İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5635

Drinks

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ، وَنَهَانَا عَنْ سَبْعٍ، أَمَرَنَا بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجِنَازَةِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَإِجَابَةِ الدَّاعِي، وَإِفْشَاءِ السَّلاَمِ، وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ وَإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ، وَنَهَانَا عَنْ خَوَاتِيمِ الذَّهَبِ، وَعَنِ الشُّرْبِ فِي الْفِضَّةِ ـ أَوْ قَالَ آنِيَةِ الْفِضَّةِ ـ وَعَنِ الْمَيَاثِرِ وَالْقَسِّيِّ، وَعَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَالإِسْتَبْرَقِ‏.‏

Bera b. Azib'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyemretti, yedi şeyi de yasakladı: Bize hastayı ziyaret etmeyi, cenazelerin arkasından gitmeyi, aksırıp elhamdulillah diyene yerhamukellah demeyi, davette bulunanın davetine icabet etmeyi, selamlaşmayı yaygınlaştırmayı, mazluma yardım etmeyi ve yemin verenin yeminini yerine getirmesini emretti. Diğer taraftan bize altın yüzük takmayı, gümüş içinde içmeyi -ya da gümüş kaptan içmeyi- içi pamukla doldurulmuş, yüzleri atlas ve ipek olan eğer ve semeı-ler üzerine konulan küçük yastıklar kullanmayı, el-kassiy denilen ipek katılmış elbiseler kullanmayı, ince ipek, kalın ipek ve atlastan elbiseler giyinmeyi yasakladı. " Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadislerde altın ve gümüş kapIal'da yemenin ve içmenin erkek ya da kadın bütün mükelleflere haram olduğu ve bunların kadınların süs eşyaları gibi olmadığı belirtilmektedir. Çünkü bunlar herhangi bir şekilde kadın için mubah kılınan süs eşyaları ile ilgisi olmayan şeylerdir. Kurtubi ve başkaları şöyle demektedir: Hadis-i şerifte yemek ve içmek için altın ve gümüş kapların kullanılmasının haram olduğu belirtilmektedir. Koku sürünmek, sürmedanlık ve diğer kullanım şekilleri de bunlara dahildir. Cumhur da böyle demiştir. Daha önce geçtiği üzere kullanım dışındaki amaçlar için kap edinme hususundaysa görüş ayrılığı vardır. Daha meşhur olan, bu tür kapları edinmenin dahi yasak olduğudur. Cumhurun görüşü de budur

Sahîh-i Buhârî, 5635

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا أَشْعَثُ بْنُ سُلَيْمٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ نَهَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ سَبْعٍ نَهَى عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ ـ أَوْ قَالَ حَلْقَةِ الذَّهَبِ ـ وَعَنِ الْحَرِيرِ، وَالإِسْتَبْرَقِ، وَالدِّيبَاجِ، وَالْمِيثَرَةِ الْحَمْرَاءِ، وَالْقَسِّيِّ، وَآنِيَةِ الْفِضَّةِ، وَأَمَرَنَا بِسَبْعٍ بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَرَدِّ السَّلاَمِ، وَإِجَابَةِ الدَّاعِي، وَإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ، وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ‏.‏

Bera b. Azib r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyi yasakladı: Altın yüzüğü -ravi: yahut altın halkayı, dedi-, harır, istebrak ve dıbac denilen ipek çeşitlerini, kırmızı renkli ipek altlık kullanmayı, kassı denilen ipekli kumaşı ve altın kapları kullanmayı. .. Bize şu yedi şeyi de emretti: Hastayı ziyaret etmeyi, cenazelerin arkasından gitmeyi, aksıran kimseye (elhamdulillah dediğinde yerhamukellah diyerek) dua etmeyi, selamı almayı,davet edEonin davetini kabul etmeyi, yemin eden kimsenin yeminini yerine getirmeyi ve mazluma yardımcı olmayr

Sahîh-i Buhârî, 5863
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَشْعَثِ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ، وَنَهَانَا عَنْ سَبْعٍ أَمَرَنَا بِاتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ، وَعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَإِجَابَةِ الدَّاعِي، وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ، وَإِبْرَارِ الْقَسَمِ، وَرَدِّ السَّلاَمِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ‏.‏ وَنَهَانَا عَنْ آنِيَةِ الْفِضَّةِ، وَخَاتَمِ الذَّهَبِ، وَالْحَرِيرِ، وَالدِّيبَاجِ، وَالْقَسِّيِّ، وَالإِسْتَبْرَقِ‏.‏

Bera' r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyi emretti ve bizi yedi şey'den alıkoydu: Bize cenazeleri takip etmeyi, hastayı ziyaret etmeyi, davet edenin davetine icabet etmeyi, haksızlığa uğrayan mazlum'a yardım etmeyi, yemini tutmayı, selam'a karşılık vermeyi, aksıran kişiye dua etmeyi emretti. Sonra da bize gümüş kabı (kullanmayı), altın yüzüğü (takmayı), ipek, dîba, kalın ipek kumaşı, İstebrak denilen bîr diğer çeşit ipekli kumaşı yasakladı. Tekrar: 2445, 5175, 5635, 5650, 5838, 5849, 5863, 6222, 6235, 6654 Diğer tahric: Tirmizi Edeb; Müslim, Libas

Sahîh-i Buhârî, 1239
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَشْعَثُ بْنُ سُلَيْمٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ، وَنَهَانَا عَنْ سَبْعٍ، نَهَانَا عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ، وَلُبْسِ الْحَرِيرِ، وَالدِّيبَاجِ، وَالإِسْتَبْرَقِ، وَعَنِ الْقَسِّيِّ، وَالْمِيثَرَةِ، وَأَمَرَنَا أَنْ نَتْبَعَ الْجَنَائِزَ، وَنَعُودَ الْمَرِيضَ، وَنُفْشِيَ السَّلاَمَ‏.‏

Bera b. Azib r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyi emretti, yedi şeyi de yasakladı. Bize altın yüzük kullanmayı, ince ipek, kalın ipek ve atlas giyinmeyi, el-kassiy denilen ipek katılmış kumaşları, eğerler üzerine ipek yüzlü yastıklar kullanmayı yasakladı. Buna karşılık bize cenazelerin arkasından gitmeyi, hastayı ziyaret etmeyi, selamı yaygınlaştırmayı emir buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hastayı ziyaret etmenin vacip oluşu." Bu şekilde Buhari hasta ziyareti emrinin zahiri ne dayanarak kat'i şekilde vacip oluş ifadesini kullanmıştır. Müslim'in rivayetinde: "Beş şey, müslümanın Müslüman üzerinde vacip olan hakkıdır" şeklindedir ve bunu da aralarında zikretmiş bulunmaktadır. İbn Battal dedi ki: Burada emrin aç olana yemek yedirmek, esiri esirlikten kurtarmak gibi kifayet yoluyla vacip anlamında olma ihtimali vardır. Yakınlık bağlarını gözetmek, ülfeti ilerletmek için teşvik olmak üzere mendubluk ifade etme ihtimali de vardır. ed-Oavudı kat'i olarak birincisini dile getirerek şunları söylemiştir: Hasta ziyaretinin farz olduğunu birtakım kimseler başkalarından nakledegelmiş bulunmaktadır. Cumhur Ise: Hasta ziyareti aslında menduptur ama bazı kimseler dışarıda kalmak üzere bazıları hakkında vaciplik derecesine kadar ulaşabilir demişlerdir. Nevevi der ki: Vacip olmadığı üzerinde icma' vardır. Kastı da vacib-i aynı (farz-ı aynı olmadığıdır. Hastayı kollamak, onun durumunu görüp gözetmek, ona yumuşak ve tatlı davranmak da hasta ziyareti kapsamı içerisindedir. Hatta bazı hallerde bu, hastanın neşesinin yerine gelmesine, yeniden gücünü kazanmasına sebep dahi olabilir. Hadis-i şerifte geçen mutlak ifadeler dolayısıyla hasta ziyareti özellikle bazı vakitlerde yapılmak, bazı vakitlerde de yapılmamak gibi bir kayıtla sınırlanamaz. Ama hastanın sabah ve akşam vakitlerinden (birisinde) ziyaret edilmesi adet haline gelmiştir. Hastayı usandıracak yahut hasta sahiPlerine ağır gelecek kadar uzun süre oturmamak hasta ziyareti adabındandır. Eğer herhangi bir zorunluluk uzun süre oturmasını gerektiriyorsa bunda bir sakınca olmaz. Nitekim daha sonra gelen Cabir'in rivayet ettiği hadis de böyledir. Hasta ziyaretinin fazileti hususunda çok sayıda senedi ceyyid hadisler varid olmuştur. Müslim ve Tirmizi'nin zikrettiği Sevban yoluyla gelen şu hadis bunlardan birisidir: "Müslüman bir kimse Müslüman hasta kardeşini ziyaret edecek olursa hep cennetin olgun meyveleri arasında kalmaya devam eder

Sahîh-i Buhârî, 5650
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سَيْفُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يَقُولُ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى، أَنَّهُمْ كَانُوا عِنْدَ حُذَيْفَةَ فَاسْتَسْقَى فَسَقَاهُ مَجُوسِيٌّ‏.‏ فَلَمَّا وَضَعَ الْقَدَحَ فِي يَدِهِ رَمَاهُ بِهِ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي نَهَيْتُهُ غَيْرَ مَرَّةٍ وَلاَ مَرَّتَيْنِ‏.‏ كَأَنَّهُ يَقُولُ لَمْ أَفْعَلْ هَذَا، وَلَكِنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَلْبَسُوا الْحَرِيرَ وَلاَ الدِّيبَاجَ وَلاَ تَشْرَبُوا فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، وَلاَ تَأْكُلُوا فِي صِحَافِهَا، فَإِنَّهَا لَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَلَنَا فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏

Mücahid'den, dedi ki: "Bana Abdurrahman b. Ebi Leyla'nın tahdis ettiğine göre onlar Huzeyfe'nin yanında idiler. Huzeyfe kendisine su getirilmesini istedi. Bir Mecusi ona su getirdi. Mecusi bardağı Huzeyfe'nin eline verince onu fırlatarak: Eğer ona böyle yapmamasını bir ya da iki defa söylememiş olsaydım ... -Sanki: ... böyle yapmazdım, demek istiyordu.- Ama ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: İnce ipek de, kalın ipek de giymeyiniz, altın ve gümüş kaplardan içmeyiniz. Bunlardan yapılmış tabaklarda da yemek yemeyiniz. Çünkü bunlar bu dünyada onların (kafirlerindir), ahirette de bizimdir." Bu Hadis Hadis 5632,5633,5831 ve 5837 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Gümüş parçaları kakılmış kapIal'da yemek yemek." Yani içinde (bu şekilde) gümüş parçaların bulunduğu kaplarda yemek yemek. Buharı, kaplar arasında sadece bunu söz konusu etmekle yetinmiştir. Gümüş ve altın kaplar dışındaki bütün kaplarla yemek yemek mubahtır. Fakat ister kakma, ister karıştırma, isterse de kaplama suretiyle kısmen altın ve gümüş bulunan kaplar hakkında görüş ayrılığı vardır. Buharıinin bu başlıktasöz konusu ettiği Huzeyfe yoluyla gelen bu hadiste, altın ve gümüş kaplarda yalnızca içmeninyasaklandığı görülmektedir. Yemek de hüküm itibariyle içmeğe katılmak suretiyle, bu kapIal'da yemek yemenin de yasaklandığı hükmü çıkai,tılır. Böyle bir istinbat Huzeyfe hadisine nispetle böyledir ama Müslimlde yer alan Ümmü Seleme yoluyla gelen hadiste -ileride Eşribe (içecekler) bölümünde dikkat çekileceği üzere- yemek yemek de söz konusu edilmiştir. Dolayısıyla bu kaplarda yemek yemek de nas ile yasaklanmış olmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5426
HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ وَنَهَانَا عَنْ سَبْعٍ أَمَرَنَا بِاتِّبَاعِ الْجَنَازَةِ وَعِيَادَةِ الْمَرِيضِ وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ وَإِجَابَةِ الدَّاعِي وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ وَإِبْرَارِ الْقَسَمِ وَرَدِّ السَّلاَمِ وَنَهَانَا عَنْ سَبْعٍ عَنْ خَاتِمِ الذَّهَبِ أَوْ حَلْقَةِ الذَّهَبِ وَآنِيَةِ الْفِضَّةِ وَلُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَالإِسْتَبْرَقِ وَالْقَسِّيِّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَشْعَثُ بْنُ سُلَيْمٍ هُوَ أَشْعَثُ بْنُ أَبِي الشَّعْثَاءِ وَأَبُو الشَّعْثَاءِ اسْمُهُ سُلَيْمُ بْنُ الأَسْوَدِ ‏.‏

Berâ b. Âzib (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bize yedi şeyi emretti, yedi şeyi de yasakladı: “Emrettikleri: Cenazeye katılmak, Hasta ziyareti, Aksıran kimse elhamdülillah derse yerhamukallah demek, Da'vet'e icabet etmek, Mazlum'a yardım etmek, Yemin eden kimseyi tasdik etmeyi. Yasakladıkları ise: Altın yüzük kullanmak (erkekler için), Altından yapılmış değişik şeyler kullanmak, Altın ve gümüş kaplardan yemek ve içmek, İpek elbise giymek, ipekli kumaş cinsinden dibâc, istebrak ve kıssî giymek (Bu sayılanlar iç çamaşırı veya dışa giyilen değişik kalınlıktaki elbiselerdir.) Diğer tahric: Buhârî, Cenaiz; Müslim, Libas Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Eş’as b. Süleym=Eş’as b. ebi’ş Şasa’dır. İsmi, Süleym b. Esved’tir

Sünen-i Tirmizî, 2809
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَنَصْرِ الضَّعِيفِ، وَعَوْنِ الْمَظْلُومِ، وَإِفْشَاءِ السَّلاَمِ، وَإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ، وَنَهَى عَنِ الشُّرْبِ فِي الْفِضَّةِ، وَنَهَانَا عَنْ تَخَتُّمِ الذَّهَبِ، وَعَنْ رُكُوبِ الْمَيَاثِرِ، وَعَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ، وَالدِّيبَاجِ، وَالْقَسِّيِّ، وَالإِسْتَبْرَقِ‏.‏

Bera’ İbn Azib r.a.'dan dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize şu yedi şeyi emretti: Hastayı ziyaret etmeyi, cenazenin peşindeng;tmeyi, aksırıp elhamdulillah diyene yerhamukellah demeyi, zayıf kimseye yardımcı olmayı, mazluma yardım etmeyi, selamı yaygınlaştırmayı, Allah adına yemin edenin andıyla istediği şeyi yerine getirmeyi. Diğer taraftan gümüş kapta içmeyi nehyetti. Altın yüzük takınmayı, hayvanların eğerleri üzerine ipekten yastık ve benzeri şeyler koyarak binmeyi, harir, dibac, kass! ve istebrak denilen ipek elbiseleri giyinmeyi nehy etti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Selamı yaygınlaştırmak" İfşa (yaygınlaştırmak), açığa çıkarmak demektir. Maksat, selam sünnetini canlandırmaları için selamın yayılmasıdır. Buhari elEdebu'l-Müfred'de sahih bir sened ile İbn Ömer'den: "Selam verdiğin takdirde selamını işittir. Çünkü selam Allah'tan bir tahiyye (esenlik dileği)dir" demiştir. Nevevi dedi ki: Selam vermenin asgari seviyesi, kendisine selam verilenin duyacağı şekilde yüksek sesle selam vermektir. Eğer selam verdiği kimseye sesini işittirmeyecek olursa sünneti yerine getirmiş olmaz. Selamını işittiğinden emin olacak kadar sesini yükseltmesi de müstehaptır. Ancak uyanık ve uyuyan kimselerin bir arada bulunduğu bir yere girmesi halinde yüksek sesle selam vermek, bundan istisna edilmiştir. Bu gibi durumda sünnet Müslim'in Sahih'inde el-Mikdad'dan sabit olan şu rivayetine uygun hareket etmektir: el-Mikdad dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin gelir ve uyuyan birisini uyandırmayacak, uyanık olan kimseye de işittirecek şekilde bir selam verirdi." Nevev! de el-Mütevelli'den şöyle dediğini nakletmektedir: Bir topluluk ile karşılaştığı takdirde, onların bir bölümüne özelolarak selam vermesi mekruhtur. Çünkü selamın meşru kılınışından kasıt, ülfetin meydana gelmesidir. Selamın bir gruba özelleştirilmesi, dışarıda tutulan kimselerin uzaklaşmalarını gerektirir. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize şu yedi hususu emretti: Hastayı ziyaret etmeyi ... " Libas (giyim) bölümünde Buhari'nin bu hadisi değişik yerlerde zikretmiş olmakla birlikte bunu çoğunluğunda bütünüyle kaydetmemiş olduğunu söylemiş idik. Burası emrolunan yedi hususun ve yasak kılınan yedi hususun zikredilmiş olduğu yerlerden birisidir. Burada bu hadisin zikredilmesinden kasıt ise, selamın yaygınlaştırılması ile ilgili kısımdır. Hasta ziyareti ile ilgili hususa dair açıklamalar Tıb bölümünde, (Tıb'da değil de merda'da 5650 nolu hadiste) cenazelerin arkasından gitmek aynı bölümde, mazluma yardımcı olmak ile ilgili açıklamalar Mezalim bölümünde, (2445.hadiste) aksırana yerhamukellah deme ile ilgili açıklamalar Edeb bölümünün son taraf1arında (6222.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. And veren kimsenin yeminini yerine getirme ile ilgili açıklamalar da el-Eyman ve'n-Nuzur (yeminler ve adaklar) bölümünde gelecektir. Yasak kılınan hususlar ile ilgili açıklamalar da Eşribe (içecekler) bölümünde (5635.hadiste) ve Libas (giyim) bölümünde geçmiş bulunmaktadır. Burada sözü geçen zayıf kimseye yardımcı olmanın hükmü de Mezalim bölümünde geçmiş bulunmaktadır. el-Kermani dedi ki: Zayıf kimseye yardımcı olmak, davet edenin davetine icabet etmenin kapsamı içerisindedir. Çünkü davet eden bir kimse zayıf olabilir, onun davetini kabul edip icabet etmek de ona yardım etmek şeklinde olabilir. "Ve selamı yaygınlaştırmayı" Müslim, Ebu Hureyre'den şu merfu hadisi zikretmektedir: "Dikkat edin' Ben size kendisi vasıtasıyla birbirinizi seveceğiniz şeyi göstereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırınız." İbnu'l-Arabi dedi ki: Hadisten anlaşıldığına göre selamı yaygınlaştırmanın faydaları arasında selamlaşanlar arasında sevginin husule gelmesi de vardır. Bunun böyle olmasının sebebi, dinin şer'ı hükümlerinin uygulanması, kafirlerin de zelil kılınması için, karşılıklı yardımlaşmak suretiyle faydanın genel bir hal alması için kelimeye alışkanlığın kazanılması dolayısıyladır. Bu kelime işitildiği zaman onu iyice anlayan kimsenin kalbine ulaşır, kalpteki nefret uzaklaşarak onu söyleyen e doğru sevgiyle yönelinilir. Abdullah İbn Selam'dan Nebie ref ederek: "Yemek yediriniz, selamı yaygınlaştırınız" hadisi rivayet edilmiştir. Bu hadiste: "Selametle cennete girersiniz" ifadeleri de yer almaktadır. Bunu Buhari el-Edebu'I-Müfred'de rivayet etmiştir. Selamın yaygınlaştırılması ile ilgili hadislerden birisi de Nesai'nin, Ebu Hureyre'den Nebie merfu olarak rivayet ettiği şu hadistir: "Sizden biriniz oturduğu takdirde selam versin, kalktığı vakit de selam versin. Çünkü ilk defa selam verilmesi, ayrılırken verilen selamdan daha ileri bir hak değildir." Selamın yaygınlaştırılmasının emredilmesi, . gizlice selam vermenin yeterli olmadığına delil gösterilmiştir. Aksine selamın açıkça verilmesi gerekir. Bunun asgari seviyesi ise selamın verilirken de, alınırken de işittirilmesidir. EI ve benzeri işaret de yeterli değildir. Nesai ceyyid bir senedie Cabir'den merfu olarak şu hadisi zikretmektedir: "Yahudilerin selam verdiği gibi selam vermeyiniz. Çünkü onların selam vermeleri başlar ve eller iledir." Namaz hali bundan istisna edilir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namaz kılarken işaret ile selamı aldığına dair senedi ceyyid hadisler varid olmuştur. Bunlardan birisi Ebu Said'in rivayet ettiği: "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e namaz kılarken selam verdi, işaret ile onun selamını aldı" hadisidir. İbn Dakiki'l-'Id der ki: Kendisine selam verilmesinin terk edilmesi emrediImiş bulunan kimselere -kafir gibi- selam vermek, müstehap hükmünden istisna edilir. Derim ki: Buna da daha önce zikretmiş olduğumuz: "Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi size göstereyim mi?" hadisi delil teşkil etmektedir. Müslümanın ise kafire düşmanlık etmekle emrolunduğundan ötürü onu sevmeyi, muhabbet beslemeyi gerektirecek işleri yapması meşru olmaz. Fasık kimseye, çocuğa selam vermenin ve erkeğin kadına, kadının da erkeğe selam vermesinin meşruiyeti, bir mecliste kafir ve Müslüman bir arada bulunuyorsa Müslümanın hakkına riayet etmek üzere selam vermenin meşru olup olmadığı yahutta kafir dolayısıyla selam verme yükümlülüğünün düşüp düşmeyeceği hususunda da görüş ayrılığı vardır. Buhari bütün bunlar hakkında başlık açmış bulunmaktadır. Nevevı der ki: Yemek, içmek, cima etmekle meşgulolan yahut helada hamamda bulunan, uyuyan uyuklayan, namaz kılan, ezan okuyan bir kimsenin sözü geçen bu hali devam ettiği sürece ona ilk olarak selam verme genel hükmünden müstesnadırlar (yani bu halde olanlara selam verilmez). Nevevı dedi ki: Cuma hutbesi esnasında selam vermeye gelince, dinleme emri dolayısıyla mekruhtur. Eğer hutbe sırasında selam verecek olursa, hutbeyi dinlemek vaciptir diyenlere göre, selamın alınması icap etmez. Sünnet olduğunu kabul edenlere göre ise selamı alır. Her iki durumda da bir kişiden fazlasının selamı almaması gerekir. Kur'an okumakla meşgulolana gelince, el-Vahidi dedi ki: Daha uygun olanı ona selam vermemektir. Eğer ona selam verilecek olursa, Kur'an okuyanın işaret ile selamı alması yeterlidir. Daha sonra da şunları söylemektedir: Dua ile meşgulolup kendisini tam anlamıyla duaya vermiş, kalbini huzur ile bir araya getirmiş kimse için de, Kurlan okuyan gibidir, denilebilir. Bana göre daha kuwetli görülen, ona selam vermenin mekruh olacağıdır. Çünkü bundan dolayı rahatsız edilmiş olur ve bu iş ona yemek yeme meşakkatinden daha ağır gelir. Selamı yaygınlaştırma genel emrinin kapsamına içinde kimsenin bulunmadığı bir mekana giren kişinin kendisine selam vermesi de girer. Çünkü yüce Allah: liNe zaman ki bu evlere girerseniz, kendinize Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir selam olmak üzere selam veriniz."(Nur, 61) diye buyurmaktadır. Buhari de el-Edebull-Müfredlde, İbn Ebi Şeybe de hasen bir sened ile İbn ÖmerIden şu rivayeti nakletmektedirler: "Evde herhangi bir kimse bulunmuyor ise es-selamu aleyna ve ala ibadillahissalihın: Selam bize ve Allah'ın salih kullarına olsun, demesi müstehaptır." Kendisine selam verdiği takdirde selamı almayacağını zannettiği bir kimsenin yanından geçen bir kimsenin de ona selam vermesi ve bu zan dolayısıyla selam vermekten vazgeçmemesi de meşrudur. Çünkü bu zannında hata ediyor olabilir. (Nevevi) dedi ki: Böyle bir durum ile karşı karşıya kalan kimsenin bu kişiye nazik ve yumuşak ifadelerle selamı almanın vacip olduğunu söylemesi ve bundan dolayı farzı yerine getirmiş olmak için de selam vermesi gerektiğini hatırlatması gerekir. Eğer selam vermemeyi sürdürecek olursa bundan dolayı hakkını helal etmesi de gerekir. Çünkü bu bir kul hakkıdır

Sahîh-i Buhârî, 6235

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.