ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in iki koçu kurbanlık etmesi ile ilgilidir- Ukbe'nin rivayet ettiği bu hadisi zikretmekle, belirtilen şekilde kurban kesmenin vücub değil, bir ihtiyar (muhayyerlik) ifade ettiğine dair delil göstermek istemiş gibidir. Bu sebeple tek bir kurbanlık, kesen için de yeterli oluı:. Daha fazlasını kesen olursa bu da hayırlıdır. Fakat en faziletli olan ise, iki koç kurban etmek suretiyle Nebi'e tabi olmaktır. Etin çokluğunu göz önünde bulundl!ran kimseler ise -Şafil gibi-; en faziletlisi deve, sonra koyun türü, sonra da inektir, derler

Sahîh-i Buhârî, 5555
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ ضَحَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ، فَرَأَيْتُهُ وَاضِعًا قَدَمَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا يُسَمِّي وَيُكَبِّرُ، فَذَبَحَهُمَا بِيَدِهِ‏.‏

Enes'teh şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem alacalı, beyaz tüylü iki koç kurban etti. Ben onun bir ayağını (her birini keserken) böğrünün üzerine koyduğunu, besmele çekip tekbir getirdiğini ve o ikisini de bizzat eliyle kestiğini gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kurbanlıkları bizzat eliyle kesen kimse." Yani bu şart mıdır yoksa evla (daha uygun olan) mıdır? Bizzat kesmeye gücü yeten kimsenin başkasını vekil tayin etmesinin caiz oluşu üzerinde fukahanın ittifakı vardır. Fakat Malikilerde kesebilen kimsenin vekalet vermesinin yeterli olmayacağına dair bir görüş vardır. çoğunluğa göre ise bu mekruhtur ama kesiminde hazır bulunması da müstehaptır. "Ben onu, onların her birini keserken ayağını böğrüne koyduğunu gördüm." Yani her bir kurbanlığını keserken bir ayağını onun böğrüne, kurbanlığın yanlarından birisi üzerine koyuyordu. "Besmele çekiyor, tekbir getiriyordu." Hadisten anlaşıldığına göre; 1- Kesim yaparken besmele çekmek meşrudur. 2- Besmele ile birlikte tekbir getirmek müstehaptır. 3- Kurbanlığın boynunun sağ yanı üzerine ayağı koymak müstehaptır. Fukaha, kurbanlığın sol yanı üzere yatırılacağını ittifakla kabul etmişlerdir. Buna göre ayağını sağ yanına koyarak kurbanlığı kesenin, bıçağı sağ eline alıp sol eliyle de başını yakalaması daha kolayolur

Sahîh-i Buhârî, 5558
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا وَحَاضَتْ بِسَرِفَ، قَبْلَ أَنْ تَدْخُلَ مَكَّةَ وَهْىَ تَبْكِي فَقَالَ ‏"‏ مَا لَكِ أَنَفِسْتِ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّ هَذَا أَمْرٌ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَى بَنَاتِ آدَمَ، فَاقْضِي مَا يَقْضِي الْحَاجُّ غَيْرَ أَنْ لاَ تَطُوفِي بِالْبَيْتِ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا كُنَّا بِمِنًى أُتِيتُ بِلَحْمِ بَقَرٍ، فَقُلْتُ مَا هَذَا قَالُوا ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَزْوَاجِهِ بِالْبَقَرِ‏.‏

Aişe r.anha'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye girmeden önce Serifte iken yanıma girdi. Ay hali olmuş ve ağlıyordum. Allah Rasulü: Neyin var? Yoksa ay hali mi oldun, diye sordu. Aişe: Evet dedi. Allah Rasulü: Şüphesiz ki bu Allah'ın Adem'in kızları üzerine yazmış olduğu bir emirdir. Sen hacıların yaptıklarını yap, ancak Beyt'i tavaf etme. Mina'ya geldiğimiz sırada bana bir miktar inek eti getirildi. Bu da ne diye sordum. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımları adına kurban kesti, dediler." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yolcu ve kadın için kurban kesmek." Bu başlık ile yolcu olanın kurban kesme yükümlülüğü yoktur, diyen kimselerin kanaatinin aksine de işaret vardır. Bu husustaki nakil, birinci başlıkta geçmiş bulunmaktadır. Aynca kadınların kurban kesmek yükümlülüğü yoktur, diyenlerin kanaatinin aksine de işaret vardır. "Şerif', Mekke'nin dışında bilinen bir yerdir. Hadisten Çıkan Sonuçlar Cumhur erkeğin kestiği kurbanın hem kendisinin, hem de aile halkının adına yeterli olacağına bu hadisi delil göstermiştir. Ancak Hanefiler bu hususta muhalefet etmişlerdir. Kurtubi der ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kurban kesilen yılların tekrarlanmasına, hanımlarının da birden çok olmasına rağmen her bir hanımına ayrıca kurban kesmesini emrettiği nakledilmiş değildir. Ayrıca bunu Malik, İbn Mace ve sahih olduğunu belirterek Tirmizi'nin Ata b. Yesar yolu ile naklettikleri şu rivayet de desteklemektedir: "Ben Ebu Eyyub'a: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde kurbanlar ne şekilde kesilirdi, diye sordum, o: Adam koyunu hem kendi adına, hem de aile halkı adına kurban olarak keser, kendileri de ondan yer, başkalarına da yedirirlerdi. Bu da gördüğün gibi insanlar bugüne gelinceye kadar böylece devam etti

Sahîh-i Buhârî, 5548
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ خَرَجَتْ جَارِيَةٌ عَلَيْهَا أَوْضَاحٌ بِالْمَدِينَةِ ـ قَالَ ـ فَرَمَاهَا يَهُودِيٌّ بِحَجَرٍ ـ قَالَ ـ فَجِيءَ بِهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَبِهَا رَمَقٌ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فُلاَنٌ قَتَلَكِ ‏"‏‏.‏ فَرَفَعَتْ رَأْسَهَا، فَأَعَادَ عَلَيْهَا قَالَ ‏"‏ فُلاَنٌ قَتَلَكِ ‏"‏‏.‏ فَرَفَعَتْ رَأْسَهَا، فَقَالَ لَهَا فِي الثَّالِثَةِ ‏"‏ فُلاَنٌ قَتَلَكِ ‏"‏‏.‏ فَخَفَضَتْ رَأْسَهَا، فَدَعَا بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَتَلَهُ بَيْنَ الْحَجَرَيْنِ‏.‏

Hişam b. Zeyd'in nakline göre dedesi Enes b. Malik şöyle anlatmıştır: Medine'de üzerinde gümüş zınet eşyası bulunan bir cariye dışarı çıkar. Yahudinin biri ona bir taş atar. Cariye son nefeslerini verirken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirilir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Seni filanca mı öldürmeye teşebbüs etti?" diye sorunca, cariye başını kaldırarak "hayır" işareti yapar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem soruyu tekrar ederek "seni öldürmeye teşebbüs eden filanca mıydı?" der. Cariye başını kaldırarak "hayır" işareti yapar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem üçüncü kez "Seni öldürmeye teşebbüs eden filanca mıydı?" deyince, cariye başını indirerek "evet" işareti yapar. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O kişiyi çağırtır ve başı iki taş arasında ezilerek (kısasen) öldürür. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Taş veya sapa ile öldürmenin hükmü." imam J3uharl başlıktaki ifadeyi görüldüğü üzere mutlak olarak kullanmış ve bu konuda ihtilaf olduğuna işaret etmek için kesin bir ifade kullanmamıştır. Fakat onun burada yer verdiği hadis, çoğunluğun görüşünü tercih ettiğine işaret etmektedir. imam Buhari, bu konuda bir yahudinin bir cariyenin hayatına kastettiğinden söz eden hadise yer verir. Bu, "Bir katil öldürmede kullandığı aletle (kısasen) katledilir" görüşünde olan çoğunluğu destekleyen bir delildir. Bu bilginler "Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin misliyle ceza verin"(Nahl 126) ayeti ile "Kim size saldınrsa siz de ona misilleme olacak kadar saldınn"(Bakara 194) ayetlerini esas almışlardır. Ancak Kufeli fıkıh bilginleri bunlara muhalif kalmışlardır. Onlar "Kılıçtan başka bir şeyle kısas olmaz" hadisini delilolarak almışlardır. Ancak bu hadis zayıftır. Hadisi Bezzar, İbn Adiy, Ebu Bekre'den rivayet etmişlerdir. İbnü'l-Münzir şöyle demiştir: Fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre bir kimse birisini bir şey kullanarak öldürürse genellikle onun gibi bir şeyle (kısasen) katledilir. Bir alet kullanarak katletme, teammüden öldürmedir. Ata ve Tavus teammüden öldürmenin şartı, silah kullanmaktır demişlerdir. İbnü'l-Arabı içki içmek, homoseksüel ilişki (livata) ve yakmak gibi içinde günah olan yollarla misilleme yapmak bundan müstesnadır. Yakma meselesinde Şafiı mezhebinde ihtilaf sözkonusudur. Ancak ilk ikisi üzerinde bilginlerin ittifakı vardır

Sahîh-i Buhârî, 6877

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.